Che
Kaynak: Biz Evde Yokuz

Latin Amerika: İlham Kaynağı Küba – 2

1. Genç Fidel Castro

1952 yılında her gün bir üniversiteli öğrenci grubu mevcut hükümete karşı ayaklanıyordu. Sonuçlarının onlar için kötü olacağı bilmelerine rağmen ülkenin genç kesimi Batista’nın gitmesini istiyor, değişimin tabanını da kendilerinin oluşturacağını düşünüyorlardı. Genç bir avukat olan Fidel Castro’nun 100’ü aşkın bir öğrenci grubu vardı. Castro bir süre boyunca diğer öğrenci gruplarının liderlerinden silah ve mühimmat temin etti. Castro’nun planı, bu gidişatı değiştiremeseler bile insanların gerçekten düşünmesini sağlayacak bir saldırı gerçekleştirmekti. Hedefinde ülkenin en büyük ikinci kışlası olan Moncada vardı. Castro, kardeşiyle beraber sahip oldukları sınırlı sayıdaki silah ile 100 civarındaki isyancıları yanına alıp Moncada’yı karnaval sırasında kurşunlamayı planlıyordu. Kâğıt üzerinde olabilecek en az riske sahip plan tabii ki bekledikleri gibi gerçekleşmedi. Yol üzerinde çevirmeye yakalanan bir grup isyancı, planın daha erkene çekilmesini ve daha belirgin bir şekilde işlemesini gerektirdi. Düşünüldüğü gibi de ordu saldırıyı çok az bir kayıpla atlattı ve Fidel Castro ve isyancıların peşine düştü. 70’in üzerinde isyancı yakalandıktan sonra birçoğu ya vurularak öldürüldü ya da işkence sırasında hayatını kaybetti. Fidel Castro kaçmayı başarsa da kısa bir süre sonra yeri bulundu. Yaşayacağının garanti edilmesi halinde de teslim olmayı kabul etti. Mahkemeden 16 yıl ceza alsa da Batista 21 ay sonra Moncada saldırısı failleri dâhil bütün mahkûmlara af çıkardığını duyurdu. Castro ve kardeşi artık özgürdü fakat bireysel özgürlükleri onlar için yeterli derecede tatmin edici değildi. Hala bir diktatörün elinden kurtarılması gereken bir ülkede yaşadıklarını düşünüyorlardı. [1]

fidel
(Kaynak: kararsiv.blogspot.com)

Fidel Castro kardeşini de yanına alarak Meksika’ya kaçtı. Meksika’da onun gibi devrim yanlısı öğrenci gruplarının olduğunu biliyordu ve onları yanına çekerek Küba’yı özgür kılabilirlerdi. Neredeyse bütün üniversiteli öğrenciler ile görüşen Castro “26 Temmuz Hareketi” adlı bir örgüt oluşturma kararı aldı. Örgüt içerisinde sadece Küba’nın özgürlüğünü isteyenler bulunmuyordu. Örgüt, ABD’ye ve dolayısıyla emperyalizm ve kapitalizme karşı olan insanların buluştuğu bir noktaydı. Fidel Castro da daha sonraları ülkenin yüzü haline gelecek Ernesto “Che” Guevara ile burada tanıştı. Arjantinli genç bir doktor olan Che, başlarda diğer Kübalı örgüt üyeleri tarafından yadırganmıştı. Arjantin vatandaşı bir doktorun Küba’nın özgürlüğünü kazanmasının kendisine ne gibi bir faydası olacağını tartışıyorlardı fakat sonrasında onun da kendileri gibi devrimci bir kişiliği olduğuna kanaat getirdiler. Bir süre Küba’nın eski özgürlük savaşçılarının yanında eğitim aldılar. Hazır olduklarına kanaat getirdiklerinde ise Küba’ya nasıl döneceklerini düşünüyorlardı. Kendilerine küçük bir yat ayarlayarak Castro da dâhil 82 asker Küba’ya doğru yola çıktı.

fidel
(Kaynak: fidelcastroscommunism.weebly.com)

Fırtınalı bir günde zar zor Küba topraklarına basmayı başarabilen askerler kısa süre içerisinde Batista rejimiyle burun buruna geldiler. Kalabalık ve donanımlı ordunun karşısında şansları olmadığının farkında olsalar da savaşmaya devam ettiler ta ki gökten bombalar yağana kadar. 82 askerden sadece 20’si hayatta kalmayı başarabilmişti. Örgütün beyin takımında bir kayıp yoktu fakat 62 askerin kaybı onları çok büyük bir şekilde etkilemişti. Bir şekilde kaçtılar ve ülkenin güney kesiminde yer alan Sierra Maestra dağlarında sığınmaya başladılar. Bir süre yeniden güçlenmeyi beklediler. 1958 yılına kadar Che Guevara’nın yaptığı radyo yayınını duyan birçok devrim yanlısı insan Fidel’in ordusuna katıldı. Sayıları 100’ü aştığında ise artık harekete geçmeye hazırdılar, fakat öncesinde davalarını halka açıklamak zorundaydılar. Medyaya korkmadan poz veren Castro ve yandaşları, Küba halkının gönlüne girmeye çalışıyorlardı. Kendilerini Küba halkının ve ABD’nin dostu, bu diktatörlük yönetiminin düşmanı olarak tanıttılar. Asıl amaçlarının sadece halka yardım etmek ve Küba’yı özgür bir yer yapmak olduğunu söylediler. Basında bu haberler “Kübalı Robin Hood” olarak yer aldı.[2]

fidel
(Kaynak: lavozdegalicia.es)

Castro ve Batista’nın çatışması bazı huzursuzluklar meydana getirdi. Asilerin konumlarına yakın bölgelerde şeker tarlaları yakılıyor, onlara destek verdiği düşünülen insanlara zarar veriliyor, gergin bir ortama gelmek istemeyen yabancı uyruklu turistlerin sayısındaki düşüş de ekonomiyi etkiliyordu. Bu durum üzerine ABD yönetimi Batista’ya olan desteğini kesme kararı aldı ve Küba ordusuna yaptığı silah ticaretini durdurdu. Haberi alan asiler daha saldırgan olmaya başladılar. Küba ordusundan çok daha az askerleri olsa da artık eskisinden daha kalabalık oldukları için birden fazla gruba bölünebilirlerdi. Bir grup ülkenin doğusuna doğru yönelirken, Fidel ve adamlarının olduğu diğer grup da başkent Havana’ya hareket ettiler.[3]

che
(Kaynak: ilerihaber)

Havana yolu üzerinde Batista kuvvetleri asileri bekliyorlardı. Moral olarak yetersiz durumda olsalar da ordudaki askerlerin çokluğu asileri geri püskürtmeye yöneltmişti. Fakat Castro geri çekilmeyi reddederek Che’nin radyo yayını üzerinden halka savaşı kazandıklarını söyledi. Gün içerisinde birkaç kez tekrarlanıyor ve ordunun cephelerdeki kayıpları aktarılıyordu. Tabii ki bu haberler manipülasyon amacıyla yayınlanıyordu ve hiçbirinin doğruluk payı yoktu. Hâlihazırda moralini kaybetmiş ordu aldığı haberlerle ve halkın desteğini kaybetmesiyle çatışmaları kaybetmeye başladı. Kısa bir süre sonra da Amerika’dan Batista yönetimine istifa çağrısı yapıldı. Bu haber Castro ve silah arkadaşlarının zaferi demekti. Batista ailesi büyük bir miktarda parayı yanına alarak Portekiz’e kaçtı. Çok geçmeden de asiler ciddi sayılabilecek bir direnişle karşılaşmadan Santiago ve Havana’nın yönetimini ele geçirdiler.[4]

 

2. Küba’nın Yeni Dönemi

Fidel Castro ve arkadaşları başarıyla sonuçlanan devrimin ardından halkla buluştular. Halk keyifli ve gelecekleri için meraklıydı. Castro Küba’da yeni bir dönemin başladığını ve Batista döneminin resmi olarak sona erdiğini söyledi. Batista yanlısı ve Batista döneminde kolluk kuvvetlerinde görev yapmış herkes idam edildi. İlk zamanlarda Castro kurduğu hükümete Küba’nın ileri gelen entelektüel isimlerini atama kararı almıştı ve kendisi resmi olarak yönetimde değildi. Kurduğu hükümet diğer devletler tarafından tanındıktan kısa bir süre sonra hükümeti tamamen dağıtarak yerine her devrimcinin yaptığı gibi silah arkadaşlarını getirdi. Kardeşi ve Che Guevara artık önemli iki bakandı. Kabinedeki değişikliğin hemen ardından da kendisini başbakan olarak ilan etti. ABD hükümeti ile bir görüşme ayarlanmıştı. ABD’ye giderek kendisini halka ve devlete tanıtma şansına erişen Fidel, kendisinin kesinlikle komünist olmadığını ve ABD’ye karşı bir politikasının olmadığını açıkça dile getirdi. Fakat Amerikalılar Castro’ya inanmakta güçlük çekiyorlardı, çünkü onun uygulayabileceği politikaların ne olduğunu bilmiyorlardı. Bir devrimci olmasından kaynaklı her ihtimale karşı ABD hükümeti Fidel’e temkinli yaklaşıyor ve attığı her adımı en ince detayına kadar inceliyorlardı.

fidel
(Kaynak: Historytoday)

Fidel Castro artık Küba’nın yeni başkanıydı ve yıllardır Küba’nın beklediği özgür ortamı getireceğine inanılıyordu. Vaatleri arasında 1940 sonrasındaki adaletsiz ortamı düzeltmek, sosyal ve ekonomik politikalara ağırlık vermek ve kısıtlanan hak ve özgürlüklerin tekrardan halka geri verilmesi bulunuyordu. 1960 yılında Castro’nun ilk icraatlarından birisi de ülkeyi özgür kılma yönünde oldu ve Küba’da yer alan Amerikan işletmelerini millileştirme kararı aldı. Batista döneminde ülkenin kanayan yarası olan mafya hegemonyası artık son bulmuştu ve halk tarafından bu çok iyi bir haberdi. Yok olan orta sınıfın tekrardan canlanacağı düşünülüyordu. Castro’nun bu adımından sonra ABD ve Küba arasındaki ilişkiler giderek kopmaya başladı. ABD hükümetinden Fidel’e açık bir şekilde tehdit yağıyor, Fidel ise kulağını kapamış bir şekilde burnunun dikine gidiyordu. Millileştirilen işletmeler fakir halk için tam bir ilaç olmuştu. Devletin kendi bünyesine katmadığı bazı yerler Kübalı çiftçilere dağıtılmaya başlanmış ve işin devamının sağlanması için destek verilmişti. İş olanaklarının arttırılmasının yanı sıra pahalı bölgelerde yer alan konutların kiralarında da önemli derecede indirime gidildi ve fakir kesimin önü açılmış oldu. Fakir kesime sağlanan olanaklar bu sefer de zengin kesimin yoluna taş koymuştu. Konut sahipleri artık kiralarından gelir sağlayamıyor, millileşen işletmeler yüzünden eskisi kadar kâr elde edemiyorlardı. Kısa süre içerisinde birçok zengin aile ülkeyi terk etti.

fidel
Nikita Kruşçev ve Fidel Castro (Kaynak: rbth.com)

Gelişmelerin hemen ardından Castro ve ordunun önemli ve popüler liderleri arasında ufak sürtüşmeler yaşanmaya başladı. Castro’nun ABD’ye adeta kafa tutarak uyguladığı politikaların yanlış olduğunu ve ülke yönetiminin sol bir ideolojiye kaymaması gerektiğini düşünüyorlardı. Castro ise verdiği vaatlerin sadece kendi yöntemleriyle gerçekleştirilebileceğini ve bu ülkede artık herhangi bir Amerikan etkisinin olmaması gerektiğini savunuyordu. İki taraf da kendi düşüncesini diretiyor ve geri adım atmıyordu. Kısa süre sonra tutuklamalar ve faili meçhul, esrarengiz ölümler görülmeye başladı. Halk olayların şokuyla sadece yas tutmakla yetinse de yaşananlar Castro’nun planıydı ve onun istediğinin olacağı artık kesinleşmişti. Şubat 1960’ta Amerika’nın baş düşmanı SSCB ile ticari antlaşma resmen imzalandı. Castro sosyal ve ekonomik politikalarını onların ideolojisine göre uygulayacaktı, bu yüzden de en güçlü ortağının yanında yer almalıydı. SSCB’den Küba’ya gelen kuru yük gemisi medya tarafından görüntülendiği sırada büyük bir patlama meydana geldi. 75 civarında ölü ve 100’lerce kişinin de yaralandığı söyleniyordu. Fidel Castro açık bir şekilde patlamadan ABD’yi sorumlu tuttu ve bunun bir saldırı olduğunu söyledi. ABD hükümeti için bu sözler bardağı taşıran son damla oldu.

che
(Kaynak: Wikipedia)

CIA Amerika’da yaşayan Kübalı sürgünleri gizli bir operasyon kapsamında bir araya getirdi. Amacı onlara gerekli askeri eğitimleri verecek ve Castro hükümetine karşı ayaklanmalarını sağlayacaktı. Fakat Fidel’in bir şekilde operasyondan haberi oldu ve askerlerine hazır olması konunda bildiri yolladı. 17 Nisan 1961’de Kübalı sürgünler Domuzlar Körfezi’ne ayakbastılar fakat henüz pozisyon alma şansları olmadan Fidel Castro’nun hazır bekleyen ordusuyla karşılaştılar. Castro’nun ordusu sürgünlere nazaran daha eğitimsiz olsalar da uçakları ve tankları vardı. Kazanan taraf Castro olsa da 4000 civarında asker kayıp veya yaralı olarak bildirildi. Sürgünlerin büyük bir çoğunluğu tutuklandı. Castro savaş sonrasında başkentte büyük bir zafer kazanmışçasına halka konuşma yaptı. Bu savaş Castro’yu halkın gözünde artık kesin bir kahraman ve SSCB için gerçek bir ortak haline getirmişti.[5]

 

3. Ekim Füzeleri Bunalımı

1962 yılında Küba ve SSCB’nin arasından su sızmıyordu. SSCB ihtiyacı olmamasına rağmen Küba’nın şeker stokunun yarısından fazlasını satın almıştı ve maddi olarak destek sağlamaktan çekinmiyordu. O yıl ABD Başkanı John F. Kennedy’ye SSCB’nin Küba’ya nükleer başlıklı füzeler kurduğu bilgisi verildi. Bu yerleştirmeden çoğu ülkenin haberi yoktu ve gizlice yapılmış bir kurulumdu. Bunun üzerine ABD harekete geçti. İlk olarak ABD Küba’nın etrafını denizden ablukaya aldı. Sovyet gemilerinin yaklaşması halinde gemilerin batırılacağı, füzeler bir an önce kaldırılmazsa çevre ülkelerdeki askeri üslerin ve ABD’nin güvenliğinin tehdit altında olduğunun hissedilmesinden dolayı müdahale edilebileceği bildirildi. Sovyet gemileri ablukaya alındığı sırada çoktan Küba’ya varmak üzereydi.

fidel
(Kaynak: tarihselbak.com)

Gemilerin durdurulması için çağrı yapıldı fakat Kruşçev gemilerin savunma sistemleriyle yüklü olduğunu ve durmasının imkânsız olduğunu vurguladı. Bunun üzerine dünyanın merakla ve korkuyla izlediği bir gerilim ortamı oluşmuş oldu.  Dönemin başkanı Kruşçev’e füzeleri geri çekmesi çağrısı yapıldı. Kruşçev de füzeleri çekmesi durumunda Küba’nın özgürlüğünün ve bütünlüğünün korunacağı ve Türkiye’deki, ABD tarafından yerleştirilmiş olan, Jüpiter füzelerinin kaldırılmasını istedi. Bu isteğin üzerine ABD de Küba için koyulan şartların aynısını Türkiye adına istedi. Gerilim dolu dönem iki tarafın da orta yolda buluşmasıyla son bulmuş oldu. Gelişmelerin ardından ABD hükümeti Castro’nun zamanının dolduğunu, Sovyetler ve Küba’nın ilişkilerinin devamı halinde Amerika’nın çok büyük baskı altında kalacağını düşünüyordu. Castro’nun işi en şüphesiz ve en hızlı şekilde bitirilmeliydi. O sırada Castro ülkenin tek adamı haline gelmiş, karşıt görüşlü siyasi partileri acımasızca bastırmaya başlamıştı. Birçok muhalefet üyesi Kübalı ülkeyi terk edip Amerika’ya sığınıyor, gelecekte yaşanabilecek bir diktatörlükten korktuklarını belirtiyorlardı. ABD’li ajanlar Castro’yu yıllarca öldürmeye çalıştılar. Kimisi ofisine konulan puro görünümlü patlayıcıyla öldürmeyi denedi, kimisi kıyafetlerinin içerisine zehirleyen bitkiler ve mantarlar doldurdu, kimisi ise yediği yemeklerin içerisine onu yavaşça öldürecek maddeler yerleştirdi ama bir şekilde Fidel Castro hiçbir suikasta kurban gitmedi. Castro ülkesini ABD ve diğer emperyalist devletlere karşı her koşulda savunmaya devam edeceğini her yerde söylemeye devam ediyordu.[6]

Fidel Castro, Sovyetlerden aldığı maddi yardımlarla beraber ülkesinde sosyal reformları her geçen gün arttırmaya ve geliştirmeye devam etti. Üniversiteye kadar herkesin yararlandığı eğitim hakkı, yaş ve statü gözetmeksizin herkese sağlanan tıbbi yardımlar ve çiftçiye tarım üretiminde sağlanan maddi yardımlarla halk her zaman olduğundan daha mutlu konumdaydı. Belki ülkede çok zengin bir kesim yoktu, kimse sistemin karşı olması yüzünden milyonlarca para kazanıp altında son model arabalarla gezmenin hayalini kuramıyordu ama çok fakir bir kesimin de olmadığı aşikârdı. Castro bütün reformların uygulanmasını Sovyetlere borçluydu ve Amerikan hükümeti Küba’ya ticari ambargo uygulama kararı almıştı. Yani en azından o dönem için Küba’nın ayakta kalması için Sovyetlerin varlığı gerekliydi.[7]

 

4. Che’nin Ölümü

che
(Kaynak: Bölge gündem)

Che Guevara, çok sık bir şekilde olmasa da olabildiğince halka seslenmeye çalışan ve düşüncelerinin benimsenmesini isteyen birisiydi. Yurtdışına yaptığı ziyaretlerde de ideolojilerinin gereklerinden ve devrimin öneminden bahsediyordu. 1965 yılına kadar Fidel Castro ile devrime karşı olan görüşleri ortak bir noktada buluşmadı. Sovyetler Birliği’ne yaptığı ziyarette açık bir şekilde herkesi devrime davet etti ve dünya düzeninin değişmesi gerektiğini vurguladı ve Küba’ya döndükten sonra da resmi olarak siyasetten çekildi. Artık bir devlet adamı olmak yerine özgürlüğü için savaşan ülkelere destek olması gerektiğini düşünüyor ve Fidel’in de onunla beraber olması gerektiğini söylüyordu. Fidel Castro, Che ve ekibi için her türlü güvenlik ve ekonomik desteğin sözünü verdi fakat fiziken oradan olmayacaktı. Che bu gelişmelerden kısa bir süre sonra Kongo’ya gitti ve devletle savaş halinde olan asi bir gruba askeri olarak destek verdi. Hastalığın kol gezdiği bir bölgede savaşmak onlar için hiç de kolay olmadı. Henüz asilere yeni katılmış olmalarına rağmen çok sayıda asker kaybettiler ve çok geçmeden de artık savaşacak güçleri kalmadı. Che savaş sonrasında ağır bir hastalık geçiriyordu ve Prag’a Kübalı bir doktorun yanına tedavi olmaya gitti. İyileştikten sonra Güney Amerika’ya özgürlüğünü vermesi gerektiğini, böylece Küba’ya çok sayıda dost sağlayabileceğini düşündü. Bir grup askeri de yanına alarak Bolivya’ya doğru yola çıktı. Planı, Bolivyalı asileri birliğine katıp orduya karşı güçlü bir şekilde savaş açmaktı. Fakat indikleri bölgeden halkla iletişim kurmak zor olduğu için ve yeterince ikna edici olamadıkları için neredeyse kimse birliğe katılmak istemedi. Kısa bir süre sonra Che’nin Bolivya’da olduğu haberi basında yayılmaya başladı. Haberi alan CIA bir grup ajanını yollayarak ordu askerlerini eğitmeye başladı ve onlarla Che Guevara’nın izini sürdü. 1967 yılında ordu ormanda asilerle çatışmaya girdi. Bacağından yaralanan Che Guevara tutuklandı ve sorgulanmak üzere götürüldü. Sorgusundan sonra son sözleri “Fidel’e söyle yakında Amerika’da çok büyük bir devrim yaşanacak” oldu. 9 Ekim 1967’de Ernesto Che Guevara infaz edildi. Che’nin infazından sonra Castro, Afrika’daki devrim harekâtlarına desteğini asla kesmedi ve birçok ülkede asilerle omuz omuza savaştı.[8]

che
(Kaynak: Bölge gündem)

 

5. SSCB’nin Önemi

Küba, 1974 yılına gelindiğinde ekonomik anlamda zorluklar yaşamaya başlamıştı. Ülkeye giren bütün mal ve hizmetlerde Sovyetler Birliği’nin imzası vardı ve Küba borçlarını ödemenin bir yolunu arıyordu. Ellerindeki en büyük ekonomik kaynak olarak şeker üretimi gözüküyordu ve üretimi arttırmaya karar verdiler. Birkaç katına çıkan üretime bütün Kübalılar destek vermeye başladı. Ülke adeta bir şeker kamışı çılgınlığı içerisindeydi. Herkes kendisini o kadar kaptırmıştı ki bu dayanışmaya, devlet binaları, okullar ve işletmeler adeta terk edilmiş gibiydi. İçeride bir insan bile yoktu ve kentteki büyük küçük herkes işini gücünü bırakıp tarlaya üretime destek vermeye gitmişti. Fidel Castro da bizzat tarladaydı ve diğer devlet adamlarıyla beraber en kısa sürede üretimin olumlu sonuçlanıp borçlarını bitirmeyi umuyordu. Fakat o yıl, istedikleri miktarın çok altında bir tabloyla sonuçlandı. Bu üretimle borçlarını ödemenin imkânı olmadığını biliyorlardı. Ekonomi çökme tehlikesiyle burun burunaydı artık. Fakat SSCB Küba gibi bir müttefikin göz göre göre yok olmasının doğru olmadığını biliyordu ve bütün borçlarını silme kararı aldılar. Kübalılar haberi alınca Sovyetlere duyulan saygı ve sevgi daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştı. Ülkenin her yerinde propaganda afişleri asılmayı başlandı ve sosyalist devletlerle ilişkilerin en iyi seviyeye ulaşması için adımlar atıldı. [9]

fidel
(Kaynak: antikbar.co.uk)

Fakat 1980’lerde Sovyetler yavaş yavaş komünist düşünceden ayrılmaya başlamıştı. Dünya kamuoyunun baskısından kaynaklandığı düşünülen demokratik reformlar yapılmaya başlandı ve sonrasında da Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyetlerin diplomatik yörüngesinden çıkmasına izin verildi. Castro bu haberlere karşı Sovyetleri kınadı ve kendisinin asla yürüdüğü yoldan dönmeyeceğini belirtti. Bu gelişmeler sonrasında Castro diğer ülkelerle ilişkilerini normalleştirmenin Küba için en doğru şey olacağını fark etti. ABD’ye karşı olumlu adımlar atılmaya çalışıldı ve yıllardır süren ticari ambargonun kaldırılması için uğraşıldı. 1991 yılına gelindiğinde Küba’nın neredeyse sonunu getirebilecek bir gelişme yaşandı ve Sovyetler Birliği resmi olarak dağıldı. Bu haber, Küba’nın her şeyi anlamına gelen bir devletin artık olmadığını ve Küba’nın tek başına kaldığı anlamına geliyordu. Haber ülkede büyük bir panik yarattı. İnsanlar kısa süre içerisinde ekonomik şartların baskısı altında ezilmemek için Amerika’ya kaçmaya başladılar.

che
(Kaynak: theatlantic.com)

ABD’nin Küba’ya olan ambargoları hala devam ediyordu ve en ufak bir ticari ortağı kalmamıştı. Bunun üzerine Castro hızlı bir şekilde yeni ortaklar aramaya başladı. Fakat ideolojisinden taviz vermeden bunları yapmak mümkün değildi. İlk olarak gıda ürünlerinin dağıtımı için yabancı şirketlere izin vermek zorunda kaldı. Liberal hareketler her ne kadar Castro istemese de artık ülke içerisindeydi. Castro sadece bunun yeterli olmayacağını bildiği için daha fazla yabancı ortak aramaya başladı. Turistik yönüyle de dünyada büyük ün sahibi olan ülkeye, birçok turizm şirketi başvuruda bulundu. Bu antlaşmalar Küba’yı bir nebze de olsun rahatlattı. Bu dönemde kendilerinin önemli bir destekçisi de Venezuela oldu. Hugo Chavez hayranı olduğu ve örnek aldığı isim, Castro ve ülkesine her türlü yardımı, karşılıklı olsa da yapmaya hazırdı. Küba’nın diğer Güney Amerika ülkelerine göre çok gelişmiş olan eğitim düzeyinin en büyük meyvesi doktorların fazlalığıydı. Venezuela kendi ülkesine sağlık çalışanlarının yollanması karşılığında makul bir fiyata petrol sağlayabileceğini söyledi ve karşılıklı olarak anlaştılar.

fidel
(Kaynak: CNN)

 

6. Yeni Dönem’in Sonu

2006 yılında Castro sağlık sorunları yüzünden devlet yönetimini kardeşi Raul Castro’ya bıraktı. Raul başa geldikten sonra ABD ile ilişkilerde olumlu gelişmeler yaşanmaya başlandı. Obama yönetimi Küba’yla sürekli iletişim halindeydi. 2014 yılında da Castro yönetiminden beri görülmemiş bir durum yaşandı ve ABD’nin Küba’ya uyguladığı yaptırımlar resmen kaldırıldı. Bu Kübalılar için çok büyük bir gelişmeydi fakat Castro her duruma karşı yine de ABD’ye güvenmediğini vurguladı. 2015 yılında da iki devlet karşılıklı olarak başkentlerinde konsoloslukların açılmasına izin verdi.[10] 2018 yılına gelindiğinde de yıllar sonra bir ilk yaşandı ve Castro dönemi sonlanarak Miguel Diaz-Canel yönetime geçti.[11] Şuan Küba maalesef önceki gibi sadece orta kesimden oluşan bir halka sahip değil. Fakir kesim Sovyetlerden sonra her geçen gün arttı fakat hâlâ devam eden sosyal politikalar sayesinde halk, genel olarak eğitim ve sağlık hizmetlerini ücretsiz olarak alabiliyor. Ülkedeki doktor fazlalığından dolayı aldıkları maaş dünya geneline vurulduğunda çok az ve bu da doktorların yurtdışında çalışmasına sebep oluyor. Ülkede iki adet para birimi kullanılıyor; bir tanesi halkın kullanımına sunulan peso, diğeri de turistler için çıkartılan CUC.[12] Fakat CUC şuan pesonun neredeyse 24 katı olduğu için ülkede peso kullanan insan sayısı çok az. Devlet, maaşları peso üzerinden yatırdığı için insanların maaşları aşağı yukarı 100 dolar ediyor. Bir doktor aylık 67 dolar (67 CUC) kazanırken 7-8 kilometrelik bir yol için taksiye ödediğiniz miktar 30 dolar (10 CUC).[13]

Şuan Küba olmasaydı Fidel Castro olur muydu bilinmez ama Küba’nın Castro’suz olmayacağı çoğu insan tarafından kabul edilen bir durum.

 


Kaynakça

– Anadolu Ajansı, “ABD ile Küba arasında tarihi yakınlaşma”, Son Erişim: 15 Ekim 2020.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ile-kuba-arasinda-tarihi-yakinlasma/91850

– Al Jazeera Türk, “Tanıdığım Kastro”, Yayınlanma tarihi: 28 Kasım 2016, Son Erişim: 23 Eylül 2020.

https://www.youtube.com/watch?v=gwMnzUuKaGs&t=3s

– BBC, “Fidel Castro’nun Küba’ya bıraktığı miras”, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38115664

– BBC, “Fidel Castro: Sakalı, prosu ve haki üniformasıyla Batı’ya kafa tutan devrimci”, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38115665

– Britannica, “Fidel Castro”, Son Güncelleme: 9 Ağustos 2020, Son Erişim: 24 Eylül 2020

https://www.britannica.com/biography/Fidel-Castro

– Britannica, “Cuban Revolution”, Son Erişim: 20 Eylül 2020.

https://www.britannica.com/event/Cuban-Revolution

– Encyclopedia, “Revolution of 1933”, Son Erişim: 17 Eylül 2020.

https://www.encyclopedia.com/humanities/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/revolution-1933

– History, “Batista force doutby Castro-ledrevolution”, Son Erişim: 19 Eylül 2020.

https://www.history.com/this-day-in-history/batista-forced-out-by-castro-led-revolution

– History, “How the Castro family dominated Cuba for nearly 60 years”, Son Güncelleme: 15 Mart 2019, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.history.com/news/cuba-after-castro-miguel-diaz-canel

– History, “Fidel Castro”, Son Güncelleme: 4 Mart 2020, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.history.com/topics/cold-war/fidel-castro#section_3

-Hürriyet, “Küba’da Castro dönemi sona eriyor… Yeni liderden “devrime devam”, Son Erişim 15 Ekim 2020.

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kubada-resmen-castrosuz-donem-basladi-40810644

– Hürriyet, “Che yaşasaydı Küba’nın bugünkü durumu için ne derdi?”, Son Erişim: 25 Eylül 2020.

https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/che-yasasaydi-kubanin-bugunku-durumu-icin-ne-derdi-30270516

– Küba’nın Özgürlük Hikâyesi, 2016, Belgesel, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.imdb.com/title/tt6335696/

– Newsweek, “How Fake News Created the Myth of Fidel Castro as Latin Robin Hood”, Son Erişim: 21 Eylül 2020.

https://www.newsweek.com/fake-news-myth-fidel-castro-robin-hood-525527

– PBS, “Castro’s failed coup”, Son Erişim: 19 Eylül 2020.

https://www.pbs.org/wgbh/americanexperience/features/castro-failed-coup-moncada-barracks/

– Sander, Oral, Siyasi Tarih 1918-1994, İmge Kitabevi Yayınları, 1994, ss. 358-366.

– Stratejikortak, “Küba füze krizi: İki süper gücün nükleer satrancı”, Son Erişim: 22 Eylül 2020.

https://www.stratejikortak.com/2020/07/iki-super-guc-nukleer-satranci.html

– Sputniknews, “Che, 51 yıl önce bugün öldürüldü: Zafere kadar, daima”, Son Güncelleme: 9 Ekim 2018, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://tr.sputniknews.com/yasam/201810091035581555-che-51yil-once-bugun-olduruldu/

– Ensonhaber, “Küba’da bir barmen bir doktordan fazla kazanıyor”, Son Erişim: 25 Eylül 2020.https://www.ensonhaber.com/dunya/kubada-bir-barmen-bir-doktordan-daha-fazla-kazaniyor-2016-05-31

 

Dipnotlar

[1]PBS,“Castro’s failed coup”,Son Erişim: 19 Eylül 2020.

https://www.pbs.org/wgbh/americanexperience/features/castro-failed-coup-moncada-barracks/

[2] Newsweek, “How Fake News Created the Myth of Fidel Castro as Latin Robin Hood”, Son Erişim: 21 Eylül 2020.

https://www.newsweek.com/fake-news-myth-fidel-castro-robin-hood-525527

[3]History, “Batista force doutby Castro-ledrevolution”, Son Erişim: 19 Eylül 2020.

https://www.history.com/this-day-in-history/batista-forced-out-by-castro-led-revolution

[4]Britannica, “Cuban Revolution”, Son Erişim: 20 Eylül 2020.

https://www.britannica.com/event/Cuban-Revolution

[5]Küba’nın Özgürlük Hikâyesi”, Belgesel, 2016 Son Erişim: 24 Eylül 2020,https://www.imdb.com/title/tt6335696/

[6] Oral Sander, Siyasi Tarih 1918-1994, İmge Kitabevi Yayınları, 1994, ss. 358-366.

[7]Stratejikortak,“Küba füze krizi: İki süper gücün nükleer satrancı”, Son Erişim: 22 Eylül 2020.

https://www.stratejikortak.com/2020/07/iki-super-guc-nukleer-satranci.html

[8]Sputnik News, “Che, 51 yıl önce bugün öldürüldü: Zafere kadar, daima”, Son Güncelleme: 9 Ekim 2018, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://tr.sputniknews.com/yasam/201810091035581555-che-51yil-once-bugun-olduruldu/

[9]A.g.e., “Küba’nın Özgürlük Hikâyesi

[10] Anadolu Ajansı, “ABD ile Küba arasında tarihi yakınlaşma”, Son Erişim: 15 Ekim 2020.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ile-kuba-arasinda-tarihi-yakinlasma/91850

[11] Hürriyet, “Küba’da Castro dönemi sona eriyor… Yeni liderden “devrime devam”, Son Erişim: 15 Ekim 2020.

https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kubada-resmen-castrosuz-donem-basladi-40810644

[12]Hürriyet, “Che yaşasaydı Küba’nın bugünkü durumu için ne derdi?”, Son Erişim: 25 Eylül 2020.

https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/che-yasasaydi-kubanin-bugunku-durumu-icin-ne-derdi-30270516

[13]Ensonhaber, “Küba’da bir barmen bir doktordan fazla kazanıyor”, Son Erişim 25 Eylül 2020.

https://www.ensonhaber.com/dunya/kubada-bir-barmen-bir-doktordan-daha-fazla-kazaniyor-2016-05-31