Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Malcolm & Marie
Kaynak: Netflix

Malcolm & Marie: “Canlı ve Zekice Bir Film”

Zendaya ve John David Washington, seyirciyi hazırlıksız yakalayan bu etkileyici iki karakterli filmde “dinamik ve hassas performansları” sayesinde konuşulmayı hak ediyor.

Bir film yönetmeni ve onun kız arkadaşı arasında geçen uzun gecede, John David Washington ve Zendaya konuşuyor, bağırıyor, tartışıyor, hakaret ediyor, karşı saldırıya geçiyor, öpüyor, barışıyor ve sonra yeniden tartışıyorlar. A Marriage, A Marriage Story ve özellikle Virginia Woolf’tan Kim Korkar? da dahil olmak üzere diğer birçok kötü ilişki dramasının hayaletleri, tek gecelik zaman aralığında ve siyah beyaz görünümlü Malcolm & Marie’nin üzerinde dolanıyor. Fakat, aynı zamanda, cesur ve etkileyici HBO dizisi Euphoria’nın da yaratıcısı ve yönetmeni Sam Levinson, benzer hikâyeye son derece yetenekli yıldızlarının dinamik, hassas performansları ve ırklar ile yeni Holywood’u kapsayacak şekilde geniş bir hikâyeye yer veriyor. İki karakterli film pandemi sürecinde tasarlandı ve yapıldı ancak koşullar için özel bir iddiası yok. Levinson, küçük ölçekli yaklaşımını yalnızca filmin yoğunluğunu arttıran bir varlığa dönüştürüyor.

Malcolm’un film galasının zaferinden yeni çıkan çift, saat 01.00’de geniş, kiralık evlerine dönerek izleyici için ilk izlenimleri sağlıyor. Marie gümüş rengi bir elbise içinde göz alıcı görünüyor fakat mutfağa geçip peynirli makarna hazırlarken asık suratlı. Malcolm ise şehirdeki yeni en ateşli yönetmen olarak takdir edilmekten heyecan duyuyor ve Marie’nin kızgınlığını bile fark etmiyor. Dünyanın en bencil ve en aşağılık insanı gibi görünüyor, çünkü galadaki konuşması sırasında Marie’ye teşekkür edemedi. Ancak bu ilk izlenimler, karakterler Marie’nin geçmişini, kızgınlığının gerçek nedenlerini ve Malcolm’un ona olan gerçek bağlılığını meydana çıkardıkça izleyicilerin filme kendilerini kaptırmasını sağlıyor.

Psikolojik oyunlar ve duygusal değişimler boyunca Zendaya ve Washington, karakterlerde olduğu gibi izleyiciyi de hazırlıksız yakalıyor. Marie Malcolm’u narsist olarak hedef alıyor ve onun vasat bir yönetmen olduğunu söylediğinde; “Sadece kaba olmaya mı çalışıyordun?” diye sormakta tamamen haklı. Euphoria’da uyuşturucu bağımlısı bir genci oldukça başarılı bir şekilde canlandırdığı için kısa süre önce Emmy ödülü kazanan Zendaya, Marie’nin ani patlamalarının arkasındaki savunuculuğu ve üzüntüyü yakalayarak burada da aynı derecede hassas bir performans sergiliyor. Bir zamanlar etkileyici bir oyuncu, şimdi kendine ait bir kariyeri olmayan, karmaşık açıklamaya sahip bir durum. Marie’nin savunması bittiğinde görüntüsü de daha basit hale geliyor. Makyajını çıkarıyor ve pamuklu iç çamaşırı ve bir kimono içinde ıslak saçla görünüyor.

Filmin ilk gösterimi hemen Zendaya için ödül söylentilerini başlattı, ancak aynı şey, Malcolm’u tam olarak doğru zamanda oynayan Washington için ise geçerli olmalı. Marie, gece boyunca daha fazla numara yapan ve oyun oynayan kişiydi, ancak Malcolm beklenmedik bir şekilde anlayışlıydı, kendisi hakkında değil, Marie hakkında. Washington her zaman ekranda güçlüydü. Ne kadar zeki bir oyuncu olduğunu görmek için Spike Lee’nin BlacKkKlansman’ına bir bakın; Christopher Nolan’ın beceriksiz diyaloğunun yükünü taşıdığını Tenet’te asla fark edemezsiniz. Burada, bazıları Marie’ye yönelik, diğerleri Hollywood’da siyahi bir yönetmen olmakla ilgili tartışmaya yönelik birkaç sahne var. Eve ilk geldiklerinde “Siyah olduğum için yaptığım her şey siyasi değil.” diyor. “LA Times’tan beyaz kadın” olarak adlandırdığı bir eleştirmenden duyduğu ırkçı bir eğilimli yalaka övgüyle alay ediyor. Daha sonra, filmiyle ilgili olumlu eleştiri geldiğinde ona karşı öfkeleniyor ve siyah bir kadının uyuşturucudan arınması hakkındaki hikayesinde yapmaya çalıştığı her şeyi yanlış anladığında ısrar eden eleştiriye ateş püskürüyor. Özellikle “beyaz kurtarıcı mecazı zekice alt üst ettiğini” söyleyen bir replik karşısında öfkeleniyor. Levinson ve Washington’un eleştirmenlerin kendini beğenmiş tavrını ve at gözlüklü bakış açısını ne kadar mükemmel bir şekilde yakaladıklarına kahkahalarla haykırmak için film eleştirisine dalmanıza gerek yok ama bu yardımcı oluyor.

Levinson hareketi devam ettirmek için diyalogdan fazlasını kullanıyor. Tek mekânda geçen bir film klostrofobik veya durgun olabilirdi ancak Malcolm & Marie’de bu yok. Bir koridordan aşağı inen, verandaya adım atan ya da mutfaktan oturma alanına ya da yatak odasına geçen karakterler göründüğünde kamera odalarda dolaşıyor. Film, siyah-beyaz gölgelerin biraz kaygı verici bir hava kattığı, etrafı ağaçlarla çevrili, pırıl pırıl pencerelerle dolu bir evde çekildi.

Bu kadar canlı bir film, içine düştüğü yumuşak, klişe final bölümü yerine daha taze bir sonu hak ediyor. Marie’nin, Malcolm’un kendisine teşekkür etmesini istediği şey hakkında bir monoloğu var, teşekkür listesi ise gerçek ya da dokunaklı olmaktan daha çok sıradan bir liste. Outkast’s Liberation’ın son jeneriğinde çalan şarkı gibi, “Aşk ile nefret arasında ince bir çizgi var” sözleriyle, bu son konuşma da tam isabet ancak gözlemleri canlı ve algısal film için çok sığ.

Yazar: Caryn James

Kaynak: BBC Culture