Ana Sayfa / Çeviriler / Modern. Çağdaş. Sanat?

Modern. Çağdaş. Sanat?

Modern, çağdaş. Çağdaş, modern. Bu iki kavram genellikle birbirlerinin yerine kullanılıyorlar. Peki bu ikisi arasında sahiden bir fark var mı? Eğer öyleyse, nasıl?  

İlk cevap oldukça basit: zaman. Modern sanat, çağdaş dönemden önce yaşandı. Birçok sanat tarihçisi ve eleştirmen tarafından, modern sanatın 1860’larda batıda başladığı ve 1960’lara kadar devam ettiği kabul ediliyor. Çağdaş sanat ise, günümüzde yapılan sanat anlamına geliyor. Ancak günümüzdeki sanatı tanımlamak biraz zor olabilir. Hayatta olan sanatçılar tarafından yapıldığı anlamına mı geliyor? Bizim yaşadığımız zaman içerisinde yapıldığını mı anlatıyor? Yoksa şimdi ki zamana atıfta bulunan, günümüzün anlayışına sahip sanatçılar tarafından oluşturulduğunu mu ifade ediyor? Belki de şimdi ki zamanın ne olduğunu  tanımlamaya çalışan sanatsal çalışmalara deniyordur. Böylece, çağdaş sanatın  başlangıcının, paradoksal bir şekilde, 1960’ lar ve 70’ ler arasında geliştiği kabul edilir.  

Fakat, zaman farklılığının yanı sıra, metot, kullanılan araçlar ve yaklaşım tarzı bakımından da farklılıklar mevcuttur. Modern sanat ve çağdaş sanat üzerine konuşmaya başladığımızda, geç izlenimcilikten dadaizme, pop arttan yerleştirme sanatına kadar birçok farklı hareketten ve tarzdan da bahsetmiş oluyoruz.  

Öncelikle modern sanata bakalım. Monet’in eserlerini  temizlik bezlerinin üzerinde, Cézanneinkileri ise bisküvi kutularının üzerinde gördüğümüzden, bu resim tarzının kendi dönemine göre ne denli  radikal ve şaşırtıcı olduğunu anlamak bizim için zor olabilir. Modern sanat ve modernizm, geçmiş sanat türleriyle, geleneksel bakış açısını terk etmesi ve ana fikrinin yenilikçiliği bakımından tamamen ayrılıyordu.  

Birçok sanat tarihçisi, 1863 yılında resmettiği “Kırda Öğle Yemeği”  tablosundan ötürü  Édouard Monet’in ilk modern ressam olduğu görüşündedir. Bunun nedeni, eserin, sahneyi üç boyutlu ve ‘gerçek’ bir şekilde tasvir etmeye çalışmamasıdır. Monet’ in figürleri, biri diğerinin üzerinde oturuyor gibi duruyor, derede yıkanan kadın ise diğerlerinden yüksekte gibi, sanki ölecek ve kucaklarına düşecekmiş gibi görünüyor. Monet ayrıca, resimde, aydınlık ve karanlık bölgeler arasındaki gölgelendirme eksikliğinden ve resmin   ‘düşük seviyeli’  ana fikrinden ötürü eleştirilmektedir.

Bu hareket, dış dünyayı doğru bir şekilde sunma amacı taşıyan bir sanatsal dönemin başlangıcı değil, izlenimciliği, geç izlenimciliği, japonizmifovizmi, fütürizmi ve dışavurumculuğu kapsayan bir akımdır.  

Peki buradan, tuğla yığınları ve 10.000 dolarlık gözle görülemeyen sanat eserleriyle  çağdaş sanata nasıl vardık?  

Modern sanat ve çağdaş sanat dönemlerinin arasında ortaya çıkan, resmin içeriğine değil yapılış sürecine odaklanan soyut dışavurumculuk hareketi, bu noktada  bir çesit dönüm noktası oldu. Örneğin Jackson Pollock, eserlerini, ağzında sigarasıyla, damlatma tekniğiyle ve kanvasın üzerinde hareket ederken boyayı dökmek suretiyle oluşturuyordu ve bunun sonucunda eser son halini kendiliğinden alıyordu. Bu hareket, şimdiki anlamıyla bildiğimiz çağdaş sanata giden yolda küçük bir adımdı.

Asıl değişim, sanata dair düşünme biçimimizdeki devrimle, 60’ lar ve 70’ ler de oldu. Soyut dışavurumculuk da dahil olmak üzere birçok modern sanat akımı kendini çok ciddiye almalarının yanı sıra, sanatçının dehasına da ayrıcalık tanırlar. Pop Art, minimalizm, yerleştirme sanatı ve performans sanatları ise buna sırt çevirmiş ve modernizm’ in bakış açısıyla sanat eserleri ortaya konulmasına alaycı bir gülümsemeyle bakmışlardır. Sanatçılar, güzellik ve biçim yerine, eserin arkasındaki fikre yoğunlaştıkları için, sanat; video, performans, yerleştirme gibi birçok farklı şekilde ortaya konulmuş, galerilerin ve geleneksel sanat alanlarının tamamen dışına çıkmıştır.

Fırça darbesi ya da bir heykelin mermeri, çağdaş sanatın önemli birer parçası değildir, hatta tam olarak sanat dahi değildir. Daha doğrusu, önemli olan artık  eseri gören kişinin izlenimleridir. Çağdaş sanat eserleri  genellikle, izleyicisinin üzerinde bıraktığı etkiye ve izleyicinin, eseri tecrübe edişine odaklanır. Birçok eleştirmene ve teorisyene göre, sanatı sanat yapan bizizdir. Hatta bazı durumlarda sanat,  performanslar ve sosyal eylem projelerinde de olduğu gibi yalnızca onu tecrübe eden insanlardan oluşur.

Çağdaş sanata sıklıkla   “Bu da sanat mı?”, “Bunu dört yaşındaki halim bile yapabilir.” minvalinde sorular yöneltilmektedir. Fakat, ne gülünçtür ki, bu durum çağdaş dönem sanatçılarının, işlerini tamamıyla doğru yaptıklarını gösterir. Nasıl mı? Çünkü birçok çağdaş sanat eserinin amacı bize estetik kavramını sorgulatmaktır. Estetik, bir şeyi sanat yapan şeyin ne olduğuna dair felsefi bir sorgulayıştır. İşte bu yüzden, bir tuğla yığınına ya da sanat galerisindeki bir pisuara baktığımızda, aslında sanatçıların yapmak istedikleri şey, bize çalışmalarının sanat olup olmadığını sorgulatmak ve eğer öyleyse, bizi  onu sanat yapan şeyin ne olduğunu düşünmeye zorlamaktır.

Çağdaş sanat genellikle, neyin sanat olduğuna ve neyin sanat olabileceğine dair sorular sorarak sınırları zorlayan bir arayıştır. Yani “bu da sanat mı?” diye sorduğunuzda, tam olarak sanatçının sizden sormanızı istediği soruyu sormuş oluyorsunuz.

Çevirmen Hakkında

Hatice Beyza Sezgin / TESA İngilizce Çevirmeni

Boğaziçi Üniversitesi 

Tarih

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir