Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Karayip
theconversation.com'dan alınmıştır.

Neden Karayipler’i Bir Turist ‘Cenneti’ Olarak Düşünmekten Vazgeçmeliyiz?

Karayipler’e dair uzun süredir yapılan tanımlamalar bölgenin pazarlanma amacıyla güneş, deniz ve kumsal üçlüsünden oluşan ideal bir tatil beldesine indirgenmesine neden olmuştur. Karayipler’deki yağmur ormanlarının görkemi ve mercan resiflerinin akuatik nüansları inkâr edilemez derecede güzeldir.

Bununla birlikte Karayip Adaları’nın karmaşık hikâyeleri sömürgeci turizm tarafından şekillendirilmiş olan insanlara, hayvanlara ve diğer insan harici türlere ev sahipliği yapmaktadır.

Batı’da, Milton’un Âdem ve Havva’nın hikâyesini anlatan ünlü epik şiiri ile popülerlik kazanan “yitik cennet” ideali, yeryüzünde hâlâ var olduğuna inanılan “keşfedilmemiş” cennet bahçelerinin izinin sürülmesi arayışının artmasına sebebiyet vermiştir.

Kristof Kolomb Yeni Dünya’ya vardığında, yeryüzü cennetinin cazibesi Avrupa’da doruk noktasındaydı. Kıtalar arası ticaretin daha etkili yollarını oluşturmak ve Katolikliği yaymak için Doğu Asya’ya ulaşma niyetiyle yola çıkan Kolomb, ipucunu Yaratılış Kitabı’nda cennet bahçesinin “doğuya doğru” dikilmiş olduğunu belirten İncil’den alıyor gibiydi.

Ancak Kolomb gerçekte bir Karayip sahili olan toprağa adımını ilk attığı zaman bu doğal manzara bir başka dünyevi ödülü sundu: doğal dünyanın sonsuz zenginliklerinin sözü.

Gerçekten de Batı’da cennet arayışı etrafında artan heyecan, Tanrı’yı ​​memnun etmekten uzaklaştı. Bu heyecan Kolomb gibi açgözlü sömürgeci gezginlerin yerli halkı sömürmesi ve doğal ve biyolojik kaynaklardan zenginlik elde etmeleriyle daha fazla ilgili olmaya başladı.

 

Neo-kolonyal Cennet

Altın kumsalları ve kristal sularıyla cezbedici duran modern cennet görünümü, dış güç akışının Avrupa imparatorluklarının ardından yeniden resmedilmesiyle turizmin neo-kolonyal projesinin bir parçasına dönüşmüştür.

Seyahat broşürlerinden televizyon reklamlarına kadar turizm endüstrisi, cennetin tıpkı diğer ticaret nesneleri gibi satın alınabilecek bir şey olduğuna dair etik dışı bir algı yaratmaktadır.

 

Şekil 1: Karayipler uzun zamandır Batılılar için ideal bir tatil yeri olmuştur.

Karayip
pixabay.com’dan alınmıştır.

 

Cennet miti Karayipler bölgesini, en yüksek teklifi verenin istilasına açık bir yere dönüştürmüştür. Batılılar, hizmetlilerin kendilerine elleriyle servis yapması için günlük hayatlarının monotonluğundan uzaklaşmaları için cesaretlendirilmektedir. Bu, köleleştirilmiş Afrika halkının sömürüldüğü yaşamın tehlikeli bir yankısıdır.

 

Protesto ve Direniş Olarak Şiir

Birçok çağdaş Karayip yazarı; sömürücü turizm, azalan yerel toprak hakları ve düşük ücretli vatandaş emeği dahil olmak üzere Karayiplerin en acil çevresel ve sosyal kaygılarından bazılarını tartışmaktadır.

Jamaika Kincaid, Michele Cliff ve diğerleri turizmi sömürgeciliğin yenilenmiş bir versiyonuna benzetmektedirler. Benim için Karayip çevresi üzerine en çarpıcı yazı, St. Lucian şairi Derek Walcott‘tan geliyor.

Walcott “XXVII Yaz Ortası” adlı şiirinde, Trinidad’daki doğanın teknolojinin “gri, metal ışığı” tarafından nasıl “yer değiştirdiğini veya değiştirildiğini” anlatır. Adaları etkileyen sömürgecilik ve sömürücü kapitalizmin ortak etkileri altında Karayip denizi “çinko levhalar” ve güneşe benzer “sabit asetilen” gibi görünmeye başlamaktadır.

 

Şekil 2: Derek Walcott, Nikaragua Granada’daki Şiir Festivali’nde.

Karayip
flickr.com’dan alınmıştır.

 

Yerli halktan ziyade turist yönelimli işlerin baskınlığına Walcott’un “The Star Apple Kingdom” şiirinde de rastlanmaktadır. Bu şiirde Walcott “otellerin”, “gazinoların” ve “genelevlerin” “ülserlerinden” bahsetmekte ve “tütün, şeker ve muzların imparatorluğundan” bahsetmektedir.

Nobel ödülü konuşmasında Walcott, Karayip çevresinin muazzam çeşitliliğini yumuşak cezbedici sahil manzaralarına indirgeyen turist broşürlerini ayıplamakta ve adaların “geleceğin kirli marinaları” yasını tutmaktadır.

Benim çevresel ırkçılık ve zarar verici Karayip cenneti mitine dair çalışmamın ilham kaynağı da Bahamian doğumlu şair olan Marion Bethel’din çalışmalarıdır. Bethel kolonyal şiddetin Karayip çevresinin ormanlık alanların açılması, toprak erozyonu ve resiflere zarar verilmesi yoluyla nasıl vahşi bir ölüme sürüklendiği hakkında yazmaktadır.

Bethel, “On a Coral Cay” adlı şiirinde Bahamalar’da “balinanın öldüğünü… artık balina ya da enkaz değiliz” diye protesto ediyor. Ayrıca sömürge geçmişinin etkilerinin günümüzde yeni çevresel bozulma biçimlerini nasıl şekillendirdiğini de ele alıyor. Bethel’e göre, “Turizm” “kral/kutsal ve bankacılıktır, gümüş bir prenstir” ve bu “turist plantasyonu” ve “banka mülkü” yerlileri “dünyaya hizmet eden” “garsonlar” hâline getirmiştir.

 

Şekil 3: Karayipler’deki turizm uzun süre boyunca bölgenin idealize edilmiş bir cennet görünümü sunmasına dayalı olmuştur.

Karayip
openclipart.org’dan alınmıştır.

 

Etik Bir Turist Olun

Karayipli sesleri dinlemek bizleri daha etik turistler olmaya teşvik etmelidir. Karayiplere tatil amaçlı seyahat etmek kendi başına etik dışı bir davranış değildir ancak Bethel, Walcott ve diğer Karayipli yazarlar etik dışı turizm pratiklerini kınamışlardır.

Karayipler’deki turizmin ekonomik öneminin aksine yerel hükümet ve özel olarak da deniz yaşamı talepkâr turistlerin ihtiyaçlarını karşılamaya dönük sürdürülebilir olmayan aktivitelerin bir sonucu olarak acı çekmeye devam etmektedir.

Turistlerden elde edilen gelir nadiren dengeli bir şekilde dağıtılmaktadır. Bu nedenle çoğunlukla yabancılar tarafından işletilen zincirlerden alışveriş etmek gibi popüler bir yaklaşım yerine yerli üreticileri destekleyecek şekilde yerel işyerlerinden alışveriş yapın. Yerli gelenek göreneklerine saygılı olun. Otelinizin veya sahilin lüksüne dalmaktan daha fazlasını yapın: müzeleri ve tarihi bölgeleri ziyaret ederek kendinizi Karayip kültürüne kaptırın. Çevre dostu ulaşımı tercih edin. Çöp atmayın. Arazinin ve hayvanların fotoğraflarını dikkatli ve saygılı bir şekilde çekin ve yerel halkın Instagram ana sayfanızda yer almadan önce size bunu yapmanız için izin verdiğinden emin olun.

 

Yazar: Renée Landell

Kaynak: The Conversation