mülteci
Kaynak: El Mahatta

Mültecilerin Gittikleri Ülkelerde İş Alanında Karşılaştıkları Sorunlar

Günümüzde dünyanın karşı karşıya kaldığı mülteci krizi, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük kriz haline gelmiştir. İstatistiklere bakıldığında geçtiğimiz son 6 ayda 1865 kişinin Akdeniz’i geçmeye çalışırken yaşamını yitirmiştir. “Mülteci” kavramını duyunca tehlikeli yollardan geçerek başka ülkeye gitmeye çalışan insanlar canlanıyor gözümüzde. Bazı siyasi partiler ve medya organları ise mültecileri savunmasız, yoksul ve toplum huzurunu bozacak bir grup olarak tanımlamakla beraber “yeni göçmen dalgası kapıda”, “yasadışı göçmenler” ve “göçmenlerin sayıları artıyor” gibi ibareler kullandıkları için toplumsal kabul ve entegrasyon süreçlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Mülteci, kendi ülkesinde yaşamı tehlikede olduğu için başka ülkeye gitmek zorunda kalan kişilere denilmektedir. Mültecilerin çoğu, kendi ülkelerinde ve gittikleri yeni ülkelere ulaşmaya çalışırken bir takım travmatik olaylar yaşadı. Mültecilerin temel hakları, 1951 Mülteci Anlaşması’nda belirlenmiş olmasına rağmen bazen çeşitli nedenlerden dolayı ev sahibi ülkelerde uyum süreçlerini zorlayacak bazı sorunlar ile karşı karşıya kalabiliyorlar.

Uluslararası hukuka göre Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi, mültecilere çalışma izni vermektedir. Mülteciler arasında da doktor, mühendis, avukat gibi birçok alanda nitelikli insanlar olduğu için Avrupa’da iş dünyasına büyük katkı sağlayacakları düşünülüyor.

“Mültecilerle ilk çalışma deneyimim Londra’daki mültecilere ve sığınmacılara danışmanlık hizmetleri veren Mülteci Konseyi’nde olmuştu. Lisede öğretmen ve müdür olarak çalışırken, Mülteci Konseyi’nin İngiltere’deki eğitim sistemi ile ilgili düzenlediği seminerlere gönüllü olarak katıldım. Katılanların çoğu kendi ülkelerinde öğretmen idi ve İngiltere eğitim sistemine dahil olmak için yönlendirilmeye ihtiyaçları vardı.”ꜝ

“Seminerdeyken, liselerimizde mülteci öğretmenlerin olmasının önemli olduğunun farkına vardım. Böylece hem İngiliz öğrenciler farklı kültürlerden gelen öğretmenler görmüş olur hem de göçmen çocukların uyumu daha kolaylaşmış olur.” ꜝꜝ

“Ayrıca bu süreçte eğitimli olanlar başta olmak üzere mültecilerin kendi mesleklerini yaşadıkları ülkelerde yapmaya çalışırken ne tür zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını gördüm.” ꜝꜝꜝ

Engeller ve Beceriler

Mültecilerin kanunen çalışma hakkına sahip olmalarına rağmen büyük çoğunluğu iş dünyasına dahil olmak için çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır; çoğu kişinin belgeleri yanında olmuyor, bu yüzden aldıkları eğitimi ispat etmek ve denkliğini almak için uzun bürokratik bir süreçten geçmek zorunda kalıyor.

Uyum sürecinde “istihdam” çok kritik bir yeri teşkil ediyor. Çünkü böylece kişilerin hem iktisadî hem de sosyal hayata katılmasını sağlamamızın yanı sıra insanların kendi kendine yetme duygusunu ve verimliliğini artırmış olacağız. Ayrıca, mülteciler arasında işsizlik oranı oldukça yüksektir ve mültecilerin aldıkları tahsil çoğu zaman piyasada yeterli görülmüyor. Dolayısıyla daha basit ve daha az kârlı işlere yönelmek zorunda kalıyorlar. Genel olarak mülteciler, paketleme, güvenlik ve temizlik gibi işlere daha kolay bir şekilde ulaşabilmektedir.

Mülteci Kadınlar: Ekstra Zorluklar 

Bu yıl Birleşmiş Milletler Üniversitesi Küreselleşme Kültür ve Haraketlilik Enstitüsü’nün yürüttüğü bir araştırma, mülteci kadınların ailelerinin kültürel ve toplumsal anlamda uğradığı değişimleri ele alarak, politikaların mülteci kadınların iş hayatına nasıl etki ettiğini inceledi.

Elde edilen sonuçlara göre mülteci kadınlar, iş hayatına atılmak için hem bireysel hem de yapısal olarak iki farklı boyutta zorluklar yaşamaktadır. Bireysel sorunlara bakıldığında; dil sorunu, iş piyasasını bilmemek ve eğitimin denkliği gibi erkeklerin de yaşadıkları problemlerden bir farkı olmadığını görüyoruz. Yapısal sorunlara gelince, aile bireyleriyle ilgilenmek ve çocuk yetiştirmek gibi sorunlar karşımıza çıkıyor. Üstelik bazen cinsiyete dayalı kurumların olması kadın mülteciler için bir takım engeller teşkil ediyor.

Olumlu Katkılar 

Avrupa toplumlarında mültecilerin ekonomik bir yük oldukları gibi bir ön yargı var. Fakat çoğu zaman mülteciler yeni beceriler ve tecrübelerle geliyor. Dolayısıyla sanılanın aksine mültecilerin geldikleri ülkenin ekonomisi ve sosyal sermayesine büyük katkıları olduğunu görüyoruz.

Mültecilerin çalışması için yasal düzenlemeler yapıldığı zaman iş piyasasının ihtiyaçlarını karşılayacak duruma gelebilirler. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) 2013 yılında düzenlediği “Yeni Başlangıç: Avrupa’da Mültecilerin Entegrasyonu” adlı konferanstan elde edilen sonuçlara göre, mültecilerin entegrasyonunu sağlamak için çok eksik adımların atıldığı görülüyor.

Mültecilerin iş piyasasında karşılaştığı engelleri kaldırmak adına Birleşik Krallık’ta bazı kuruluşlar kuruldu. Örneğin sağlıkçı mültecilerin İngiltere’de kendi mesleklerini yapmak için 7 ay süren bir eğitim düzenleniyor. Britanya Tabipler Birliği ve Mülteci Konseyi’nin verilerine göre İngiltere’de 1300 doktor mülteci bulunuyor.

En önemlisi, çalışmak isteyen mültecilerin önündeki engelleri kaldırmaya devam etmek ve beceri ve niteliklere sahip olanların bunları kullanmasını sağlamaktır. Mülteciler çok çeşitli gruptur ve toplumlara çeşitli şekillerde olumlu katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. Mültecilerin farklı geçmişlerine ve ev sahibi toplulukları nasıl zenginleştirdiklerine dair artan bir anlayış, daha insai ve açık fikirli bir söyleme ve günümüz kamusal yaşamında baskın olan genellikle basit söylemleri, farklılıklarıyla ortadan kaldıracaklardır.

ꜝ makalede adı geçmeyen şahıs

Yazar: Afnan Ebu Yehia

Kaynak: El Mahata