Ana Sayfa / Yazılarımız / Ekonomi / Modern Kölelik Üzerine

Modern Kölelik Üzerine

Yazan: Nurullah HAKİMOĞLU

Kölelik, kavramsal olarak bir insanın sahip olması gereken hürriyet hakkından yoksun bırakılarak bir başkasının malı sayılması durumu olarak ifade edilmektedir. Eski Yunanlıların “doulos” Romalıların ise “servus” olarak adlandırdıkları köleler, tüm antik devir boyunca özgür insan gücünün yanında vazgeçilmez bir unsur olarak yer almışlardır.[1]

Modern köleliğe neden olan ya da fırsat veren koşulları incelediğimizde; endüstriyel bağlamda işgücü yoğunluğu, değer dağılımı, talep esnekliği, meşrutiyet ve bölgesel kümelenme; sosyoekonomik bağlamda yoksulluk ve göreli yoksulluk, eğitim ve farkındalık, işsizlik; coğrafi bağlamda fiziksel/psikolojik/politik uzaklık, coğrafi izolasyon; kültürel bağlamda gelenekler, yerleşmiş eşitsizlikler, dini inançlar ve düzenleyici bağlamda yönetim gücü ile sorunlara olan ilgi ön plana çıkmaktadır. Bunların sonucunda; tehdit yoluyla zorla çalıştırma, istismar yoluyla mülkiyet veya kontrol, insan dışılaştırma veya metalaştırma, hareket özgürlüğüne ilişkin kısıtlandırmalar ve düşük ödeme yoluyla ekonomik sömürü gibi modern köleler oluşturulmaktadır.

“Modern Kölelik Üzücü Bir Şekilde Yaygın”

Öncelikle şu konuda net olalım: Kölelik geçmişte bıraktığımız bir durum değil; günümüzde de devam eden utanç verici bir sorundur.

1981’de Moritanya’nın da köleliği kaldırmasıyla birlikte tüm dünyada zorla işçi çalıştırmak yasaklanmış oldu. Buna rağmen; Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Walk Free Vakfı’nın yayınlamış olduğu yeni rapor “Küresel Kölelik Endeksi”ne göre 167 ülkede 45,8 milyon insan, geçtiğimiz yıl boyunca bir çeşit kölelik hayatı yaşıyor ve bunların %58’i Hindistan, Çin, Pakistan, Bangladeş ve Özbekistan’da. Toplam nüfusa oranla ise en büyük kölelik oranı %4 ile Kuzey Kore’de. Ekonomik refahın daha iyi olduğu, politik dengesizliklerin daha az yaşandığı ve devlet sisteminin daha gelişmiş olduğu ülkelerden olan Lüksemburg, Norveç, Danimarka, İsviçre, Avusturya, İsveç, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi ülkelerde ise modern kölelik oranı en düşük seviyede. Bahsedilen Küresel Kölelik Endeksi, genelde 24 özet olarak da 4 ölçütü dikkate alıyor:

  • Sivil ve politik koruma
  • Sosyal hizmetler ve ekonomik haklar
  • Bireysel güvenlik
  • Göçmen nüfus ve anlaşmazlık

Araştırmadan çıkarılacak kısa notları iletmek gerekirse:

  • Kadınlar ve kız çocukları modern kölelerin %71’ini oluşturuyor. (Zorla evliliğin de köleliğin bir çeşidi olduğunu unutmamak gerekir.)
  • Modern kölelerin %50’si bir çeşit borçtan dolayı bunu yapmak zorunda kalıyor.
  • Her dört köleden biri çocuk.
  • Geçtiğimiz 5 yılda toplam 89 milyon insan bir çeşit modern kölelik mağduriyeti yaşadı – bunlardan kimi birkaç gün kimi ise bu beş yılın tamamı boyunca.
  • Modern kölelik tüm dünyada görünse de yüzde olarak Afrika, Asya ve Pasifik bölgeleri başta yer alıyor.

“İttifak 8.7”nin yaptığı çalışmalar sonucunda 2017 yılı için ulaştığı tahmini detaylara bakalım:

  • Tahmini olarak 40.3 milyon modern kölenin 18 milyonu işçi, 15,4 milyonu zorla evlendirilmiş kadınlar ve 4,8 milyonu seks kölesi iken kalanı ise farklı türevlerden oluşuyor.
  • Genel durumda kadınlar %71 erkekler %29’luk paya sahip. İşçiler arasında erkekler %59 ile, seks köleliğinde kadınlar %99 ile, zorla evlendirilmede de yine kadınlar %84 ile çoğunluğu oluşturuyor.
  • Çocukların en çok zorla evlendirilme yönünde köleleştirildiği görülüyor. Zorla evlendirilenlerde çocukların oranı %37 ve bunların %96’sı kız çocukları.
  • Modern kölelerin salıverilme veya kaçmaya kadar geçen ortalama süresi 20,5 ay.
  • 4,1 milyon köle bizzat yerel otoriteler tarafından zorla çalıştırılıyor.

Durumu az çok anladığımıza göre bunu bitirmek için ne yapabileceğimizi konuşalım:

Bu sorunun çözümünün tek kaynaktan gelecek tek yönlü bir müdahale ile olamayacağı gerçeğini kabul etmek gerekir. Ekonomik, sosyal, kültürel ve yasal boyutları olan günümüzün köleliğinin yarınlara miras kalmaması için aktörlerin duruma birlikte ve farklı yönleriyle müdahil olması gerekmektedir. Şahsen buradaki en büyük rolün mağdurların kendilerine düştüğünü düşünmekteyim. Mecbur kalıyor olsalar dahi mağdurun durumu kabullenmemesi, itiraz etmesi, mücadele etmesi ve alternatif çözümler araması büyük resimdeki problemin de çözümü için ilk ve en önemli adım olacaktır. Bununla birlikte aşağıda çözüme ulaşılması için atılabilecek adımların bazılarını daha genelleyerek paylaşıyorum:

  • Otorite sahiplerinin (devletler, hükümetler, liderler vb.) mağdurların haklarını koruyacak sosyal politikalar geliştirmesi,
  • Sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin bilinçlenmesi, bilinçlendirilmesi ve daha aktif hale gelmesi,
  • Cinsiyet eşitliği konusunda gerek toplumun gerekse otorite sahiplerinin adil davranmaya yöneltilmesi,
  • Borç yapılandırılması konusunda borçlulara yardımcı olunması.
  • Devletlerin daha dayanıklı, krizlerden uzak ve sürdürülebilir hale gelmesi ve getirilmesi.

Konuyla ilgili daha detayla bilgi sahibi olmak isteyenler için irtibat adresleri:

Uluslararası Çalışma Örgütü: ILO İletişim ve Kamuoyu Bilgilendirme Bölümü +4122/799-7912, newsroom@ilo.org
Walk Free Vakfı: Martina Ucnikova, Medya ve iletişim Bölümü Şefi, Walk Free Vakfı, +61428/997-881, mucnikova@minderoo.com.au
Uluslararası Göç Örgütü: Leonard Doyle, Medya ve İletişim Dairesi Başkanı IOM/Sözcüsü, Tel: +4179/285-7123, ldoyle@iom.int

Umuyoruz ki çocuklarımızın dünyası zorla çalıştırılan, zorla evlendirilen veya farklı bir şekilde köleleştirilen kimse kalmaz; modern kölelik olmaz da kölelik sadece geçmişte kalan bir sorun olarak bahsedilir.

Kaynakça

http://www.alliance87.org/global_estimates_of_modern_slavery-forced_labour_and_forced_marriage.pdf

http://www.ilo.org/ankara/news/WCMS_575650/lang–tr/index.htm

http://www.sekeris.org.tr/dergi/multimedia/dergi/27_modern_kolelik_ve_modern_koleligin_gorunumleri.pdf

[1] Prof. Dr. Hasan Malay, Çağlar Boyu Kölelik, Gündoğan Yayınları, e-kitap, 2. Baskı, s. 1.

Yazar Hakkında

Nurullah Hakimoğlu/ TESA Ekonomi Masası Yazarı

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir