Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
şiddet
Kaynak: 50-50magazine

Marie Cervetti: Karantina Döneminde Şiddet Mağduru Kadınlar Önem Kazandı

Marie Cervetti, cinsiyetçi veya cinsiyete dayalı şiddet mağduru kadınlara kalacak yer sunan ve topluma yeniden entegre olmalarını sağlayan FIT (Une femme, un toit) derneğinin yöneticisidir. Paris’te bulunan bu kuruluş, 18-25 yaş arası genç kadınları kabul eden tek yer olma ayrıcalığına sahiptir.

FIT Nedir?

Dernek iki yapıdan oluşmaktadır. Birincisi; 18-25 yaş arası erkek egemen şiddetin kurbanı kadınlar için 60 yataklı bir sığınma ve topluma yeniden kazandırma merkezidir. İkincisi, şiddet gören kadınların yerlerini belirleyen ve onları karşılayan Bagnolet’te bulunan yönlendirme merkezidir.

Evsizler Barınağı (CHRS) Kadınlara Nasıl Destek Oluyor?

Şiddet gören kadınlarla birlikte çalışıyoruz, böylece çocukluktan beri maruz kaldıkları şiddeti teşhis edebiliyorlar. Şiddetin türünü belirlemelerine yardımcı oluyoruz ve yasaların hükümlerini açıklıyoruz. Çünkü tecavüzün, ensestin veya kadın sünnetinin suç olduğunu çoğu zaman bilmiyorlar. Bu nedenle, uygulanan şiddeti yasalar çerçevesinde yeniden adlandırmak gerekiyor. Ayrıca onlarla birlikte saldırganların stratejileri, şiddet mekanizmaları ve şiddetin sonuçları üzerinde çalışıyoruz. Bu atılan ilk adımdır.

Daha sonra kalacak yer temin etmede, sağlık ve kültür alanlarında önemli destek çalışmaları yapıyoruz.

Merkezin Geliri Nasıl Sağlanıyor?

Merkez devlet onaylıdır. Bir acil durum merkezi değil, barınma ve yeniden entegrasyon merkezidir. Ayrıca yakın zamanda yenilenen 15 yıllık izne sahibiz. Devlet bize bağış şeklinde finans sağlıyor. Her yıl aylık olarak ödenen bu bağışların toplamına sahip oluyoruz.

Derneğiniz Aynı Zamanda Şirketlere Çiftler Arasında Şiddet Konusunda Eğitimler de Veriyor. Bu Konularda Şirketlerin Eğitim Alması Neden Önemlidir?

Çoğu zaman bir kadın için aile içi şiddetin kurbanı olmanın ve bu süreçte bir işte çalışmanın iki kat acı verdiğini biliyoruz. Eşiniz sizi durmadan aradığında, iş yerinize gelmekle tehdit ettiğinde veya toplantınızın olduğu bir zamanda eve dönmenizi istediğinde, konsantrasyonunuz ve dikkat yeteneğiniz azalır. Bu sorunu görmeyen ve durumu anlamayan şirketler, şiddet mağduru kadınları sık sık işten çıkarmaktadır. Bu nedenle, şirketlerin bu konularda aksiyon alması ve bu kadınların hayatlarını değiştirebilecek destekler verebilmeleri için eğitilmesi önemlidir. Bunlara örnek olarak %1 barınma ve mümkünse işçi hareketliliği, yemek ücretinin maaşla birlikte değil yemek fişi olarak verilmesi (bazen erkekler eşlerinin maaşlarını ellerinden alabiliyor) gibi yardımlar gösterilebilir. Amaç, bir çalışanın belirli miktarda devamsızlık veya konsantrasyon eksikliği göstermesi durumunda bu şiddeti fark etmeyi öğrenmek ve ona çalışma yeteneğini yeniden kazanmasını sağlayacak çözümler sunmaktır.

Eğitimler Nasıl Veriliyor?

Eğitimler çoğu zaman İnsan Kaynakları Direktörleri’ne verilir. Peki, onları nasıl eğitiriz? Tanıklar veya mağdurlar için bazı düzenlemeler yapmaya çalışıyoruz. Örneğin, bazen şirketlerde sosyal hizmet görevlileri bulunuyor. Bu görevliler işe alınmadan önce önce onlara eğitim verilmesi gerekir. Böylece maruz kaldıkları şiddeti bildirmeye hazır olmasalar bile bunu güvenli bir şekilde birilerine anlatabileceklerinden emin olurlar çünkü profesyonel bir gizlilik esastır. Bu şirketlere ayrıca saldırganların stratejisinin ne olduğunu, kurbanlar üzerindeki sonuçlarını, kurbanlara nasıl yoğunlaştığını, korktuklarını ve sahip oldukları belirtileri nasıl gizleyebileceklerini öğretiyoruz.

