Ana Sayfa / Makale Çevirileri / Neden farklı Görüşten Biriyle Siyaset Konuşmak Bu Kadar Streslidir?

Neden farklı Görüşten Biriyle Siyaset Konuşmak Bu Kadar Streslidir?

İngilizce Aslından Çeviren: Zeynep DEMİR

İnsanlar her zaman aynı fikirde değildir, ancak tüm anlaşmazlıklar aynı derecede strese yol açmaz.

İnsanlar tuttukları spor takımlarına tutkuyla bağlı olsalar bile, hangi basketbol takımının en iyi olduğunu arkadaşlıklarına zarar vermeden tartışabilirler. İşyerinde, iş arkadaşları uzun süreli kırgınlıklara sebep olmadan stratejiler ve yaklaşımlar üzerine tartışabilirler.

Öte yandan siyasi konuşmalar yapmak son yıllarda özellikle zorlayıcı hale gelmiş gibi görünüyor. Gergin Şükran Günü yemekleri ve Facebook arkadaşlarının hiç arkadaşının olmaması hikayeleri yaygınlaştı.

Neden böyle oluyor?

Araştırmamız – ve politik psikolojideki ilgili araştırmalar – iki geniş yanıtı destekliyor.

Birincisi, çalışmalarımız, kutuplaşmaya sebep olan ya da toplum çapında genel bir uzlaşmanın olmadığı konuların endişe ve tehdit duygularını uyandırabileceğini göstermektedir. Yani bu tarz konular insanları tetikte bekler hale getiriyor.

İkincisi, psikolog Linda Skitka ve meslektaşları tarafından yapılan ahlaki inanç üzerine araştırmalar, ahlaki değerlerle ilgili tutumların sosyal mesafeye katkıda bulunabileceğini ileri sürmektedir. Başka bir deyişle, eğer birisi bir konudaki fikrini yanlış ya da kötüye karşı iyi olan olarak görüyorsa, bu konuda aynı fikirde olmayan bir kişi ile etkileşimde bulunma ihtimali daha azdır.

Kaygının Otomatik Tetikleyicisi

Araştırmamızda; fikir ayrılığına sebep olan konuları, üzerinde açık bir fikir birliği bulunmayan konular olarak tanımlarız.

Örneğin, hemen hemen herkes gıda güvenliğini destekler; ancak kürtaj veya idam cezası gibi konuları gündeme getirirseniz, insanların karşı taraflara düştüğünü görürsünüz.

Ayrıca insanlar tartışmaya başlamadan önce tartışacakları kişi hakkında genel bir fikre sahip olmak isterler. Bir yabancıyla konuşuyorsanız, çetrefilli bir konudaki fikrini nasıl tahmin edeceğinizi bilemezsiniz. Bu, rahatsız edici olabilecek bir belirsizlik yaratır.

Bu çerçeveden bakarak, davranış bilimci Joseph Simons ve ben bunun nasıl açığa çıktığını keşfetmek için bir dizi çalışma tasarladık.

İlk çalışmamızda, bireylerden 60 sosyal meselenin (güvenli musluk suyundan köleliğe kadar)olduğu bir listeye bakmalarını ve insanların yüzde kaçının bu konudan yana olduğunu tahmin etmelerini istedik. Katılımcılar ayrıca, bu konuyu tartışırken ne kadar endişe veya ilgi duyduklarını, tehdit altında veya rahat hissettiklerini belirtmişlerdir.

Beklendiği gibi, insanlar genel olarak fikir ayrılığına sebep olan bir konuyu tartışırken daha çok endişeli ve tehdit altında hissedeceklerini düşündüler. (Bazı durumlarda – insanların konuya karşı güçlü bir bağlılık sergilememeleri gibi – bu konuların tartışılmasına ilgi duyuyorlardı.)

İkinci bir çalışmada, bilinçaltında tehdit deneyimini araştırdık. Yani, fikir ayrılığına sebep olan konular otomatik olarak kaygıyı tetikliyor mu?

İnsanların her zaman duygusal tepkilerinin kaynağını bilmedikleri psikolojik bulgulara dayanan bir deney gerçekleştirdik. Bir olay ya da nesne ile tetiklenen duygular alakasız bir yargıya nakledilebilir. Bu çalışmada, katılımcılara popüler bir konu (örneğin, gazileri destekleme), popüler olmayan bir konu (yüksek işsizlik oranı) veya fikir ayrılığına sebep olan bir konu (kök hücre araştırması) sunduk. Daha sonra, bilgisayar tarafından oluşturulmuş doğal bir yüz resmi gördüler ve yüzün ne kadar tehditkar göründüğünü hızlı bir şekilde derecelendirdiler.

