Mısır

Müslüman Kardeşler ve Mısır Siyaseti

Giriş

Nüfusu ve köklü tarihi göz önüne alındığında Mısır, Arap coğrafyasının lideri olarak ön plana çıkmış, Süveyş Kanalı dolayısıyla oluşan stratejik konumu ve geçmişte İsrail ile olan mücadeleye öncülük etmesiyle Ortadoğu’da önemli bir ülke konumuna gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin dağılmasından sonra resmi olarak bağımsızlığını kazanan Mısır’da İngiliz dominasyonu 1952 yılına kadar devam etmiştir. Bu yıla kadar monarşi ile yönetilen Mısır’da yönetim hür subaylar komitesi tarafından yapılan darbe ile cumhuriyete dönmüş ve Arap dünyasının karizmatik lideri Cemal A. Nasır’a geçmiştir. Mısır’da bu dönemde Arap milliyetçiliği ve sosyalizmi esas alınmış, İsrail’e verilen savaşların kaybedilmesine rağmen ölümü 1970 yılına kadar Nasır yönetimi devam etmiştir. Daha sonra Mısır’da asker kökenli ve Baas ideolojisinden gelen Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek gibi liderler otoriter rejimler altında ülkeyi yönetmişlerdir.

1928 yılında Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler örgütü Mısır siyasetinde önemli bir aktör olmuş, pek çok sempatizan edinmiş ancak kimi zaman yer altına çekilmek durumunda kalmıştır. Hatta Müslüman Kardeşler yapılanması zaman içerisinde Suriye, Ürdün, Filistin başta olmak üzere hemen hemen diğer Ortadoğu ülkelerinde farklı isimlerde faaliyet göstermişlerdir.

En büyük desteği Mısır’da yakalayan örgüt için monarşide giderek belirginleşen yozlaşma ve yolsuzluk, İngilizlerin artan baskıları ve monarşinin İngiliz yanlısı tutumu çıkış noktaları olmuştur. “Nitekim, bir zamanlar monarşiye karşı halkı temsil eden bir siyasal hareket olan Vefd’e duyulan tepkilerin artmasıyla siyasetçilere duyulan güvensizlik ülkenin burjuvazisi dahil herkesi birleştirerek, Vefd’in kitleler üzerindeki hâkimiyetini sorgulayan bir dizi toplumsal hareketin doğmasına yol açtı. Bunların en önemlilerinden biri de Müslüman Kardeşler hareketiydi. Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler hareketi, ilerleyen yıllarda sömürgeci İngiltere başta olmak üzere, liberal akımın en güçlü muhalefeti haline gelecektir. 19. yy. sonu ve 20. yy’ın başına geldiğimizde diğer İslam coğrafyalarıyla beraber Mısır’da da İslami uyanış fikri heyecana yol açmış ve bu fikir akımları zaman içerisinde toplumda da karşılık bulmuştur. Bunun en önemli göstergesi ve sonucu olarak Müslüman Kardeşler hareketi bir toplumsal hareket olarak modern Mısır tarihinin en önemli değişmez muhafazakâr aktörlerinden biri haline gelmiştir.”[1]

Öyle ki orijinal adı Ihvan-ı Müslimin olan yapılanmanın bir sivil toplum örgütü mü yoksa terör örgütü mü olduğu konusunda anlaşmazlıklar devam etmektedir ancak bunlara rağmen Kardeşlerin Mısır ve Ortadoğu siyasetinde önemli bir aktör olduğu inkar edilmesi oldukça güçtür.

Müslüman Kardeşler Kimdir?

Oldukça muhafazakar bir ailede yetişen ve İslam’ı yaşam tarzı benimsemiş Hasan el-Benna tarafından 1928 yılında kurulan teşkilatın ideolojisi de bu özellikleri taşımaktadır. “İslam, hem ibadet, hem önderliktir; hem dindir, hem devlettir; hem ruhaniliktir, hem ameldir; hem namazdır, hem cihaddır; hem itaattir, hem yönetimdir; hem mushaftır, hem kılıçtır; bunların biri hiçbir zaman ötekinden ayrı olamaz. Ve hiç şüphesiz ki Allah, Kur’an ile men etmediğini Sultan ile önler.” Hasan el-Benna’ya ait olan bu söz ihvanın idelojisini özetler niteliktedir. İslam’ın politik bir tarafı olduğunun bu sayede sadece bireysel bir din olmayıp toplumsal düzene yönelik özelikleri vurgulanmaktadır. Batılılaşma ve laiklik hareketlerine karşı olan örgüt bu değerleri savunan ve belli bir dönemde oldukça başarılı muhalefet yapmış olan Vefd partisine karşı mücadele yürütmüş ve hatta bu konuda eleştirdikleri monarşi ile de iş birliği içine girmiştir. Bir zamanlar monarşiye karşı sağlam bir duruşu olan ve halkı temsil eden Vefd partisi kurucusu ve liderleri Saad Zaglul’un ölümünden sonra halktan uzaklaşmaya başlamış ve parti içindeki yolsuzluklar artmıştır. Alternatif yeni bir söylem ile ortaya çıkan Müslüman Kardeşler yapılanmasının Mısır’da sempati kazanması uzun sürmemiştir.

“Hasan el-Benna’nın temel hedefi, İslam devleti ve Müslümanların birliğini kurmaktı. Bunlara erişmek için öncelikle İslam toprakları özgürlüğe kavuşturulmalıydı. Benna, toplumsal sorunların ve Müslüman dünyasının gerilemesinin suçunu öncelikle Avrupa emperyalizminde ve Batılılaşmış Müslüman elitte buluyordu. Benna’ya göre, Mısır’daki liberal milliyetçiliğin başarısızlığı İsrail’in kurulması, Filistin topraklarında ki İngiliz işgali, işsizlik, yoksulluk ve yozlaşma gibi toplumsal olaylarda kendini gösteriyordu. İşgalcilerden kurtulmanın tüm Müslümanların görevi olduğunu, aynı biçimde islami yönetimler kurulmasını engelleyen yöneticilere karşı çıkmanın da Müslümanlara farz olduğunu söylüyordu.”[2]

İslam hukukuna dayalı bir devlet modelini ve ümmetçiliği savunan kardeşlerin hayali bir İslam devleti oluşturmaktı. 1938 yılından sonra politize olmaya başlayan örgüt, 1940’lı yıllardan sonra teşkilatlanmasını tamamlamış ve halk arasında daha etkili olmaya başlamıştır. Filistin meselesine gösterdikleri hassasiyet ve bu doğrultuda ki eylemler Müslüman halk tarafından hoş karşılanmış, Mısır’da İngiliz karşıtı tutumları bıkkın halka tutunacak bir dal olmuştur. Ayrıca Müslüman Kardeşler halka nüfuz etme konusunda hükümet boşluklarını iyi değerlendirmiştir. Bir önce ki yazımızda bahsedilen Hizbullah’ın Lübnan’daki büyüme stratejisi ile Kardeşler’in Mısır’daki büyüme stratejileri arasında bağlantılar kurabiliriz. “Müslüman Kardeşler, pek çok okul, hastane, cami ve fabrika kurarak aynı zamanda bir sosyal, siyasi ve dini birlik haline gelmiş, Benna’nın  vizyonunu gerçekleştirecek bir organizasyon yapısı oluşturarak adeta  ‘devlet içinde devlet’  olarak anılır olmuşlardır. Benna, örgütü mevcut ağlara, özellikle cami ve sosyal yardım kuruluşları ile mahalli gruplara dayandırmıştır.”[3] “Devletinden yeterli ilgiyi ve hizmeti göremeyen halkın diğer cemaat ve örgütlere bağlılığı artar.”[4] Ancak bu noktada Hizbullah’ın aksine yardımlarını ve hizmetlerini özellikle belirli bir kesime değil Şii-Sünni ayrımı yapmadan gerçekleştirdi çünkü hedefledikleri Müslüman birliği için bu açıklığın kapanması gerekliydi. Buradan sonuçla Müslüman Kardeşlerin mezhepçi bir politika izlemediğini görüyoruz.

Müslüman Kardeşler’in Mısır Siyasetine Etkileri

19. yüzyılın sonlarından 1950’li yılların ortalarına kadar Mısır’daki İngiliz etkisi su götürmez bir gerçektir. Birinci Dünya Savaşı sonrası resmi olarak bağımsızlığını ilan eden Mısır’da, Monarşi ve batılı, seküler bir görüşü savunan Vefd partisi siyasi aktörlerdi. Özellikle Kral Faruk döneminde artan İngiliz yanlısı politikalar neticesinde muhalefet, monarşiye İngiliz çıkarlarına hizmet etme suçlamalarında bulunuyordu. Bununla beraber artan hukuksuzluklar ve yolsuzluklar halkı farklı arayışlara yöneltiyordu.

1928 yılında İsmailiye’de dini bir örgüt olarak kurulmuş olan Müslüman Kardeşler, daha sonra politize olarak siyasi ve sosyal bir statü kazanmıştır. Siyasi boşlukları iyi değerlendiren İhvan, örgütlenmesini tamamlayıp 1941 yılındaki parlamento seçimlerini kendi siyasi partileri ile katılmışlardır. “Müslüman Kardeşler, resmen siyasi arenaya çıktıktan sonra bir yandan İngiliz askerlerinin ülkeden ayrılması, bir yandan da sosyal reformların yapılması yönünde çağrıda bulunmak amacıyla mitingler düzenlemişlerdir. Bunların sorumlusu olarak görülen Benna ve diğer Müslüman Kardeşler liderleri tutuklanmış, örgüt toplantıları da yasaklanmıştır. Ancak, II. Dünya Savaşı ile ilgilenen hükümet, tutukluları serbest bırakmıştır. Bu durum, Müslüman Kardeşlerin daha da güçlenmesini sağlarken, örgütün gizli askeri gücünü de açığa çıkarmıştır.”[5] Bu noktada örgütün gizli askeri gücünün bulunması, Müslüman Kardeşler bir NGO mu yoksa bir terör örgütü mü tartışmalarında yeni bir bakış açısı yaratmaktadır.[6]

Müslüman Kardeşler, kuruluşundan itibaren anti-İngiliz bir politika izlemiş ve bu nedenle saray ile iş birliğine gitmekten çekinmemiştir. Bu bağlamda Müslüman Kardeşler-Saray ilişkileri kötüydü diyemeyiz. Örgütün süreç içinde gelişimine bakılırsa Kral Faruk döneminde, Hasan el-Benna’nın, Kral ve dönemin hükümet başkanı ile olan rahatça ilişkileri Müslüman Kardeşlerle Saray’ın arasının iyi olduğunun bir göstergesi olmakla birlikte Kral, örgüte sempati beslemiştir. Ortak düşman algısı bu çıkar ilişkisini doğurmuştur. Vefd Partisinin monarşiye karşı muhalif durumunu göz önünde bulundurursak, Müslüman Kardeşler’in tam tersi bir söylem içinde bulunması monarşinin işine gelmiştir çıkarımı yapabiliriz. Ancak daha sonra Müslüman Kardeşler örgütünün hür subaylar darbesini desteklemiştir. [7]

1952 yılında ordu içinde kendilerine “Hür Subaylar” diyen bir grubun Kral Faruk’u devirmeye yönelik başarılı darbesinden sonra Mısır siyasi hayatında köklü değişiklikler yaşanmış ve bunlardan birisi de monarşi olan yönetim şeklinin cumhuriyete dönüşmesi olmuştur.

Cemal A. Nasır yönetiminde Müslüman Kardeşler dışında tüm siyasi parti ve kurumlar kapatılmış ve bu İhvan için dönüm noktası olmuştur. Meydanı boş bulan Kardeşler için büyümek zor olmamıştır ancak daha sonra Nasır’ın milliyetçi politikaları örgüte ters düşmüştür zira onlar için milliyet kavramı İslamiyet’ten ibaretti. Nasır ve Kardeşler arasındaki siyasi görüş farklılıkları ve devlet hayalleri iplerin kopma noktasıydı. Nasır’a yönelik başarısız suikast girişiminden sonra Müslüman Kardeşler’in de faaliyetleri yasaklanmış ve örgüt yer altına çekilmiştir. Nasır’ın ölümünden sonra örgütle iktidar arası ilişkiler yumuşamıştır. Nasır hedeflediği milliyetçilik ideali iflas ettikten sonra Mısır’da Enver Sedat yönetimi ile beraber muhafazakar-sağ görüşte ciddi bir artış yaşanmış ve bu dönemde Kardeşler tekrar etkin hale gelmiştir.

Sonra ki dönem Hüsnü Mübarek yönetiminin mücadele ettiği siyasi islamın yükselişi hususunda Müslüman Kardeşler örgütüne karşı sert önlemler alınmıştır. Ancak “Mübarek yönetiminin, İslami radikalizmi denetim altında tutma yönünde başarısına rağmen, hayat standardının düşmesi, işsizlik, özgürlüğün ve demokratik hakların azalması sonucunda, toplum genelinde İslami canlanma önemli bir ivme kazanmış, Mısır halkı tabanda daha fazla İslamlaşmıştır.”[8] Müslüman Kardeşler örgütünün izlediği strateji ve sahip olduğu ideoloji nedeniyle orta direk halka nüfuz etme gücü oldukça fazladır. Orta sınıfın toplumdaki yeri göz önüne alınırsa Kardeşler’in Mısır siyasi yaşantısına etkileri azımsanamayacak derecededir.

Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ile sonuçlanan Arap Baharı’nda Müslüman Kardeşler’in teşkilat yapılanmalarının payı oldukça fazladır. Bu süreçte kitleleri mevcut yönetime karşı ayaklanma için etkileyebilmiştir ve Mübarek’in devrilmesinden sonra ana aktör olmuştur. Devrimden sonra yapılan seçimlerde parlamento koltuklarının yarısını kazanan Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi de Mübarek yönetiminin adayı başbakanı Ahmet Şefik’e karşı verdiği mücadelede oyların %51’ini alarak seçimleri kazanmıştır. Ancak bu durum Mursi’nin haklarını genişletmesi ve çıkarılmaya çalışan anayasa ile yeni toplumsal olayları doğurmuş, bu serüven 3 Temmuz 2013 tarihli Mısır Ordusu tarafından gerçekleştirilen darbe ile son bulmuştur.

Sonuç

Müslüman Kardeşler örgütü tarihteki en önemli Sünni Müslüman hareketidir. Mısır’da ortaya çıkmış olan örgüt teşkilatlanmasını tamamladıktan sonra etkinliğini artırmış ve diğer Arap ülkelerinde de faaliyet göstermiştir. Ancak Arap olmayan Müslüman ülkelerde aktif olamamıştır. Müslüman Kardeşler örgütünün temel felsefesi ideal  İslam ülkesine ulaşmaktır ve politikalarını buna göre oluşturur. Kardeşler bir terör örgütü mü yoksa politik aktivist bir hareket mi tartışmaları akademik çevrelerde ve kamuoyunda sürmektedir. Örgütün halk tarafından sempati ile karşılanması ve bazı fikirleri yaymak için şiddete başvurması bu noktada bir ikilem yaratmaktadır. Her ne şartta olursa olsun Ortadoğu’nun önemli ülkelerinden biri olan ve yaklaşık 95 milyon nüfusa sahip Mısır siyasetinde İhvan oldukça etkili olmuştur. İnişli çıkışlı bir siyasi yaşama sahip olan örgüt Nasır döneminde güçlenmiş hatta devlet kademelerinde etkin rol bulmuş ve daha sonra yine Nasır döneminde yer altına çekilmek zorunda kalmıştır. Cemal A. Nasır’ın milliyetçi sosyalist politikaları nedeniyle uzaklaşan örgüt, başarısız suikast girişiminden sonra bağların tamamıyla kopmasına neden olmuştur. Enver Sedat’ın tekrar muhafazakâr politikalara dönmesiyle gün yüzüne çıkan örgüt hareket alanı bulmuş, Hüsnü Mübarek yönetiminin ise radikal İslam’a ve dolayısıyla Kardeşler’e karşı mücadeleci politikaları yönetim ve örgüt arasındaki ilişkiyi gösterir. Ancak örgüt bu dönemdeki olumsuz ekonomik şartlardan dolayı daha fazla destek almış çünkü halk daha fazla muhafazakârlaşmıştır. 2011 yılında başlayan ve Mübarek yönetiminin düşmesiyle sonuçlanan Mısır’daki Arap Baharı’nda Müslüman Kardeşler’in payı yadsınamaz olmuştur. Büyük kitlelere başarılı bir şekilde hitap etmesi ve Mısır’daki konjonktür değişimi örgüte olan bağlılığın artmasına yol açmış ve Mübarek sonrası dönemde Mısır siyasetinin en önemli aktörlerinin başında Müslüman Kardeşler gelmiştir.[9]


Kaynakça

Çakmak, Cenap. MÜSLÜMAN KARDEŞLER BİR SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ MÜ?  Akademik ORTA DOĞU, Cilt 2, Sayı 1, 2007.

Amin, Samir, “2011: An Arab Springtime?”, Monthly Review, Vol. 63, Issue 5 (Oct. 2011).

Demir, Yeşim. THE EFFICIENCY AND POLICY OF MUSLIM BROTHERS ORGANISATION IN THE MİDDLE EAST IN RECENT YEARS. The Journal of Academic Social Science Studies, 2012.77

Arı, Tayyar. MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİNİN MISIR HÜKÜMETİ İLE PARADOKSAL İLİŞKİLERİNİN ANALİZİ: 1931-1970 . Kütahya: Dumlupınar University Journel of Social Sciences, 2014

Çimen, Egehan. Lübnan’ın Siyasi Yapısı ve Hizbullah ( tesadernegi.org, 2018) https://www.tesadernegi.org/lubnanin-siyasi-yapisi-ve-hizbullah.html

Milton-Edwards, Bevelery. Contemporary Politics in the Middle East: Müslim Brotherhood. Cambridge: Polity Press, 2011.

DİPNOTLAR

[1] Tayyar Arı, MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİNİN MISIR HÜKÜMETİ İLE PARADOKSAL İLİŞKİLERİNİN ANALİZİ: 1931-1970  (Kütahya: Dumlupınar University Journel of Social Sciences, 2014) p 226

[2] Yeşim Demir, THE EFFICIENCY AND POLICY OF MUSLIM BROTHERS ORGANISATION IN THE MİDDLE EAST IN RECENT YEARS ( The Journal of Academic Social Science Studies, 2012)  p 141

[3] Yeşim Demir, THE EFFICIENCY AND POLICY OF MUSLIM BROTHERS ORGANISATION IN THE MİDDLE EAST IN RECENT YEARS ( The Journal of Academic Social Science Studies, 2012) p 141

[4] Egehan Çimen, Lübnan’ın Siyasi Yapısı ve Hizbullah ( tesadernegi.org, 2018)

[5] Yeşim Demir, THE EFFICIENCY AND POLICY OF MUSLIM BROTHERS ORGANISATION IN THE MİDDLE EAST IN RECENT YEARS ( The Journal of Academic Social Science Studies, 2012) p 142

[6] Cenap Çakmak, Müslüman Kardeşler Bir  Sivil Toplum Örgütü mü? (Akademik Ortadoğu, 2011). P 79-82.

[7]  Milton-Edwards, Bevelery. Contemporary Politics in the Middle East: Müslim Brotherhood (Cambridge: Polity Press, 2011) p 152-156

[8] Yeşim Demir, THE EFFICIENCY AND POLICY OF MUSLIM BROTHERS ORGANISATION IN THE MİDDLE EAST IN RECENT YEARS ( The Journal of Academic Social Science Studies, 2012) p 150

[9] Samir Amir, 2011: An Arab Springtime? (Monthly Review, 2011)