Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Kitap Analizi / Kutadgu Bilig Kitap Analizi

Kutadgu Bilig Kitap Analizi

Künye

Yusuf Has Hacip: Kutadgu Bilig

Hazırlayan:Yaşar ÇAĞBAYIR

Yayınevi: Diyanet Vakfı Yayınları,16.Baskı/Ankara

Yazar Hakkında

Yusuf Has Hacip (Uluğ Has Hacip) öncelikle, devlet adamı ve şairi olmak ile beraber, Türk edip (yazınsal yapıtlar veren, yazınla uğraşan kimse.) tir.Türk-İslam tarihi ve kültürü açısından büyük öneme sahip olan Kutadgu Bilig siyasetnamesini kaleme alan Uluğ Has Hacip, Karahanlı Devletinde yaşayıp, daha sonra saraya girmesi ile birlikte, iyi bir eğitim alarak; erdemi, bilimi, zühd ve takvası ile tanınır ve zikredilirdi ve Yusuf Has Hacip 11. yüzyılda Türkçe’yi bilim dili olarak etkili bir biçimde kullandı.

Anahtar Kelimeler: Devlet,Yönetim, Siyasetname, Hükümdar, İktidar, Kutadgu Bilig

GİRİŞ

Kötülük, bilgi eksikliğinden doğar”

SOKRATES

Kutadgu Bilig, Türk-İslam tarihi ve kültürü açısından son derece önemli bir eserdir. Bu eser Türk edebiyatında ilk Türkçe siyasetname örneği olma özelliği taşır.

Türk edebiyatında Mesnevi nazım şeklini de ilk kez Yusuf Has Hacip kullandı. Kutadgu Bilig’in anlamı, “Mutluluk veren bilgi” anlamına gelir, Kutadgu Bilig’i bir buçuk yılda Balasagun’da yazıp Kâşgar’da tamamlayarak 1069-70 yılında Karahanlıların Hakanı Süleyman Arslan Han oğlu Tavgaç Uluğ Buğra Han’a sundu. Şairin kudretini takdir eden Hakan kendisine “görevlerin en incesi olan” has haciblik mansıbını verdi. Yusuf Has Hacip ile Kâşgarlı Mahmut aynı dönem ve çevrede yaşadılar. Eserlerinde aynı dili ve kültür malzemesini kullanmakla beraber birbirlerini ve eserlerini tanıyamadılar. Çok yönlü bu eser, siyasi, edebi, tarihi, beşeri vb. önemleri taşır. Yazıldığı tarihten günümüze kadar , gerek insan doğası gerek devlet adamları ile ilgili beyitleri mevcuttur. Bu analiz de daha çok eserin “politik” yönü ele alınacaktır.

Yönetim, İktidar, Devlet Anlayışı ve Adamlığı, Siyasi Felsefe

“kişen ol kişike bilig hem ukuş;

yaragsızka barmaz öküş”

(Bilgi ve akıl insan için frendir, freni olan kötü işler yapmaz)

                                                                                   YUSUF HAS HACİP

 Eserde, siyasi vurgu, devletin iyi idea yönünde yönetilmesi ve devlet adamlarına ithaf çok fazladır. Yusuf Has Hacip bu eseri ile Türk devleti düşünce sistemi adına büyük bir eser ortaya koymuştur, eserde Türk geleneklerine vurgu bir hayli fazla olmakla beraber steplerin dinamik hayatı, bireylerin hayatı ve bireylerin toplum yapısı dolayısıyla, devlet yönetimindeki prensipleri belirleyip siyaset felsefesi sistemi kurmuştur.

Kutadgu Bilig’in ideal devleti, demokratik ve laik olmanın yanında, aynı zamanda sosyal bir devlettir. Sosyal devlet, vatandaşlarının belirli bir refah düzeyine ulaşması için gerekli şartları hazırlayan ve onlara temel ihtiyaçlarının karşılanmasında yardımcı olan devlet demektir. Kutadgu Bilig’in bir siyasetname olarak önemli bir eser olduğunu vurgulamıştık, siyasetnamelerin yazılış amaçları devlet yönetiminin daha iyi olması halkın refahının yerinde olması, kısaca sosyal bir devlet olması için devlet adamlarına, yöneticilerine öğüt vermek amacı ile yazılmıştır, aslında buradan yola çıkarak da “Nasihatnameler” de siyasetnamelerin de bir koludur.

Nasihat-nâmeler ahlâk konusunda yazılan eserlerdir. İslâm dininde ahlâkın felsefî yanından çok pratiği üzerinde durulmuş, yapılması veya yapılmaması gerekenler doğrudan açıklanmıştır.[1]

Bir diğer nokta ise, iktidardır. Kutadgu Bilig’de iktidar, açıkça ilahi kökenlidir; hükümdarlar, beyler aldıkları iktidarı tanrıdan gelen “kut” ile elde etmişlerdir, keza eserin birçok bölümünde bu söylem tekrar tekrar ifade edilmiştir. Örneğin “Tanrı kimi bey olarak yaratmak isterse, ona önce uygun tavır ve hareket, akıl kol kanat verir.”[2]

Bu bölümde Kutadgu Bilig’in modern devlet anlayışı ile kıyaslamalarına değinelim.

Modern devlet Rönesans, Reform, Coğrafi Keşifler, Sanayi Devrimi, sömürgecilik ve bunların neticesinde oluşan Aydınlanmanın aklının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Birkaç yüzyıl süren modern devletin oluşum vetiresi, aslında egemenlik mefhumunun da bir hikâyesi olmuştur. Modern devlet için egemenlik olmazsa olmaz hâline gelmiştir. Yönetme meşruiyeti ondan kaynaklanmaktadır. Oluşturulan kurgulara insanların tâbi olması egemenlik sayesinde mümkün kılınmıştır. Çünkü devletin nüfuzu ülkenin tüm alanına yayılabilmiştir. İşte bu nedenle devletin merkezine amaç olarak egemenlik kavramı konulmuştur.

Kutadgu Bilig, insanoğlunu yaratan bir tanrının gerçeğinden gelmekte olduğunu ifade ediyor, keza bu yaradılışa erenler yani ahlaklı olanlar başka bir ifadeyle ontolojik kimliğin ödevlerindendir.

Uluslararası Sistemin arızası daha en başta Batının “yaratılan tanrılarının” (egemen devletlerin) insanı alâktan yaratmak şöyle dursun herhangi bir şeyi yaratabilmekten aciz olmasındandır. Yahut bu sistemin yaratılışa uygun olmayan esaslara dayanmasıdır. Bu sebeple modern devletin yaratılışa uygun (ahlâki) olana ulaşabilmesi de mümkün değildir. Ona ancak Yaratan Tanrıyı bilen ve bu bilme dolayısıyla yaratılışa uygun olan ‘neliğini/kimliği” (kendi bilincini/doğal kimliğini) anlayanların devlete ve uluslararası sisteme hâkim olabilmesiyle ulaşılabilecektir. Bu çalışmanın konusunu kurgusal (egemen devlet) ve ontolojik/doğal (adil devlet) ayrımı belirlemektedir. Kurgusal olan egemen devlet şuan uluslararası sistemde hâkim olan devlet modelidir. Ontolojik (doğal) olan adil devlet düzenidir ki, bu da Kutadgu Bilig’deki devlet anlayışıdır.[3]

Eserde göze çarpan bir diğer nokta ise, siyasi otoritenin varlığıdır, Kutadgu Bilig’de siyasi otorite varlığını devleti yöneten kişiden yani hükümdardan alır.

Hükümdarı temsil eden Küntoğdı karakteri olarak görüyoruz. ‘‘Küntoğdı’’ ise doğan güneş, batmayan gün gibi anlamları içerip; hükümdar ve hakan kavramlarına karşılık gelmektedir.72 eserde bu anlam içeriğinden hareketle töre kavramı ile güneş kavramı arasında bir ilişki kurularak ‘‘Küntoğdı’’ karakteri daha iyi anlatılmaya çalışılmaktadır. Buna göre; güneş evrenin ısı ve ışık kaynağıdır ve insanlar ona her daim ihtiyaç duyarlar. Hatta yokluğunda hayat şartlarının çok zorlaşacağı da söylenebilir. Eserde bu kurgu içerisinde hükümdarın da güneş gibi halkı için önemli bir role sahip olduğu belirtilmektedir.[4] Bu söylemlerle yola çıkacak olursak hükümdarı bir güneş gibi görüp, ışığı ile aydınlanıp sıcaklığı ile ısınıp büyüklüğü ile de devletin varlığını ve gücünü söyleyebiliriz.

Kutadgu Bilig’de hükümdarın sahip olduğu yetki dâhilinde tek kişinin baskın bir role sahip olup devlet yönetiminde söz sahibi olması, monarşik bir yönetim anlayışının varlığını göstermektedir, bu nedenle ilahi bir güce dayalı yönetim şekli içerisinde yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkinin nasıl olacağı da önemli bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Toplumların siyasi, sosyal ve ekonomik açılardan dengeli bir politika yürüterek buna bağlı gelişim göstermesi, halkını refah içinde yaşatabilmek için yöneten ile yönetilen arasındaki dengeyi iyi kurması gerekir. Bu söylem doğrultusunda devletin yönetim ve refah düzenin ancak siyaset bilen ve siyaset yapacak bireylerden oluşmasını öngörerek, kuvvetli vurgular yapılmıştır.

Siyaset, yöneticilerin kapısının süsüdür.” [5]

Siyasi yönünden devam edecek olursak, devlet yöneticiliğini ise bir Hadis-i Şeriften yola çıkarak özetlediği düşünülmektedir. “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz” Hadis/Buhari Devlet yönetimini çok ağır sorumluluğunu altını çizerek, bir o kadar da onurlu bir iş olarak nitelendirir yazar, eserde. Bu doğrultuda incelediğimiz zaman devlet adamı, önceliği kendi işi, şahsi çıkarları olmamakla beraber birey olarak düşünmez beşeri olarak yaşayamaz, yönetim de aldığı kararlar onun toplum tarafından şiddetli bir reaksiyon ile karşılanır aksine toplum da sempatisi de pozitif doğrultuda ilerler. Devlet adamı tehlike içinde bir hayat yaşar fakat, onuru için toplumun refahı için. “Sevinci az, kaygısı çoktur her zaman dert ve eziyet doludur. Seveni az, söveni çoktur.” [6]

Devleti yöneten kimsenin nasıl birileri olacağını özetlemek gerekirse, bilgili, adil, akıllı, olmalıdır. Gözü pek ve temkinli, tedbirli olmalıdır, Toplumu ve devletin sınırlarını ve devlet bütünlüğünü koruyabilmesi içinde gözü tok, sabırlı, merhametli, şefkatli ve sakin tabiatlı olmalıdır. Böyle bir hükümdara sahip olan devlet, huzura kavuşur ve refah düzeyi artar.

Yazarın Düşünürlerle Etkileşimi

Sokrates ile Yusuf Has Hacip’in şu konuda ciddi bir şekilde benzerlikleri ortaya çıkıyor, görüyoruz ki, bilgi Yusuf Has Hacip’te tıpkı Sokrates’te olduğu gibi ahlaki bir değer kazanmaktadır. Sokrates’in temeli olan erdem ve bilginin temelde aynı şey olduğudur. Ahlakta üstün ve erdemli olmaktır bilginin özü, ancak gerçek bilgi bireyi doğru yaşam biçimine getirir. Sokrates “hiç kimse bile bile kötülük yapmaz, kötülük bilginin eksikliğinden doğar.” diyordu. Bu eserde de ahlaki davranışın, mutluluğun özü olarak “bilgi” gösteriliyor.

Platon’un ahlak ile düşüncesini idealizm teorisi ile açıklayabiliriz, İnsan iyi olarak yaratılmıştır ve kötülükleri istemeyerek yapar. Bu yüzden, iyi olanı arayıp bulmak yani bilgiyi, insanlara bahşedilmiş doğar bir güç olarak dile getirmiştir. Erdem bilgidir ve bilgiden doğar ifadesini kullanmıştır.

PLATO N da Yunanlılara, yeni bir ahlâk sistemin yanında, yeni ve ideal bir toplum ve devlet modeli teklif ediyordu. Çünkü, kendi devrindeki Yunan toplum ve devleti tam bir kaos ve kargaşa dönemi yaşıyordu. KONFÜÇYÜS, toplum ve devletin küçültülmüş bir modeli olarak gördüğü aileyi, yeni ahlâk ilkelerine oturtmak; bozulmuş olan aile-içi ilişkilerini, yeni bir düzen ve sisteme bağlamak ihtiyacını duyuyor ve aileyi kurtardığı zaman toplumun ve devletin de kurtulacağına inanıyordu.[7]

Günümüzde de halen çok önemli bir eser olan, “Prens” kitabının yazarı Machiavelli eserinde demiştir ki; “devlet sadece iyilik üzerine kurulmaz.”. Bu söylemin aksi düşüncesi Kutadgu Bilig’de görmemiz mümkündür. Yusuf Has Hacip ise hükümdarı halka iyilik yapmak ile mükellef sayar, halka iyilik etmenini yapmanın da yolu adaletli olmaktan geçtiğini vurgulamıştır.

Halkla iş yapacak olanların başında hükümdar gelir. Halkın can ve malını korumak hükümdarın en önemli görevi olması gerekir. Hükümdar ile halk arasındaki sevgi ancak buna bağlıdır: “Bu yanglık melik’n i budunlar sever; yüzüni görey tep atimler eyer ” (=Bu âdette olan hükümdarı halk sever; yüzünü göreyim diye acele eder).[8]

Sonuç ve Özellikler

Yusuf Has Hacip, bu eser ile Türk Edebiyatı, siyasi düşünce tarihi alanında önemli siyasetname yazarı olarak tarihe geçmiştir. Eserinde ideal devlet kuramını vurgulamış siyasi felsefeye dayanarak, devlet yönetimi makrodan mikroya yaşam biçimi, devlet yönetici kadrosu, liyakatli birimlerin hangi ve nasıl düzeyde olacağı konusunda vurgular çokça yapılmıştır. Yusuf Has Hacip’in odak noktasına baktığımız zaman, insanlara dünyada tam anlamıyla kutlu olmak için gereken yolu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Eseri tamamladıktan sonra Yusuf  Has Hacip eseri Karahanlı Devlet’i hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunmuştur. Didaktik bir eser olmakla beraber mesnevi şeklinde ve aruz vezniyle 6645 beyit olarak yazılmıştır. Yazıldığı dönem itibari ve günümüze kadar büyük bir ilgi görüp ve önem kazanan eser, edebi, tarihi, siyasi, etnik, kültürel özellikler taşımakta ve temel eserlerden biri olduğunu kabul görmüştür. Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır, bilinen üç nüshası, bugün Fergana, Viyana ve Mısır’da bulunmaktadır.

“Özing asgı bolma budun asgı bol

Budun asgı içre özing asgı bol”

“kendi çıkarını kollama, halkın çıkarını gözet.

kendi çıkarını, milletin çıkarı içinde gör.”

                                              Yusuf Has Hacip,

Kaynakça

Kaynakça

ÇAĞBAYIR, Yaşar, kutadgu bilig, ankara, diyanet vakfı yayınları, 2015.

BALCI, Onur, “Modern Devlet Algısı ve Kutadgu Bilig”, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2018.

FINDIK Bengücan, “Siyasi Etik ve Kutadgu Bilig” , Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,Yüksek Lisans tezi,Kırıkkale, 2014.

ÇIĞMAN, M . “Kutadgu Bilig’de Savunulan Hâkimiyet Anlayışı Ne Kadar Çağdaş?”. Medeniyet Araştırmaları Dergisi 3 (2018): 63-81.

DİPNOTLAR

[1] Mahmut KAPLAN “Türk Edebiyatında Manzum Nasihatnameler” Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Dergisi s:8 (2007) s.143

[2] Kutadgu Bilig 1934 b.

[3] Onur BALCI , “Modern Devlet Algısı ve Kutadgu Bilig”, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,Yüsek Lisans Tezi,Kırıkkale,2018

[4] Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig., s.145; b.350-355; Sait Başer, Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre, İrfan Yay., 5.Baskı, İstanbul, 2011, s.103.

[5]  Yusuf Has Hacip, “Kutadgu Bilig”,Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2015, s.92.

[6]  Yusuf Has Hacip  “Kutadgu Bilig”,Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2015 s.93.

[7] Mahmut ARSLAN , Kutadgu Biligde ki Ahlak ve Siyaset Felsefesi, s.27.

[8] ARSLAN, a.g.e, ss.31.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Burak Can Çelik

Burak Can Çelik
TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir