modernite
enginculhaci.com'dan alınmıştır.

“Modernite Bize Neler Yapmış?” Diye Sordurtan Bir Kitap: Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim

Künye

Yazar:Laurent Gounelle,

Çeviren: Işık Ergüden,

Yayıncı: Pegasus, 320 sayfa.

Yazar Hakkında

Laurent Gounelle. 1966 doğumlu Fransız psikiyatr. (Mesleği ile alakalı sağlam bir kaynağa maalesef erişilememiştir). İnsanın felsefi boyutunu ele alan pozitif psikoloji bağlamında değerlendirilebilecek kitapları bulunmaktadır. Piyasada popüler kitaplar arasında bulunsalar da –kimileri için bu rafların çöpten ibaret olduğunu biliyorum- gerçek öz itibarıyla insan oluşumuz hakkında düşünsel seyrimizi iyiye sevk edebilecek bir kalemdir.

Türkçeye çevrilmiş kitapları şunlar:[1]

  1. Sana Özgürlük Vadediyorum
  2. Yaşamayı Öğrendiğim Gün
  3. Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim
  4. Mutlu Olmak İsteyen Adam
  5. Ve İçinde Uyuyan Hazineyi Bulacaksın
  6. Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer

Bir şeyi daha belirtmekte fayda görülmektedir. Bibliyoterapi adıyla bazı kitaplar klinisyenler tarafından danışanlar sağaltımı ilerletmek maksadıyla okutulmaktadır. Gounelle için bibliyoterapi adına gerçekten güzel eserler veren biri diyebilirim.

Giriş

Kredi kartları, akıllı telefon, tv, bilgisayar, saat ve bilumum diğer “akıllı”  eşyalar, lüks kumaştan kıyafetler, özenle çizilmiş yüz hatları, sınırları olan sakal tıraşları ve buna benzer bir çok şeye sahip olmak veya olmamakla oluşan bir sürü duygusal reaksiyon…

Tüm bunların hiç olmadığı ve  hiçbir zaman olmayacağı ya da modern oluşun “nesnesel” yansımalarını barındıran şeylerden tamamıyla arılanmış bir ortam tasavvuru elbetteki anımız içerisinden pek kolay mümkün mertebeye gelemeyecektir.

Velev ki imkan oluştu ve tasavvur hafsalamız bize mezkür bağlamı tahayyül imkanı verdi. Bilişin ilk oluşturacağı şemalardan biri, sanıyorum ki, “vahşi” motifi olacaktır.  Elimizdeki kitap , bu modern olmayan, yaşadığımız tekkültürün kabulüyle, yani ilkel, şemayı; modernin bed-kazanımları tabir yerindeyse gözümüze sokarak tekrar-düşüne koşuyor.

“Her günü son gün gibi yaşa, telaş etmeden onun farkına varıp kendin olarak. Aurelius.”

Verilen sözü içselleştirmiş ve bu hal üzere modern olanın bed-kazanımlarına hiç ilişmemiş bir amazon kabilesi ile modernitenin kurduğu okullardan birinde iyi-kötü, etik-değil, ahlak gibi konuları tartışma pazarında sürekli satışa sunan modernin tecessümü bir profesör arasında geçen bir hesaplaşmayı hikayeleştirerek bize anlatan yazar temelde insanın, insan oluş davasını unutup “modern” oluş kavgasına nasıl saplandı sorusunu işliyor. Ve bunu yaparken, benim burada yaptığım gibi işi yokuşa sürmeden, karıştırmadan temizce ve sürekleyici bir şekilde davranıyor.

Analiz

Karısını amazonlardaki ilkel bir kabilenin acımasızca infaz ettiğini öğrenen felsefe profesörü Sandro, o “lanet” kabileye ulaşarak içindeki intikam istencini yatıştırmak ister. Bunun için üniversiteden üvretsiz izin alır ve amazonlara gider. Basitçe öldürmekle hınç, kin ve öfkesini teskin etmenin mümkün olmadığını anladığında kabilenin içsel huzuruna saldırmaya ve gerçekten kalıcı ve nesiller boyu izleri sürecek ve hatta artarak ilerleyecek bir yara açmayı ister.

Bu yarayı açmak için çeşitli planlar kuran Sandro’nun düşün seyri modern tekkültürümüz hakkında çıkarımlar yapmamıza ve başlıkta verildiği üzere muhtelif sorular sorarak cevaplar aramaya itecek motivasyonel güçte metalar sağlamaktadır.

  • “Seni orada neyin beklediğini bilmiyorsun.”
  • “Ama burada neler yaşadığımı biliyorum.”

Sandro’nun amacı kabileye, yaşantılarında hiç bulunmamış ve bulunmayan, kültürel kodlarında hiç var olmamış hırs, haset, kibir, ihtiras, kıskançlık, gösteri arzusu, üstünlük-aşağılık kompleksleri gibi modern oluşun kötü getirilerini aşılamaktır.

Ruhundaki intikam duygusunu ancak o insanlara kalıcı ve dalga dalga büyüyecek bir hasarla teskin edeceğine inanır. Bu arzusunu gerçekleştirmek için uygulamaya koştuğu şeyler modern-kültürel kodlarımızla bulunan muhtelif meta, uygulama, davranım ve duygulanımlara benxemektedir.

Bu durum Sandro karakterinin kapitalizm ve kardeşlerini yansıtan bir karakter olarak düşünmeye itmektedir. Fakat sonradan bir dönüşüm de yaşayacak yardımcı karakterler devreye girecektir. Bu da güncelde örneklerine sık rastlanan suç durumunda asıl öznenin suçsuzluğu ve özellikle birincil yan öznenin suç kaynağı olmaklık durumlarını hatırlatmaktadır.

“Bazen karmaşa iyidir.”

Sandro’nun kötücül isteklerini gerçekleştirmek için beraberinde getirdiği paralı asker grubu Sandro’nun fikirlerini kabile hayatında işleyişe koyan fiiliyat ögeleridir. Özsel düzlemde sancılar çeken Sandro halkla minimal etkileşim kurmakta ve kötücül istencinin tekamülü için insani duygulanımlarının oluşmasını önlemek maksadıyla adeta çilehane çekilmektedir.

Tekkültürümüzün uygulamalarına benzerlik gösterdiğini düşündüğümüz bir uygulamayı burada paylaşarak zihinlerde kitap hakkında nesnel bir motif uyandırmak istemekteyiz. Sandro’nun planlarından biri amazon sıcaklarında üsttüz bir halde yaşamlarına seyreden kadınların bu durumlarına müdahale oluyor. Krakus’a, paralı askerlerin şefi, kabilenin en güzel kızını seçip onun için her akşam bir sunum yapabileceği ortam oluşturmasını istiyor. Güzellik üzerinden bir mukayese kendileri için hiçbir zaman vaki olmamış kabile için güzellik ölçütü içsellik ve olgunluk olduğu için Krakus biraz zorlansa da kendi istencinin yardımıyla problemi izale ediyor. Sandro bundan sonra seçilmiş kızın güzelliğini diğerlerini kışkırtan bir dille her yerde vurgulamayı öneriyor. Seçilmiş, birden herkesin gözüne sokulurcasına önde ve herkesi rencide edecek bir üslupla güzellik vasfına kavuşturuluyor. Bunun için seçilmişin yapraklarla göğüslerini örtmesi isteniyor. Bu durum kabile için çok farklı bir durum olduğundan nerdeyse tüm kabile erkekleri için örtülmüş meme cinsel bir istencin metaaı haline geliyor. Bu durum nelere yol açabilir?

“Bir kadının güzelliği giysilerinin altında gizlidir…”

 Kadınlar, kocalarında değişikliği fark etmekte zorlanmıyor, alçaklık kompleksleri boy gösteriyor. Kendi istek ve arzuklarınının sorulmadığı halde kendikerine verilen bedenleri hakkında üzüntüye kapılıyorlar. Planın yaradığını gören Sandro ve ekipi yaprak sutyenlerin altına daha ufak yapraklar koyarak seçilmiş ve “istendik” iri memeler imal ediyorlar. Kadınlar ve erkekler üzerindeki etkileri üzerine bugün evrimsel psikologlar yazılar yazmaktalar bu durumun. Estetisyenlik diye bir sektör oluşmuş bulunmakta. Makyaj endüstri gelişmiş bulunmakta.  Arife tarif gerekmeyeceği ve daha fazla “spoiler” olmaması nedeniyle örnek hadisesini burada bırakmakta fayda görülmektedir.

Sonuç

Bu kitapla Fransız bir psikiyatrın kaleminden sosyolojik ve psikolojik sağaltı niyetine tahsis edilebilir bir roman okuması yapmış olacağız. İçinde yaşadığımız modern, post-über vs. önadları da dahil edilebilir, dönemin ruha kasvet veren depresif duygularımızı tetikleyen, bilinçötemizin çalkantılı ve istenmedik devinimlerini pekiştiren uyaranlarının dinamiklerini basitçe ve bu haliyle iyilik vasfını haiz olarak ele alabilmiş bir roman. Romanı bir cümleyle özetleyecek olsam ruhsal bağlamda kapitalizm versus saltık, sağaltık hümanizm, diyebilirim.

Söz sonunda akademik makalelerden sıkılan ve yaz tatili için kendilerine bir lahza serinlik arayan fakat düşünden de uzaklaşmadan bunu yapmak istiyenler ile modernitenin bed-kazanılarını fark edip atmak isteyen zevat için kesinlikle okunulmalı diyebileceğimiz bir kitabı elimizde tuttuğumuzu ve burada birkaç cümleyle ifade etmeye çalıştığımızı belirtmemiz yeterli olacaktır diye düşünmekteyiz. Anlama, kavrama ve yapma niyetiyle.

 


Kaynakça

Gounelle, Laurent. Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim. Çeviren Işık Ergüden . İstanbul: Pegasus Yayınları, 2014.

idefix. idefix. 2019. https://www.idefix.com/Yazar/laurent-gounelle/s=13218?gclid=CjwKCAjwx_boBRA9EiwA4kIELqQ7kupSX0kQwO2SYXwiFeDjOu3GuLmartjwxm8-KhXrUAd_FpKgqxoCpiMQAvD_BwE  (06.05.2019 tarihinde erişilmiştir).

Dipnotlar

[1]https://www.idefix.com/Yazar/laurent-gounelle/s=13218?gclid=CjwKCAjwx_boBRA9EiwA4kIELqQ7kupSX0kQwO2SYXwiFeDjOu3GuLmartjwxm8-KhXrUAd_FpKgqxoCpiMQAvD_BwE