neyadasi.com'dan alınmıştır.

Ney Sazının Kısa Tarihi ve Büyük Neyzenler: Muhtasar Tarihçe-i Nây, ve Aktâb-ı Nâyi

Ney sazı Yansımalar’la modern meşhur hüviyetini kazanmadan veyahut da post-modern Mevlevilik pazarı oluşturulmadan önce de âlât-ı sadâ, musiki aletleri arasında, büyük yeri olan bir sazdı. Eleştirel düşünceleri bir kenara bırakırsak popüler kültürün de neye yönelmesi belki, tarih boyunca olduğu gibi, ney sesinin verdiğine yönelik ihtiyaçtan çıkmaktaydı.

Bu ne aşkın, bu ne derdin bu ne mestin sesidir

Bu ne tizin bu evcin, bu ne pestin sesidir

Bu ezelden geliyor bezm-i elestin sesidir

Bak neler söyletiyor Hazreti Mevlânâye[1]

Bu listede ney sazının genel manada tarihi ve musikimize hizmet vermiş nice büyük neyzen arasından fikrî, maddî ve kalbî imkân elverdiğince birkaç neyzen hakkında bilgiler verilecektir.

Ney Sazının Kısa Tarihi

· Ney, mazisi Sümerlere giden bir müzik aletidir.

Resim 1: Philadelphia Üniversitesi’nde Sergilenen Sümer Neyi[2]

Philadelphia Üniversitesi ve British Museum’dan bazı araştırmacılar bir Sümer mezarında yaptıkları kazıda MÖ. 2800 civarına tarihlenen bir ney buldular.[3]  Bulunan Sümer neyi üzerinde çalışan Francis Galpin, sazın do-re-mi-fa#-sol-la-si seslerini çıkarabildiğini fark etmiştir.[4] Süleyman Erguner ise bunun günümüz Türk müziğinde Pençgâh dizisine denk düştüğünü ifade etmiştir.

Bazı kaynaklarda Antik Mısır’da da neyin ilkel yapılarının görüldüğünü belirtmişlerdir. MÖ. 5000 civarında tarihlenmiş ney üfleyen bir neyzen rölyefi bulgulanmıştır. Bazı Mısırlı tarihçilerin Neyin menşeini tanrı Osiris’e dayandırdıkları ifade edilmektedir.[5]

Nota 1: Sümer Neyindeki Pençgâh Dizisi

Nota 2: Günümüzdeki Pençgâh Dizisi

·Ney, havalı çalgılar ailesinin delikli düdükler sınıfından vertikal üflenen düdükler türüne mensup bir sazdır.

Resim 2: www.neyatolyesi.net’ten alınmıştır.

Şekil 1: Çalgı Aletleri Ailesi

Ney, havalı bir sazdır. İki ucu açık olup bir ucundan dikine üflenen bir yapıdadır ve üzerinde yedi adet delik bulunur. Delikli oluşuyla borudan, dilsiz oluşuyla kaval, klarnet gibi dilli sazlardan dikine üflenişiyle de yan flüt gibi sazlardan ayrılmaktadır.

·Ney, sazların şeyhidir.

Resim 3: www.nagmeiask.blogspot.com’dan alınmıştır.

“Âlât-u levh-ü adevât-ı sehv olan sazların şeyhi ve mürşid ve emiri hâli nâydır.”

Gelibolulu Ali[6]

Piyano gibi orkestrasyonda akort için temel alınabilecek çalgıların olmadığı zamanlarda veyahut yerlerde özellikle üflemeli çalgılar bu görev için kullanılırdı. Neyin yapısı dolayısıyla akordunun bozulmaması[7] dolayısıyla doğuda Mevleviyye gibi cehri zikir yapan tarikatların merasimlerinde diyapazon işlevi ney ile sağlanırdı. Diğer sazendeler neyzenin yönlendirmesiyle seyrederdi. Bu, günümüzde de geçerlidir.

Neyin bu derece yüceltilmesinin bir sebebi de belki Hz. Risalet Penâh (s.a.v.) efendimiz ile Hz. Ali (k.v.) efendimiz arasında geçtiği ifade edilen ve hikâyet-i zuhr-i nây’a[8]dayandırılabilir.

·Ney, Hz. Peygamber ile Hz. Ali arasındaki sırrı üfler.

Resim 4: www.neyz.blogapot.com adresinden alınmıştır.

Neyin ortaya çıkışıyla alakalı farklı hikâyeler anlatılagelmektedir. Yukarıda geçtiği üzere örneğin Mısırlılar tanrı Osiris’e bağlamaktalarmış. Bizde de anlatılan muhtelif hikâyeler bulunmaktadır. Halk arasında da bu hikâyelere karşı aşinalık bulunmaktadır. En meşhur hikayelerden birisi Hazreti Peygamber (sav.) efendimizin Hazreti Ali (kv.) efendimize “sırr’ul esrardan” bir sır verdiği ve Hazreti Ali (kv.) efendimizin yüreğinin bu sırrın ağırlığına dayanamayarak parelenmesi ve en nihayetinde sırrı bir kuyuya haykırmasını içerir. Hikaye suyun da dayanamayıp sırrı dalgalanımları boyunca taşıması ve sonunda kamışlıktaki kamışları bu sırrı fısıldayan suyla besleyerek yükten kurtulmasıyla devam eder. Anlatılır ki kamışlıktan bir kamışı sürüsünü gütmek için kesen ve üfleyerek kendisine ney imal eden çobanın çaldığı ney sesinden Hazreti Peygamber (sav.) Hazreti Ali (kv.) efendimize verdiği sırrı duymuştur.[9]

Bişnev in ney çün şikâyet mî-koned

Ez cüdâyî-hâ hikâyet mî-koned[10]

Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor; ayrılıkları nasıl anlatıyor.[11]

Kez neyistân tâ merâ bûrîde end

Ez nefîrem merd ü zen nâlîde end[12]

Diyor ki: Beni kamışlıktan kestşklerinden beri feryadımla erkek de ağlayıp inlemiştir, kadın da.[13]

·Ney sazının en büyük versiyonu tam 1040 mm’dir.

Resim 5: https://islamansiklopedisi.org.tr/ney adresinden alınmıştır.

Ney sazının farklı akortlarda ve dolayısıyla farklı uzunluklarda çeşitleri bulunmaktadır. Bu çeşitler temelde üç sınıfta toplanır.[14]

1. Esas Neyler: Tanini aralık gözetilerek açılmış neyleri ifade eder, yani iki esas ney arasında bir nota fark bulunur. Esas neylerin isimleri şöyledir: Kız, mansur, şah, davut, bolahenk.

2. Nısfiye neyler: Bazı neylerin varlığı ancak farazi olarak kabul edilir. Çünkü hiçbir neyzenin kolu ve parmakları 130 cm uzunlukta bir ney için yeterli gelmeyecektir. Bunun için esas neylerin bir oktav tiz sesini veren neylerdir. İsimlerinin sonuna nısfıye kelimesi eklenir.

3. Mabeyn ve nısfıyeler: Esas neyler ve nısfıyeler arasında yarım ses fark gözetilerek açılan sazlardır. Sonuna mabeyn kelimesi eklenir, mansur mabeyni gibi.

Ney Grupları ve İsimleri

Neylerin isimleri
Esas Neyler

1.       Kız

2.       Mansur

3.       Dik Şah

4.       Şah

5.       Davud

6.       Bolâhenk

Nısfiyeler

1.       Kız Nısfiye

2.        Mansur Nısfiye

3.       Dik Şah Nısfiye

4.       Şah Nısfiye

5.       Davud Nısfiye

6.       Bolâhenk Nısfiye

7.       Süpürde Nısfiye

8.       Müstahsen Nısfiye

Mâbeynler

1.       Yıldız-Kız Mâbeyni

2.       Kız-Mansur Mâbeyni

3.       Mansur-Şah Mâbeyni

4.       Davud-Bolâhenk Mâbeyni

Ara Nısfiyeler

1.       Kız-Mansur Mâbeyn Nısfiye

2.       Mansur-Şah Mâbeyn Nısfiye

3.       Davud-Bolâhenk Mâbeyn Nısfiye

4.       Bolâhenk-Süpürde Mâbeyn Nısfiye

5.       Müstahsen-Kız Mâbeyn Nısfiye

 

Kaynak: (S. Erguner 2007).

Büyük Neyzenler

·Kutb-u Nâyi Hamza Dede

Resim 6: https://tumac.org/1775-1925-arasinda-yenikapi-mevlevihanesi-neyzenbasilari/ adresinden alınmıştır.

Hamza Dede XIII. yy’da yaşamış Mevlâna’nın yanında bulunmuş ve kendisinin neyzeni olduğu bilinen neyzenlerin piridir.[15]

·Neyzen Yusuf Paşa

Resim 7: https://islamansiklopedisi.org.tr/yusuf-pasa-neyzen adresinden alınmıştır.

1821’de İstanbul’da Beşiktaş Mevlevîhanesi’nde doğan Yusuf Paşa Neyzenbaşı Şey Said Dede’nin oğlu olup ney üflemeyi babasından erken yaşlarda öğrenmiştir. Henüz 17 yaşlarındayken neyzenbaşı olmuş ve çile çıkarıp dedelik rütbesini almıştır. Sultan Abdülmecid tarafından taltif edilmiştir. Daha sonra saraya girerek askeri bandoda çalışmaya başlayan Yusuf Paşa ferikliğe kadar yükselmiştir. Talebeleri arasında Sultan Abdülaziz bulunmaktadır. En bilinen eseri, bugün en küçük ney talebesinin dahi solfejini mırıldandığı Segâh Peşrevi’dir.

Meraklılar için Kudsi Erguner’in üflediği versiyonunu buraya bırakıyorum:

·Neyzen Salim Bey

Resim 8: http://www.musikiklavuzu.net/?/blog/bestekarlar/neyzen-salim-bey-1829-1884 adresinden alınmıştır.

Üsküdar Mevlevihanesi neyzenbaşıdır. Elimizde kendisine ait on küsur eseri bulunmaktadır. Bunların en meşhuru Hicaz Peşrevi’dir. Neyzen Salim Bey’in vefatı çok ilginçtir. Mevlevihanelerde zikir esnasında bazı aralarda neyzenbaşı ve bir neyzen geçiş taksimleri veya farklı eserler üflemektedirler. Salim Bey, zikir esnasında taksim ederken taksimi yavaşça karar perdeye düşürmüş ve kendisine dem üfleyen[16]Giriftzen Rıza Bey’e taksime devam ederek zikrin ilerlemesini, seyretmesini arzulayarak orada vefat etmiştir.[17] Bunun üzerine kendisi için tarih düşülen beyt Üsküdarlı Talat Bey’in kaleme aldığı şu kıta olmuştur:

Gelüp dem tuttu tarihin okur nây-i kalem Tal’at

Demin tekmil kıldı ah Neyzen Mir Salih ah[18]

Meraklılar için Hicaz Peşrev’i buraya bırakıyorum:

·Neyzen Tevfik

Resim 9: https://www.biyografya.com/biyografi/8732 adresinden alınmıştır.

Kendisi hicivli şiirleriyle de tanıdığımız Neyzen Tevfik, Bodrum doğumludur. Urla’da bir müddet yaşamış, sonraları İzmir Mevlevihanesine gitmeye başlamıştır. İyi sazende olan Neyzen dönemin büyük musikişinaslarıyla tanışmış onların sofralarında oturmuştur. Hicive yönelmesi Kırkağaç’lı büyük hiccav Şair Eşref’le tanışmasından sonra olmuştur. Buraya Neyzen’in Ferahnak taksimin koymak istiyorum:

· Aka Gündüz Kutbay

Resim 10: https://www.dr.com.tr/yazar/aka-gunduz-kutbay/s=274329 adresinden alınmıştır.

En azından edebiyat derslerinden aşina olduğumuz bir isim olan Aka Gündüz Kutbay, Neyzen Süleyman Erguner vasıtasıyla ney ile tanışmış ve burada oldukça ilerlemiştir. 1974’te neyzenbaşı Ulvi Erguner’in vefatı sonrasında neyzanbaşılık da yapmıştır. Ölümü ile ilgili olarak S. Erguner’in kitabında 1979 yılında kız ney ile neva sesi üflerken 49 yaşında TRT radyosunda vefat ettiği ifade edilmektedir. Buraya Doğan Ergin, Necdet Yaşar ve Abdi Coşkun ile birlikte yaptıkları bir kaydı bırakıyorum:

·Süleyman Erguner

Resim 11: https://islamansiklopedisi.org.tr/erguner-suleyman adresinden alınmıştır.

1944’te İstanbul Radyosu’nun ilk deneme yayınları ile başladığı radyo çalışmalarına 1950’de hizmete giren yeni İstanbul Radyosu’nda devam etti. Bu kurumdaki çalışmaları sırasında vefatına yakın yıllarda ney, tanbur, ud ve kudüm sazlarından oluşan Erguner Topluluğu adlı bir grup kurdu. İstanbul Radyosu’nda ve devam ettiği mûsiki topluluklarında klasik Türk mûsikisi ve tasavvuf mûsikisinin yeniden canlanması yolunda büyük gayretler gösteren, özellikle mansur ve şah neyi üflemeyi tercih eden, neyde pürüzsüz ve kuvvetli dem sesleriyle tanınan Süleyman Erguner aynı zamanda birçok talebe yetiştirmiştir. Bunlar arasında oğlu Ulvi Erguner ile Niyazi Sayın, Selâmi Bertuğ, Alâeddin Yavaşça ve Nevzat Atlığ en tanınmışlarıdır. 

Neyzenliğinin yanı sıra bazı eserler de besteleyen Erguner’in bugün elde altı ilâhi, beş şarkı ve dokuz saz eserinden müteşekkil yirmi bestesi bulunmaktadır. Bunlar arasında Yahya Kemal Beyatlı’nın, “Ömrün şu biten neşvesi tâm olsun erenler” mısraı ile başlayan uşşak yürük semâisiyle güftesi Hacı Bayrâm-ı Velî’ye ait olan, “N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm” mısraı ile başlayan uşşak ilâhisi çok meşhurdur.[19]

Kâni Karaca’nın yorumladığı eseri buraya bırakıyorum:

Sonuç

Bu listede ney sazı hakkında temel birkaç malumat vermek ve büyük neyzenlerimiz ve eserlerinden örnekler sunmak amaçlanmıştır. Ney hakkında ne kadar söz söylense noksan kalır, fakat buradaki maksat küçük de olsa merakları teskin edebilmek gayesidir. Neyzenlerimizin her birçok değerlidir. Buraya tümünü almak icap etmektedir. Fakat buna ne imkan ne de kabiliyet münasip gelmemektedir. Bu liste Türk musikisinin büyük değere sahip bir sazı olan ney hakkında kendilerinde cüzi miktarda merak duygusu bulunan kişilerin bu duyguların teskin veyahut da tekmil ettirebilirse gayesine ulaşmış olacaktır.


Kaynakça

And, Metin. Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları. 2. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Sanat Eserleri Dizisi, 1982.

Ateş, Erdoğan. «Ney’in Serüveni (Kamışlıktan Dudağa).» Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 1, no. 28 (2002): 140-161.

Başer, Fatma Adile. «1775-1925 Arasında Yenikapı Mevlevîhânesi Neyzenbaşıları.» TUMAC | Türk Müziği Akademi Çevresi, 2018.

Erguner, Kutsi. Ayrılık Çeşmesi . İstanbul: İletişim Yayınları, 2002.

Erguner, Süleyman. Ney “Metod”. 2. İstanbul: Erguner Müzik, 2007.

—. «TDV İslam Ansiklopedisi: ERGUNER, Süleyman.» TDV İslam Ansiklopedisi. tarih yok. https://islamansiklopedisi.org.tr/erguner-suleyman (07 24, 2019 tarihinde erişilmiştir).

Erguner, Ulvi. «Ney.» Musiki ve Nota, no. 1 (1969): 10.

Gölpınarlı, Abdülbaki. Mesnevi ve Şerhi. 2. Cilt I. İstanbul: Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları, 1985.

Özdamar, Mustafa. Yaman Dede Belgesel. İstanbul: Marifet Yayınları, 1994.

Sözen, Zeki. www.neyzenim.com. tarih yok. https://www.neyzenim.com/neytarihi.html (07 17, 2019 tarihinde erişilmiştir).

Zavotçu, Gencay. «Ney’in Öyküsü ve Divan Şiirinde İşlenişi.» A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 39 (2009): 719-751.

DİPNOTLAR

[1] Özdamar, Mustafa. Yaman Dede Belgesel. İstanbul: Marifet Yayınları, 1994.’den aktaran Erguner, Süleyman. Ney “Metod”. 2. İstanbul: Erguner Müzik, 2007.

[2] Sözen, Zeki. www.neyzenim.com. tarih yok. https://www.neyzenim.com/neytarihi.html (07 17, 2019 tarihinde erişilmiştir).

[3] Erguner, Ulvi. «Ney.» Musiki ve Nota, no. 1 (1969): 10.’den aktaran Erguner, Süleyman. Ney “Metod”. 2. İstanbul: Erguner Müzik, 2007.

[4] Erguner, Süleyman. Ney “Metod”. 2. İstanbul: Erguner Müzik, 2007.

[5] Erguner, Kutsi. Ayrılık Çeşmesi . İstanbul: İletişim Yayınları, 2002.’den aktaran Ateş, Erdoğan. « Ney’in Serüveni (Kamışlıktan Dudağa).» Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi1, no. 28 (2002): 140-161.

[6] And, Metin. Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları. 2. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Sanat Eserleri Dizisi, 1982.’den aktaran Erguner, Süleyman. Ney “Metod”. 2. İstanbul: Erguner Müzik, 2007.

[7] Neylerde de akort bazen bozulabilir. Fakat bu neyzenin kullandığı yağdan, açkısının düzgün olmamasında veyahut da buna benzer sebeplere bağlıdır. Nihayetinde akordu bozulan neylerin ufak açkı düzenlemeleri ile tamiri yapılır ancak bozukluk fazla ise o ney kullanılmaz.

[8] Neyin bulunuşuna ilişkin anlatılan hikaye. Doğruluğu muhaldir.

[9] Erguner, Süleyman. Ney “Metod”. 2. İstanbul: Erguner Müzik, 2007.

[10]Zavotçu, Gencay. «Ney’in Öyküsü ve Divan Şiirinde İşlenişi.» A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 39 (2009): 719-751.

[11] Gölpınarlı, Abdülbaki. Mesnevi ve Şerhi. 2. Cilt I. İstanbul: Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları, 1985.

[12] Zavotçu, a.g.m.

[13] Gölpınarlı, a.g.e.

[14] Erguner, S. a. g. e.

[15] Erguner, S. & Başer F., A.

[16] Dem üflemek, taksim yapan neyzenin kulağının makamın ana sesinden uzaklaşmaması için başka bir neyzen tarafından taksimi geçilen makamın dem sesi üzerine sürekli üflenmesidir.

[17] Erguner, S., a. g. e.

[18] Erguner, S., a. g. e.

[19] —. «TDV İslam Ansiklopedisi: ERGUNER, Süleyman.» TDV İslam Ansiklopedisi. tarih yok. https://islamansiklopedisi.org.tr/erguner-suleyman (07 24, 2019 tarihinde erişilmiştir).