Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Asya / Kuzey Kore, Nükleer Programını Amerika İle Arkadaş Olmak İçin Başlattı; Fakat George W. Bush Aynı Şekilde Düşünmüyordu

Kuzey Kore, Nükleer Programını Amerika İle Arkadaş Olmak İçin Başlattı; Fakat George W. Bush Aynı Şekilde Düşünmüyordu

İngilizce aslından çeviren: Ali Ersal Kaçan

 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla Batı’da büyük bir sevinç yaşanırken, aynı duyguların Kuzey Kore’nin başkenti olan Pyongyang’da yaşandığını söylemek pek de mümkün değildi. Çin 1970’lerde Amerika ile yakınlaşmaya başladığından beri Kuzey Kore’nin en büyük destekçisi Sovyetler Birliği idi. Kuzey Kore yakıt sıkıntısı çekiyordu ve 1998 yılına kadar 900.000 ile 2.5 milyon insanın ölümüne neden olacak kıtlık başlıyordu.

Kuzey Kore siyaset açısından da yalnız kalmıştı. Doğu Almanya ve Romanya’da bulunan komunist rejimleri de yıkılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri’nin 1991 yılında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’e karşı başlattığı savaş hem askeri gücünü göstermiş hem de bunu kullanma isteğinin olduğunu kanıtlamıştır.

Kuzey Kore’yi 17 defa ziyaret eden, Meltdown:The Inside Story of the North Korean Nuclear Crisis kitabının yazarı ve CNN muhabirliği yapan Mike Chinoy’a göre Kuzey Kore lideri Kim Il-sung ve oğlu Kim Jong-il kendi rejimlerini korumak için açıkça süpergüç ile diplomatik ve ticari ilişkilerinin arttırılmasını istediklerini belirtmiştir.

Diğer bir deyişle Kuzey Kore dost olmak istemiştir.

Fakat Chinoy’un tanımlamasına göre Kuzey Kore ABD ile arasındaki dostluğun güce dayalı bir şekilde ilerlemesini istiyordu. Pyongyang’ın stratejisi şuydu: nükleer silah başlıkları üretilecek ve emniyet için caydırıcı amaçlı pazarlık kozu olarak kullanılacaktı. 1993 yılında Kuzey Kore Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndan çekileceği tehditlerinde bulundu.

Temmuz 1994 tarihinde 40 yıldır ülkenin başında bulunan Kim Il-Sung kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kuzey Kore medyasının haberlerine göre ölmeden önceki son sözleri Kore’nin nükleer silahlardan arındırılması olmuştu.

Kendisinden sonr agelen oğlu Kim Jong-il daha büyük askeri harcamalar yapmayı benimseyerek songun yani önce ordu politikasını yürüttü. Pyongyang Kim Jong-il yönetimindeyken potansiyel nükleer silahları diplomatik ilişkilerde pazarlık kozu olarak kullandı.

Clinton yönetimi tarafından pek hoş karşılanmayan bu yöntem Ekim 1994 tarihinde ikilinin anlaşmasıyla ortamı yumuşattı. Yapılan anlaşmaya göre Kuzey Kore nükleer enerji programını donduracaktı. ABD’ye göre bu bir nükleer enerji programı değil, bir nükleer savaş başlığı projesiydi. Bunun karşılığında çok uluslu ticaret şirketleri 2 adet hafif su reaktörü inşaa edecekti ki bu nükleer silah üretmeye yarayan bir proje değildi.

Kuzey Kore 31 Ağustos 1998 tarihinde bir gövde gösterisi yaparak Taepodong-1 isimli ilk orta menzilli balistik füzesini fırlattı. Kuzey Kore’nin stratejisi işe yarıyordu. Clinton Kuzey Kore’ye yakıt yardımı yapmak için yürütme yetkisine başvurdu.

Aynı yıl Güney Kore’nin Kuzey Kore’ye olan sert tavrı Nobel Barış Ödüllü ve demokrasi aktivisti Kim Dae-jung’un başkan seçilmesiye sona erdi. Kim ‘Güneş Işığı Politikası’ ile Kuzey’le etkileşim kuracağını açıkladı. Kim Jong-il ile varılan anlaşmaya göre Güney ve Kuzey Kore’de yaşayan akrabaların birbirlerini ziyaret etmesine, turistik ve ticari ilişkiler içerisine girilmesine onay verildi.

Gerçi herşey o kadar da iyi değildi. Bazı Kuzey Koreli askerler Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore ile dostluk yanlısı değildi. Temmuz 2000’de gelen bir istihbarat raporuna göre Kuzey Kore’de bulunan Yongbyon nükleer reaktörü nükleer silah üretimini hızlandırıyordu ve Clinton bu rapordan sonra neredeyse bir hava saldırısı yapılması emrini verecekti. Eski ABD Başkanı Jimmy Carter derhal Pyongyang’a giderek olayı çözmek istedi. Clinton’da yönetimi boyunca iyi ilişkiler kurduğu Kuzey Kore ile bir anlaşma sağlanmasını istiyordu.

İlişkiler Kuzey Kore askeri liderlerin Washington’a 12 Ekim’de yaptıkları ziyaretle yumuşamıştı. Pyongyang’dan gelen bir general yardımcısının getirdiği bir mektup Clinton tarafından barış anlaşmasının bir taslağı olarak kabul edildi. Kim Jong-il daha sonrasında Clinton’ı Kuzey Kore’de yapılacak bir zirveye davet etti.

Fakat tüm bu ilişkiler Başkan yardımcısı Al Gore’un 2000 yılında yapılacak olan başkanlık seçimlerinde George W. Bush’a yenileceği anlaşılınca sarsıntıya uğradı. Ardından yaşanan Bill Clinton ile Monica Lewinsky seks skandalı ve Clinton’un Arap-İsrail anlaşmasına aracılık etmesi ülkeyi terketmesi için uygun bir vaktin olmadığını gösteriyordu.

Başkanlık seçimini Bush kazandıktan sonra Clinton’ın ekibi Dış İşleri Bakanı olan Colin Powell’a ikili ilişkiler hakkında rapor sundu. Powell bu ilişkileri sürdürmek için teşvik edilmişti fakat Bush yönetimi aynı fikirde değildi. Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Dış İşleri Bakanı Müsteşarı John Bolton kesin bir şekilde Clinton’ın sürdürdüğü politikaya karşıydılar. Powell’ın müzakereleri sürdürme çabasını boşa çıkardılar.

Powell Güney Kore lideri Kim Dae-jung ile görüşmeleri sürdürerek dostluk anlaşmalarının devam edeceği konusunda anlaştı.

Fakat Washington Post gazetesinde atılan bir başlık tüm politikayı değiştirdi. Başlıkta ‘Bush Kuzey Kore Füzeleri hakkında Clinton’ı Takip Ediyor.’ yazısını gören Bush, Powell’in Chinoy’e söylediğine göre iplerin koptuğu an oldu. Bush Kim ile bire bir buluştuğunda açıkça Clinton’ın politikasını reddettiğini belirtti.

Dış İşleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage’in Chinoy’a söylediğine göre Bush bir sabah uyandığında Kim Jong-il’den nefret ettiğine karar vermiş. Bu konu hakkında dalga geçmediğini söyleyen Armitage, ‘Bush daha Kim Jong-il ile tanışmadan onun hakkında diğer dünya liderlerine bel altı hakaretleri ediyordu.’

Ve sonra 11 Eylül terör saldırısı yaşandı. Bush teröre ve destekçilerine karşı dünya genelinde savaş ilan etti. Afganistan’ı işgal ederek Irak’ın güçlü silahlar üretmesini engellemek için orada konuşlandı. Pyongyang mesajı almıştı.

Bush, 29 Ocak 2002’de Birleşmiş Milletler’de açıkça düşüncelerini dile getirdi. Kuzey Kore, halkı açlıktan ölürken İran ve Irak ile birlikte aynı kötülük ekseninde güçlü imha silahları üretiyordu. Bush ayrıca Kuzey Kore’yi teröre yardım ve yataklık etmekle suçluyordu.

Güney Koreliler başkanları Kim Dae-jung’a karşı öfkeliydi. Kısa bir süre sonra yapılan görüşmede Kim Bush ile aralarındaki anlaşmayı tartıştı.

Kim Bush’a, ‘Başkan Reagen bile Sovyetler Birliği’ni şeytan olarak tanımlarken görüşmeleri sürdürüyordu.’, ‘Eğer gerekliyse şeytan ile diyaloğa girebilirsin. Bunu dost kazanmak için değil, kendi menfaatlerini gözetmek için yaparsın.’ sözlerini söyledi.

Kuzey Kore Bush’un açıklamalarını ‘yakın zamanda savaş ilan edilebileceği’ olarak tanımladı. Aralık ayında nükleer tesisini tekrar aktif hale getirerek Birleşmiş Milletler müfettişlerini sınır dışı etti. Kuzey Kore 10 Nisan 2003 tarihinde bu hareketiyle Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndan ayrılan ilk ülke oldu.

Olaylar ABD arabulucularının Pyongyang’a gitmesi ve hatalı tercümelerle Ekim 2003 tarihinde daha da kötüleşti. ABD’li diplomatlar Kuzey Kore’nin uranyumu kullanarak silah yapacaklarını zannettiler. Bush yönetimi derhal Kuzey Kore’ye yakıt aktarımını durdurdu ve bu iki ülke arasındaki tüm bağları kopardı.

Sonraki yıllarda gel gitler yaşanırken Çin’in ikili arasındaki arabulucu olma çabaları sonuçsuz kaldı. Kuzey Kore’nin birbiriyle çatışan pazarlık yöntemleri ve birbirinin ardılı olan ABD yönetimleri sayısız sözlü ve askeri çatışmalara yol açtı. Aralık 2011’de Kim Jong-il’in vefatıyla yerine geçen oğlu Kim Jong-un ile ikili ilişkiler daha da bozuldu.

Şuan Kim hanedanının hala dost olmak isteyip istemediğini bilmiyoruz. Bu şimdilik bir ülkeyi gelişmiş nükleer silah programıyla izole etmek kadar mantıksız gözüküyor.

Sonuçta, sıkı yaptırımlara rağmen, 2006 yılında Kuzey Kore ilk atom bombasını test etti. Güvenlik analistleri birkaç yıl içerisinde çok daha yıkıcı özelliğe sahip hidrojen bombasına sahip olabileceğini belirtiyor.

 

Kaynak: https://timeline.com/north-korea-started-its-nuclear-program-because-it-wanted-to-be-friends-with-america-ec292b82fb9a

 

Çevirmen Hakkında

Ali Ersal Kaçan

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir