Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
nedir tiyatro

Nedir Tiyatro? Seri-2

Öncelikle bildirmek isterim ki ‘Nedir Tiyatro?’ adlı yazımız, planladığımız şekilde;  seriler halinde devam edecek ve okuyucunun kanıksanmış –görüp de sormadığı- bilgiler ve şekiller üzerine yarı teknik bir biçimde kaleme alacağım, keyifli olmasını umduğum bir yazı dizisi olacaktır. Adından da anlaşılacağı gibi tiyatronun ne olduğu üzerine bilgiler bağlamında, her bir seride kanıksanmış bilgilerin ‘çıkış noktalarını’ sizlerle paylaşmaktan büyük keyif duyacağım. Tiyatronun doğuş noktasından günümüze kadar olan süreçte çizdiğimiz kronolojik çizgi ile hayal dünyanızda bu serinin bir yer edinmesini temenni ediyorum.

İkinci seri olan bu bölümde anlatmaya çalışacağım şey; ‘’Nedir Tiyatro?’’ sorusuna vereceğimiz cevabın gelişme bölümü; Dionysos Şenlikleri’ni, şenliklerin gerçekleştiği oditoryumları, dünya tiyatro haftasını ve joker olarak son bölümde ele alacağım komedinin doğuşunu kapsamaktadır.

 

NEDİR TİYATRO? SERİ-2

Dionysos Şenlikleri’nin ne olduğu konusuna başlamadan önce Dionysos’un kim olduğunu anlatmak gerektiğinin kanaatindeyim. Yunan Mitolojisi’nde Dionysos, şarap tanrısı olarak tasvir edilir ancak sadece sarhoş eden içki anlamı yüklü değildir. Şarap, sosyalleşme ortamını merkez alan amaca yönelik bir tabirdir. Şarap bir güçtür ve bu güç doğa ile insanı bir bütün kılmayı hedefleyen semboldür. Dionysos için düzenlenen şenlikler insan ve doğanın ilişkilerini ele alan mottolara sahip olmuştur ve bu durum, ona inanan Yunanların dramı geliştirmesinde büyük rol oynamıştır.

Dionysos şenlikleri için Nietzsche; Bu bayramlar alabildiğine canlı, dişi-erkek ayrımı gözetilmeksizin, bir kendi başına bırakılmışlık içinde, belirli bir yerde düzenlenir kuşakların dalgalanmaları her ailenin bağlı bulunduğu gelenek kurallarını aşar, ağırbaşlılık bilmez, doğanın en yırtıcı yabanılları kendilerini koyuvermiş gibi bir ortam oluşur, en yadırganan biçimde, aşırı sevgiyle yırtıcılık birbirine karışır.[1] der.

Dionysos’un doğumuna ilişkin iki efsane de oldukça ilgi çekicidir. Öyle ki birazdan anlatacağım efsaneleri öğrendikten sonra bu denli heyecanlı ve festival havasındaki şenliklerin nedenini anlamamıza yardımcı olacaktır.

İlk efsanemiz ikincisi gibi bir kıskançlık neticesine dayanmaktadır ve başrolde ikinci efsanede yine karşımıza çıkacak Hera vardır. Hera Yunan Mitolojisi’nde evlilik tanrıçasıdır. Hera’nın da oldukça ilginç bir hikayesi vardır. Ondan da kısaca bahsetmek isterim. Kıskançlıklarıyla ve ailesini korumasıyla üne sahip olan Hera, bu özellikleriyle insana benzer özellikleriyle dikkat çekmektedir. Kardeşi Zeus aynı zamanda Hera’nın kocasıdır.

Mitolojide Dionysos, Zeus’un oğludur ancak annesi Hera değil… İşte ilk kıskançlık hikâyemiz tam olarak burada başlamaktadır. Zeus ile Semele’nin ilişkisinden meydana gelen Dionysos’un makûs talihi anne rahmine düştüğü gün baş gösteriyor. Bu ilişkiyi kabullenemeyen Hera, Zeus’u Semele’ye karşı dolduruşa getirir ve Zeus, bu dolduruşlara gelerek Semele’nin sonu olur. Ancak bir mucize cereyan etmiştir. Tabii nasıl etmez ki? Sonuçta Zeus, Gökyüzü Tanrısıdır. Onun şimşekleri ve yıldırımlarına karşı Dionysos paratoner görevi yapmış olacak ki böyle bir mucize cereyan (!) etsin. Evet, Hera’nın sonu olmuştur Zeus ancak mucize şudur ki anne karnındaki Dionysos hayatta kalabilmeyi başarmıştır. Zeus 7 aylıkken hayatta kalabilen Dionysos’u anne karnından alır ve kendi baldırında doğuma kadar hazırlar. Doğumu geldiğinde ise oğlu Dionysos’u baldırından çıkarır ve dünyaya getirir.[2]

İkinci ihtiraslı efsanemiz ise yine Hera hanımın kıskançlığı üzerinedir. Hera, kendi kocası (aynı zamanda kardeşi) olan Zeus’un başka kadından meydana getirdiği Dionysos’u yediremediği için kaçırıp bir çalılığa atıp, yetmezmiş gibi Titanlar’a bütün uzuvlarını parçalatmıştır. Dionysos’un akan kanlarının damladığı yerde bir nar ağacı biter… (Bkz. Nar ağacı nasıl ortaya çıkmıştır?) Fakat bu olayı duyan Zeus’un annesi, Dionysos’un babaannesi Rhea torunun bütün parçalarını tek tek toplayıp, bir araya getirip Dionysos’a tekrar hayat verir.[3]

Birazdan bahsedeceğim Dionysos Şenlikleri’nde sınırsız ve doyumsuz şatafatın olmasına şaşmamalı doğrusu. Kaldı ki bizim Dionysos da ‘‘Bir kere gelmişim şu dünyaya, yas mı tutturayım şu Yunan’a?’’ diye düşünerek yedirmiş, içirmiş, söyletmiş ve onurlandırmış bütün tanrıları. Haklı mıdır ya da hakkı mıdır lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşınız efendim…

Konumuza dönecek olursak, tüm bu çilekeş senaryonun sonunda Dionysos adına düzenlenen şenliklerde şarkılar, tanrıları onurlandırma amaçlı tiyatro oyunlarının seyircisi liyakat sırasına göre sıralanmaktadır. En önde rahipler yer alır ve arkalarında insanlar… Ancak asıl amaç insanların beğenisi ve ders almasıdır.

Klasik Dönem Yunan Tiyatrosu burada baş göstermektedir. İnsanlar kılık değiştirerek girdikleri tiplemeler ile sahnede yer almış ve böylece seyirci olarak festivale katılım sağlarken bir anda kendilerini sahnede de bulmuşlardır. Dionysos şerefine düzenlenen birçok festival vardır ve hepsini anlatmaktan keyif duyarım…

Kır Dionysiası

Aralık ayında kutlanan, sadece bekâr kadınların katılabildiği, evli kadınların katılımının yasak olduğu bir festivaldir. Bolca şarap içilir ve tanrılara adanan keçiler kesilirdi. Tarım açısından, toprakların ve ekilen ürünlerin bereketli olması umut edilirdi.[4]

Lenaea Festivali

Aralık ayında katılamayan bekâr kadınların gönlünü almak için yapıldığını düşündüğüm bir festivaldir. Çünkü Yunanlar Ocak, Şubat aylarını evlilik ayları olarak düşündükleri için bu festivale evlilik arifesinde olan kadınların davet edildiğini görüyoruz. Festival geceleri düzenlenirdi, amacı; Dionysos’un meşale şovu ile sahneye gelmesidir.[5]

Anthesteria Festivali

Çiçek festivali olarak da bilinir. Bahar festivalidir ve içmeye hazır hale gelen yeni mahsul şaraplar sahneye gelir. Tanrılar bu şenlik için yer altından çıkar ve festivale katılır. Festival sonunda insanlar, festivalin bitişini sokaklarda ruhların gitmesi için bağırarak temsil ederdi.[6]

Kent Dionysiası

Ve işte büyük Dionysia… İlkbaharda kutlanan, asıl eğlencenin tavan yaptığı şenliklerdir. Mart aylarında gerçekleşir ve tiyatronun, dansın, şarkının kısacası sanatın her türüne rastlanabilecek bir festivaldir. Atina bu festival ile dolar hatta taşardı. Yabancı seyircilerin bile Atina’ya akın ettiği bu festivale ilgi oldukça büyüktü.[7]

Etkinlik süre zarfı boyunca günlere ayrılır ve ilk gün hazırlıklar ile ikinci gün seremoni, kurbanlıkların kesilmesi ve eğlence ile devam eder, üçüncü gün ise sanata doyulurdu.

Kent Dionysiası
(görsel Oscar Brockett’in Tiyatro Tarihi kitabından alınmıştır)

Yukarıda görmüş olduğunuz görsel festivallerde yer alan sanat adına gerçekleştirilen gösterilerin yer aldığı bir çeşit oditoryumun planıdır. Bu planı kısaca anlatmak gerekirse… Bu yapı Klasik Döneme ait bir yapıdır ve kullanış amacı şimdiki benzer sahnelerden farklılık göstermekteydi. O dönem ‘Skene’ yazan yer sahne arkası, ‘Proskenion’ yazan bölüm ise sahne olarak kullanılmaktaydı. Ortadaki yuvarlak bölümde orkestra yer almakta ve yuvarlağı çevreleyen sıralı çizgiler ise seyirci için ayrılan yerlerdi. Bu gibi mimarilerin akustiğinin oldukça kuvvetli olduğunu bir önceki yazımızdan hatırlayan okuyucularımıza sevgi ve saygılarımızı sunuyorum…

klasik dönem tiyatro
(görsel Oscar Brockett’in Tiyatro Tarihi kitabından alınmıştır)

Bu görmüş olduğunuz görsel ise Klasik Dönem sonrası kullanılan tiyatrodur. Her ne kadar sol alttaki ağaç sahneyi kapatmış olsa da görebildiğiniz kadar ve bir önceki görsel ile kıyasladığınız zaman ‘Skene’ bölümünün artık ‘Proskenion’a yani sahneye dahil edildiğini göreceksiniz.

Ve bir diğer görselimiz…

Loca Tiyatro
(görselin orijinali Oscar Brockett’in Tiyatro Tarihi kitabından alınmıştır)

Görselde ok işareti ile göstermiş olduğum yer ise tanrıların ya da festivalleri düzenleyen yerel yöneticilerin etkinliği izlemeleri için tasarlanmış ‘’Loca’’lardır. Birçok filmde vs. denk gelmiş olduğunuzdan eminim.

Bu yazı dizisinde olayları ve kavramları elimden geldiği kadar açıklarken kronolojik bir sıra izleyeceğimi ilkyazımda da belirtmiştim. Tüm bunları yaparken olayları birbirine bağlayan hayali bir zincir ile konuyu hikâyeleştirip beğeninize sunmaya gayret gösteriyorum. Umarım yorumlarınızı, tavsiyelerinizi yorum kısmında esirgemezsiniz. Ve şimdi hayali zincirimizi festivallerden dünya tiyatro haftasına bağlıyoruz…

Dünya Tiyatro Haftası ya da Dünya Tiyatro Günü olarak bilinen bu etkinlik, Dünya Tiyatro Birliği tarafından 1961 yılında 27 Mart olarak belirlendi. Geleneksel olarak her yıl çeşitli tiyatro grupları tarafından kutlanan bu etkinliğe katılım, dünyada çeşitli seviyelerde amatör, profesyonel ya da yarı profesyonel ekipler tarafından sağlanmaktadır. Bu gelenekselleşmiş etkinliğin tarihi konusuna atıfta bulunmak gerekir. Elbette bu tarih kimsenin gelişigüzel uydurduğu bir tarih değil. Kent Dionysia’sı tiyatro adına kutlanan en büyük festivaldi. Dionysos’a bağ bozumu tanrısı da denmektedir. Mart ayını bağ bozumu olarak da kutlayan Antik Yunan halkı bu tarihte düzenledikleri çeşitli oyunlar ile tanrıları yüceltecek oyunlar sergilerken eğlenmekten de geri kalmamışlardır. Bu yüzden ülkemizde ve dünyada tam da o dönemin bağ bozumu zamanına denk geldiği için, her yıl 27 Mart haftası Dünya Tiyatro Haftası olarak kutlanmaktadır. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada ilkokul seviyesinin altındaki eğitim kurumlarındaki öğrenciler dâhil olmak üzere, piyesler, oyunlar, oratoryolar profesyonel ekiplere kadar uzanan bir silsile ile sahnelenmektedir.

Geldik yazımızın joker bölümüne…

Nedir Tiyatro-1 adlı bir önceki yazımızda tiyatronun türlerinden bahsetmiştik. Bu türler arasında belki de izleyicinin en çok tercih ettiği ‘Komedi’nin anlatılmaya değer bir hikâyesi vardır.

Peki, nerden doğmuştur bu komedi?

Dionysos’un şenlik ve kutlama havasında geçen şenliklerinin altında elbette başka bir sebep de yatmaktaydı ve bu sebep aslında temel olarak varsayılabilir. Tiyatro oyunları, korolar, orkestralar, şarkılar, türküler… Hepsinin ana temasında yatan bir amaç vardı o da; tanrıları yüceltmek ve oyun ya da performans sonunda seyircide uyanacak bir ders… ‘Tanrılara karşı gelmeyin! Bakın ve görün, onlar sizlere bu nimetleri sunmakta. Eğlenin ve gülün tanrılar sizi korumakta. Kurbanlar verin ve yalvarın sizlere daha çok versin. Eğer karşı çıkarsanız sonunuz onlar gibi olur!’ Peki ya onlardan kasıtları kim?

Sergilenen oyunlarda ya da diğer performanslarda tanrının yolundan ayrılan bir kurban vardır mutlaka. Tanrıya isyan eder, onun yolundan sapar ve yalnız kalır. Tanrı ile savaşma cüretini kendinde bulur ve tanrılar onu yerle bir eder. Acı ve sefalet içerisinde can verir ve bu yolda verdiği tek şey canı olmaz. İzleyiciye de bir bilinçaltı mesaj verir. Eğer sen de böyle olursan, mahvolursun!

Ancak tabi bu klişe hep böyle devam etmemiştir ve bir gün sahnelenen bir oyun seyircide korku, acı, pişmanlık ve tedirginliğin yerine farklı duygular uyandırmıştır. Oyunda tanrılara karşı gelen bir karaktere ve tanrıların ona karşı planladığı kaderin tutmaması üzerine küçük düşen tanrının başarısızlığına yer verilmiştir. Tanrıyı komik duruma düşürerek zafer elde eden karakterin oyun boyunca tanrıyla adeta oyun oynaması ve düzeni değiştirebileceği mesajı seyircilerde mutluluk uyandırmış ve tanrının o halleri seyirci arasında komediyi doğurmuştur.

Komedi oyunları yalnızca gülüp geçeceğimiz esprilerden ibaret değildir. Altında yatan mesaj her zaman nettir. Hayata dair; karşılaştığımız ya da karşılaşmamızın muhtemel olduğu olaylara ufak bir temastır. Tepkilerimizde özgürüz amma kulak ver Neyzen’e: Güleriz Ağlanacak Halimize…

Belki de asıl komedi budur…

SANATLA KALIN…

SANATSIZ KALAN BİR MİLLETİN

HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR

‘GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’


KAYNAKÇA

Güney, A. (2011). ARİSTOTELES VE BERTOLT BRECHT’İN İNGİLİZ TİYATROSUNA ETKİLERİ ÖZET, (October 2010).

Özhancı, E. (1985). ELİZABETH DÖNEMİNDEKİ TİYATRO YAPILARI VE GLOBE TİYATRO, 13–20.

Takımcı Ç. M. (2016). Antik Çağ’da Bayramlar ve Festivaller (YUNAN-ROMA), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Konya.

Şirvan B. (2013). Dionysos Kültü, Arkeoloji ve Sanat Dergisi. Sayu:143. (ET:25.09.2019).

Brockett, O. (2017). Oscar Brockett Tiyatro Tarihi 2.

Brecht, B. (2008). Tiyatro Türleri : Modern Tiyatro.

Bayka, M. (1994). Türk Tiyatro Tarihi.

Brockett, O. (2017). Oscar Brockett Tiyatro Tarihi 1.

Yücel Ç. (2015). Dionysos Bayramları ve Şenlikleri .Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Sayı:4. (ET:26.09.2019).

Tarihli Sanat. (2019, Şubat 26). Tarihli Sanat: https://www.tarihlisanat.com/dionysos/ (ET:26.09.2019).

[1] (Tarihli Sanat, 2019)

[2] (ŞİRVAN, 2013)

[3] (Tarihli Sanat, 2019)

[4] (YÜCEL, 2015)

[5] (Tarihli Sanat, 2019)

[6] (YÜCEL, 2015)

[7] (YÜCEL, 2015)


Değerlendir
Okuyucu Derecelendirmesi4 Oy4.75
4.8