Latin Amerika: Venezuela’da Olan Biteni Anlamak

Latin Amerika ülkelerinde yaşanan siyasi gelişmeler yıllardır dünyanın merceğinde olan bir konu. Bağımsızlık savaşları, darbeler ve ayaklanmalar Latin Amerika denince akla ilk gelen şeyler haline geldi. Çok büyük olaylara şahitlik etmiş olan bu bölgenin örnek ülkesi olarak kabul edilen Venezuela ise yıllardır çalkantılı siyasi ve ekonomik yapısıyla dünya gündeminde kendisine yer bulmaya devam ediyor.  Peki, daha iyi şartlar için buraya gelen insanların şimdilerde daha iyi şartlar için terk ettiği bir ülke haline gelen Venezuela ne oldu da bu duruma geldi? Gelin 10 maddede bu konuyu beraber kavramaya çalışalım.

1. Venezuela’nın Altın Yılları ve 1973 Krizi Öncesi

1958 yılında demokrasiyle tanışan Venezuela bir zamanlar ekonomisiyle gurur duyan bir ülkeydi. 1950 yılında dünya henüz II. Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmaya çalışırken, Venezuela dünya ekonomisinde 4. sıradaydı. Kişi başına düşen milli gelir 7.424 dolardı ve insanlar bugünkü gibi zor durumda değillerdi. Aşağıdaki tabloya göre o zamanlar Şili’nin 2, Japonya’nın 4, Çin’in ise 12 katı bir ekonomiye sahiplerdi.

Latin
(BBC’den alınmıştır.)

Gelirlerinin tamamı neredeyse petrol üzerine kuruluydu. 1960 yılına gelindiğinde ise petrol fiyatlarındaki düşüş Venezuela’yı tedirgin ediyordu. Pazara girmek isteyen diğer ülkeler petrollerini ucuza satışa çıkarıyor, millileştirme kararı alan ülkeler ise Batılı müşterilerini kaybediyorlardı. Venezuela, kendisiyle beraber dünya rezervlerinin 2/3’sine sahip olan Suudi Arabistan, İran, Kuveyt ve Irak’a toplantı yapmak için bir davet yolladı. 10 Eylül 1960’ta Bağdat’ta yapılan kongreden 4 gün sonra OPEC yani Türkçe adıyla “Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü” kuruldu. 1960 ve 1970’lerde kişi başı milli gelir Yunanistan, İspanya ve İsrail’den daha fazlaydı. Venezuela için işler şimdilik iyi gidiyordu. Venezuelalı turistler sıklıkla Miami’yi ziyaret ediyor ve fazlasıyla alkol tüketiyorlardı. Hatta son birkaç yıl öncesine kadar, yani daha her şey bu kadar kötü değilken, viski kullanımında Latin Amerika’da ikinci sıradaydılar. 1973 sonbaharında petrol fiyatına yaptıkları %70 zam, dünya pazarında büyük söz sahibi olduklarını gösteriyordu.

 

2. 1973 Petrol Krizi

(nkfu.com’dan alınmıştır.)

1973 yılının Ekim ayında 4. Arap-İsrail Savaşı patlak verdi. 20 gün süren savaşın ardından OPEC içerisinde çoğunluğu oluşturan Ortadoğu ülkeleri yaptıkları açıklamada İsrail’e destek veren başta ABD ve Hollanda olmak üzere batılı devletlere ambargo uygulayacaklarını açıkladı. Petrol üretimini azalttılar ve fiyata %130 zam yaptılar. Arzın düşük olmasına karşın talebin her geçen gün artmasıyla beraber petrol fiyatlarında durdurulamaz bir artış gözlendi. Bazı yerlerde insanlar petrol bulamamaktan dolayı arabalarını terk ederken, bazı yerlerde ise yakıt tüketimi fazla olan araçlara sahip olan insanlar araçlarını bir an önce elden çıkartıp çok daha az yakıt tüketimi olan araçlar almaya başladılar. Varil fiyatı 1 ila 2 dolar arasında seyrederken 1 sene içerisinde 11 dolara kadar çıktı. Zaman içerisinde OPEC üyesi devletlere para yağmaya başladı. Ülkesine yüklü miktarda para girişi sağlayan Venezuela, Suudi Arabistan’ın tam 2 katı kadar petrol üretimine sahipti.

(BBC’den alınmıştır.)

3. Petrol Gelirlerinde Azalma ve PDVSL

1974 yılında göreve gelen dönemin devlet başkanı Carlos Andres Perez, gelirleri halkın isteklerini karşılamak amacıyla kamu harcamalarına ayırdı. 2 yıl içerisinde 3 katına çıkarılan harcamalar sonrasında ülkeye giren malların büyük bir çoğunluğu ithal edilmişti. Yerli üretime yönelik hiçbir çalışma yapılmadı. Ülkeyi kalkındırmak adına fabrika kurmak yerine petrole bel bağlamayı seçmişlerdi ve gelecekte yaşanabilecek olası sorunları göremediler.

1975 yılında Venezuela Petrolleri’ni (PDVSL) kurdular. Amaçları petrolden gelen parayı direkt olarak devletin kasasına sokmak ve ülkedeki diğer şirketlerin denetimini sağlamaktı. İlk başlarda istedikleri başarıya ulaştılar. Devletin kasasına giren miktar gün geçtikçe arttı fakat hala ortada yerli üretime dair herhangi bir çalışma yoktu. Ülkede yer alan ithal malların fazlalığı, hâlihazırda yer alan yerli malların da önünü tıkadı. Rekabet ortamı sağlanmayan Venezuela’da, devlet adına her şey olması gerektiği gibiydi fakat öngöremedikleri olaylardan biri 1979 yılında patlak verdi. Görev süresi biten Perez’in yerine gelen Luis Herrera Campins döneminde İran İslam Devrimi sonrasında artan petrol fiyatlarında önemli bir düşüş meydana geldi. 1982 yılında Venezuela ekonomisi hala Latin Amerika’nın zirvesindeydi fakat bu yıl itibariyle giderek kötüleşmeye başladı. Petrol gelirleri önemli derece düştü ve enflasyon 1986 yılına kadar yüzde 6 ile 12 arasında seyretti. 1989 yılına gelindiğinde ise enflasyon o yılların en yüksek seviyesine yani %86’ya ulaşmıştı. Bu sırada Carlos Perez tekrardan başkan seçildi.

(EIA’dan alınmıştır)

4. Protestolar ve Darbe Girişimi

Aralık 1989’da başkent Caracas’ta halk isyan etmeye başladı. Carazaco adı verilen isyanlarda halk dükkânları yağmalıyor ve etrafa ateş açıyordu. 9 gün süren olaylar sonrası ise bilanço çok ağırdı. 120 milyon dolarlık bir zararın yanı sıra resmi rakamlara göre 276 kişi hayatını kaybetmişti fakat söylentilere göre bu sayı 2.000’den fazlaydı ve 2.000 civarında da yaralı bulunmaktaydı. Olaylar sonrasında Perez yönetiminin güvenilirliği sarsılmıştı. Yolsuzluk, halkın uygun bulmadığı İMF politikaları, Bolivarcı Devrim adıyla kurulan MBR-200 oluşumunun darbe planlamalarını son hız arttırmıştı. MRB-200, 1982 yılında henüz 28 yaşında olan subay Hugo Chavez tarafından kurulmuştu. Ülkenin gidişatından memnun değildi ve Bolivarcılığın temel düşüncesi olan Latin Amerika’nın birleşmesini savunuyordu.

Artık bu yanlış yönetime dur deme kararı alan MBR-200, 1992 yılına gelindiğinde darbe girişiminde bulundu. Venezuela ordusunun %10’luk bir kesiminin desteğini alan Chavez, birkaç önemli noktayı ele geçirdikten sonra asıl hedef olan Perez’i kaçıracak ve devlet başkanlığı koltuğuna oturacaktı. Perez’i kaçırmakla görevlendirilen Amiral Hernan Gruber Odreman, Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın Rafael Caldera’ya verileceğini öğrendiği zaman kendisine verilen görevi reddetti. Bu ihanet Chavez’i durdurmadı ve hemen ikinci bir planı devreye soktular. Miraflores’e gelen Başkan Perez’in etrafını kuşatıp öldürmek için harekete geçtiler fakat bu sefer de sarayın kapısında yer alan ve darbeci grupta bulunan korumalar tarafından içeriye haber verildi. Miraflores’e gelen darbeciler kapıdaki muhafızların ihanetine uğradı ve kanlı bir çatışma çıktı. İhanetle dolu geçen ilk darbe girişiminin ardından Chavez cezaevine yollandı.

(ilerihaber.com’dan alınmıştır.)

5. İkinci Darbe Girişimi ve Görevden Alınma

Şubat 1992’de çok kişinin ölümüne sebep olan başarısız darbe girişiminin ardından darbeci ekip birçok ders çıkartmıştı. Chavez hala hapisteydi fakat dışarıyla iletişimi vardı. Hava kuvvetlerine bağlı bir ekip darbenin başlangıç sinyalini 4 Ekim 1992’de verdi. Venezuela devlet televizyonunu çetin geçen bir çatışma sonrasında ele geçirdiler ve Chavez’in hapishanede kaydedilen bir görüntüsünü yayınladılar. Fakat diğer televizyon kanallarını ele geçirme konusunda başarısız oldular. Perez bu avantajı kullandı ve halkına seslenebildi.

Çatışma hala devam ediyordu. Darbeciler önemli hava üslerinin kontrolünü ellerinde tutuyorlardı fakat Perez yönetimine bağlı ekipler daha güçlüydü. Çatışmaların ardından darbeciler bir kez daha başarısız oldular. Fakat bütün bu başarısızlıklar Chavez’in halkın gözünde önemli bir isim olmasını engelleyemedi. Darbenin ardından Perez’in toplumun gözündeki imajı önemli derecede zedelendi.

(ilerihaber.com’dan alınmıştır.)

Başarısız neoliberal reformlar ve darbe girişimleri bu zedelenmenin temelini oluşturuyordu. Bu sorunlar eski başkan ve darbe ekibinde yer alan Rafael Caldera tarafından Perez’i koltuğundan düşürmek için kullanıldı. Caldera yaptığı açıklamada ülkedeki yoksulluğun giderek arttığını, halkın bu durumdan memnun olmadığını, yozlaşma yüzünden devlet yönetiminin kutsal görevlerini unuttuğundan bahsetti. Demokrasinin eskisi gibi işlemediğine de değinen Caldera, kendisiyle bağlantısı bulunan entelektüel kesimin dikkatini çekmeyi başardı. Açıklamaların ardından Perez’e soruşturma açıldı ve 20 Mayıs 1993 tarihinde Perez yolsuzluk ile suçlanarak görevinden alındı.

6. Chavez’in İktidara Gelişi ve Anayasa Değişikliği

1993 yılı seçimlerinde Caldera adaylığını sundu. Seçim kampanyaları sırasında eğer kazanırsa darbeden sorumlu olan isimlere af çıkartacağını her yerde tekrar etti. Seçimleri kazandığında ise sözünü unutmadı ve Hugo Chavez dâhil diğer mahkûmlara özgürlüklerini verdi. 2 yıllık bir hapis süresinin ardından Hugo Chavez artık serbestti ve halkın gözünde önemli bir yeri vardı. Caldera görev süresini tamamladığında 1998 yılı seçimleri sonrasında Chavez başkanlık koltuğuna oturdu.

Hugo Chavez
(Aljazeera’dan alınmışır.)

Devlet başkanı olarak ilk günlerinde sistemin değişmesini istedi. Yeni bir anayasa yazılacak ve ülke yönetimi artık farklı olacaktı. “Plan Bolivar 2000” adlı sistemle birlikte ordu bir baskı gücü olmayı bırakıp artık ülkenin güvenlik ve kalkınma gücü olacaktı. Nisan 1999 yılında Venezuela referanduma gitti. Bir anayasa yazılması için Kurucu Meclis toplanmalıydı. Halk bu fikri hemen benimsedi ve sandıktan onay çıktı. Temmuz ayına gelindiğinde ise meclis üyelerinin kim olacağına karar verilmeliydi. Fikir babası olan Chavez’in destekçileri oyların %95’ini toplamıştı. Halkın Chavez’e olan güveni giderek katlanıyordu. Çok geçmeden anayasa tamamlandı ve kabul edildi. Artık bu petrol ülkesi Venezuela Cumhuriyeti olarak değil, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak anılacaktı. Chavez her fırsatta Simon Bolivar ismini hatırlatmaya devam ediyordu.

Yeni anayasaya göre devlet başkanının görev süresi 1 yıl uzatıldı. Yeni anayasaya göre seçimler tekrar edilmeliydi fakat Chavez için bu seçim artık bir eğlence gibiydi, kazanacağına dair en ufak bir şüphe bile yoktu. Yüzde 59’luk bir üstünlükle koltuğunda oturmaya devam etti.

 

7. Eski Darbeciye Darbe Girişimi

Daha önce de savunduğu politikasını gerçekleştirmek amacıyla PDVSA’nın gelirlerini devletleştirme kararı aldı. Fakat işçi sendikaları bu durumu hiç hoş karşılamadı. İşçiler grev yapmaya ve mevcut yönetimi protesto etmeye başladılar. Birkaç ay sonra ise Chavez, kendisine karşı olan kesimin canını fazlasıyla sıkacak bir şey yaptı ve PDVSA yönetim ekibinde ikilik oluşturacak bir ortam yarattı. Kendi ekonomik planlarını destekleyen yöneticileri atayarak ortamı daha da kızıştıran Chavez, artan gerilim sonrası 7 yöneticiyi görevinden aldı.

2002 yılında ülke adeta bir kaosa sürükleniyordu. Petrol üretimi aksamıştı ve araç kullanımı bir sorun haline geliyordu. Bu problemi çözmek adına petrol ithal etmeye karar verdiler. Fakat olaylar gün geçtikçe büyüyordu. Özel televizyonlardan, Kilise’den ve muhalefetten süresiz bir grev çağrısı yapıldı ve Chavez’in görevinden istifa etmesi istendi. Chavez taraftarlarının sahneye çıkmasıyla beraber adeta bir kaos ortamı oluştu. Çatışmaların yaşandığı sırada Chavez, Miraflores Sarayı’ndaydı. Hükümet karşıtı generaller sarayı bastılar ve Chavez’i kaçırdılar. Generaller halka Chavez’in görevinden istifa ettiğini ve yerine iş adamı Pedro Carmona’nın geldiğini açıkladılar. Fakat Chavez istifa etmemişti.

(ilerihaber.org’dan alınmıştır.)

Carmona, gayri meşru olarak koltuğa oturduğunda 1999 anayasasını lağvetti. Yönetimdeki süresinin uzun olacağını düşündüğünden birkaç ay içerisinde seçimlerin olacağını duyurdu. Chavez yönetiminin atadığı ne kadar görevli varsa hepsi görevinden alındı. Carmona’nın Chavez yönetiminde başlattığı planların bir anda çöpe atılması büyük bir hataydı. Geçici yönetim içerisinde fikir ayrılıkları oluşmaya başlıyordu.

Çok geçmeden hükümet binası dışında Chavez destekçisi yüz binlerce insan darbeci hükümeti protesto etmeye başladı. Çok geçmeden de Başkanlık Muhafızları sarayın denetimini ele geçirdiler. Carmona kalabalığın arasından kaçmayı başardı fakat bazı hükümet üyeleri için kaçmak için artık çok geçti. Tutuklamaların ardından 14 Nisan 2002’de Chavez tekrardan devlet başkanıydı.

 

8. Sosyo-Ekonomik Politikalar ve Sonun Başlangıcı

Chavez, başa geldiğinden beri ülkedeki adaletsiz yaşam şartlarını iyileştirmek için hamleler yapıyordu. Yüksek petrol gelirlerini halkın yararına kullanarak bu adaletsizliği bitireceğini düşünüyordu. Fakir ve zor durumdaki halkın sağlık hizmetlerine erişimini ücretsiz kılmış, eğitime ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlara ücretsiz eğitim imkânı vermiş ve alt tabakaya gıda yardımı yapmıştı. Küba ile kurulan yakın ilişkiler sonrası ülkeye birçok Kübalı doktor geldi. Halkın isteklerini bir bir yerine getirmek ve herkesin eşit yaşamasını istiyordu.

1973 yılından sonra yapılan hatalardan ders çıkarılmamış olacak ki kalıcı bir çözüm için hiçbir yatırım yapılmadı. Sanayiye önem verilmemesi işsizliğin devam etmesine yol açtı, elektrik üretiminin arttırılması için hiçbir adım atılmaması ülkede sürekli olarak elektrik kesintilerinin meydana gelmesine sebep oldu ve yerli üretim olmadığı için Venezuela giderek dış piyasaya bağımlı hale geldi.

2008 küresel krizi ile enflasyonda yüksek düzeyde bir artış gözlendi ve %30 seviyelerine yükseldi. Sosyal yardımlara devam etmek için para basımını hızlandırdılar ama ortada hala herhangi bir üretim yoktu. Paraları gittikçe değer kaybetmeye başladı. Chavez çözümü 1000 Bolivar’a eşit olan yeni bir para birimi Bolivar Fuerte ile değiştirmekte buldu. Bu ekonomik kriz döneminde halkın alt tabakalarından çatırtı sesleri gelmeye başladı. Bireysel silahlanma ve suçlar giderek artıyordu. Halkın güvenini kaybeden Chavez, bedelini seçimlerde parlamentodaki çoğunluğu kaybederek ödedi.

Zaman içerisinde ABD ve Avrupa’nın karşı olduğu devletlerle iş birliği yapması diğer devlet liderlerinin tepkisini çekti. ABD ile ilişkiler her geçen gün kötüleşti ve anlaşmazlıklar yaşandı. 2011 yılına gelindiğinde ise Chavez kanser olduğunu açıkladı. 1 sene boyunca Küba’da tedavi gören Chavez kanseri yendi ve 2012’de hayatının en kritik seçimine adaylığını koydu. Rakibinden %9 daha fazla oy alan Chavez 3.kez devlet başkanı oldu. Fakat seçim sonuçlarını kutlamaya fırsat kalmadan hastalığı nüksetti. Tekrardan Küba’nın yolunu tutan Chavez, Mart 2013’te kansere yenik düştü.

 

9. Maduro Dönemi ve Serbest Düşüş

Chavez’den boşalan koltuğun en güçlü aday ismi halef ilan edilen Nicholas Maduro’ydu. Daha önce Meclis Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başkan Yardımcılığı yapmış olan Maduro, halkın yakından tanıdığı bir isimdi ve seçilmesi muhtemel gözüküyordu. Fakat seçim sonrası ortaya çıkan tablo Maduro’nun aslında o kadar da güçlü olmadığını gözler önüne serdi. %50,7 ile rakibini kıl payı yenen Maduro yönetimi eline alsa da 2 yıl sonra yapılan parlamento seçimlerinde çoğunluğu muhalif partilere kaptırdı.

(BBC’den alınmıştır.)
(BBC’den alınmıştır.)

Petrol fiyatlarında yaşanan düşüş bu sıkıntılı süreci daha da kötüleştirdi. Artık durumu toplamak için devalüasyon yapmak zorunda kaldılar. Tabii ki amaçları ithalatı azaltmak, ihracatı destekleyip bir nebze de olsa gelişme kaydetmekti fakat Venezuela’nın politik yapısı yüzünden ölümcül bir hale geldi. Sosyal politikalarını bırakamadılar ve yoksullukla mücadele etmek için belli aralıklarla asgari ücreti arttırdılar. Kendi parasını değersizleştiren ve üretimi olmayan bir ülke için bu hamleler şüphesiz ki sorunların çığ gibi büyümesine sebep oldu ve ekonomi adeta freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı sürüklenmeye başladı.

 

2019 yılına gelindiğinde enflasyon yıllık 1 milyona yükseldi. Maduro, tıpkı Chavez’in yaptığı gibi para birimini değiştirdi ve bu yeni para birimini korumak için de petrol gelirlerine endeksli bir kripto dijital paraya bağladı. Artık daha kötüsü olamaz denildikçe daha da kötüsü oluyordu. Bu sefer de oluşturulan kripto para kimsenin umurunda olmadığı gibi bir de bu yol sayesinde Bitcoin kullanımı artmıştı. Denetime alamadıkları bir para biriminin sürekli olarak ülke içerisinde dolaşması yüzünden Maduro yönetimi artık fon akımını denetleyemez hale geldi. Diğer devletler tarafından uygulanan yaptırımlar da petrol üretimini ve gelirlerini sıkıntıya sokunca iş artık içinden çıkılamaz bir hale geldi.

(BBC’den alınmıştır.)

10. İki Lider, İki Parlamento

(artigerçek.com’dan alınmıştır)

Ekonominin kötü gidişatının yanı sıra aynı zamanda tabii ki ülke yönetiminde de gergin bir ortam vardı. 2015 yılında Maduro, Ulusal Meclis’teki çoğunluğunu kaybetti. 2017 yılına gelindiğinde ise Maduro, meclisteki çoğunluğu sağlamanın yolunu yeni bir meclis kurmak ve yeni bir anayasa yazmakta buldu. Muhalefet bu hareketi sert bir tavırla eleştirdi ve seçimleri boykot etme kararı aldılar. Halkın desteğini arkalarına alarak daha da güçlü olacaklarını düşündüler ve halkı sokağa davet ettiler. Tekrardan bir kaos ortamı yaşanmaya başlayan Venezuela’da gösterilerde 100’ün üzerinde kişi hayatını kaybetti.

2019 yılına gelindiğinde ise muhalefetten Juan Guaido Ulusal Meclis Başkanı oldu. 23 Ocak 2019’da yaptığı konuşmada ise dikkatleri üzerine çeken bir açıklamada bulundu. Guaido yalnızca Ulusal Meclis Başkanı değil, aynı zamanda Geçici Devlet Lideri olduğunu da söyledi.

ABD’nin yanı sıra Avrupa Birliği ülkeleri, Arjantin, Kanada, Brezilya, Şili, Kolombiya gibi birçok ülke Guaido’yu destekliyor. Maduro’nun yanında ise Bolivya, Çin, Rusya, Türkiye, Küba ve birkaç ülke daha var. Maduro ile ABD arasındaki zıtlaşmalara diğer dünya ülkeleri de dâhil olmuş durumda.

(BBC’den alınmıştır.)

Peki Halk Ne Durumda?

İnsanlar yiyecek almakta güçlük çekiyorlar. Ülkede yapılan bir ankette 10 kişiden 6’sı yiyecek alacak parası olmadığı için aç uyuduklarını söylemiş. İnsanlar marketlerin önünde saatlerce sıra bekliyorlar ve içeriden alabilecekleri ürün sayıları kısıtlı. Asgari ücrete zam yapıldıkça market fiyatlarına 2 katı kadar bir zam geliyor. Ülkenin %80’inden fazlasının yoksulluk sınırında olduğu söyleniyor. İnsanlar alım güçleri yüzünden çürümüş etleri tercih etmeye başladılar. Haftalar süren elektrik kesintileri yüzünden besinler korunamıyor. Hastane ekipmanları bozuluyor ve çürümeye terk ediliyor. Morglarda bile cesetleri koruyamadıkları için cesetler patlama derecesine geliyor. Beslenmede sıkıntı yaşayan ve ilaç ihtiyacı olan insanlar ilaçlardaki kıtlık yüzünden tedavi olamıyorlar. Sıtma vakaları artmaya devam ediyor. Aşağıda izleyebileceğiniz videoda Cüneyt Özdemir ve yanındaki konuğu 54 litre bir benzinin ödemesini çikolata ile yapıyor.

 

 

Birleşmiş Milletler, Kasım 2018 itibariyle ülkeden 3 milyon Venezuela vatandaşının ülkeden ayrıldığını belirtti. Belgeleri olan insanlar sorunsuz ayrılabiliyorken, belgeleri eksik olan insanlar kaçak yollarla diğer ülkelere ulaşmaya çalışıyor.

BBC’den alınmıştır.

*Yazarın diğer listeleri için tıklayınız.


KAYNAKÇA

Al Jazeera Türk, “Portre: Hugo Chavez” Erişim 20 Haziran 2020. http://www.aljazeera.com.tr/portre/portre-hugo-chavez

 

Al Jazeera Türk, “Venezuela’da Maduro dönemi” Erişim 24 Haziran 2020. http://www.aljazeera.com.tr/haber/venezuelada-maduro-donemi

 

Al Jazeera Türk, “Kronoloji: Chavez döneminde Venezuela” Erişim 23 Haziran 2020. http://www.aljazeera.com.tr/haber-analiz/kronoloji-chavez-doneminde-venezuela

 

BBC News Türkçe, “Venezuela Krizi: Ülke nasıl bu duruma geldi?” Erişim 17 Haziran 2020. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47019657

 

BBC News Türkçe, “Venezuela Krizi: 7 grafikle ülkede yaşananlar” Erişim 26 Haziran 2020. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47026234

 

BBC News Türkçe, “Venezuela: Juan Guiado Kimdir?” Erişim 25 Haziran 2020. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46982770#

 

BBC News Türkçe, “Venezuela Krizi: Hangi ülke, kimi destekliyor?” Erişim 25 Haziran 2020. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47126374

 

DW.COM, “Venezuela petrol zenginliğine rağmen nasıl bu hale geldi?” Erişim 17 Haziran 2020. https://www.dw.com/tr/venezuela-petrol-zenginli%C4%9Fine-ra%C4%9Fmen-nas%C4%B1l-bu-hale-geldi/av-52621617

 

France 24, “Venezuela’s economic crisis a boon for traditional liquor”. Erişim 21 Haziran 2020. https://www.france24.com/en/20191228-venezuela-s-economic-crisis-a-boon-for-traditional-liquor

 

Gott, Richard. Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim. Çev. Hasan Böğün. İstanbul: Yordam Kitap,2008

 

Hernando Calvo Ospina, “Venezuela: Karanlık dava” Erişim 20 Haziran 2020. https://www.youtube.com/watch?v=oqzbkCXkQq0

 

Youtube, “1973 Petrol Krizi” Erişim 19 Haziran 2020. https://www.youtube.com/watch?v=FoL5YfCks3s

 

Youtube, BBC News Türkçe, “Venezuela krizi: ‘İnsanlar bozuk et yiyor, cesetler morglarda çürüyor’” Erişim 26 Haziran 2020. https://www.youtube.com/watch?v=whcY5py3htY

 

Youtube, “Venezuela kriz öncesi nasıl bir ülkeydi?” Erişim 18 Haziran 2020. https://www.youtube.com/watch?v=g2kj3UdgwY8

 

World Economic Forum, “Venezuela was once twelve times richer than China. What happened?” Erişim 16 Haziran 2020. https://www.weforum.org/agenda/2017/09/venezuela-was-once-twelve-times-richer-than-china-what-happened#:~:text=Early%20on%2C%20Venezuela%27s%20oil%20was,GDP%20per%20capita%20on%20Earth.