Küba
Kaynak: Jacobinmag.com

Latin Amerika: İlham Kaynağı Küba – 1

Daha önce yayımlanan listelerimde Venezuela ve Şili’deki siyasi süreçlerin sosyalizm ile büyük veya küçük bir bağı olduğunu gördük. Fidel Castro ve Küba’nın her iki ülkeyle de ilişkisi olduğunu, hatta her iki ülkeye de yardım etmeye çalıştığını biliyoruz. Anlatılan olayların temelinin iyi bir şekilde anlaşılması için de Küba ve Fidel Castro’yu iyice tanımamız gerektiğini düşünüyorum. Küba, Latin Amerika için neden bu kadar önemliydi? Küba’nın siyasi tarihini detaylı bir şekilde ele alacağımız yazımızın ilk bölümünde Küba devrimine kadar ülkede ne gibi siyasi ve toplumsal gelişmelerin yaşandığından bahsedeceğiz.

 

1. İspanya Sömürgesi Küba

1492 yılında İtalyan kâşif Kristof Kolomb’un ilk deniz yolculuğunda ayak bastığı yerdi Küba. O zamana kadar Avrupa insanını tanımamış olan yerliler gördükleri karşısında ne yapacaklarını bilemediler. Kabile hayatı süren Küba yerlileri, Küba’nın verimli topraklarını kullanmayı öğrenmiş ve tütün bitkisini kullanmaya başlamışlardı. Toprağın verimini fark eden Kolomb ve tayfası bu bölgeyi İspanyol sömürgesi yapmaya karar verdi. Kendilerinden askeri olarak çok daha ileri seviyede olan İspanyollara karşı koyamayan Küba yerlilerinin bir kısmı esir alınarak İspanya’ya, kralın huzuruna götürüldü. Kolomb hükümdarına yerlilerden, bitkilerden, besinlerin çeşitliğinden ve yeraltı kaynaklarından bahsettiğinde kral bir koloni oluşturup Küba’ya gitmesini emretti.

(Kaynak: Evrensel)

1511 yılında kalabalık bir grup kendi yerleşim alanlarını oluşturmuşlardı. Küba’ya gelen göçmenler beraberinde hastalıkları da getirdi. Yerlilerin neredeyse tamamı çiçek hastalığı başta olmak üzere hastalıklarla mücadelede yenik düştüler. Zamanla tarlalarda çalıştırılacak köle ihtiyacı artmaya başladı. İspanya, Afrika’daki sömürgelerinden binlerce köleyi seçip gemilerle Küba’ya götürdü. Yolculuk sırasında birçok Afrikalı hayatını kaybetti.

Havana’dan İspanya’ya büyük bir ticaret ağı oluşmuştu. Tütün öncelikli olmak üzere Avrupa’da daha önce bulunmayan bitkiler İspanya’ya gidiyor, İspanya’dan ise koloniler Küba’ya götürülüyordu. Kısa bir süre içerisinde İspanya, kıtanın büyük bir çoğunluğunu ele geçirmişti. Bir Fransız sömürgesi olan Haiti’de ise işler kötüye gidiyordu. Haiti, Küba’nın komşu adalarından bir tanesiydi ve yıllardır dünyanın şeker üretimini üstleniyordu. Fakat Haitili köleler bir isyan çıkartınca şeker üretimi yok olmanın eşiğine geldi. Büyük ve kanlı bir savaş ortamını kendine fırsat bilen İspanya, Haiti’deki çiftlik sahiplerine kucak açtı. Artık Küba sadece bir tütün bölgesi değil, aynı zamanda şeker üretiminin de lideriydi.

 

2. İspanya ve Küba Gerilimi

1861 yılında Abraham Lincoln Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı seçildi. Köleliğe karşı olmasıyla tanınan Lincoln başa gelmesinden kısa süre sonra da köleliği kaldırmak için işlemlere başladığını açıkladı.1862 yılında Lincoln “Özgürlük Bildirgesi”ni yayınladı ve köleliği kaldırdığını duyurdu. Fakat ülkenin güney kesimlerindeki insanların büyük bir kısmı geçimini tarımdan karşılıyordu ve köleliğin kalkması en son isteyecekleri şeydi. Çok geçmeden çiftlik sahipleri bir araya geldiler ve Lincoln yönetimine karşı olduklarını belirttiler. Kendilerine yeni bir devlet kurdular ve ABD yönetiminden bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yaşanan bu gerilimin sonucunda iki devlet arasında savaş ilan edildi. 1865 yılına kadar devam eden kanlı savaş kuzeyin galibiyetiyle son buldu ve resmi olarak kölelik kaldırıldı.

(Kaynak: Wikipedia)

Yanı başlarında yaşanan bu devrimin Kübalı köleleri etkileyeceğinden korkuluyordu. Küba doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Doğu bölgesinde şeker ticareti ile uğraşan zengin denilebilecek kesim yaşıyordu. Fakat Küba’da korkulanın aksine köleler değil, bir beyaz isyan çıkartmak üzereydi. Carlos Manuel de Cespedes, çiftlik sahibi bir beyazdı. Şeker ticaretinden yeterince ödeme almadığını düşünüyordu ve İspanya’nın bu adaletsizliğine karşı bir şey yapmak zorundaydı. 1868 yılında Cespedes İspanya’ya karşı bir ayaklanma başlattı. Çiftliğinde çalışan bütün köleleri serbest bırakarak kendisine bir ordu kazandırdı. Ayaklanma haberini alan İspanyol askerler hemen Küba’ya doğru yol aldılar.

Silah, teçhizat ve sayı olarak yetersiz olsalar da ekinleri biçmede kullandıkları palaları iyi kullanmaları ve savaş alanlarını iyi tanımalarından dolayı İspanyollara beklemedikleri bir şekilde üstünlük kurmaya başladılar. Kısa süre içerisinde savaş bitmek bilmeyen bir hale geldi. Üstünlüklerini yitiren yerliler direnmeye devam ediyor, İspanyollar ise bu direnci bir türlü kıramıyorlardı. 1874 yılında Cespedes savaş sırasında vurularak öldürüldü. Öldürülmesinden sonra direnişçi grup kendi içerisinde küçük gruplara ayrıldı fakat savaş yine de bitmedi. 1878 yılında iki taraf barış antlaşması imzaladı. İspanya köleliği kaldırmaya, özgür bir ortam oluşturmaya ve hatta siyasi partilerin kurulmasına yönelik maddeleri kabul etti fakat bu uzun vadeli bir süreçti. Kölelik tam anlamıyla savaştan 8 sene sonra kaldırılmış oldu.[1]

(Kaynak: Dailytelegraph)

Köleliğin kaldırılmasından sonra sürgünde olan Kübalılar da dâhil olmak üzere halk özgürlüklerine kavuşmak için yol aramaya başlamıştı. Halk kısa bir süre içerisinde aydın kesimin etrafında toplanmaya başlamış, İspanya’nın olası müdahalesine karşı dayanmak için taktik geliştiriyorlardı. Çok geçmeden iki grup arasında savaş başladı. İspanyol ordusu Kübalılara karşı güçlü gözükse de Küba ordusuna her geçen gün taşradan yeni gönüllüler katılıyordu. İspanya, duruma çözüm bulması için General Valeriano Weyler’i Küba’ya yolladı. Weyler, taşranın savaşa etkisini azaltmak için bütün köylük alanları boşalttı ve hepsini kentlere yerleştirdi. Fakat bir süre sonra kentlerde yer kalmayınca toplama kampları oluşturmaya karar verdiler. Yeni gelen göçmenleri ve taşradaki vatandaşları buraya topladılar ve çekip gittiler. Kimse orada yaşayan halk ile ilgilenmiyordu.[2]

Bu utanç tablosu kısa süre sonra Amerikan medyasında kendine yer bulunca ABD hükümeti toplum baskısının da etkisiyle harekete geçme kararı aldı. İlk başta İspanya’ya bir ültimatom verilmesi kararlaştırıldı. Küba etrafında USS Maine gemisi devriye geziyor, bu duruma son verilmemesi durumunda da Kübalı direnişçilere modern silah takviyesi yapılacağını söylüyorlardı. Bir gece USS Maine’de patlama meydana geldi. Gemi mürettebatının neredeyse tamamı hayatını kaybetmişti. ABD hükümeti patlamaya İspanyolların sebep olduğunu söyleyerek İspanya’ya savaş ilan etti. 1898 yılının Nisan ayında ABD ordusu harekete geçti. Hem karada hem denizde İspanyollar ağır bir şekilde yeniliyor, ABD ise çok hızlı ve güçlü bir şekilde Küba topraklarını İspanyollardan arındırıyordu. 10 Aralık 1898’de İspanyollar daha fazla dayanamadılar ve Küba’dan resmi olarak çekildiler. Fakat Kübalılar savaşın sonucundan memnun değillerdi. Özgürlük için başlattıkları bu direniş her ne kadar İspanyolların ülkeden çekilmesiyle sonlansa da indirilen İspanya bayrağının yerini ABD bayrağı almıştı. Küba artık ABD’nin koruması altına girmişti.[3]

 

3. ABD’nin Gölgesindeki Küba

Halk savaş sonrasında Amerikan askerlerine karşı az da olsa sempati besliyordu. Özgür değillerdi fakat ABD’nin İspanya karşıtı bir devlet olduğunu düşünmeleri eskisinden daha rahat yaşayacaklarına, beslenme ve iş ihtiyaçlarını kolayca karşılayabileceklerine inanmalarına sebep oldu. Küba ekonomisi Amerikan yatırımları sayesinde toparlanmaya başlamıştı. Fakat halkın fikri çok geçmeden değişmeye başladı. Kübalılar özgürlükleri için savaşmıştı ve ABD hükümeti de bu özgürlüğü onlara vermek için savaşa dâhil olduğunu söylemişti fakat özgürlük adına hiçbir adım atılmamıştı. Halk ABD askerlerinin Küba’yı terk etmesini istedi ve partiler ABD’nin ülke yönetimini onlara devretmesini istedi. Savaşta önemli rol oynayan o zamanın Deniz Kuvvetleri Bakan Yardımcısı Theodore Roosevelt, 1901 yılında başkan koltuğuna oturdu ve geldiği yıl Küba’da seçimlerin yapılmasına izin vereceğini fakat ABD’ye ait mülklerin korunacağına dair bir güvence istediklerini ve verilmeden de gitmeyeceklerini söyledi. Senatör Orville Platt, kendi adıyla anılacak olan düzenlemeleri meclise sundu. Kübalılar ise özgürlük hayallerinin ABD’ye taviz vermeden gerçekleşmeyeceğini biliyorlardı ve kabul etmek zorunda kaldılar. Antlaşmaya göre ABD hükümeti kendi mülkleri üzerinde bir tehdit hissettiği an ülkeye müdahale etme hakkına sahipti.[4]

(Kaynak: Khanacademy)

Antlaşmanın ardından Küba Anayasası oluşturuldu, seçimler yapıldı ve Estrada Palma başkanlık koltuğuna oturdu. Başkanlık dönemi boyunca seçimlere hile karışması ve Palma’nın yolsuzluğa bulaşması hakkında pek çok dedikodu çıktı. 1906 yılında ise ABD uyarı yapmadan Küba’ya asker çıkarttı. Sebep olarak iç karışıklığı ve demokratik ortamın bozulmasını işaret etti. Palma’yı yönetimden alıp yerine kendi belirledikleri bir ismi getirdiler. Gelen geçici başkan da kendisinin burada kısa süreli bulunduğunu ve yakın bir zamanda seçimlerin olacağını söyledi.

Savaşın sona ermesinden itibaren Amerikan işletmeleri Küba’da büyük söz sahibi olmaya başladı. Küba’nın önemli zenginliği şeker kamışı tarlalarının çoğu Amerikanların elindeydi ve dünyanın şeker ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılıyorlardı. Gün geçtikçe artan tarlalarda işçi ihtiyacı da artıyordu. İş fırsatları için dünya kamuoyuna şirketler reklam yapmaya başlamıştı ve kısa süre içerisinde çoğunluğu İspanyol ve Çinli olmak üzere çok fazla sayıda göçmen Küba’ya geldi. Ülkede çok fazla şeker üretiliyordu ve Amerikan şirketleri Küba üzerinden büyük kâr sağlıyorlardı. Fakat asıl patlama I. Dünya Savaşı sırasında yaşandı. O zamana kadar pazarda bir diğer söz sahibi olan şeker pancarı üreticilerinin tarlaları savaş sırasında tahrip edilmiş ve üretimin çok büyük bir çoğunluğu durmuştu. Krizi fırsata çevirmeyi başaran işletmeler ticareti arttırmaya başladılar. 1913 yılında 2,4 milyon ton olan şeker üretimi 1916 yılında 3 milyona ulaşmıştı. Kısa süre içerisinde şekerin yarım kilosu 7 sentten 22 sente kadar çıktı. Fakat 1918 yılında savaş bittiği zaman Avrupa’da geçici olarak durdurulan ticari ağlar tekrardan faaliyete başladığında şeker fiyatları düştü. Küba’nın elinde o kadar fazla şeker vardı ki satılmadığı takdirde ülkede hiçbir zaman şeker kıtlığı yaşanmayabilirdi. Kısa süre içerisinde bankalar iflaslarını duyurmaya başladı. Küba artık şeker ülkesi olmaktan çıkmalıydı.[5]

 

4. İç Karışıklık

1924 yılında Küba’da başkanlık seçimleri vardı. Adaylardan Gerardo Machado milliyetçi görüşleriyle halk arasında epey ilgi görüyordu. Ülkeyi yeniden diriltebileceğine inanılan Machado ve Muhafazakâr Parti seçimlerde galip gelerek Küba’da iktidar koltuğuna oturmaya hak kazandı. Machado henüz ilk yıllarında devleti yeniden ayağa kaldırmak için birçok projeye girişti. İlk olarak bütün şehirleri başkent Havana’ya bağlayacak bir otoyol yapacağını açıkladı. Projesine Amerikan yatırımcılardan fazlasıyla destek geldi. Yolun ardından turizm, sanayi ve madenciliğe yaptığı yatırımlarla halkın gözüne girmişti. Machado ülkenin en büyük gelir kaynağının şeker olduğunu biliyordu ve üretimi geliştirmek için büyük çaba sarf etti. Başlarda ülke adına her şey güzel gidiyordu fakat 1929 yılında Amerikan borsasının çökmesi yaklaşan felaketin habercisiydi. Amerika’nın paraya ihtiyacı vardı ve borç verdiği paraların en yakın zamanda geri ödenmesini istedi. Bütün yatırımlarını Amerikanlardan aldığı parayla yapan Küba, durumu en az zararla kapatmanın yollarını aramaya başlamış ve ilk olarak memur ve işçilerin önemli bir kısmını işten çıkartarak bütçeyi kısma kararı almıştı. Bu durum Küba halkında büyük tepkiyle karşılandı. Ülkenin her yerinde isyanlar ve protestolar başlamıştı ama asıl olaylar, bir üniversite öğrencisinin protesto sırasında güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinden sonra başladı.

(Kaynak: ecured.cu)

Gerilimi azaltmak için güvenlik güçleri devlete karşı kalkan bütün başları ezmeye başlamış, kimseye göz açtırmamaya karar vermişti. Askeri mahkemede görevli olan Fulgencio Batista adında genç bir asker, her bir isyancı gencin yargılanmasından sonra isyancılara daha fazla hak vermeye başladı. Ölümler ve işkencelerin son bulması ve artık yeni bir dönemin başlamasını gerektiğini düşünüyordu. Azınlık olarak kabul gören Kübalı siyahi askerler ile bir toplantı yaptı. Kendisi Küba’nın yerlilerindendi ve kendisini bir vatansever olarak tanıtırdı. Vatanları için dayanışma ortamının oluşması gerektiğini söyledi ve onlardan destek istedi. Bütün askerlerden destek alınca vakit kaybetmeden işe koyuldular. Diğer askerleri etkisiz bıraktılar ve sokaklardaki isyana askeri olarak destek sağladılar. Machado başkanlık koltuğunu bıraktı ve yurtdışına kaçma kararı aldı.[6] Batista kendisini Genelkurmay Bakanı olarak atamış, halk ise yeni başkanı bekliyordu. Çok geçmeden anlaşıldı ki resmi olmasa da fiili olarak Küba’nın yeni lideri Batista’ydı.[7]

 

5. Batista Dönemi

batista
(Kaynak: thecubaneconomy.com)

1933 yılında halk devlet başkanının kim olacağını merakla bekliyordu. Batista onlar için yeni bir çağı aralayan kişiydi. Dediklerine göre büyük bir vatanseverdi ve Küba’yı daha özgür yapabilecek bir isimdi. Ama 1936 yılına kadar Küba’nın başkanı bir türlü belli olmadı. 6 devlet başkanı ve sayısız reform değiştirildi. Her biri bir diğerinin reform hareketlerini iptal edip başka bir plan oluşturuyor, devlet başkanı değiştirildiğinde ise aynı şey tekrarlanıyordu. 1936 yılında Federico Bru Devlet Başkanı olarak seçildikten sonra insanlar bundan sonrakinin kim olacağını konuşmaya başlamıştı bile, fakat beklenenin aksine Bru görev süresini neredeyse tamamladı. 1940 yılında “fiilen” başkan olan Batista resmi olarak adaylığını koyma kararı aldı. 1940 yılından itibaren de Küba dışa bağımlı bir ülke haline gelmeye başladı.[8]

4 yıl içerisinde sosyal politikalarda büyük değişiklikler yapıldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı ve işçilere daha iyi çalışma olanakları verildi. İşçiler artık 8 saat çalışacaklardı ve bu onlar için çok önemli bir haberdi. Şeker üretimi temelde olmak üzere ekonomiyi geliştirmek adına büyük adımlar attı. Turizm ve eğitime yaptığı büyük yatırımlarla Küba halkının gönlüne kısa sürede taht kurmayı başardı. Her şey artık Kübalıların istediği gibi gidiyordu. Amerika ile ilişkilerini de geliştirmeye başlayan Batista, ülkenin üzerine bir kara bulut gibi çöken Platt düzenlemesi ile ilgili bir adım atmak zorunda olduğunu biliyordu. İleride yaşanabilecek herhangi bir sürtüşme sonrasında Küba, Amerikan ordusunu görmeyi istemediğinden dolayı ABD ile masaya oturma kararı aldı. Yeni bir antlaşma imzalandı ve Platt düzenlemeleri anayasa maddeleri arasından çıkartıldı. Küba artık resmi olarak özgür bir ülkeydi. [9]

(Kaynak: gettyimages.com)

Fakat Batista’nın görev süresinin dolmasından kısa bir süre önce Küba farklı bir yola saptı. Amerika’daki içki yasağını delmenin bir yolunu bulan ABD’liler, 1933 yılından beri Küba’yı ülkenin yakınlarında yer alan bir içki dükkânı gibi görüyorlardı. Küba’da içki ucuzdu ve kolay bulunuyordu, bu durum da özellikle mafyanın Küba’yı sık sık ziyaret etmesi anlamına geliyordu. Zaman içerisinde mafyanın büyük isimleri Küba ile ticari ağlarını genişletmeye başladı. Amerikan hükümetinin baskılarından kurtulmak için Küba’da yeni ve daha özgür bir hayat kurmanın planları yapılmaya başlandı. Çok geçmeden Küba ünlü mafyaların gazinolarıyla doldu. Gazinolarıyla tanınan Meyer Lansky ve Charles Luciano, kendilerine adeta bir kumar imparatorluğu oluşturmuşlardı. Küba’nın namını duyan herkes akın akın gelmeye başladı. Küba artık sadece şeker üretiminin değil gece hayatının da önemli bir merkeziydi. İçkiler su gibi akıyor, masalarda milyon dolarlık çipler dönüyor, fuhuşa göz yumuluyor ve ülke yozlaşıyordu.[10]

1944 yılında Batista’nın görev süresi doldu ve Küba’dan ayrılıp Florida’ya yerleşerek sakin bir hayat sürme kararı aldı. Her ne kadar aktif siyasette olmasa da Batista ülkedeki durumu yakından takip ediyordu. Kendisinden sonra gelen eski Başkan Ramon Grau ülkesini bir çıkar merkezi haline dönüştüren mafyalara sıcak bakmadı. Gazinolara karşı olduğunu dile getirdikten sonra çoğu baron, ülkesine geçici olsa da dönme kararı aldı. Fakat kısa süre sonra Grau’nun asıl amacının çıkar ortamını yok etmek değil çıkar ortamının tek lideri olmak istediği fark edildi. Ülke gerçekten de zengin sayılırdı fakat halk değildi. Grau başa geldiğinden itibaren yozlaşma hat safhaya dayandı. Grau soyadını taşıyan ne kadar insan varsa bir gecede milyonlar kazanıyor gibiydi. Batista döneminde de yozlaşma yok değildi fakat kimse bu kadar göstererek yapmamıştı. Grau’nun ardından Carlos Socarras 1948 yılında başkan seçildi. İşsizlik ve ekonomik yozlaşmanın git gide arttığı ülkeye o da merhem olmayı başaramadı.[11]

küba
Socarras ve Grau (Kaynak: Flickr)

Halk son derece huzursuzdu ve herkes bu düzenin bir an önce bitmesi için dua ediyordu. Seçimlere kısa bir zaman kalmış, aday olan isimlerden hangisinin Küba’nın yeni kurtarıcısı olacağı ise merak konusuydu.[12] 1952 yılında seçimlere birkaç ay kala eski Devlet Başkanı tankla geldi. Yönetime el koyduğunu ve seçimlerin olmayacağını söyledi. Yönetime tekrardan geldiği an kumar imparatorlarını ülkeye geri çağırdı ve mafya Meyer Lansky’yi ülkenin resmi olmayan “kumardan sorumlu bakanı” ilan etti. Lansky’nin bu hizmetinin bedelini de yıllık 25 bin dolar maaş olarak belirledi. Batista ekonominin bu durumunu kumar ve turizm ile düzelteceğini düşünüyordu fakat ülkede adalet adına hiçbir şey kalmamıştı. Öğrenciler ve işçiler, her ne kadar kısa süreli de olsa, yer yer ayaklanıyorlardı fakat Batista rejiminin sert müdahalesi, dikta yönetiminin devrilmesini engelliyordu. Batista dünya kamuoyuna kendisini artık bir komünist karşıtı olarak tanıtmış, ABD’den de beklediği siyasi ve askeri desteği arkasına almayı başarmıştı. Güçlü ilişkiler Batista’ya teçhizat ve mühimmat olarak geri döndü. ABD yetkilileri sık sık Küba’ya ziyarette bulunuyor, yeni antlaşmalar üzerinde duruluyordu.[13]

küba
(Kaynak: Latinamericanstudies)

 


Kaynakça

– Britannica, “Fidel Castro”, Son Güncelleme: 9 Ağustos 2020, Son Erişim: 24 Eylül 2020

https://www.britannica.com/biography/Fidel-Castro

-Britannica, “Cuba”, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.britannica.com/place/Cuba

– Britannica, “Carlos Prio Socarras”, Son Erişim: 19 Eylül 2020.

https://www.britannica.com/biography/Carlos-Prio-Socarras

– Cigaraficionado,  “The Batista-Lansky Allience” Son Erişim: 19 Eylül 2020.

https://www.cigaraficionado.com/article/the-batista-lansky-alliance-7197

– Encyclopedia, “Revolution of 1933”, Son Erişim: 17 Eylül 2020.

https://www.encyclopedia.com/humanities/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/revolution-1933

– History, “Spanish-American War”, Son Erişim: 14 Eylül 2020.

https://www.history.com/topics/early-20th-century-us/spanish-american-war

– History of Cuba, “Gerardo Machado”, Son Erişim: 17 Eylül 2020.

http://www.historyofcuba.com/history/machado.htm

– Jacobinmag, “Cuba before the revolution”, Son Erişim: 17 Eylül 2020.

https://www.jacobinmag.com/2015/09/cuban-revolution-fidel-castro-casinos-batista

– Küba’nın Özgürlük Hikâyesi, 2016, Belgesel, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.imdb.com/title/tt6335696/

– San Jose State University, “The economic history and economy of Cuba”, Son Erişim: 24 Eylül 2020.

https://www.sjsu.edu/faculty/watkins/cuba.htm

– U.S. Department of State Archive, “The United States, Cuba and the Platt Amendment, 1901”, Son Erişim: 16 Eylül 2020.

https://2001-2009.state.gov/r/pa/ho/time/ip/86557.htm

 

Dipnotlar

[1]  “Küba’nın Özgürlük Hikâyesi”, Belgesel, 2016 Son Erişim: 24 Eylül 2020,https://www.imdb.com/title/tt6335696/

[2]Britannica, “Cuba”, Son Erişim: 24 Eylül 2020. https://www.britannica.com/place/Cuba

[3]History, “Spanish-American War”, Son Erişim: 14 Eylül 2020.

https://www.history.com/topics/early-20th-century-us/spanish-american-war

[4]U.S. Department of State Archive, “The United States, Cuba and the Platt Amendment, 1901”, Son Erişim: 16 Eylül 2020.

https://2001-2009.state.gov/r/pa/ho/time/ip/86557.htm

[5]A.g.e. “Küba’nın Özgürlük Hikâyesi

[6] History of Cuba, “Gerardo Machado”, Son Erişim: 17 Eylül 2020.

http://www.historyofcuba.com/history/machado.htm

[7] Encyclopedia, “Revolution of 1933”,Son Erişim: 17 Eylül 2020.

https://www.encyclopedia.com/humanities/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/revolution-1933

[8]A.g.e. “Cuba”

[9]A.g.e. “Küba’nın Özgürlük Hikâyesi

[10]Cigaraficionado,“The Batista-Lansky Allience”, Son Erişim: 19 Eylül 2020. https://www.cigaraficionado.com/article/the-batista-lansky-alliance-7197

[11]Britannica, “Carlos PrioSocarras”, Son Erişim: 19 Eylül 2020. https://www.britannica.com/biography/Carlos-Prio-Socarras

[12] San Jose State University,“The economic history and economy of Cuba”, Son Erişim: 24 Eylül 2020. https://www.sjsu.edu/faculty/watkins/cuba.htm

[13]Jacobinmag,“Cuba before the revolution”, Samuel Farber, Son Erişim: 17 Eylül 2020. https://www.jacobinmag.com/2015/09/cuban-revolution-fidel-castro-casinos-batista