Tıp Alanındakilerin Kadına Karşı Şiddet Konusunda Eğitilmesinin Önemi Nedir?

Bu, halk sağlığının bir kuralıdır. Örneğin, bir doktor yıllarca mide ağrısı şikayetleri ile gelen bir kadını muayene ettiğinde herhangi bir problemle karşılaşmadıysa, doktorun hastaya başından beri her şeyin yolunda olup olmadığını ve şiddetin kurbanı olup olmadığını sorması gerekir. Bu, zaman kaybının önüne geçer. Bir kadın kırık bir diş ile gittiğinde, şiddete maruz kalmadığından emin olmak için de doktorlar eğitilmelidir. Ne kadar çok eğitim alırsak, Jacqueline Sauvage’ınki gibi hikâyelerin o kadar önüne geçmiş oluruz. Sağlık alanındaki profesyonelleri bu konularda eğitmek, kadınların bu korkudan daha çabuk kurtulmasını sağlar.

Geçtiğimiz Eylül Ayında Hükümet Aile İçi Şiddet Konusunda Bir Düzenleme Getirdi. Bunun Sonunda İlan Edilen Önlemler Sizce Yeterli mi?

Yeterli olmadığını görebiliyoruz. Çünkü karantinayla birlikte tecavüze karşı 39 19’a (Şiddet mağduru kadınlar için dayanışma hattı) ve Feminist Toplulukları’na yapılan çağrılardan sonra kurumların, bu kadınları bulmakta zorluk yaşadıklarını gördük. Çağrı sayısı yoğunlaşır yoğunlaşmaz onları cevaplamanın çok zor olduğunu açıkça gördük. Karantina boyunca 39 19 hattında çalışan kimseler evden çalışmak zorunda kaldıkları için beklenmeyen aksaklıklar yaşandı. Buna ek olarak, hükümet bu numara ile sık sık iletişim kurdu, peki ya sonra ne oldu? Yeni çalışma ortamı sağlandı mı? Daha fazla çalışan temin edildi mi? Tabii ki hayır.

Şiddet Mağduru Kadınlara Daha Fazla Destek ve Yardım Sağlamak için Hangi Acil Durum Önlemleri Alınmalıdır?

Bize söylenenlerin tam tersini yaparak, yani finansal yardım sağlanmadan, şiddetle etkili bir şekilde mücadele edebileceğimizi düşünmüyorum. Aile içi şiddet konusunda dernekler, Eşitlik Yüksek Kurulu’nun (HCE) bir araştırmasına dayanarak, masaya en az 1 milyar Euro koymamız gerektiğini söylüyor.  Şiddet mağduru kadınların güvenliğini kalıcı olarak sağlamak için ciddi bir barınma yeri sıkıntısı olduğunu açıkça görebiliyoruz. Ayrıca şu an sadece aile içi şiddet mağdurları hakkında konuşuyoruz. Her zaman hatırlattığım gibi, Fransa’da her yıl tecavüze uğrayan en az 94.000 kadın var. Zorla evlenme tehdidi altında olan bu kadınlar nereye gidiyor? Onlar için kalacak yer sağlanmadı. Esasında, sadece aile içi şiddete değil, cinsiyete dayalı şiddete ilişkin bir düzenleme de istemiştik.

Şu anda yaşadığımız sağlık krizi nedeniyle her şeyden tasarruf etmek isteniyor ve kesinlikle yatırım yapmak istenmiyor. Bunun sonu da daha pahalıya mal oluyor. Ve onlarca yıl boyunca değişen hükümetlerden istediklerimiz bunlardı. Çünkü önceki hükümetler de daha iyisini yapmamışlardı. Örneğin bir barınma yeri sağlanmadı. Derneğimizin hala sadece 60 kontenjanı var ve Fransa’da sadece 18-25 yaş arası kadınları kabul eden tek kurum biziz. Ancak, kadınlara yönelik şiddetle mücadele için bakanlıklar arasında yapılan beşinci planda, şiddet mağduru genç kadınlar için 100 yer oluşturulması gerektiği söyleniyor.

39 19 hattı ile iletişim kurabilmek güzel, fakat hükümetin güvenliğinin sağlanması gereken kadınların varlığından neden söz etmediğini merak ediyorum. Devlet neden binlerce kadını hesaba katmıyor? Bu nedenle çağrı merkezlerinde çalışanların sayısını artırmalıyız ve hepsinden önemlisi, sorunun mağdurlarına yardım eden dernekleri daha iyi donatmalıyız. Ayrıca bu kadınları nasıl ağırlayacağımızı düşünmeye başlamalıyız. Geçen Eylül ayında, Bagnolet’in kabul ettiği 90 genç kadının %98’inin barınma ihtiyacı vardı. Mevcut hükümete olan sorum şudur; Neden derneklerin keyfi para istediklerini düşünüyor ve onların uzman görüşlerini dinlemek istemiyorsunuz?

Evsizler Barınağında (CHRS) Bulunan Kadınlar Karantina Sürecini Nasıl Geçirdiler?

Merkezimizde kalan gençlerin tek odalarda kalması, herhangi bir ziyaret hakkının olmaması veya sevdikleri insanlarla temasa geçmemeleri, sosyal bir aktivitede bulunmamaları konusunda önlemler aldık. Ancak bu genç kadınların da diğerleri gibi hissettiklerini gördük; konserler onlar olmadan verildi, yüksek fiyatlı restoranlar, kafeler onlar olmadan kapandı. Bu karantinayla birlikte kadınlar kendilerine yapılan tehditlere karşı rahatlama fırsatı buldular bunun bir intikam rüzgârı olduğunu düşündüler.

Ayrıca baskıdan kurtuldular. Genellikle ayda 300 Euro’dan fazla kazananlar mali yardım alamıyorlar. Kadınlar iş bulmak için atölyelere katılıyor. Daha sonra yarı zamanlı, düşük ücretli veya uzak bir konumda yer alan bir iş bulduklarında konaklama imkânı buradan daha kötü olsa bile kabul etmek zorunda kalıyorlar. Karantina sürecinde, istihdam arayışları ve hareket etmeleri kısıtlandığı için hepsi mali yardım almaya hak kazandı ve bunu bir rahatlama evresi olarak gördüler. Ayrıca şiddetten kurtuldular. Her ne kadar bu sürecin başında maruz kaldıkları şiddetin sorumluları onları eve geri getirmeye çalışsalar da, çabucak rahat bıraktılar.

Özellikle Fondation de Femme kuruluşu sayesinde konaklama ve barınma olanakları arttırıldı. Dayanışma ve kardeşlik bağları oluşturuldu. Erkek egemen şiddetine karşı kararlı duran eylemciler şeker, çikolata ve maskeler getirdi. Vakıflar telefon ve bilgisayar satın almak için para yardımı yaptılar, işletmeler de ayakkabı ve kıyafet bağışladılar. Karantina dönemi sırasında, genellikle yardıma muhtaç kimseler olarak görülen bu şiddet mağduru görünmez kadınlar önem kazandı. Tamamen yalnız olmadıklarını fark ettiler. Sosyal hizmet uzmanları her gün yanlarındaydılar ve sosyal mesafeye rağmen birbirlerinden iki metre uzakta bile birlikte krep yedikleri keyifli anları organize etmeyi başardılar. Karantina sürecinin uzamasına rağmen dünya onlar için daha iyi bir yer haline gelmişti.

Kısa deneyimlerden elde edilen bu birkaç gözlem, dünyanın sosyal dışlanma ve erkek egemen şiddeti hakkında başka türlü düşünmesini sağlayacak mı? Hükümetlerimiz, en savunmasız insanların topluma yeniden kazandırılmalarının artık baskı ve aşağılamayla değil, yeteri kadar desteklenmesinin gerektiğini kabul etmeye hazır mı? Cinsiyete dayalı şiddet mağduru kadınları destekleyen dernekleri ve aralarından en yenilerine destek olmaya, gelir sağlamaya yardımcı olacak mı? Son olarak yeterli insan kaynakları yönetimine sahip kalıcı konaklama alanları yaratmaya hazır olacaklar mı? Öyle olunca bu durum hepimiz için kalıcı bir rahatlama olurdu.

Kaynak:  50-50magazine