şili

Latin Amerika: Şili’nin Dikta Yönetimi

Şili, dünya gündemine son zamanlarda yaşanan protestolar, siyasi gelişmeler, askeri müdahaleler ve genellikle depremler ile gelse de, 1989 yılından önce çok farklı öneme sahip bir yerdi. Kapitalizm ve komünizm çatışmasının neredeyse ana merkeziydi. Peki, Şili nasıl oldu da böyle büyük bir siyasi süreç yaşadı ve bu süreç nasıl sonlandı?

1. 1970 Seçimleri ve Müdahaleler

1964 yılında Şili’de başkanlık seçimleri vardı. 1958 yılında da yarışan fakat galip gelemeyen iki isim Eduardo Frei ve Salvador Allende arasında büyük bir çekişme vardı. Sosyalist Allende, halk arasında tanınan ve belli bir kesimin sempatisini kazanan bir isim olmasına rağmen Demokrat Frei’nin popülaritesi daha fazlaydı. %56 gibi yüksek bir oranla seçimleri kazanan isim şüphesiz Frei oldu. Amerika hükümetinin de desteğini alan Frei’nin politikaları tarım reformu, konut geliştirme ve eğitime ulaşımın iyileştirilmesiydi. Frei’nin bir bakır fabrikasıyla yaptığı millileştirme görüşmeleri hem partisinin içinde tartışma yaratmış hem de 1970 seçimleri için önemli bir gelişme olmuştu.

şili
newsocialist.org.uk’den alınmıştır.

1970 seçimlerinde demokratlardan Rodamiro Tomic, Nasyonal Parti’den eski başkan Jorge Alessandri ve solcu koalisyondan Salvador Allende yarışan isimlerdi. Amerika hükümeti önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlere de müdahale etmeye çalıştı. Şili’de diğer seçmenleri seçtirmek için değil, sadece Allende’nin başkan olmasını engellemek için fonlar kullandılar. Allende’nin başkan olmasını istemeyen sadece Amerika hükümeti ve dönemin başkanı Richard Nixon değildi. Mevcut Şili hükümeti ve Şili’yle ticari ilişkileri bulunan işletmeler de Allende’yi Marksist tutumlarından dolayı başkanlık koltuğunda görmek istemiyorlardı.

Seçimler sonlandığında Allende ve Alessandri arasında %1’lik bir fark vardı ve iki rakip de %50 barajını geçememişlerdi. O dönemlerde Şili’nin seçim politikalarına göre eğer adaylardan birisi bu barajı geçemez ve iki aday da popüler oyların üçte birlik kısmından fazlasını alırsa ulusal kongre toplanıp bu iki adaydan birini başkan seçerlerdi.

şili
Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon. | (latimes.com’dan alınmıştır.)

Bu sırada Allende karşıtı olan kesimler ve Amerika hükümeti Allende’nin kazanmasını engellemek için yapılabilecek şeyleri tartışmaya başladılar. Her konu hakkında uzun uzun tartışılıyor ve hangi planın yürütüleceğine karar veriliyordu. Tartışmalar devam ederken Şili ordusu ikiye bölünmüş durumdaydı: Bir tarafta Amerika’yı destekleyen ve askeri bir darbe yapmak için hazırda bekleyen General Roberto Viaux ve yanındakiler, öbür tarafta ise tam zıt görüşteki General Rene Schneider önderliğindeki grup. Roberto Viaux, eğer Schneider ve ekibi ortadan kalkarsa Allende’nin başa gelmesi, gelse bile kısa sürede indirilmesinin çok kolay olacağını düşündüğü için ABD’yle birlikte Schneider’i kaçırma planı yaptılar.

Üçüncü denemelerinde başarılı olan Viaux ve ekibinin amacı Schneider’i kaçırmak ve ordudaki bölünmeyi bitirmek idi fakat Schneider’in vurulmasıyla bütün planlar mahvoldu. Amerika hükümeti seçim sonuçlarına müdahale etmek için yaptığı bütün planlamaları durdurdu ve sonuçları merakla izlemeye başladı. Birkaç gün sonra Allende, mecliste yapılan oylamadan birinci olarak çıktı ve başkanlık yemini etti.[1]

2. Üç Yıllık Başkanlık

Az önce de bahsettiğimiz gibi Allende, Marksist eğilimleri olan bir başkandı. Amerika hükümeti her ne kadar Şili ile ilişkilerin devam edeceğini söylese de “eskisi kadar sıcak olmayacağını” önemle vurguluyordu. Allende’nin ideolojisi onları tedirgin ediyor, Soğuk Savaş döneminde hemen yanı başlarında istenmeyen ot gibi biten komünist bir devlete izin vermemek için her yolu deniyorlardı.

Başkanlık döneminin hemen başında Allende, hükümete maden şirketlerini kamulaştırmak için anayasada değişiklik yapılmasını önerdi. 1971’de ise Allende’nin isteği onay aldı ve 5 gün içerisinde kanun haline getirildi. Bu maden şirketlerine Amerikan işletmesi olan bakır madenleri de dâhildi.  Kısa bir süre sonra da Şili, telekomünikasyon şirketinin yönetimini ele aldılar.

(cnnturk.com’dan alınmıştır.)

 

Allende sağlıkta, tarımda ve eğitimde bir reform istiyordu ve bu yolun şirketi millileştirmekten geçtiğini düşünüyordu. Her geçen gün ülkedeki tarım bölgelerini ve millileşen şirketleri arttırmaya başladı. Maaşlar Allende döneminde giderek arttırıldı. İlk birkaç ay enflasyonda çok bir oynama gözlenmedi fakat kısa bir süre sonra Allende hükümeti halkın hızla artan tüketim ihtiyacını karşılamakta güçlük çekmeye başladı. Allende, çözümü ithalatı arttırmakta bulsa da Şili’nin ekonomik gücünün önemli bir kısmı olan bakırın fiyatları düşmeye başlayınca kendini bir çıkmazda buldu.

Ekonomi 1973 yılına kadar giderek kötüleşmeye devam etti. Enflasyon artıyor ve halkın talepleri karşılanamıyordu. Halkın bir kesimi Allende’nin koltuğunu terk etmesini istiyordu. Amerika ise adeta koltuğuna iyice yaslanmış ve Şili’deki kargaşa ortamını zevkle seyrediyordu. Şili’nin ithalat açlığından faydalanarak ekonomik güçlerini kullanmışlardı ve geç de olsa isteklerine kavuşuyorlardı.

Haziran 1973’te Allende hükümeti büyük bir darbe tehlikesi atlattı. Yarbay Roberto Souper önderliğindeki darbeci grup hükümeti indirmek için harekete geçmişken Allende radyodan halkına seslendi ve bu hukuksuz girişimin halkın desteğiyle başarısız olacağına inandığından bahsetti. Sadece halkın desteğinin yeterli olmayacağını bilen Allende tıpkı Schneider gibi ordunun apolitik olması gerektiğini düşünen General Carlos Prats’e de seslendi ve ordusunun desteğini istedi. Darbe başarısız olmuştu fakat halkın öfkesi dinmemişti. Ordu içerisinde hükümet karşıtı olanların sayısı giderek artmaya başlamıştı. Ağustos 1973’te ordunun desteğinin büyük bir bölümünü kaybeden Prats’in yerine Augusto Pinochet geldi.

3. 1973 Darbesi

10 Eylül 1973 tarihinde Allende’nin destekçileri yalnızca alt tabakaydı. İsyanlar ve protestolar hala devam ediyor, ekonomi ise her dakika daha da kötüleşiyordu. Hükümet karşıtı grup ve işletmeciler Amerika’nın ne zaman hareket edeceğini merakla beklerken yeşil ışık verildi. Pinochet darbeyi yönetecek ve Allende devri tamamen kapanacaktı.

11 Eylül sabahı Allende ve korumaları Başkanlık Sarayı’ndayken ordu harekete geçti. Allende tedirgin olmasına rağmen darbecilere boyun eğmemekte kararlıydı. Elinde Fidel Castro’nun hediyesi olan silahı ve kafasında kaskıyla saray güvenliğini denetlerken görüntülendi. Saat sabah 11 olduğunda sarayın etrafı ordu tarafından çevrilmişti. Şili hava kuvvetleri Allende’nin teslim olmasını aksi takdirde saldırıya hazır olmasını söylediler. Allende ise kesin bir dille teslim olmayı reddetti.

şili
(wordpress.com’dan alınmıştır.)

Birkaç dakika sonra Allende telefon ile radyoya bağlanarak son sözlerini söyledi:

“Dostlarım, Hiç şüphe yok ki, bu sizlere seslenmek için son fırsatım. Hava Kuvvetleri Magallanes Radyosu’nun vericilerini bombaladı.

Sözlerim sitem değil, hayal kırıklığı taşıyor. Umarım, kendi sözlerine ihanet edenlerin utancı olurlar… Şili’nin askerleri, birer unvandan ibaret başkomutanları, kendi kendini Donanma Komutanı ilan eden Amiral Merino, daha dün Hükümet’e sadakatini sunan, bugün ise kendini Carabinero’ların (paramiliter polis) başı ilan eden General Mendoza…

Bu koşullarda, sözlerim sadece işçilere: Teslim olmayacağım! Bu tarihi dönemeçte, halka olan sadakatimin bedelini hayatımla ödeyeceğim. Ve onlara, binlerce Şilili’nin tertemiz vicdanına serptiğimiz tohumların kuruyup gitmeyeceğinden şüphem olmadığını söyleyeceğim.

Güçlüler ve bize üstün gelecekler, ancak toplumsal dönüşümler ne suçla ne de güçle bastırılabilir. Tarih bizimdir, tarihi toplumlar yapar…

…Ülkemin işçileri, Şili’ye ve yazgısına inanıyorum. Başka insanlar, ihanetin galebe çaldığı bu karanlık ve acı anı yenecekler. Siz de bunu bilerek ilerlemeye devam edin er ya da geç, o büyük caddeler tekrar açılacak ve özgür insanlar yeni bir toplum oluşturmak için o caddelerden yürüyecekler.

Yaşasın Şili! Çok yaşa halkım! Yaşasın işçiler!

Bunlar benim son sözlerim, fedakârlığımın boşuna olmadığından eminim. Sonunda, en azından, suçu, alçaklığı ve ihaneti cezalandıracak bir ahlak dersi olacak.[2]

Akşamüzeri Santiago semalarında jetler uçmaya başladı. Ardı ardına bırakılan roketlerle saray adeta bomba yağmuruna tutuluyordu. Bina kısa süre içerisinde alevler içinde kaldı. Saray içerisindeki çoğu kişi hayatını kaybetmiş fakat hedef isim Allende hala hayattaydı. Gece geç saatlerde hala içeride olan Allende artık kurtuluş yolunun olmadığının farkındaydı. Sevgili dostu Castro’nun hediyesini çenesine yerleştirdi ve tetiğe bastı. Bu anlatılanların dışında 1990 yılına kadar ölümü bir muammaydı. İntihar mıydı yoksa saldırı sırasında öldürülmüş müydü?  Herkes gerçeği merak ederken bir otopsi yapılması kararlaştırıldı. Allende gerçekten intihar etmişti.[3]

Augusto Pinochet artık Şili’nin yeni başkanıydı. Amerika’nın planları olması gerektiği gibi ilerlemiş ve potansiyel bir komünist devlet tehdidi ortadan kalkmıştı. Pinochet, Allende taraftarı yüzlerce ismi yaka paça bulunduğu yerden alıp stadyuma götürdü ve hepsine işkence etti. Böylece Pinochet diktatörlüğü resmen başlamış oldu.[4]

4. Muhalefeti Yok Etmek

şili
(evrensel.net’den alınmıştır.)

Pinochet başa geçtiği andan itibaren muhalifleri devletin baş düşmanı olarak görüyordu. Ülke yönetimini elinde tuttuğu süre boyunca kavgasından asla çekilmedi. Kuralları kendisi koyuyor, canı ne ve nasıl isterse yapıyordu. 1990 yılına kadar ülkede binlerce muhalifi katletti. İşkence ve şiddet göstererek, acılı bir şekilde ölümlerine sebep oldu. Bu güç gösterileri sonucunda cuntanın içerisinden kimsenin ona karşı koyamayacağını biliyor, her geçen gün biraz daha acımasız oluyordu. Yalnızca ülke içerisindeki muhaliflerin değil dışarıdakilerin de peşini bırakmıyor, kimseye nefes aldırtmıyordu. Allende döneminde Dışişleri Bakanlığı yapan Orlando Letelier Washington’da, daha önce bahsettiğim General Prats ise Buenos Aires’te arabasına konan bombalar ile öldürüldüler.

İnsanlar canlarını kurtarmak, bu dikta rejiminden kurtulmak için yol arıyorlardı. 3 binin üzerinde Şilili hayatını kaybetti, binlercesi işkence gördü ve yurtdışına kaçmayı başaran 30 bin Şili vatandaşından bir daha haber alınamadı. Yönetiminin ilk birkaç yılında uygulamaya koyduğu politikalar istediği gibi seyretmedi. Gücünü kullanmayı çok iyi bilse de devlet yönetiminde sorun yaşıyordu.[5]

5. “Chicago Boys”

Pinochet, Allende’nin ekonomi politikalarından vazgeçerek ülkeyi liberal bir sisteme oturtmaya başladı. Bu yeni ekonomi politikaları istedikleri gibi gitmedi. Serbest girişime dayalı planlar gelir dağılımındaki eşitsizliği giderek arttırmaya başladı. Çalışan halkın dışında artık orta sınıf da bu ekonomik sorunlardan etkileniyor, sendikalar elleri kolları bağlanmış bir şekilde ekonominin gidişatını izliyorlardı. Yoksulluk artmıştı ve insanların bu sert yönetime karşı yapacak bir şeyi yoktu. Bütün bu sorunlar yaşanırken 1975 yılında General Pinochet ekonomiyi “Chicago Boys” denen grubun yönetimine bırakmıştı.

şili
(chiletoday.cl’den alınmıştır.)

Chicago Boys, 1955’te başlayan bir projenin ürünüydü. 1955 yılında Şikago Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Theodore Schultz, Şili Katolik Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’ne bir ziyarette bulunur. Ziyaretin amacı akademik olarak iş birliği yapmak ve belli sayıda öğrenciyi bu iş birliği kapsamında eğitmekti. Anlaşmaya göre seçilen öğrenciler Şikago’da ekonomi dalında lisansüstü eğitim alacaklardı. 1955-1963 yılları arasında toplamda 30 adet öğrenci Şikago’ya eğitim almaya gittiler. Milton Freidman’ın öğrencileri olarak tabii ki, neoliberalizmi benimsediler. Friedman’ın yazdığı “Kapitalizm ve Özgürlük” kitabı Şikago grubunun başucu kitabıydı. 1975 yılında ise bu gruptaki insanlar Şili’nin üst kademelerini dolduruyordu.

Şili’nin bariz bir kalkınma problemi vardı. Enflasyon dizginlenemiyordu ve halk her geçen gün daha da tedirgin oluyordu. 1975 yılında Chicago Boys, ekonomi planlarını uygulamaya koydu. Fiyat kontrolleri kaldırıldı, devletin elinde tuttuğu şirketler satıldı, ithalatın önü açıldı ve devlet harcamaları kısıtlandı. Şili, neoliberalizmin bir deneyi haline geliyordu. Ekonomik şartlar hazır olmasa da uygulamaya konulan politikaların başarılı olacağını umuyorlardı. Fakat tahmin ettikleri gibi olmadı ve bir yıl içerisinde enflasyon %375 oranına yükseldi.

Yürürlüğe giren bu politikalara “Şok Doktrini” demeye başladılar. General Pinochet, her ne kadar geçici olarak düşündükleri işsizlik biraz sorun yaratacak olsa da, Şok Doktrini fikrinin çekici olduğunu söyledi. Başlarda sorunlar yaşansa da alınan hamleler sonraki yıllarda ekonominin toparlanmasını sağladı. Enflasyon 1979’da %37’ye, 1981 yılında ise %9’a kadar geriledi. 1975 yılında %-13 olan yıllık ekonomik büyüme kısa sürede toparlandı ve 1977-1981 yılları arasında ortalama olarak %7,5 seviyesinde seyretti. Fakat bu gelişmeler zengin kesimin yararına oldu.[6]

Tabii ki bu gelişmelerin olduğu zamanlarda başka sorunlar vardı. Daha önce ölümüne değindiğimiz Orlando Letelier, Chicago Boys’un 1975 yılındaki Şok Doktrini ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Allende döneminde uygulanan ekonomi politikalarının devam etmesi gerektiğini, Chicago Boys’un politikaları yüzünden yok olan sendikalar, kaldırılan fiyat kontrolü uygulamaları ve devlet şirketlerinin satılmasının halka zarar verdiğinden bahseden bir yazı kaleme aldı. Bu politikaların uygulanmasının tek sebebinin de askeri yönetimin halkın üzerindeki baskı olduğuna değinen Letelier, bu yazısıyla beraber kamuoyunda büyük ses getirdi. Yazısı yayınlandıktan 1 ay sonra arabasına konulan bombayla hayata veda etti.[7]

6. Bir Dönemin Son Demleri

1980 yılında Pinochet hükümeti yeni bir anayasa hazırladı. Bu anayasa ülkedeki çoğu şeyi değiştirecek, planladıkları politikaların uygulanmasına zemin hazırlayacak ve Pinochet’in 8 sene daha yönetimde kalmasını sağlayacaktı. Siyasi baskılar ve ülkenin ekonomik olarak toparlanmış gözükmesi sandıktan %67 gibi çok büyük bir oranla evet çıkmasını sağladı. Fakat 1981 yılına gelindiğinde öngörülemeyen sorunlar baş gösterdi. Ekonomik gelişim modeli kısa dönemli yüksek borçlar tarafından finanse ediliyordu. Ekonomilerinde artış gözlemlense de zaman geçtikçe Şili’nin borçları dağ gibi birikiyordu. Aynı yıl büyük bir finansal grubun çökmesi girişimci çevre arasında büyük bir paniğe sebep oldu.

Birçok şirket batmış, üretimde büyük oranda bir düşüş yaşanmış, işsizlik kritik bir seviyeye çıkmış ve kişi başına düşen milli gelir %14 küçülmüştü. Chicago Boys grubu ise bu durumun geçici olduğunu, market mekanizmasının ekonominin gidişatına otomatik olarak ayar çekeceğini savunuyordu. Fakat uluslararası bankaların Şili’ye borç akışını kesmesiyle birlikte politikalarının artık bir değişime gitmesi kararı alınmıştı. 1982’de Pinochet kabinesini değiştirme kararı aldı ve ekonomi bakanı ve ekonomi grubunun liderini değiştirerek koltuğu bir başka Chicago Boys üyesine teslim etti.

şili
(dw.com’dan alınmıştır.)

Ekonomik gidişatın kötülüğü devlete karşı çıkan seslerin yükselmesine sebep olmuştu. Ortadan kaldırmaya çalıştıkları siyasi muhalefet gün geçtikçe güçlenmeye, hükümet ise güven kaybetmeye başlamıştı. Siyasi partiler yavaş yavaş etkinlik göstermeye başlıyorlardı. Pinochet, sorunlarla başa çıkması için İçişleri Bakanlığına Sergio Jarpa’yı getirdi. Jarpa, Chicago Boys’un politikalarına ve samimiyetine hiçbir zaman güvenmediğini söyleyerek Pinochet’i, onları yönetim ekibinden ihraç etmesi için ikna etmeye çalıştı. Kısa süre sonra ekonomi yönetim ekibi tamamen değişti ve iki önemli koltuğa Jarpa’nın önerdiği isimler geçti. Alışılagelmemiş önlemler alınmaya başlansa da ekonomi de gözle görülür bir gelişme vardı artık. Birkaç yıl içerisinde tekrardan yükseliş sinyalleri veren ekonomik tabanın yeniden neoliberal politikalara dönmeye hazır olduğu düşünülüyordu.

1985 yılında Hernan Büchi ekonominin başına geçti. Kendisi resmî olarak bir Chicago Boy değildi, neoliberal ekonomi için çalışmalarda bulunmuştu fakat halk tarafından tanınan bir isim değildi. Büchi, 1985 yılının sonlarına gelindiğinde tatmin edici bir iş ortaya koymuş ve ekonomik krizin son pürüzlerini de ortadan kaldırmıştı. Artık uluslararası finans acentelerinin güvenini kazanmış, neoliberal politikalar ile halkı tekrardan bir nebze sakinleştirmiş bir Şili vardı.[8]

7. 1988 Referandumu

Kendisine geniş ayrıcalıklar tanıyan bir anayasanın onaylanması ve devamında gelen 7 yıllık sürecin ardından Pinochet en az 8 yıl daha başkan olmak istemekteydi. Fakat uluslararası tepkiler beklediğinden de fazla olur ve referanduma gitmesi konusunda Pinochet’e baskı yapılır. Bunun sonucunda Pinochet baskılara dayanamaz ve referanduma gitme kararı alır. Fakat yeni anayasayla beraber 7 yıl içerisinde ekonominin kötü gidişatının da sebep olduğu pek çok olay yaşanır ve halk artık özgür olmak istemektedir ama kararsız kalan, başına bir şey gelmesinden çekinen bir o kadar kalabalık bir topluluk da vardır.

şili
(plebistico.laterca.com’dan alınmıştır.)

Seçimlere 1 ay kala hayır ve evet oyları için yapılacak propagandaların televizyonda yayınlanmasına izin verilmiştir. Her gün iki tarafın da propagandaları yayınlanacak ve 15 dakika sürecektir. Pinochet medyanın elinde olmasından ve halka yapılan baskıdan dolayı seçimleri kazanacağını düşünmekteydi. Hayır propagandalarında ilk başta halkın gördüğü zulüm ve darbe günleri ele alınır. Fakat kampanyayı yürüten ekip bütün halka ulaşmak istediği için farklı bir çözüm düşünmeye başlarlar. Evet kampanyalarında halka “Neden evet vermeliyiz?” sorusu sorulduğu zaman alınan cevapların “ekonomik istikrar, eğitim alabilme hakları ve demokratik ortam” olduğunu görürler.

Bu cevapların doğruyu yansıtmadığını fakat halkın büyük bir kitlesini etkileyebilecek gücü olduğunu fark ettikleri zaman hayır kampanyaları “Gelecekte bizi nasıl bir Şili bekliyor?” sorusunun cevabını vermeye evrildi. Çekimser olan ve oy vermeye korkan kesimi kendilerine çekmeye çalışmış, insanları cesur davranmaya teşvik etmişlerdi. Halkın korkmadan hareket ettiği zaman kazanabileceği şeyleri her gün 15 dakika boyunca ekranlarda yansıtmaya başlamaları, evet oyu verecek olan kesimin de dikkatini çekmişti.

Seçim günü geldiğinde Pinochet hükümeti sandıktan bütün bu kampanya sürecine rağmen evet çıkabileceğine inanıyordu. Fakat hayır propagandası halkı derinden etkilemiş, insanlar sürgüne gönderilen, katledilen ve işkenceye maruz kalanların yaşadıklarını yaşamamak için bir olmaya başlamıştı. Seçimlerin açıklanma zamanı geldiğinde halk nefeslerini tutmuş özgürlüklerine kavuşacağı anı bekliyordu. Sandıktan %56 oranında hayır oyu çıktı ve Şili’nin Pinochet dönemi seçimlerden 1 yıl sonra resmen sona erdi.

8. Pinochet Sonrası ve Günümüz

Askeri rejim sonrasında 1990 yılında Patricio Alywin devlet başkanı oldu. Ekonomik politikalarda yenilikler yaşanmaya başladı ve ekonomi %7 kadar büyüdü. Halk özgürlüğünü geri kazanmanın sevinci içerisindeydi. 1994 yılında dünya çapında kriz yaşansa da, krizin hemen öncesinde kişi başına düşen geliri %7,8 arttırmayı başardılar. Kriz sonrası her geçen sene biraz daha gelişme kaydettiler.[9]

2006 yılına gelene kadar aile politikalarında önemli değişiklikler yaşandı. Bu değişikliklerden en önemlisi ise Pinochet döneminin 11. yılında, yani 1984’te, getirilen boşanma yasağının kaldırılmasıydı. Yıllar boyunca sorunlu bir hayata maruz kalmış ailelerin 2004 yılında resmi olarak boşanabileceği duyuruldu. Ekonomi tarafında ise her geçen gün yeni ticari anlaşmalar imzalanıyor ve Şili büyüyordu. 2006 yılında Michelle Bachelet, Şili’nin ilk kadın başkanı seçildi. Aynı yıl yoksulluk oranında da gözle görülür bir düşüş yaşandı. Fakat bu gelişim gösteren ekonomi tablosu, gölgesinde çok büyük bir sorunu gizliyordu. Alt ve üst sınıf arasındaki gelir dağılımı farkı bir dağ kadardı.[10]

şili
(BBC’den alınmıştır.)

Şili, Latin Amerika’nın en zengin ülkelerinden birisi. Bakır üretimiyle ekonomisini önemli ölçüde büyütmüş olsa da bu durum yalnızca zengin kesimin işine yarıyor. Fakir kesimin eline geçen para diğer kesime göre o kadar az ki insanlar geçinmekte büyük güçlük çekiyorlar. Hâlihazırda bu kadar gergin bir kesime sahip olan Şili’de hükümet 2019 yılında metro fiyatlarına zam yapmakla adeta ülkenin fitilini ateşledi. Ülkenin yarısı 536 dolar maaş ile hayatını sürdürmeye çalışırken orta ve fakir kesimin ulaşıma harcadıkları para aylık kazançlarının tam tamına %30’u.

Zam sonrasında zaten geçinmekte sıkıntı yaşayan öğrenciler isyan etmeye başladılar. Başlayan protestolar kısa süre içerisinde ülkenin neredeyse her yerine yayıldı. 1 hafta içerisinde yaşanan protestolar sırasında 18 kişi hayatını kaybetti. Kısa süre içerisinde hükümet olağanüstü hal ilan etme kararı aldı. Pinochet döneminden sonra bu karar bir ilkti. Şubat 2020’ye kadar da hayatını kaybeden sayısı 30, gözaltına alınanların sayısı ise 10 bini geçti.[11]

şili
(gettyimages.com’dan alınmıştır.)

Pinochet döneminden beri adalet arayışında olan Şili halkı hala istediklerini alamamış durumdadır.

Latin Amerika: Venezuela’da Olan Biteni Anlamak listesi için tıklayınız.

 


Kaynakça

– Aydınlık, “Pinochet, oligarşi, neoliberalizm: Şili’de halk neden ayaklandı?”, Yayınlanma Tarihi: 26 Ekim 2019. Son Erişim: 5 Ağustos 2020.  https://www.aydinlik.com.tr/pinochet-oligarsi-neoliberalizm-sili-de-halk-neden-ayaklandi-dunya-ekim-2019

– BBC, “Şili’de bir milyondan fazla kişi gelir eşitsizliği için sokaklarda” Yayınlanma Tarihi: 26 Ekim 2019. Son Erişim: 4 Ağustos 2020. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50192784

–  Biography.com, “Augusto Pinochet”, Son güncelleme: 23 Temmuz 2019. Son Erişim: 23 Temmuz 2020.https://www.biography.com/political-figure/augusto-pinochet

-Britannica, “ Michelle Bachelet”, Son Erişim: 4 Ağustos 2020. https://www.britannica.com/biography/Michelle-Bachelet

– Britannica, “Chile – The Military Dictatorship, from 1973”, Son Erişim: 24 Temmuz 2020. https://www.britannica.com/place/Chile/The-military-dictatorship-from-1973

– Euronews.tr, “Şili: Hükümet karşıtı eylemlerde polisle göstericiler arasında çatışma”, Yüklenme: 21 Şubat 2020. Son Erişim: 5 Temmuz 2020. https://tr.euronews.com/2020/02/22/sili-de-hukumet-karsi-t-eylemlerde-polisle-gostericiler-arasinda-catisma

– History.com, “Chilean president Salvador Allende dies in coup”, Video yüklenme tarihi: 19 Ocak 2015. Son Erişim: 22 Temmuz 2020. https://www.history.com/this-day-in-history/allende-dies-in-coup

– Khan Academy Turkce, “Şili’de Allende ve Pinochet”, Video yüklenme tarihi:19 Oca 2015, Son Erişim: 22 Temmuz 2020. https://www.youtube.com/watch?v=5SyF6RA2oyc

– Larrain, Pablo, No, Film, 2012. https://www.imdb.com/title/tt2059255/

–  Office of The Historian, “The Allende Years and The Pinochet Coup, 1969-1973”, Son Erişim: 22 Temmuz 2020. https://history.state.gov/milestones/1969-1976/allende

–  Silva, Patricio, In The Name of Reason: Technocrats and Politics in Chile, Amerika Birleşik Devletleri: Pensilvanya Eyalet Üniversitesi, 2008

– SÖZMEN, Mithat Fabian. Evrensel.net, “1973 Şili darbesi: Neoliberal laboratuvarın “mucize”si”, Son Güncellenme Tarihi: 11 Eylül 2019, Son Erişim: 24 Temmuz 2020. https://www.evrensel.net/haber/373189/1973-sili-darbesi-neoliberal-laboratuvarin-mucize-si

-This is Chile, “Military Regime”, Son Erişim: 24 Temmuz 2020. https://www.thisischile.cl/history/institutional-breakdown/

– Youtube, AKKAYA, Emrah, “ Şili – Santiago’da Yağmur Var”. Video yüklenme tarihi:22 Kasım 2019,Son Erişim:  3 Ağustos 2020. https://www.youtube.com/watch?v=wYdFLSZQ67g&t=534s

– Youtube, AKKAYA, Emrah, “Salvador Allende’nin ölmeden önce yaptığı son radyo konuşması (11 Eylül 1973)”. Video yüklenme tarihi:15 Kasım 2019, Son Erişim: 3 Ağustos 2020. https://www.youtube.com/watch?v=Sn42Hczj1Pk

– Youtube. AKKAYA, Emrah. “Şili- Darbeye giden süreç”, Video yüklenme tarihi: 11 Kasım 2019, Son Erişim: 22 Temmuz 2020. https://www.youtube.com/watch?v=PTNDwlQI2X0

– Youtube, “Şok Doktrini”, Video yüklenme tarihi: 10 Kasım 2014,Son Erişim:  25 Temmuz 2020. https://www.youtube.com/watch?v=Xjhz33B6_zs

Dipnotlar

[1] “Şili’de Allende ve Pinochet”, Khan Academy Turkce, Video Yüklenme Tarihi: 19 Ocak 2015,  Erişim Tarihi: 22 Temmuz 2020.https://www.youtube.com/watch?v=5SyF6RA2oyc

[2] Salvador Allende’nin ölmeden önce yaptığı son radyo konuşması (11 Eylül 1973)”, Emrah Akkaya, Erişim Tarihi: 3 Ağustos 2020. https://www.youtube.com/watch?v=Sn42Hczj1Pk

[3] “The Allende years and Pinochet Coup, 1969-1973”, Office of the historian, Video Yüklenme Tarihi: 15 Kasım 2019, Erişim Tarihi. 22 Temmuz 2020. https://history.state.gov/milestones/1969-1976/allende

[4]“Chilean President Salvador Allende Dies in Coup”, History.com, Son Güncelleme Tarihi: 10 Eylül 2019, Erişim Tarihi: 22 Temmuz 2020. https://www.history.com/this-day-in-history/allende-dies-in-coup

[5] “Şili – Santiago’da Yağmur Var”, Emrah Akkaya, Video Yüklenme Tarihi: 22 Kasım 2019, Erişim Tarihi: 3 Ağustos 2020. https://www.youtube.com/watch?v=wYdFLSZQ67g&t=534s

[6] Patricio Silva, In The Name of Reason: Technocrats and Politics in Chile, Amerika Birleşik Devletleri: Pensilvanya Eyalet Üniversitesi, 2008, s. 143-157

[7] “1973 Şili darbesi: Neoliberal laboratuvarın “mucize”si”,Evrensel.net, son güncelleme: 11 Eylül 2019, Erişim Tarihi: 24 Temmuz 2020. https://www.evrensel.net/haber/373189/1973-sili-darbesi-neoliberal-laboratuvarin-mucize-si

[8] Patricio Silva, In The Name of Reason: Technocrats and Politics in Chile, Amerika Birleşik Devletleri: Pensilvanya Eyalet Üniversitesi, 2008, s. 157

[9] “Pinochet, oligarşi, neoliberalizm: Şili’de halk neden ayaklandı?”, Aydınlık, Yayınlanma Tarihi: 26 Ekim 2019. Son Erişim: 5 Ağustos 2020. https://www.aydinlik.com.tr/pinochet-oligarsi-neoliberalizm-sili-de-halk-neden-ayaklan Ekim di-dunya-ekim-2019

[10] “Şili’de bir milyondan fazla kişi gelir eşitsizliği için sokaklarda”, BBC, Yayınlanma tarihi: 26 Ekim 2019. Son erişim 4 Ağustos 2020. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50192784

[11] “Şili: Hükümet karşıtı eylemlerde polisle göstericiler arasında çatışma”, Euronews.tr, Erişim 5 Temmuz 2020. https://tr.euronews.com/2020/02/22/sili-de-hukumet-karsi-t-eylemlerde-polisle-gostericiler-arasinda-catisma