Ana Sayfa / Genel / Nedir Tiyatro? Seri-1
dunya-tiyatro-gunu
Blogteb'ten alınmıştır.

Nedir Tiyatro? Seri-1

Öncelikle bildirmek isterim ki ‘Nedir Tiyatro?’ adlı yazımız, planladığımız şekilde;  seriler halinde devam edecek ve okuyucunun kanıksanmış –görüp de sormadığı- bilgiler ve şekiller üzerine yarı teknik bir biçimde kaleme alacağım, keyifli olmasını umduğum bir yazı dizisi olacaktır. Adından da anlaşılacağı gibi tiyatronun ne olduğu üzerine bilgiler bağlamında, her bir seride kanıksanmış bilgilerin ‘çıkış noktalarını’ sizlerle paylaşmaktan büyük keyif duyacağım. Tiyatronun doğuş noktasından günümüze kadar olan süreçte çizdiğimiz kronolojik çizgi ile hayal dünyanızda bu serinin bir yer edinmesini temenni ediyorum.

İlk seri olan bu bölümde anlatmaya çalışacağım şey; nedir tiyatro? Sorusuna vereceğimiz cevabın girizgâhı, taklitten nasıl doğduğu, tanımına yönelik eleştirileri ve sembolü olan gülen ve ağlayan yüzün ne anlama geldiğidir.

NEDİR TİYATRO?

Görsel bir sanattır tiyatro. Aristoteles zamanına gidiyoruz hemen ve karşımıza çıkan bilgi şu oluyor bu dönemde… Görsel bir sanat olan tiyatro Aristoteles’in Poetika adlı eseri ile metne dökülmüş ve bu eserde sanat ve tiyatro hakkında görüşlerini belirtmiştir. Bu temel ile tiyatro, edebiyatta da kendine yer bulmuştur.

Tiyatro kelimesi, Yunanca kökenli THEATRON kelimesinden gelmektedir. Kelime anlamı olarak ise theatron; görme yeri, bir şeyin görüldüğü yer anlamı taşımaktadır. Peki, tiyatro nasıl olur? Tiyatronun olması için teknik olarak, yazar, oyuncular, sahne, dekor, konunun sergilenmesi, olay, seyirci ve teatral kategori olarak adlandırılan türlerden en az birinin olması gerekmektedir.

Tiyatro nasıl doğdu? Zaman makinemizi bu sefer ilkel çağlara kodluyoruz. Avcılık ve toplayıcılık yapılan dönemlere… Dilin henüz gelişmediği sadece beden dili ile en net iletişimin kurulduğu dönemlere geldiğimizde tiyatronun nasıl ‘ilkel’ olarak doğduğunu göreceğiz. Avcılık ile uğraşan kafile, avlarının sürekliliği, çeşidi ve fazlalığı için kendi av metotlarını diğerlerine anlatırken habersizce tiyatronun atası oluveriyorlar. Hayal edin elinde mızrak olan bir yerli, önündeki avı nasıl avladığını kendini ‘taklit’ ederek anlatıyor. Diğerleri bu teknikle artık bir sonraki ava daha hazır oluyor. Sonra ritüeller… Kafamızda canlanan totem etrafında ritüel yapan, ilkel olarak adlandırılan bu insanlar, tiyatronun dans ve müzik ile olan birlikteliğine tam olarak temel atıyor. Bahsettiğimiz bu ritüeller kesinlikle basit bir kurguya sahip değil. Kostümler özenle hazırlanmış, totem saygıyla inşa edilmiş ve dans, ahenk içerisinde bir koreografiye sahip. Günümüzde halen yaşamını sürdüren ilkel toplumlara kültür olarak yerleşmiş bu ritüellerin eski zamanlardan kaldığını antropologlar kesin olarak onaylıyor. Sonrasında ise bu, sanat olarak nitelendirilebilecek olayların daha geniş prodüksiyona (!) ulaştığını göreceğiz. Örneğin, avcı avını avlarken oynadığı oyuna bir de yan karakter ekleniyor ve av rolüne giren oyuncular ile karşılaşıyoruz. Avlanmış bir ceylanın postunu sırtına geçirip ‘ceylan olmuş’ bir oyuncu kelimenin tam anlamıyla tiyatro oyunu sahneliyor. Başka bir insan topluluğu üzerinden anılarınız canlandıralım. Eski Mısır’da görevli olanlar… Akrobatlar, dansçılar… Prodüksiyon git gide büyüyor ve tiyatro tadından yenmeyecek bir hal alıyor. Başa dönecek olursak taklitten doğan bu süreç hala da gelişmeye devam ediyor ve etmesi de muhtemel görünüyor.[1]

Tiyatro
Georgecation’dan alınmıştır.

TİYATRONUN TÜRLERİ

Modern tiyatronun türlerinden bahsetmek gerek. Modern tiyatronun türleri; trajedi, komedi, dram ve müzikli tiyatro olmak üzere 4 ana başlığa ayrılmaktadır. Bunların açıklamalarını da yapmak gerek.

-TRAJEDİ-

Trajedi oyunlarında seyircide uyandırılması hedeflenen öne çıkan; hisler korku ve acımadır. Trajedi için maskenin ağlayan yüzüdür demek yanlış olmayacaktır.

Başroller yani lokomotif oyuncular, oyunu sürükleyen ve oyunun yönünü belirleyen kimselerdir ve bu türde bu tip oyuncular seçkin kimselerin ya da tanrıların yerine geçer. Sıradan insanları canlandıran oyuncular bu tür oyunların ana kahramanı olamazlar. Haliyle oyunun konusu da bu seçkin kişilerin hayatlarını ya da mitolojideki tanrıların birbirleri arasındaki bir olayı kaleme alır. Argo ve kaba sözler bu türün içinde bulunmazlar. Bu türün üstünü örttüğü olaylardan biri de cinayet, kavga gibi olayların seyirciye gösterilmesi kısmıdır. Seyirciye gösterilmez. Yer, mekan ve zaman belirlidir dekor değişmez mekan hep aynıdır örneğin.

-KOMEDİ-

Seyircileri güldürerek eğitmek amaçlanmaktadır bu türde. Komedi olarak geçen olay aslında bir ders verme amacı taşır, çoğu zaman güldüğümüz şeyin altında bir mesaj vardır.

Ütopik konulardan ziyade günlük olaylar konu edinilir. Kahramanlarımız eğitim görmemiş ya da kendini beğenmiş, sonradan görme özelliklerine sahiptirler. Davranışları ile kendi dünyalarında yüksek irtifada seyrederken, aslında oldukça komik ve sinir bozucu şekilde yorumlanırlar. Bu türde kullanılan dil konusunda sınırlama yoktur. Argo hatta küfürleri duymak oldukça olasıdır. Görsel olarak da olaylar; çirkinlikleri kabalıklar seyircinin gözü önünde sergilenir. Zaman, mekân ve olay birliği türe hâkimdir. Belirli bir yerde ve zamanda belirli bir olay ele alınmaktadır.

Komediyi de kendi içinde 8 başlığa ayırabiliriz.

  1. Entrika Komedisi: Entrika komedisinde seyirciyi güldürme amacı yoktur. Olayımızın içinde hile ve seyirciyi şaşırtma unsurları oldukça fazladır.
  2. Karakter Komedisi: Karakter kavramına teatral bir başlık açmak gerekir. Tiyatroda sadece jest, mimik ve farklı ya da oyuncunun kendi ses tonunda; sadece seyirciye, (genelde) kısa olarak sunulan ve alt metninin çok fazla dolu olmadığı, oyuncunun girdiği role biz ‘tipleme’ diyoruz. Ancak yine jest, mimik ve farklı veya oyuncunun kendi ses tonunu kullanarak oynadığı, ancak tiplemeden farklı olarak alt metine, ‘dramaturji’ye sahip olan role ise ‘karakter’ diyoruz. Bu bağlamda karakter dediğimiz figürün herhangi bir olaya vereceği tepkiyi oyun içerisinde yapacağımız çıkarımlardan tahmin edebiliriz. Ancak tiplemeyi ise oyuncu kendi bile belki de buna o an karar verir. Karakter komedisi ise bu karakterler üzerinden yapılan komediye denir.
  3. Töre Komedisi: Adından da anlaşılacağı gibi töre komedisi; abartılı ve gülünç hale gelmiş örf ya da adetleri konu edinen komediye denir.
  4. Hissi Komedi: Hissi komedide olayımız; duyguların birinci planda tutulması ve güldürücü motiflerin ikinci planda tutulmasıdır.
  5. Fars: Ülkemizde oldukça yaygın olmasının yanında basit unsurlar ile güldürerek, az sayıdaki oyuncu ekibi ile tanımlanabilir. (Ray Cooney bu türü oldukça sık kullanmaktadır.)
  6. Vodvil: Entrika komedisinin daha basit ve hızlı bir hale gelmiş olanıdır. Dolambaç komedisi ya da dolambaçlı komedi olarak da anılır. (Ray Cooney bey yine bu türden oldukça faydalanmıştır.)
  7. Skeç: Çok uzun olmayan oyun türlerindendir. Komedi yapmak birinci plandadır ancak finalde işin içine dram da girdiğinde tadından yenmez bir hal alır. Doğaçlama şansını oyuncuya en çok tanıyan tür desem yanılmış sayılmam.
  8. Satir: Sosyal ya da politik konularda taşlama yönüyle öne çıkmaktadır. Bu türde yer alan tipleme ya da karakterler gülünç halleriyle eleştirilme durumundadır.

-DRAM- 

Dram acıklı ve komik durumları ele alan bir oyun türüdür. 19. yy’da trajedinin sıkı kurallarına tepki olarak ortaya çıkmıştır diyebiliriz.

Burada bir parantez açmak gerekir. Dram ile drama sanatı birbirine karıştırılmamalıdır. Dram acıklı konulara değinirken dram sanatı günlük hayatta geçen olayları konu edinir. Bir nevi dram sanatı için; tiyatronun ‘ayna’ görevi görmesi durumunu açıklayan bir kavramdır diyebiliriz.

Dramın konusu içinde bulunulan dönemden ya da tarihten seçilir. Acıklı ve komik olaylar konu edinilir. Kahramanlar kalburüstü karakter ya da sıradan insanlardan oluşabilir. Zaman, mekân ve olay kuralına uymak zorunlu değildir. İyi ya da kötü, çirkin ya da normal bütün olaylar seyirci karşısında sahnelenebilir. Seyircinin duyguları oyun sonunda doruktadır.

-MÜZİKLİ TİYATRO-

Müzikli tiyatroları da kendi içerisinde sınıflandırma yapacak olursak, 5 gruba ayırabiliriz.

  1. Opera: Sözlerinin tümü ya da genelde kullanılan şeyliyle çoğu, ‘koro, solo ve düet’ şeklinde şarkılar eşliğinde söylenen müzikli tiyatro eseridir. Oyunculara orkestra da eşlik eder.
  2. Operet: Eğlenceli bir tiyatro eseridir. Konusu çok kapsamlı olmayan hafif eserlerdir. Bu eserlerin içinde bestesiz konuşmaların da bulunmasına rastlayabiliriz. Müziklidir ve halk için yazılırlar. Bu kural ile mesajı çok nettir… ‘Sanat toplum içindir’ derler…
  3. Opera Komik: Operet türünün yüksek zümre için yazılmış halidir. Bestelidir.
  4. Vodvil: Hareketli, içerisinde; arka fonda çalan hareketli bir müziğin eşlik ettiği koşuşturma sahnelerine yer verilen hafif komedi biçimidir. Bu yüzden komedi türünde de kendine yer bulmuştur.
  5. Bale: Çeşitli dans türlerinin içinde bulunduğu, müzikli ve sözlü olmaksızın koreografik imgelerle konunun anlatıldığı eserlerdir.
Tiyatro 1
Makaleler.com’dan alınmıştır.

Türlerin özelliklerinden ve ne olduklarından bahsettiğimiz bu bölümde umuyorum faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Türlerinin içerisinde kurallara sahip özelliklerin olduğunu görsek de, tiyatro eserlerinde tek bir türün olduğunu ya da tek bir türe dayalı yazılıp sahnelendiğini düşünmek yanlış olur. Farklı türleri içinde bulunduran eserler sahnelendiğinde seyircinin duygularına daha kolay ve net bir şekilde nüfuz etmektedir. Şu şekilde yorumlamama izin verin! Türlerin hepsi eserlerin tuzu biberidir ve doğru kıvamda kullanışmış bu türler her seyircinin damağında farklı bir tat bırakır…[2]

Efendim başta da vaat ettiğim gibi her serinin sonunda kanıksanmış ve sormaya gerek duymadığımız bazı motiflere, sen nesin? ya da nereden geliyorsun? soruları sorup bu sorulara cevap vermek istiyorum. Bu bölümü joker bölüm olarak adlandırıp, bu ilk joker bölümümüzde sizleri birazcık dumura uğratmak istiyorum. Hemen başlayalım…

NEDİR GÜLEN VE AĞLAYAN YÜZ?

Tiyatro 2
Nereye.com’dan alınmıştır.

Tiyatronun sembolü, logosu (veyahut siz nasıl adlandırırsan) haline gelmiş gülen ve ağlayan yüz şeklinin ne anlama geldiğini öğrenmek için zaman makinemizi bir kez daha kodluyoruz ve Antik Yunan’a kadar gidiyoruz.

Antik Yunan’da oyunlar kralları, tanrıları ya da yüksek zümreleri onurlandırmak için oynanır ve bu kişiler oyunları seyrederken adeta koltukları kabarırdı. Amaç onları yüceltmek ve onlara başkaldıranların hazin sonralarının izleyenler için ibret olmasıdır. Oyunlar basittir, bir tanrı ya da bir kral, bu ya da bunlara başkaldıran, onlara savaş açan bir karakter ve finalde bu karakterin içler acısı sonu… (genelde bu son korkunç ölümleridir.) Mesaj net… Otur oturduğun yerde, bize itaat et.

Tabi bu oyunları izleyen binlerce kişi vardır, bu insanları bir yere toplamak gerek. Amfi Tiyatrolar… (Şimdiki modern halleri Oditoryumlardır.) Amfi tiyatrolardan bahsetmek de gerek. Akustikleri harikadır. En üstte, sahneye en uzak kişilerin bile duyabileceği sisteme sahiptirler. Ancak seslerin net anlaşılabilmesi, doğa olayları sebebiyle her zaman mümkün olmamıştır. Bu durum gereği de oyun tarihleri buna göre belirlenmiştir.

Krallar ve soylular şimdiki tabir ile localarında, oyun mesajı gereği onurlanırken seyirciler ise oyunun bu seferki konusunu (yani şimdi neyi yapmamamız gerekiyor bir öğrenelim durumunu) seyrederler. Ancak bir sorun vardır. Amfi tiyatrolar devasa yapılar, oyuncuların yüzlerini nasıl seçeceğiz? Bir fikir meydana geliyor ve bu fikir tiyatronun bugünkü sembolü oluveriyor… Maskeler! Maske kullanmalıyız efendiler! Böylece seyirci bizim tepkilerimizi net bir şekilde görüp anlayabilecektir.

Gülmek ve üzülmek… En genel iki tepki. Yapalım! Ellerinde iki maske ile sahneye çıkarlar, peki maskenin arkasında suratımız varken sesimiz nasıl duyulacak? Bir deha (kendisi anonim) ortaya çıkıp bir tasarım yapıyor. İnsan gövdesi kadar büyüklüğe sahip maskelerin içine, ilkel ‘megafon’ teknolojisi yerleştiriyor. Hayran kalınası!

Oyuncular eğlenceli bir replik verdiğinde gülen yüz maskesini yüzlerine tutarlar, diğer ellerindeki ağlayan yüz maskesini ise arkalarında tutarlar ve memnuniyetsiz ya da üzüntülü replik vermeleri durumunda da ağlayan yüz maskesini yüzlerine tutup gülen yüzü arkada tutarlar.

Bugün birçok takı objesi, dövme, logo vs haline gelmiş bu sembolün çıkış noktası burasıdır. Her gördüğümde hayalimde oyuncuların bu halleri canlanır. Oyunun ve karakterlerin anlamı daha da yücelir bu sayede. Aşırı açıklamalı, derin manalı değildir belki de… Oyunların sonunda hep güler ve ağlarız eğer duyguları geçmişse bize.

AYAKTA ALKIŞLIYORUM, SANAT İÇİN, TİYATRO İÇİN BİR ŞEYLER YAPANLARI. EMEĞİ GEÇMİŞ, GEÇEN VEYA GEÇECEK OLAN HERKESİ…

Serimizin 1. Bölümünün, enteraktif olması amacıyla planladığımız bu kısmında sizin düşüncelerinizi de öğrenmek istiyoruz. Unutmayın! Görüşleriniz ve pencereniz bizim için çok kıymetli, bu yüzden fikirlerinizi açıkça bizimle paylaşmaktan geri kalmayınız efendim…

‘İNSANI İNSANA, İNSANLA İNSANCA ANLATMA SANATIDIR.’

Bu sözün sahibi tiyatro için bir nimet olarak görülen William Shakespeare’e ait. Ancak sizlere şöyle bir pencere de sunmak isterim. Cümleyi yorumladığımız zaman tiyatro ile tam olarak özdeşleşmediğini görebiliriz. Shakespeare gerek eserleri ile gerek ufkuyla benim için de büyük bit nimettir ancak tiyatro çok daha geniş bir anlam hak ediyor. ‘Dünyayı insana, insanla ve dekorla teatral olarak sunma sanatıdır.’ Desek, sanırım Shakspeare bize gücenmezdi. Konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşmak için sosyal medya hesaplarımızdan bize yazmayı ihmal etmemenizi rica ederim.

SANATLA KALIN…

SANATSIZ KALAN BİR MİLLETİN

HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR

‘GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’

Kaynakça

Kaynakça

Güney, A. (2011). Aristoteles Ve Bertolt Brecht’in İngiliz Tiyatrosuna Etkileri Özet, (October 2010).

Özhancı, E. (1985). Elizabeth Dönemindeki Tiyatro Yapıları Ve Globe Tiyatro, 13–20.

Taner, H. (1966). Tiyatro Terimleri Sözlüğü.

Brockett, O. (2017). Oscar Brockett Tiyatro Tarihi 2.

Brecht, B. (2008). Tiyatro Türleri : Modern Tiyatro.

Bayka, M. (1994). Türk Tiyatro Tarihi.

Brockett, O. (2017). Oscar Brockett Tiyatro Tarihi 1.

Dipnotlar

[1] Oscar Brockett, “Bölüm 1,” Tiyatro Tarihi, 1. bs., haz. İnönü Bayramoğlu (İstanbul: Mitos Boyut Yayınları, 2017), 15-24.

[2] Brencht, Bertolt. “Tiyatro Türleri: Modern Tiyatro.”(2008): 1 – 3.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Mert İsmail Özkan

Mert İsmail Özkan
TESAD Kültür Sanat Birimi Yazarı

2 yorumlar

  1. Avatar

    Tiyatro’nun tarihsel oluşum süreci, kronolojik hikayesi, tiyatro türleri ve en merak edilen neden-sonuç ilişkilerini çok akıcı bir dille açıklamışsınız. Okurken kendimi amfinin en ön sırasında bulunan bir seyirci gibi hissettim. Elinize sağlık.

  2. Avatar

    Öncelikle bu güzel bilgilendirme yazısı için emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Tiyatro’nun kısa tarihi ve günümüz versiyonları için anlaşılır şekilde gayet minimal bir dille toparlanmış bir yazı olmuş. Devamınında yine aynı özveriyle geleceğini umut ediyor, esenlikler diliyorum. Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir