Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
liderler
https://www.dr.com.tr/Kitap/Liderler-Neden-Yalan-Soyler/John-J-Mearsheimer/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000389307

Liderler Neden Yalan Söyler? Uluslararası Politikada Yalan Gerçeği Adlı Kitap Analizi

Yazar ve Kitap Hakkında

John Joseph Mearsheimer, 14 Aralık 1947 yılında ABD’de dünyaya gelmiştir. Saldırgan Gerçekçilik Teorisi’nin önemli isimlerinden olan John J. Mearsheimer etkili bir Uluslararası İlişkiler teorisyenidir.[1]En son kitabı olan Liderler Neden Yalan Söyler? Uluslararası Politikada Yalan Gerçeği’nde uluslararası politikada söylenen yalanları kategorilere ayırarak ele almaktadır. Nejdet Özberk tarafından tercüme edilen bu kitap yüz yirmi bir sayfa olup sekiz bölümden oluşmaktadır. Yalan Nedir, Uluslararası Yalanlar Envanteri, Devletlerarası Yalanlar, Korku Tellallığı, Stratejik Kılıflar, Milliyetçi Efsaneler, Liberal Yalanlar ve Uluslararası Yalanların Sakıncaları adlı başlıklar ile John J. Mearsheimer söz konusu olan fikirlerini incelemektedir. Yazar son çalışması olan bu kitapta yalan söylemeyi ilk kez sistematik bir temelle analiz etmiştir.Ayrıca yapılan bu analizle yalan, kapsamlı bir araştırma ile analitik bir çerçeve de okuyucuya sunulmaktadır.

Giriş

Bireyler ve toplumlar, tarih sahnesinde var olduğu günden beri kişi veya kişiler tarafından yönetilme gereği duymuştur. Bu yönetimi sağlayan kişilere ise lider adı verilmektedir. Liderler yönettiği toplumu bir arada tutabilmek ve yüksek refaha ulaştırabilmek için çeşitli politikaları kendilerine araç olarak kullanmaktadır. Liderlerin kendilerine araç olarak kullandıkları bu politikalardan biri ise yalandır.Söz konusu olan bu analizde liderlerin amaca ve başarıya ulaşmak için bir politika aracı olarak kullandıkları yalanlar incelenmiştir.

  1. Analiz

Yalan,Türk Dil Kurumu’ndaki tanımına göre doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz[2] demektir. Yalan, tanımından da anlaşıldığı üzere gerçeklerle uyuşmayan bir davranış biçimi olarak görülmektedir. Bu davranış biçimi gerçekleştiği takdirde dinen; günah, örfen; ayıp vehukuken; suç olarak görülen bir eylem ortaya çıkar. Buna rağmen insanlar günlük hayatta küçük veya büyük, etkili veya etkisiz olarak düşündükleri yalanı söylemeye ve bu davranışı sergilemeye devam etmektedir. John J. Mearsheimer, insanların günlük hayatında uyguladıkları bu eylemi devletin önemli mercilerinde bulunan liderlerin neden ve ne şartlar altında gerçekleştirdiklerini Uluslararası İlişkiler literatüründe bir teori ve araştırma konusu olarak ortaya atmıştır.John J. Mearsheimer’agöre yalan; bir kişinin diğerlerinin doğru olduğunu düşünmeleri umuduyla yanlış olduğunu bildiği veya şüphelendiği bir beyanda bulunmasıdır. Yalan hedef kitleyi aldatmak için tasarlanmış pozitif bir eylemdir.[3]John J. Mearsheimer, insanların günlük hayatında sergiledikleri bu davranışı devletin önemli mercilerinde bulunan kişilerin de politika aracı olarak sergilediklerini incelemiştir. Bu incelemede John J. Mearsheimer:“Devletlerarası yalan söylemenin uluslararası politikada sıradan bir şey olduğuna inanılır. Tam manasıyla bir realist olarak muhataplarıma konuyla ilgili hemfikir olduğumu, fakat konuyu inceledikten sonra sanırım yanıldıklarına inanmaya başladığımı söyleyebilirim. Devletlerarasında çok fazla yalan söylenmez, elbette bu hiç söylenmediği anlamına da gelmez.” ifadesiyle toplum içerisinde yerleşmiş olan bu kalıplaşmış düşünceyi yaptığı araştırmalar ile kırmıştır. Beklenenin aksine bir durumla karşılaşmıştır.

John J. Mearsheimer, çalışmalarına ilk olarak uluslararasında söylenen yalanları kategorize ederek başlamıştır. Uluslararası Yalanlar; dış politika alanında liderler farklı yedi tür yalan söyleyebilirler. Bunlar; devletler arası yalanlar, korku tellallığı, stratejik kılıflar, milliyetçi efsane yaratma, liberal yalanlar, sosyal emperyalizm ve adi kılıflardır. John J. Mearsheimer, sınıflandırdığı bu yalan çeşitleriyle liderlerin neden yalan söylediğini anlatmaya çalışmıştır.

  • Devletlerarası Yalanlar

“Diplomatlar, ülkesinin iyiliği için yalan söylemek üzere yabancı ülkelere gönderilen dürüst adamlardır.”[4] Bu yalanlar ile ülke milli menfaatlerine fayda sağlandığı düşünülmektedir. John J. Mearsheimer yaptığı araştırmalar ile devlet yetkililerin dış politikada birbirlerine yalandan ziyade olabildiğince gerçeği söylemek zorunda olduğunu saptamıştır. Hatta elde ettiği bu verilere kendisi bile şaşırmıştır. Liderlerin birbirlerine söylediği yalanlar konusunda örnek bulmakta oldukça zorlanmıştır. Birbirlerine yalan söyleyen liderler bunu itiraf etmeyecekleri için bu yalan uzunca bir süre saklanabilir. Bu yüzden veri elde etmekte zorlanılır. John J. Mearsheimer bu yalanları ortaya çıkartmakta başarısız olduğunu da dile getirmiştir. İkinci sebep ise başka bir ülkenin liderine yalan söylemek ve onu söylenilen bu yalana ikna etmek oldukça zor bir eylemdir. Devletler,alacakları kararlardan ve müttefiklik ilişkisinden dolayı birbirlerine güvenmelidir. Liderler, birbirlerine yalan söylemesi halinde hiç kimse neyin yanlış olduğunu neyin doğru olduğunu düşünemeyeceği için yapıcı bir şekilde iletişim kurmak imkânsızlaşır. Bütün bunlar gösteriyor ki yalan, uluslararası ilişkilerde bir politika aracı olarak kullanılırsa ciddi sorunlara sebep olabilir. Akabinde yalan, yönetim aracı olarak kendi sınırları içinde kullanıldığı takdirde istenilen sonuca ulaşma durumu artabilir. O halde devletler birbirlerine neden yalan söyler? Liderlerin birbirlerine yalan söylemesinin temel nedeni strateji olarak bir avantaj elde etmek ve devletlere karşı potansiyel olarak güç kazanmak içindir. Dönemin halkla ilişkilerden sorumlu Savunma Bakanı Yardımcısı Arthur Sylvester, Küba Füze Krizi[5] olayında nükleer bir savaşın eşiğine gelmemek için hükümetin yalan söylemesinin doğal hak olduğunu söyleyerek bu konu için yeterli bir örnek olmuştur. Devletlerin birbirlerine yalan söylemesinin bazı sebepleri vardır. Bu sebeplerden birincisi; liderler bazen bir düşmanı caydırma veya zorlama amacıyla kendi devletinin yeteneklerini abartırlar. Örneğin Hitler 1930’larda askeri devletinin askeri yeteneklerini abartarak olduğundan daha büyük göstermeye çalışmıştır. İkincisi; bir liderin belli bir askeri yeteneğin önemini ve onu rakip ülkelerden saklamak amacıyla asılsız beyanlarda bulunmasıdır. Üçüncüsü; bir ülkenin lideri diğer bir devlete yönelik bir saldırıyı gizlemek üzere ona karşı düşmanca niyetleri olduğundan önemsiz göstermeye çalışabilir. Dördüncüsü; bir saldırıyı kolaylaştırmak için değil, o rakibi gereksiz yere kışkırtmaktan kaçınmak, bir devlet rakip bir devlete karşı beslediği düşmanca niyetleri olduğundan önemsiz olduğunu göstermek için yalan söyleyebilir. Beşincisi; savaş açma gibi bir niyeti olmasa bile saldırma tehdidiyle rakip bir devletin davranışını etkileme girişiminde bulunabilir. Altıncısı; liderler diğer bir devleti kendi devletlerine ya da başka bir devlete saldırması için kışkırtmak amacıyla yalan söyleyebilir. Yedincisi; tehlikeli rakip bir devlete karşı müttefiklerin yeterince dikkat göstermemesinden endişelenen bir devlet müttefikleri için daha göz korkutucu görünmesini sağlamak üzere söz konusu o ülkenin yetenekleri ve davranışları hakkında yalan söyleyebilir. Sekizincisi; liderlerin barış zamanında casusluk veya sabotaj faaliyetlerini kolaylaştırmak ve suçüstü yakalanılması halinde de uluslararası yan etkilerini sınırlamak amacıyla söylenilen yalanlardır. Dokuzuncusu; devletler savaş zamanında askeri operasyonların sevk ve idare sürecinde avantaj kazanmak üzere yalan söyleyebilirler. Onuncusu; antlaşmalar ve diğer resmi akitler müzakere ederken liderlerin ülkeleri için iyi bir antlaşma elde etmeye kalkışmalarıyla ilgilidir.

Tüm bu verilerden sonra devletlerin birbirlerine ne zaman yalan söyleyeceği akıllara gelmektedir. Liderler bu durumda sıklıkla yalan söylememekle beraber devletler arası yalanı teşvik eden dört koşul mevcuttur; 1)Yoğun bir güvenlik rekabetinin bulunduğu tehlikeli alanlarda bulunan ülkelerin yalan söylemesi görece barışçıl bölgelerde yaşayan devletlere göre daha fazla muhtemeldir. 2) Liderler kriz anlarında göreli sükûnet dönemlerine göre yalan söylemeye daha meyillidir. 3)Liderlerin çoğu herhangi bir savaş durumunda yalan söyleme gereği duyarlar. 4) Liderlerin müttefiklerinden ziyade rakip devletlere yalan söylemesi daha fazla muhtemeldir.

  • Korku Tellallığı

Korku tellallığı, bir liderin neden yalan söylediğini ve neden söylemesi gerektiğini ifade eden söylemler ve eylemlerdir. Yapılan araştırmalara bakıldığında liderler haklı gördüğü mücbir sebeplere dayanarak korku tellallığına başvurabilir. Bu sebepler; bir devlet lideri,yaklaşmakta olan tehlikeyi halkın fark edemeyeceğini düşündüğü zaman aldatma kampanyasına gerek duymaksızın korku tellallığına başvurur. John J. Mearsheimer bu yalan politikasının ABD’nin son yetmiş yıllık döneminde önemli yer aldığını düşünmektedir.Korku tellallığı barış döneminde meydana gelmesine rağmen liderler halkın veya silahlı kuvvetlerin mücadeleye bağlılıkların da bocalama hissederse savaş ortasında da bu politikaya başvurabilir. Liderler neden korku tellallığı yapar? Liderler, korku tellallığına, halkın görmediği ve kamuoyunun apaçık, dürüst bir söylemle takdir etmesinin sağlanamayacağını, milli güvenliğe yönelik ciddi bir tehdidi fark ettiklerini sandıklarında başvururlar. Halka doğru olanı yaptırmanın tek yolunun bu olduğuna inanırlar. Basit bir yukarıdan aşağıya davranış şeklidir ve özünde antidemokratik bir davranıştır.Rejim türü korku tellallığını etkileyen bir sebeptir. Demokratik devletlerde liderler kamuoyuna karşı daha fazla sorumlu tutulduğundan korku tellallığı otokrasilerden ziyade özellikle demokrasilerde daha fazla görülmektedir. Liderlerin korku tellallığına başvurmak istemesindeki bir diğer neden ise coğrafyadır. Tehlikeli sınır komşusu olan ülkeler için liderler bu tehdidi abartmaya gerek duymazlar. Ancak tehlikeli sınır komşusu olmayan ülkelerin liderleri korku tellallığına başvurabilir. Keyfi savaşları teşvik eden liderlerin korku tellallığına başvurması da muhtemeldir.Tüm bu bilgiler doğrultusunda korku tellallığını liderler daha çok yurt içinde uygulamak istedikleri eylemler için kullandıkları yalan politikalardan biri olduğu söylenilebilir.

  • Stratejik Kılıflar

Stratejik kılıflar bir iç ve dış politika aracı olarak kullanılabilir. Liderlerin çok kötü gitmiş bir politika hakkında yalan söyleme ihtimali olabilir. Akil bir stratejiyi saklamak için de kullanılabilir. Liderler, ülke yararına olduğunu düşündükleri için yalan söylerler ve bunu yaparken de stratejik bir kılıf üzerine dayandırarak yapmak isterler. Hem devletler arasına hem de yurt içine yönelik kullanılabilir. Bu kılıf beceriksizlikleri saklamada ve tartışmalı politikaları maskeleme de kullanılabilir. Elbette sadece yurt içinde değil devletler arasında da bu yalana başvurulabilir. Liderlerin devletler arasında stratejik kılıfa başvurma sebepleri; 1)tehlikeli bir bölgede yer almak 2) bir krize karışmak 3) bir savaşa girmek 4) müttefikler yerine yabancı kitleler için stratejik kılıflar oluşturmak. Bu politikaya demokratik ülke liderleri daha çok başvururlar. Otoriter rejimlerden ziyade demokratik ülkelerde daha çok kullanılır. Bunun nedeni ise otoriter rejimlerde kamuoyuna açıklama yapma gereği duyulmaz.

  • Milliyetçi Efsaneler

Kendini yücelten, kendini aklayan, ötekini kötüleyerek ortaya atılan milliyetçiliğe dayanılarak yalanlar ortaya atılabilir.Milliyetçi efsaneler daha çok yeni kurulan ülkelerde görülür. Ulus inşası sürecinde liderlerin tercih sebebi olmuştur. Bir lider düşük ve orta sınıf seviyesinde olan insanları kendi etrafında daha kolay toplayabilir. Bunu yaparken de oluşturduğu efsaneler ile halkı kendi etrafında daha kolay toplayabilir. [6]

  • Liberal Yalanlar

Devlet davranışının kabul edilebilir formlarını tarif eden ve hem savaş hem de barış zamanlarında kabul edilemez davranışları yasaklayan gelişmiş normlar bütünü mevcuttur. Eğer bir devlet liberal normlara veya uluslararası hukuka aykırı bir şekilde hareket ederse o devletin lideri sık sık yaptığı davranışları maskelemek için liberal yalanlara başvurabilir. Liderler; halkları hakikati duymak istemeyeceği için ülkelerinin insafsız davranışlarını örtbas etmek amacıyla yalan söyleyebilirler.Örneğin bir ülke başka bir ülke ile savaştığında meydana gelen kötü hadiselerde halk ya bilgilendirilmez ya da konu iyileştirilerek halka anlatılır.

Sonuç

Uluslararası İlişkiler literatüründe çeşitli konular üzerine çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Politika aracı olarak kullanılan yalan üzerine sistematik bir şekilde teori ortaya atan ilk kişi John J. Mearsheimer’dır. John J. Mearsheimer bu teorisinde amaçların araçları meşru kıldığı düşüncesinden dolayı yalanı makul bir politika aracı olarak görmektedir.

Yalan daha çok demokratik ülkelerde kullanılan bir politika aracıdır. Antidemokratik ülkelerde halka açıklama yapma gereği duyulmadığı için liderlerde yalan söylemek zorunda kalmazlar. Yalan nihai bir sonuca ulaştıracaksa eğer makul bir politika aracı olarak kullanılabilir. Liderler yalana başka ülkelerden ziyade kendi halkını ikna etmek için başvurur. En tehlikeli yalan bir liderin kendi vatandaşına söylediği yalanlardır. Örneğin Süleyman Demirel seçim vaatlerinde bulunurken “Altını çizerek söylüyorum.” derdi. Seçim bittikten sonra kendisinin verdiği vaatler sorulduğunda “ O zaman altını çizin diyordum şimdi de üstünü çizin.” sözü liderlerin neden yalanı tercih ettiğinin de kanıtıdır.

John J. Mearsheimer olaya faydacı bakış açısıyla yaklaştığından dolayı liderlerin söylediği yalanlardan ziyade söylenmesi gereken yalanların ne olduğu düşüncesini akıllara getiriyor. Burada önemli olan söylediği yalan değil hangi yalanı söylediğidir.  Kilit nokta yalanın ne zaman ve neden söylendiğidir. Bu düşünce akıllara şu soruyu getiriyor,  Liderler toplumun yararı için yalan söyleyebilir mi? Uluslararası yalanların bencil değil stratejik yalanlar olduğu söylenilebilir. John J. Mearsheimer yalanı mutlak kötü bir davranış olarak değerlendirmemektedir. Ona göre yalan, gerektiğinde uygulanması gereken zekice tasarlanmış faziletli bir davranış olabilir.

Künye

Kitap Adı: Liderler Neden Yalan Söyler – Uluslararası Politikada Yalan Gerçeği

Yazar: John J. Mearsheimer

Çeviren:Nejdet Özberk

Yayınevi: Küre Yayınları

Baskı Yılı: 2011


Kaynaklar

Kitap Kaynakları

Mearsheimer J. John,  Liderler Neden Yalan Söyler? Uluslararası Politikada Yalan Gerçeği, Küre Yayınları,İstanbul, 2011.

Chiozza, G,& Goemans H. Frontmatter  In Leaders and International Conflict Cambridge 2011 Cambridge University Press

İnternet Kaynakları

İzmir Bahar, “İki Müttefik Bir Kriz: Türk Amerikan İlişkilerinde Jüpiter Füzeleri Krizi”, Uluslararası İlişkiler Sosyal Bilimler Dergisi,Humanitas,http://humanitas.nku.edu.tr/(E.T. 04.02.2020).

 

MunroAndré , John J. MearsheimerAmerıcanScholar,https://www.britannica.com/biography/John-Mearsheimer/(E.T. 29.02.2020).

 

Türk Dil Kurumu Sözlük, https://sozluk.gov.tr/ ( E.T. 03.02.2020).

Dipnotlar

[1]André Munro, John J. MearsheimerAmerıcanScholar,https://www.britannica.com/biography/John-Mearsheimer/ (E.T. 29.02.2020).

[2]Türk Dil Kurumu Sözlük , https://sozluk.gov.tr/ ( E.T. 03.02.2020).

 

[3]Aldatmak; bir kimsenin belli bir konu hakkındaki tam hakikati öğrenmekten alıkoymak için tasarlanmış kasıtlı adımlardır.

[4] 17.yy. İngiliz diplomatı Sir Henry Wotton diplomatları ve yaptıkları işi bu şekilde tanımlar.

[5] Küba Füze Krizi ya da Türkiye’deki algılanış biçimiyle Jüpiter Füzeleri Krizi, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Türkiye’ye, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) ise Küba’ya nükleer başlıklı füzeler yerleştirmesi sonucunda ortaya çıktı. Söz konusu kriz, Soğuk Savaş Dönemi’nde her iki bloğun başat gücünü ilk kez ciddi manada karşı karşıya getirmekle birlikte dünyayı da nükleer bir savaş tehdidi ile karşı karşıya bırakacaktı.

[6] In Leaders and International Conflict Cambridge Chiozza, G,& Goemans H. Frontmatter 2011 Cambridge University Press s.36