Katılımcılar, fikir ayrılığı oluşturan bir konu hakkında düşünürlerken, nötr bir yüzü tehdit edici olarak görmeye daha yatkındı. (Yaygın olmayan konular da benzer bir etki gösterdi.)

Üçüncü bir çalışma, bu etkileri doğrudan tüketiciye yönelik ilaç reklamcılığına ilişkin hayali anket verilerini kullanarak çoğaltmıştır. Bazı katılımcılara, bu tür reklamlara destek konusunda kamuoyunda yüksek bir fikir birliği olduğunu, diğerlerine ise bu konuda büyük bir anlaşmazlık olduğunu söyledik. Özellikle, kamuoyunun yüzde 20’sinin, yüzde 50’sinin veya yüzde 80’inin bu reklamlara destekçi olduğunu söyledik.

Katılımcılar daha sonra konuyu tartışmayı hayal ettiler ve nasıl hissettiklerini bildirdiler. Daha önce yapılan çalışmalarda olduğu gibi, konu üzerinde daha fazla fikir ayrılığının olduğu söylenen kişiler, konuyu tartışmayı hayal ettiklerinde daha kaygılı ve tehdit altında hissettiler.

‘Doğru ve Yanlış’ Bir Karmaşa Katmanı Ekler

Ek bir sosyal engel anlaşmazlığın ötesine geçer. İdam cezasına karşı çıkan iki kişiyi düşünün.

Bir kişi ölüm cezasının ahlaki açıdan yanlış olduğunu düşünürken, diğeri ölüm cezasının suçu engellemekte etkisiz olduğuna inanabilir. Her iki birey de fikirlerini güçlü bir şekilde desteklese de, ilk kişi bu tavrı ahlaki inançla sergiler.

Skitka ve meslektaşları tarafından yapılan araştırma, bu “ahlaki buyrukların” sosyal sonuçlarını vurgular. Bu doğru ya da yanlış meselesi olduğunda, insanlar karşıt görüşe sahip olanlara karşı daha az hoşgörülü olurlar. Özellikle, daha güçlü ahlaki inançları olan bireyler, belirli konularda kendileriyle aynı fikirde olmayanlarla ilişki kurmak istememiştir. Bu sosyal mesafe, hem anket yanıtlarında -“bu kişiyle arkadaş olmaktan mutluluk duyarım” – hem de fiziksel mesafede yansıtılıyordu, örneğin bir kişinin karşıt görüşe sahip bir kişiden uzağa yerleşmesi gibi.

Tabii ki, hiç kimse her konuda hemfikir olmaz. Ancak, insanların bir uzlaşma sağlamak için başkalarının bu fikre nereden geldiğini öğrenmeleri önemlidir.

Ne yazık ki, insanlar, konuşmaya tehdit hissederek başlarsa, uzlaşma daha zor hale gelir Ve eğer bireyler, karşıt görüşe sahip birinin kötü bir insan olduğunu hissederse, konuşma hiç bir zaman gerçekleşmeyebilir.

Sonuçta, bir yabancıyla veya arkadaşlarınızla konuşuyor olmanız farketmeksizin; fikir ayrılığına sebep olan bir konu ortaya çıktığında dışlama veya kaçınma olasılığı artar.

Kolay bir çözüm yok. Bazen bu konuların artması şiddetli geçimsizliklere sebep olur. Ancak diğer zamanlarda, zor konulara sakin bir şekilde yaklaşma konusundaki isteklilik – diğer tarafı gerçekten dinlerken – insanların ortak bir zemin bulmasına ya da değişikliğin desteklenmesine yardımcı olabilir.

Bir adım geri atmak da yararlı olabilir. Tek bir konudaki anlaşmazlık -hatta ahlaki açıdan suçlu biri- bir arkadaşlıktan vazgeçmek için gerekçe değildir. Öte yandan, diğer ortak bağlara ve ahlaki kurallara odaklanmak ilişkiyi kurtarabilir veya güçlendirebilir.

Kaynak: http://theconversation.com/why-is-it-so-stressful-to-talk-politics-with-the-other-side-92391

Çevirmen Hakkında

Zeynep Demir / TESA İngilizce Çevirmeni

29 Mayıs Üniversitesi

Psikoloji / İngilizce Mütercim Tercümanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir