Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Film Analizi / Lincoln Film Analizi

Lincoln Film Analizi

2012 yapımı film, İç Savaş’ın sonlarında ABD başkanı Abraham Lincoln’ün tekrar seçildiği dönemi işliyor. Yönetmen koltuğunda usta yönetmen Steven Spielberg otururken başrolde Oscarlı oyuncu Daniel Day-Lewis yer alıyor. Senaryo ise Doris Kearns Goodwin’in “Team Of Rivals” adlı kitabından esinlenerek Tony Kushner tarafından kaleme alınmıştır.

Bu yazıda, “Lincoln” filmine yakından bakılarak tarihin ışığında yorumlanmaya çalışılacaktır. Filmin daha iyi anlaşılabilmesi için ilk olarak Amerikan İç Savaşı’nı genel hatlarıyla ele alalım.

Amerikan İç Savaşı (1861 – 1865)

19. yy’daki Birleşik Devletler gündemini kuzey ve güney eyaletleri arasındaki kölelik tartışmaları meşgul ediyordu. Kuzey eyaletleri sanayiye dayalı bir ekonomi geliştirdiğinden köleliği uzun zaman önce terk etmişti; güney eyaletlerinde ise tarıma dayalı ekonomi köle işgücünden yararlanılarak devam ettiriliyordu.

1860 seçimlerinde Cumhuriyetçilerin kölelik karşıtı adayı Abraham Lincoln’ün seçilmesiyle yedi güney eyaleti Birleşik Devletler’den ayrılarak Jefferson Davis önderliğinde Amerika Konfedere Devletleri’ni kurdular. Sonrasında dört güney eyaleti daha Konfedere Devletler’e katıldı. 1 Eylül 1861’de Güney Carolina’daki Sumter Kalesi’nden yapılan top atışıyla İç Savaş başladı. Lincoln, 1 Ocak 1863’te, savaş devam ederken, Özgürlük Bildirgesi’ni(Emancipation Proclamation) yayımlayarak köleliği kaldırdığını ilan etti.

1865’te savaş sona ererken 186.000 siyahi asker Union* ordusuna katıldı ve 38 bini hayatını kaybetti. 2.4 milyon askerin çarpıştığı İç Savaş sona erdiğinde ise ölen asker sayısı 620 bindi.[1]

Lincoln Karakteri Üzerine

Film, Lincoln’ün cephedeki iki siyahi askerle sohbet ettiği bir sahneyle başlıyor. Siyahi askerler bu savaş için beyazlar kadar emek verirken hak ettikleri saygıyı görmedikleri için sitem ediyorlar ve siyahi haklarının verilmesine dair beklentilerini dile getiriyorlar.  Lincoln’ün askerlere karşı, esprileriyle beslediği, dostane tavrı köleliğin kaldırılmasına yönelik siyasi tutumunun samimi temellere dayandığına işaret ediyor.

Lincoln karakteri filmde çoğu zaman melankolik ve yorgun gözükse de en gergin ortamları bile espirileri ve hikayeleriyle yumuşatan bir lider olarak işleniyor. Spielberg Lincoln’ün aile yaşantısına yer vererek belgesel havasındaki bu filmi daha izlenebilir kılıyor ve karakteri izleyiciye yaklaştırıyor. Daniel Day-Lewis de rolün hakkını fazlasıyla vermiş olacak ki “En İyi Erkek Oyuncu Oscarı”nı üçüncü kez alarak bir ilke imza atmış.

Lincoln

Olay Örgüsü

Filmin temasını, köleliğin kaldırılmasını ve siyahilerin kanunlar önünde beyazlarla eşit konuma getirilmesini öngören 13. ek madde için verilen mücadele oluşturuyor. Lincoln, bu madde anayasaya eklendiğinde savaşın sona ereceğine Kongre’yi ikna etmeye çalışıyor fakat en yakınındakiler bile Özgürlük Bildirgesi’yle yapması gerekeni yaptığını ve bu ek maddenin gereksiz olduğunu savunuyor. Lincoln’ün bu maddenin anayasaya eklenmesini istemesi ise savaş zamanı elde ettiği otoritesini savaş bittiğinde kaybedecek olmasıyla ilgili. Otoritesini kaybettiğinde Özgürlük Bildirgesi’nin bağlayıcılığı önemini yitirecek; başkanlık görevi bittiğinde köleliğe karşı verdiği mücadele de sonuçsuz kalacak ve belki güney eyaletleri Birlik’e geri döndüğünde bildirgeyi tanımayacaklar.

Lincoln yakınındakileri ikna etmeyi başarsa da yasayı meclisten geçirmek için Cumhuriyetçi Parti içindeki muhafazakarları ve 20 temsilcinin ‘evet’ oyunu vermesi için Demokratik Partilileri ikna etmek kolay olmuyor. Muhafazakarları ikna etmek için büyük ailelerle anlaşıyor; yeniden seçilmemiş Demokratlara mevki teklif ederek desteklerini sağlıyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki radikaller ise bir başka sorun oluşturuyor. Radikaller, siyahilere verilen hakların “kanunlar önünde eşitlik”le sınırlı kalmayıp tüm yurttaşlara tanınan hakların onlara da tanınması gerektiğini; tam eşitliği savunan bir grup. Demokratlar ve muhafazakar Cumhuriyetçiler ise siyahilere ‘insan’ olarak muamele edilmesine bile şüpheyle yaklaşıyorlar. Lincoln, Radikalleri uzlaşmaya yanaştırmak için Radikallerin lideri konumundaki Thaddeus Stevens’ı yasayla ilgili yapacağı açıklamalarda görüşlerini yumuşatarak açıklaması için ikna ediyor.

Thaddeus Stevens, aslen Vermont’lu bir hukuk adamıdır. Erken yaşamında köleliğe karşı nefret beslemeye başlamış ve kaçak göçmenleri ücretsiz savunmuştur. Siyasi yaşamına Anti-Masonik Parti’de başlamış ve Whig Parti’den Temsilciler Meclisi’ne girmiştir. Daha sonra birçokları gibi o da Whig Parti’den kölelik karşıtı Cumhuriyetçi Parti’ye geçmiştir. Burada siyahi haklarının en ateşli savunucusu olmuş ve Radikal Cumhuriyetçilerin lideri haline gelmiştir.[2] Stevens filmde, yasa değişikliğinin Meclisten geçmesi için hayatı boyunca savunduğu düşüncelerini elekten geçirerek açıklamak zorunda kalıyor. Böylesine radikal bir adamın yaşamının sonuna yaklaştığını hissettiği için mücadelesinde artık somut bir adım atma isteği duyduğundan “evet” cephesini seçtiği söylenebilir. Stevens ve Alexander Coffroth’un olduğu sahnede Stevens’ın kendisi gibi seçilmiş bir temsilci üstünde kurduğu baskı, eğlenceli ve aslında düşündürücüdür.

Lincoln’ün siyasi hamlelerine/oyunlarına barış ihtimalini geciktirmesiyle devam edelim: Amerika Konfedere Devletleri direncini yitirmek üzere olduğundan Lincoln ile bir barış görüşmesi yapmak için bir heyet Washington’a gelmek istemektedir. Lincoln ise bu isteği reddetmez ancak onları yolda oyalar. Onları geciktirmek istemesindeki amaç, tabii ki barışın köleliği kaldırmasıyla geleceğine inananların vazgeçmelerini önlemektir. Ancak yasanın oylanacağı sırada bu haberin sızmasıyla zorla ikna edilmiş temsilciler Lincoln bir açıklama yapana kadar oturumun ertelenmesini isterler. Lincoln’ün ivedilikle gönderdiği iki satır not onun siyasi zekasını kanıtlar niteliktedir. Böylece Amerikan tarihinde “İç Savaşı yöneten başkan değil, köleliği kaldıran başkan” olarak anılmayı başarır.

Sonuç Yerine

Amerikan İç Savaşı ve kölelik üzerine yapılan filmler genelde toplumsal odaklı yapımlardır. Spielberg ise Lincoln filmiyle kölelik sorununun siyasi yönünü odak noktası yaparak farklı bir bakış açısı yakalamıştır. Aslında film, kölelik sorununun siyasi yönünü ele alırken ABD demokrasisinin işleyişi hakkında da fikir edinmemizi sağlıyor. Siyahilere haklarının verilmesinin ancak yolsuzlukla mümkün olması ise Amerikan demokrasisine karşı bir şüphe oluşturuyor.

Dipnot

 [1] https://www.history.com/topics/american-civil-war/american-civil-war-history

[2] https://www.biography.com/people/thaddeus-stevens-21011351

Union: Federal Devlet, İç Savaş boyunca Union ve Yankee gibi isimlerle anılmıştır.

Kaynakça

  • “Civil War.” 13 Eylül 2018. Web. 23 Eylül 2018.
  • “Thaddeus Stevens Biography.” 4 Nisan 2014. Web. 15 Eylül 2018.

Yazar Hakkında

Ceren Ercan

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir