Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Film Analizi / Mandalina Bahçesi Film Analizi

Mandalina Bahçesi Film Analizi

Yönetmen: Zaza Urushadze

Tür: Savaş, Dram

Yapım Yılı: 2013

Ülke: Gürcistan-Estonya Ortak Yapımı

Oyuncular: Lembit Ulfsak, Giorgi Nakashidze, Elma Nüganen, Misha Mesxi

Müzik: Niaz Diasamidze

 Giriş

Mandalina Bahçesi, Gürcü yönetmen Zaza Urushadze tarafından yazılmış 90’larda yaşanan Gürcü-Abhaz savaşının ortasında nefrete karşı sevginin kazandığı, bir köyde korunmaya çalışılan insanlık değerlerinin öyküsü. 87. Akademi Ödülleri’nde Estonya’nın Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde aday gösterilen filmi Tangerines, hem kurgusu, hem karakterleri hem de müzikleriyle izleyenlerin beğenisini kazanmakta.

Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse, Yönetmen Zaza Urushadze’nin Mandalina Bahçesi filmi hümanist bir film olmakla birlikte, savaşın verdiği zararları, kaybolan yaşamları ve savaşın gereksizliğini en naif biçimde dramatize eder.

Abhazya’daki Eston köyleri 19. Yüzyılın sonlarında kurulmuşlardır. 1992 yılında yaşanan Eski Sovyet ülkeleri Abhazya ve Gürcistan arasındaki savaş, bölgedeki Estonyalıların yaşamını altüst etmiştir. Çoğu Estonyalı memleketine dönmeye karar vermiş ve Eston köyleri terkedilmiştir. Gürcü-Abhaz savaşının başlamasının ardından bölgeyi terk etmeyen iki Estonyalı köylü köyde kalan son iki kişi olarak geçimlerini mandalina bahçelerindeki hasada bağlamışlardır. İki yaşlı Estonyalının Gürcü-Abhaz savaşının ortasında kalmasının nedenine gelecek olursak Sovyetler Birliği dönemi öyle bir dönemdir ki tek bir Sovyet ulusu oluşturmak adına birçok halk bir arada yaşamıştır.

Çatışmanın adım adım köylerine yaklaştığının farkında olan Margus’un kalan mandalinaları Ivo ile birlikte var gücüyle toplayarak Estonya’ya dönebilme telaşındadır. Ivo ise bu toprakları terk etmeyi düşünmemektedir. O, bu topraklarda doğmuş ve yıllarca ailesiyle burada yaşamış topraklarına bağlı biridir. Savaşın tam ortasında var olmasına rağmen savaşın bir tarafı değildir tüm bunlara rağmen hoşgörü, empati, duyarlılık gibi değerlerini korumayı başarmış bir karakterdir. Margus’un “Bu savaş narenciye savaşı, savaşın sonunda hangi tarafın mandalina bahçemi alacağına karar verilecek” demesi savaşın yalnızca tarafları değil savaşla ilgisi olmayan insanları da etkilediğinin göstergesidir.

2013 yapımı film, asıl Ivo ve Margus’un köyde iki yaralı askeri bulması ile başlıyor. İlginç olan ise Ivo ve Margus isimli bu iki köylünün bulduğu askerlerin birbirlerine karşı savaşan Gürcü ve Abhaz tarafında parayla çatışan Çeçen askerleri olmasıdır. Ivo, Nika ve Ahmet isimli bu iki yaralı askeri hangi tarafta savaştığına bakmaksızın iyileşinceye kadar evinde ağırlar. İki yaralı asker gerek ideolojileri gerek dinleri nedeniyle defalarca  karşı karşıya gelirler. Nika’nın durumu Ahmet’e göre daha ağırdır ve Ahmet’in Gürcü düşmanını öldürmemesi için Ivo Nika’nın kapısını kilitli tutmaktadır. Çeçen askerin arkadaşının intikamını almak için ölüm döşeğindeki Gürcü’nün kapısında beklediğini gören Ivo onlara bu çatı altında birbirilerini öldürmeyeceklerine dair söz verdirir. Savaşın tam da ortasında dinsel ve milliyetçi nefretin hakim olduğu bu ortamda Ivo, iki askere de sevgi dolu yaklaşmış ve savaşın anlamsızlığını, insanlığı hatırlatmıştır.

Fimdeki bir ayrıntı ise filmde hiç kadın oyuncu yer almamasıdır. Ivo’nun torunu Mari bu ayrıntıyı bir fotoğraf karesinde yer alarak ilginç bir şekilde derinleştirmektedir. Herkes Mari’nin fotoğrafına hipnoz olmuşçasına bakmaktadır. Burada fotoğraf herkesin içindeki iyilik duygusu ve güzelliği temsil etmektedir.

Bir gün Ivo’nun evine Aslanla beraber Abhaz askerleri gelir. Bir Gürcü’ye baktığını öğrenmemeleri için Ivo, Nika’yı İbrahim olarak tanıtır. Aslan bir şeyden şüphelenmez ve askerleriyle mandalina bahçesini toplamasına yardım edeceği konusunda söz verir. Bir süre sonra bir patlama olur ve Margus’un evi yanar. Abhazları kovalayan Gürcü askerlerinin evi yanlışlıkla yaktığını düşünürler. Böylece Ivo, Margus, Ahmet ve Nika’nın ortak bir travması oluşmuştur. Bu, barış için önemli bir olay olacaktır. Artık Ahmet ve Nika’nın ortak hedefleri, İvo ile Margus’u savaştan korumak olmuştur.

Ortak hislerle bir araya gelen iki düşman asker filmin sonunda barışmanın da ötesine geçip artık “kardeş” olmuşlardır. Bu kez de Ivo’nun evine Rus askerleri gelir ve Ahmet’in Çeçen olduğuna inanmazlar. Ahmet’i vuracakları sırada Nika onlara ateş açarak onu kurtarır. Ne yazık ki Nika öldü sanılan bir askerin kurşunuyla hayatını kaybeder… Ivo, Nika’yı oğlunun yanına gömer. Filmin sonunda oğlunun Gürcü askerler tarafından öldürüldüğünü öğreniriz.

Tarihsel Arkaplan

Filmin tarihi altyapısına değinecek olursak, Abhazların Kartvel(proto Gürcü) kabilelerle olan coğrafi yakınlığı –özellikle de Megrel ve Svanlara olan yakınlığı- Gürcistan’ın kültürü ve siyaseti üzerinde Abhaz soylularının etkili olmasını sağlamıştır.[1]  Günlük hayatta kendi dillerini kullanmaya devam ederken diplomaside Gürcü diline geçmişlerdir. Köken olarak Çeçenlerle yakın olan Abhazlar, Gürcü topraklarında önemli bir yere sahip hale gelmişlerdir. Abhazların ve Gürcülerin bir arada yaşadığı bölgedeki Abhaz-Kartvel krallığına Abhazya denilmektedir. Krallığın ilk kralı bir Gürcü prensin ve Abhaz prensesin oğludur. Sonrasında ise Abhazya yıkılmış, Gürcistan toprakları eskisi gibi prenslikler haline gelmiştir. Çarlık Rusyası zamanla önce Doğu Gürcü ardından Batı Gürcü prensliklerini ilhak etmiştir.

Çarlık Rusya’nın Megrelya’ya sığınan Abhaz prensi Seferbey’i tahta çıkarmak istemesine karşı çıkan Abhazya, Rusya’ya ve Seferbey’e karşı ayaklandılar ve bu ayaklanmalar kanlı şekilde bastırıldı. 1864 yılında ise Rusya, Abhazya prensliğini ilga etti. Osmanlı-Rus savaşı dönemlerine denk gelen bu ayaklanmalarda Osmanlı devleti Abhazları destekledi. Çarlık Rusya direnişçilerin büyük kısmını Osmanlı’ya sürgün etti ve direniş sona erdi. Türklerle işbirliği yaptıkları için Abhaz köylüleri topraklarından mahrum bırakıldılar ve boşalan topraklara Estonyalılar, Ermeniler ve Grekler getirilerek Abhaz halkının topraklardaki çoğunluk olma durumu yok edilmeye çalışıldı.

1992 yılında Gürcistan’ın Abhazya’ya karşı silahlı saldırının asıl sebebi Gürcistan’ın şimdiki devlet rejiminin imparatorluk emellerinde ve Abhazya halkının egemenlik haklarını yok etmek istemesidir.

Günümüzde de Rusya’nın kısa vadede en önemli hedefi ABD-AB’nin önce Abhazya’ya, Güney Osetya’ya ve Acaristan’a, sonrasında Ermenistan ve Azerbaycan’a etki etmesine engel olmaktır.[2]

Sonuç


-Yani oğlunu Gürcüler mi öldürdü?
+Evet, ama ne fark eder
-Nasıl yani, oğlunun mezarının yanına bir Gürcü gömdün.
+Ahmed, fark eder mi?
-…
+Cevap ver!
-Hayır, fark etmez.”[3]

Filmdeki bu diyalog filmin vermek istediği mesajı özetler nitelikte; söz konusu savaşsa hayatını kaybedenlerin ne tarafta öldüğünün ne önemi vardır? Farklı dinlerden, farklı ırklardan, farklı ülkelerden olmak her şeyden önce hepimizin “insan” olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. İzlenilenler ölümün ve öldürmenin ne denli acımasız olduğunu, savaşın insanları anlamsız bir düşmanlığa nasıl sürüklediğini, insanlara birbirini tanıma empati kurma fırsatı verilirse nelerin değişebileceğini görmemizi sağlayan gerçek hayatın minimalize edilişiydi. Tek bir cümle ile özetleyecek olursak “Filler tepişir, çimenler ezilir.” Büyük güçlerin savaşlarından en çok mağdur olan insanlardır.  Filmin belki de en önemli mesajı insan kalmayı unutmamamız yönündedir.

Savaş insanoğlunun yaradılışından itibaren var olan insanlıktan uzak bir gerçekliktir. Yıllardan beri uluslar gerek etnik, gerek dini birçok sebep için birbirleriyle savaşmışlardır. İnsanoğlu var oldukça gelecekte de yeni sorunlar var olmaya devam edecektir.  Aslında verilmek istenen mesaj filmin konusuyla güçlü bir espri anlayışıyla birlikte filmin sonunda verilmiştir. İnsanların hep birlikte barış ortamında yaşayabileceklerine dair umut yeşertilmesine karşın filmin sonunda yine savaşa bir arada yaşayanların sebep olacağı gerçeği aktarılmıştır.

Kaynakça

Kaynakça

Yapıcı, Utku, Kronik: Gürcistan Savaşı Öncesi ve Sonrası, Ankara Üniversitesi SBF (63), 2008.

Origins and Evolutions of the Georgian-Abkhaz Conflict, by Stephen D. Shenfield, Abkhaz World, https://abkhazworld.com/aw/conflict/31-origins-and-evolutions-of-the-georgian-abkhaz-conflict , Erişim tarihi 05.04.2019.

Urushadze Z. (Yapımcı) ve Felt I., Urushadze Z. (Senarist) ve Urushadze Z. (Yönetmen). (1940). Tangerines [Film], Gürcistan-Estonya.

DİPNOTLAR

[1] Origins and Evolutions of the Georgian-Abkhaz Conflict, by Stephen D. Shenfield, Abkhaz World,https://abkhazworld.com/aw/conflict/31-origins-and-evolutions-of-the-georgian-abkhaz-conflict Erişim tarihi 05.04.2019.

[2]Utku Yapıcı, Gürcistan Savaşı: Öncesi ve Sonrası, Ankara Üniversitesi SBF,63-3, s.187

[3] Urushadze Z. (Yapımcı) ve Felt I., Urushadze Z. (Senarist) ve Urushadze Z. (Yönetmen). (1940). Tangerines [Film], Gürcistan-Estonya.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Büşra Gürci

Avatar
TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir