Kuzey Kutbu'nu buzlarla yenileyebilir miyiz?
Kaynak: Faris Rajak Kotahatuhaha

Kuzey Kutbu’nu ‘yeniden dondurmak’ için sıra dışı öneriler

Eğer ağaç dikmek ormanları onarabiliyor ve karbondioksiti atmosferden azaltabiliyorsa, biz de aynı şekilde Kuzey Kutbu’nu buzlarla yenileyebilir miyiz?

Bir grup Endonezyalı tasarımcı tarafından ortaya atılan bu soru, iklim değişikliğine cazip bir çözüm sunuyor: Buzdağı oluşturan denizaltı.

Yakın zamanda, sürdürülebilirliğe radikal yaklaşımlar arayan uluslararası dizayn yarışmasında ikinci seçilen tasarı, yapay kum serpmekten bulutları aydınlatmak için deniz suyunu gökyüzüne fırlatmaya kadar kutupları ‘tekrardan dondurmaya’ yönelik yapılan önerilerin en günceli.

29 yaşındaki mimar Faris Rajak Kotahatuhaha tarafından yürütülen projede 5 metre kalınlığında ve 25 metre genişliğinde altıgen buzdağı oluşturabilen denizaltı tasarlandı.

Denizaltının batarak merkez çukuruna deniz suyu doldurmasıyla başlayan bu süreçte tuzun suya sızdırılmasıyla suyun donma noktası 2 derece arttırılıyor ve ardından bu bölmenin üstü güneşten korunması amacıyla kapatılıyor.

Tasarlanan gemi sosyal ve araştırma tesisleri içerecek kadar büyük olacak.

Bölmede doğal bir şekilde oluşacak olan buzdağı bir ay geçtikten sonra serbest bırakılacak. Projeden sorumlu takıma göre, buzdağlarının (veya Kotahatuhaha’ya göre ‘buz bebeklerin’) altıgen şekli, birbirlerine bağlanıp büyük buz kütleleri oluşturmalarında katkı sağlayabilir.

Henüz başlangıç aşamasında olan dizayn birçok soruyu da beraberinde getiriyor. Geminin güç kaynağını henüz kesinleştiremeyen tasarımcılar, yine de geminin tamamıyla sürdürülebilir bir kaynakla çalışmasını amaçlıyor. Peki kâğıt üzerinde bu denizaltılar işe yarar mı?

Leeds Üniversitesi’nde yeryüzü gözlemi profesörü olan Andrew Shepherd, fikri “ilginç bir mühendislik çözümü” olarak değerlendirdi ve aynı zamanda projenin ölçeklenebilirliğini de sorguladı. Son yarım yüzyılda eriyen kutup buzunu aynı oranda üretebilmek için yaklaşık 10 milyon denizaltının gerektiğini de vurguladı.

E-mailinde gereken sayının çok fazla olduğunu ifade eden Shepherd, “Bu rakamı bağlam içinde gösterecek olursak, şimdiye kadar üretilmiş tüm Ford Model T’lerin sayısına yakın olduğu söylenebilir.” diye de ekliyor.

Tasarlanan denizaltı 5 metre kalınlığında ve 25 metre genişliğinde altıgen buzdağları oluşturabilecek.

Ancak Kotahatuhaha için bu öneride mühim olan konu, projenin sadece uygulanabilir olup olmaması değil, aynı zamanda iklim sorunlarıyla mücadelede farklı yaklaşımlar bulmakla da ilgili.

Cakarta’dan yaptığı telefon görüşmesinde, “Kuzey kutbundaki buzlar geçtiğimiz son on yılda yıldan yıla eridi, biz de bu sorunu farklı bir düşünce şekliyle çözmeye çalıştık.”

“Zengin ülkelerin deniz setlerine ve alınabilecek tedbirlere harcayabilecekleri milyonları var, peki ya yükselen deniz seviyesine karşı bir bütçesi olmayan fakir ülkeler? Bu günümüzde tüm dünyaca karşılaştığımız sorunlardan biri. Farklı bir yaklaşımımız var: Deniz seviyesi yükselişine karşı önlem almaktansa, bu soruna kökünden müdahale etmek bizce daha iyi.” açıklamalarını yapıyor.

Kutupları Korumak

Bu ve buna benzer tasarılardaki bir muhtemel sorun ise buzun su seviyesini önemli bir ölçüde değiştirmemesi. Eğer buz oluştuğu suyun üstünde yüzüyorsa, denizin toplam kütlesinde değişim olmaz. (Shepherd’a göre buzdağlarının deniz seviyesini düşürmesi için buzun kalıcılaşması gerek.)

Kutup denizi buzunun telaşlandırıcı azalışını düzeltmek veya en azından yavaşlatmak, yükselen okyanus seviyelerinden daha önemli. Kar ve buz, açık sudan belirgin bir şekilde daha çok güneş ışığı yansıtıyor. Yani daha geniş donmuş bir yüzey daha fazla ışımanın uzaya geri gönderilmesi demek.

“Yeterli miktarda buz üretilirse, bu bir zaman sonra gezegenin sıcaklığında değişime yol açabilir ve buz erimesini azaltıp, su seviyesinin artışını yavaşlatabilir.” sözleriyle buzdağı üretiminin diğer faydalarını açıklayan Shepherd, çok fazla belirsizlikle karşı karşıya olduklarını da belirtti.

Fikir kulağa ne kadar zorlama gelse de jeomühendislik yardımıyla kutupları tekrardan dondurma fikri akademide araştırılan bir konu. 2017’de, Arizona State Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, rüzgâr enerjisi ile çalışan bir pompa fikri ortaya attı. Bu pompa, deniz suyunu içine çekecek ve buzun yüzeyine serperek suyun daha hızlı donmasını sağlayacaktı.

Bilim insanlarının araştırmalarına göre, bir kış süresince bu cihazdan 10 milyon tane kullanmak, buz örtüsünü bir metreye kadar kalınlaştırabilir.

Kuzey Kutbu’nu korumakla ilgili diğer tasarıların odak noktası buz yaratmaktan çok buzun korunması üstüne.

1990’dan beri İngiliz fizikçi John Lanham’ın geliştirmekte olduğu “Marine Cloud Brightening” (Denizde bulut aydınlatma) adlı teknikte, bulutların yansıttığı güneş ışığı miktarını arttırmak amacıyla bulutlara (deniz suyundaki tuz gibi) tanecikler enjekte ediliyor. Edinburgh Üniversitesi’nde mühendislik tasarımı profesörü olan Stephen Salter ile Lanham, gemi direkleri ile bulutlara deniz suyu püskürten yüzen “sprey gemi” projesi tasarladı.

Daha açık bulutlar, yeryüzüne ulaşan daha az güneş ışığı demek, bu da yaz mevsimindeki erimeleri azaltır ve kışın da buzların yenilenmesini tetikler.

Başka bir yerde de ABD kökenli kar amacı gütmeyen ‘Ice911’ grubu, buzu güneş ışınlarından korumak amacıyla geçtiğimiz son on yılda bir hayli yansıtıcı, kuma benzer bir madde geliştirdi.

Geçen sene, grup silikat camından yapılan ‘oyuk mikro kürelerini’ Alaska’da donmuş bir gölün 15.000 m2’lik bir bölümünde test etti. Araştırmacılar işlem görmüş buzun, işlem görmemiş buza göre daha kalın ve daha yansıtıcı olduğunu gözlemledi.

Kâr amacı gütmeyen grup Ice911, daha fazla güneş ışınını uzaya yansıtmak amacıyla buzda parçalanabilen, bir hayli yansıtıcı olan kuma benzer bir madde geliştirdi.

Hakir görenler, Kuzey Kutbu’nu yeniden dondurma projesinin sorunun kendisinden çok sadece belirtisine odaklandığı kanısında. Gerçekten de tasarıların uygulanabilirliği kanıtlansa dahi, hiçbir tasarı buzların azalmasının baş sorumlusu olan karbon tüketimiyle mücadele etmeyecektir.

University College London’da profesör ve National Snow and Ice Data Center’da (Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi) kıdemli bilim insanı olan Julienne Stove, Arizona State Üniversitesi grubu rüzgâr enerjili pompa fikrini ortaya ilk attıkları zaman CNN’e şöyle dedi: “Kuzey Kutbu’ndaki buz çoğaltma çabalarına rağmen küresel ısınma, karbondioksit konsantrasyonu artışta olduğu sürece devam edecek. Alçak enlemlerdeki fazla ısı, atmosfer ve okyanus sirkülasyonu yoluyla Kuzey Kutbu’na taşındığı sürece Kuzey Kutbu’ndaki buz çoğaltma çabalarını önleyecektir.”

Ancak Kotahatuhaha ve takımına göre büyük sorunlar cesur yenilikler gerektirir. Kotahatuhaha, buzdağı oluşturabilen denizaltılarının “ütopik bir proje” olduğunu kabul etse de farklı alanlardan uzman kişilerle, sıra dışı vizyonlardan geçerli çözümler oluşturulabileceğini düşünüyor.

Kotahatuhaha bu konuyla ilgili “Gökdelenleri mimarlar tek başına yaratamaz, inşaat mühendisleri, elektrik mühendisleri, iktisatçılar ve daha birçok iş grubunun iş birliğine gereksinim duyarlar.” benzerliğini sunuyor.

“Eğer çok fazla kısıtlama varsa yenilik de olmaz. Düşünce tarzımızı geliştirmenin ilk basamağı yeniliklerdir, sonra teknoloji ve araştırma gelir. Uygulanabilme olanaklarının arttırılması lazım.”

Yazar: Oscar Holland

Kaynak: https://edition.cnn.com/style/article/refreeze-arctic-design-scn/index.html