Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Makaleler / Küba Devrimi Sonrası ABD – Küba İlişkileri
tesad abd küba dış politika ve ilişkiler

Küba Devrimi Sonrası ABD – Küba İlişkileri

ÖZET

1959 yılında Fidel Castro yönetime geçene kadar uzun yıllar boyunca ABD -Küba ilişkileri iyi düzeyde seyretmiş olup iki ülke dış politikada her zaman müttefik olmuştur. Castro yönetiminden sonra ideolojisi ve politikaları değişen Küba’nın ABD’ye bakış açısı tamamen değişmiştir. Soğuk Savaş dönemi boyunca Sovyetlerin tarafında yer alan Küba, ABD için tehlike olarak nitelenmiş ve uzun yıllar sıkı ekonomik ambargoya tabi tutulmuştur. Bu çalışma, Castro Devrimine giden süreci analiz edecek ve devrimden sonra ABD-Küba ilişkilerini inceleyecektir. Ayrıca, 1959 yılından sonra iki ülke arasında yaşanan önemli gelişmelerin ilişkilere etkisi ve 2008 yılında Obama döneminden sonra yaşanan normalleşme sürecine yoğunlaşacaktır.

Anahtar Kelimeler; ABD-Küba ilişkileri, Castro Devrimi, dış politika, ambargo

GİRİŞ

Küba 16. Yüzyılın başlarından 1900’lere kadar bir sömürge devleti olarak var oldu. Kristof Kolomb tarafından keşfedildikten sonra İspanya toprağı olarak ilan edilip İspanyol kolonisi olan Küba’ya ilk yerleşim 1511 yılında gerçekleşti. İspanya’nın Küba’yı koloni haline getirip seferlerini arttırması ile Havana’nın ticari ve stratejik önemi arttı. Uzun yıllar boyu İspanya sömürgesi olan Küba şeker üretimi ile ön plana çıkan bir ülke haline geldi. 19. yy’ın sonlarından itibaren İspanya’nın şeker üretimi ve ihracatı için gerekli işgücü, sermaye, makine, teknik beceri ve pazarları sağlamada yetersiz kalması Küba’yla olan siyasi ve iktisadi bağlarının giderek zayıflamasına yol açtı. Bu ortamda ABD’li iş adamları şeker üretiminde ve ticaretinde güç kazanmaya başladı. İspanyolların adada gelişen özerklik talebine ödün vermemesi ve vergileri daha da artırması Küba ile İspanya arasında ciddi bir gerginlik başlattı. Daha sonra İspanya adada reformlar yapacağına söz verse de ekonomik bunalım nedeni ile gerekli barış ortamı sağlanamadı. Yaşanan gelişmeler sonucunda Küba’nın en güçlü komşusu olan ABD olaylara müdahil olmaya başladı. ABD, İspanya’ya Küba’nın özerk bölge olması için teklifte bulunmuşsa da İspanya bu teklifi reddetti. İspanya’nın adada çıkan isyanları sert politikalarla bastırmaya çalışması ABD tarafından tepkiyle karşılanmaktaydı. İki ülke arasında 25 Ocak 1898 tarihinde karşılıklı dostluk ziyareti düzenlendi. O gece bilinmeyen bir nedenden dolayı bir Amerikan gemisinde patlama meydana geldi ve 260 denizci hayatını kaybetti[1]. ABD bu patlamadan İspanyolları sorumlu tuttu ve 25 Nisan’da İspanya’ya savaş ilan etti[2]. Savaş sonucunda galibiyet elde etti ve iki ülke arasında imzalanan anlaşma ile İspanya, Küba’nın bağımsızlığını kabul etti. Küba’nın potansiyeli yüksek şeker endüstrisi ve jeopolitik konumu nedeniyle ABD bu ülke ile yakından ilgileniyordu. ABD Panama Kanalı’nı ve bu bölgedeki kıta kıyısının güvenliğini daha kolay sağlayabilmek amacı ile bölgede aktif olmak amacındaydı. Bu nedenle1902 yılında bağımsızlığına kavuşan Küba ile Platt Anlaşması’nı[3] imzalayan ABD Küba üzerinde geniş haklar elde etti. Bu anlaşmaya göre ABD herhangi bir tehdit iddiası ile adayı işgal etme hakkına sahipti.ABD, Küba’daki tarım alanları, madenler, sanayi üretimi ve pazarın büyük bir kısmını elinde bulunduruyordu. Küba’da içki, uyuşturucu, kumar ve fuhuş yaygınlaştırılmaya çalışılıyordu. Çok geçmeden Küba, ABD turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmişti. 1929 krizi ile ekonomik sorunların iyice arttığı Küba’da 1930’lu yılların başlarında kitlesel hareketler yoğunlaşmaya başladı. O dönemlerde iktidarda olan Machado’ya karşı tepkiler de iyice artmıştı. Kriz sonrası ABD’nin desteğini çekmesi ile grev dalgalarına dayanamayarak devrilen Machado yönetimi, yerini geçici bir hükümete bıraktı. Bu arada tüm ülkede devrimci unsurlar yükselişteydi. 1925’te kurulmuş olan Küba Komünist Partisi (KKP) ise henüz işçi sınıfına öncülük edebilecek bir konumda değildi. Mevcut hükümetin muhalifleri, 1933’te iktidara el koydular ve orduyu sakinleştirmek için de “halkın içinden gelen”, melez çavuş Batista’yı ordunun başına geçirdiler. Batista, orduda yaptığı yenilikler ve milliyetçi bir çizgide olması sebebiyle önemli derecede popüler oldu. İlerleyen yıllarda yapılan yenilikler ve reformlardan memnun olmayan sınıflar bastırılarak yeni bir diktatörlük rejimi kuruldu. 1952 yılında Batista’nın seçimleri iptal etmesi rejimin ne kadar sertleştiğini gözler önüne serdi. Batista’ya muhalif olan gruplardan birinin lideri de Fidel Castro idi. Bu sıralarda siyaset sahnesine çıkmaya hazırlanan Castro seçimlerin iptal olması ile resmi yollarla mücadelenin etkisiz olacağını anladı. 26 Temmuz 1953’te, 150 kişilik savaşçı grubuyla Moncada Kışlası’na saldırı düzenlediler ancak hareket tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. Baskından dolayı bir süre hapis yatan Castro daha sonra Meksika’ya giderek 26 Temmuz Hareketini başlattı. Arjantinli devrimci Ernesto Guevara de la Serna’nın da yer aldığı örgütün Aralık 1956′da Küba’da başlattığı Gerilla Hareketi, zamanla öteki gruplardan da destek alarak Batista’ya bağlı birliklere önemli darbeler indirdi. 1 Ocak 1959′da diktatör Fulgencio Batista’nın Küba’dan kaçmasının ardından Fidel’e bağlı bin kişilik bir kuvvetin Havana’ya girmesiyle yeni bir yönetim başladı. 1959 yılında Fidel Castro yönetimi ele geçirene kadar iki ülke arasındaki ilişkiler zaman zaman aksa da normal düzeyde seyretti. Fakat Castro iktidara geldikten sonra iki ülke arasındaki ilişkiler hiçbir zaman eskisi gibi olmadı.

 

1. CASTRO DÖNEMİ KÜBA-ABD İLİŞKİLERİ

Fidel Castro ve Che Guevara öncülüğünde başlayan devrimin ABD yanlısı Batista rejimini yıkması ile iki ülke arasında yeni bir dönem başladı. Bu dönem ABD’nin en büyük korkularından biri olan sosyalist yönetim anlayışını benimseyen bir devletin kurulmasıyla sonuçlandı.

ABD, yeni kurulan rejimin Sovyetler ile yakın ilişkiler kurmasından endişe ediyordu. Castro başa geldikten sonra yaptığı toprak reformu ile Amerikan sermayesini ülkeden çıkartarak kamulaştırma yolunu seçti. Bu hareket Küba’nın ilerde Küba-ABD ilişkilerinin nasıl ilerleyeceğinin işaretiydi. ABD bu gelişmeler sonucu Küba’da kurulan sosyalist sistemi yıkmak ve başta bulunan isimleri öldürmek için birçok girişimde bulundu. ABD’nin girişimleri sonucunda Küba, sisteminin devamını sağlamak amacıyla kendisine ideolojik olarak müttefik gördüğü SSCB ile yakınlaşma politikası izledi. Bu gelişmelerle birlikte ABD, Küba ile ilişkilerini kopardı ve bu ülkeye ambargo uygulamaya başladı. Başkan Eisenhower Fidel Castro’nun ülkesini SSCB’ye yaklaştırma çalışmasını tehdit olarak algılamış ve CIA destekli Kübalılardan oluşan bir kuvvetle yönetimi ele geçirmek için çalışmalar yaptırmış1961 yılında Başkan Kennedy döneminde Domuzlar Körfezi çıkarması olarak bilinen harekât icra edilmiştir[4].

1961 yılında ABD, Domuzlar Körfezi Çıkarmasını ve Castro’nun da öldürülmesini hedefleyen Mongoose Operasyonu’nu planladı. 16 Nisan 1961’de gece yarısından biraz önce CIA tarafından eğitilen ve finanse edilen 1500 kadar Kübalı sürgün, Domuzlar Körfezi’nde başarısızlıkla sonuçlanan bir işgal girişimi başlattı. Amaç Fidel Castro ve devriminden kurtulmaktı. Ama küçük düşürücü bir yenilgiye dönüşen bu girişim, Küba’yı Sovyetler Birliği’nin kollarına itti ve Havana-Washington ilişkilerinde bugüne kadar gelen gerginliği pekiştirdi[5].

Bir sonraki yıl 1962’de bütün dünyayı ilgilendiren ve savaşı eşiğinden dönülen bir kriz yaşandı. 28 Ekim 1959’da Türk Hükümeti, ABD ile 15 adet orta menzilli ve nükleer başlıklı Jüpiter füzesinin Türk topraklarına yerleştirilmesi hususunda anlaştı. 1962 Mayıs’ında Sovyet lideri Nikita Kruşçev, ABD’nin Türkiye’ye füze yerleştirmesini sert bir biçimde kınayarak buna karşılık verileceğini ifade etti. Sovyetlerin kastettiği “karşılık”, Küba’ya Jüpiter benzeri Sovyet füzelerinin yerleştirilmesi olacaktı. Sovyetler Birliği, 1962 ilkbaharından itibaren Küba’ya, Jüpiter benzeri orta menzilli füzeler yerleştirmeye başlamıştı[6].ABD tarafın U-2 uçağının rutin uçuşu sırasında Sovyet gemilerinin Küba’ya yakınlığı fark edildi. 14 Ekim’de ortaya çıkan fotoğraflar ile Sovyetlerin Küba’ya nükleer başlıklı füzeler yerleştirdiği ortaya çıktı. ABD’nin Küba’daki Sovyet gemilerine karşı abluka uygulaması gerginliği daha da tırmandırdı. Sovyetlerin gemilerini geri çekmeyeceğini, ABD’nin ise ablukayı kaldırmayacağını açıklaması ile dünya nükleer bir savaşın eşiğine getiren Küba Krizi ortaya çıktı[7]. 22 Ekim 1962’de J. F. Keneddy Sovyetlerden füzeleri çekmesini talep etti. Atılacak adımları sıralayan Kennedy öncelikle, Küba’ya karantina uygulanacağını ve hangi milletten olursa olsun ağır silahlar taşıyan gemilerin bu karantina hattından çevrileceğini ilan etti. Küba Krizi Türk-Amerikan ilişkilerini yakından ilgilendirmekteydi. Zira topraklarında Amerikan füzelerine sahip olan Türkiye, ister istemez bu krizin en önemli aktörlerinden biri haline gelecekti. Çünkü SSCB açıkça, Küba’da bulunan füzelerini ancak Türkiye’deki Jüpiterlerin kaldırılması karşılığında çekeceğini belirtmekteydi[8]. Küba Krizi, Kennedy ve Kruşçev arasında devam eden mektuplaşma sonucu çözüldü. Liderler arasında süren pazarlıklar sonucu anlaşmaya varıldı. ABD’nin Türkiye ve İtalya’da bulunan Jüpiter füzelerini çekmesi karşılığında, SSCB de Küba’daki füzelerini kaldıracaktı. Öncelikle bu pazarlık gizli tutulacak, SSCB’nin Küba’daki üslerine karşılık ABD de Türkiye’deki üslerini kademeli olarak kaldıracaktı[9] . Küba ile ABD arasındaki ilişkiler tamamıyla koptu. Artık iki ülke uluslararası politikada ayrı kutuplarda bulunmaktaydı. Kriz sonrasında ABD, NATO müttefiklerine ve Latin Amerika ülkelerine Küba’ya ambargo uygulamalarıkonusunda baskı uygulamıştır. Uygulananambargonunkapsamları daha da arttırılmıştır. İlerleyen yıllarda bu ambargonun etkisi sonucu Küba’da ekonomik sorunlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca 1963 yılında J. F. Kennedy, ABD vatandaşlarının Küba’ya gitmesini ve ülkeyle finansal işlem yapmasını yasakladı. Uzun yıllar boyunca Sovyetlere sadakatini ve bağlılığını ortaya koyan Küba, ABD tarafından uygulanan ambargo ve yasaklara rağmen bu konumundan hiç vazgeçmedi. 1977 yılında Carter, Küba’ya seyahat yasağını genişletti ve 1982 yılında Reagan ticari ambargoyu sıkılaştırdı. Ayrıca, Washington, Ronald Reagan döneminde, ETA’ya bağlı BASK ayrılıkçılarına (İspanya) ve FARC isyancılarına (Kolombiya) destek verdiği iddiasıyla Küba’yı 1 Mart 1982’den itibaren “terörü destekleyen ülkeler” listesine ekleme kararı almıştır. İki ülke arasında ilişkiler Soğuk Savaş sonrasında da uzun bir süre iyileşme göstermedi.

 

1.1. SOĞUK SAVAŞ SONRASI

SSCB’nin ani çöküşü ve Rusya ile Doğu Avrupa’nın Batı kapitalizmine bağlı ülkelere dönüşmesi Küba ekonomisine yıkıcı bir darbe vurdu[10].1988 yılında Küba’nın yürütülen dış ticaretinin yaklaşık %75’i Sovyetler ile %15’i de Doğu Avrupa ülkeleriyleydi[11]. Soğuk Savaş sonrasında kesilen Sovyet yardımı yüzünden iktisadi bir açmaza sürüklenen Küba, tek çözüm olarak görülen turizm yatırımlarına yöneldi ve kısıtlı özel yatırımlara izin verildi. Savaş sonrasında ilişkilerde kısıtlı bir iyileşme görüldü. 1994 yılında iki ülke Göç Anlaşması imzaladı ve ABD’nin yılda 20 bin Kübalıyı ülkesine kabul edeceği maddesi yer aldı. 1996 yılında Küba Hava Kuvvetleri tarafından Kübalı sürgünler tarafından kullanılan iki Amerikan uçağı 24 Şubat 1996’da düşürülünce, ABD ilkin Küba’ya karşı direkt askeri misilleme düşünmüştür. Ancak daha sonra bu seçenekten vazgeçilerek Küba Özgürlük ve Demokratik Dayanışma Yasası’nın[12] yürürlüğe girmesi hızlandırılmıştır. Aynı yıl ABD Kongresi, Küba’ya ambargoyu sıkılaştıran Helms-Burton yasasını da kabul etti. Küba bu ambargonun kaldırılması için 1992’den beri dört kez BM genel kuruluna başvurmuştur. Genel Kurul kabul etmiştir. Ayrıca BM bu ambargoyu 21. kez kınamış ama sonuç değişmemiştir[13]. Sovyetlerin de yıkılmasının ardından yalnızlaşan Küba’daki sosyalist rejimi yıkmak ve Fidel Castro’yu devirmek bu dönemde ABD’nin amaçlarındandı.Fakat 2008 yılında Castro koltuğunu Raul Castro’ya devredene kadar ABD bu amacına ulaşamadı.

1998 yılında ABD’nin 5 Küba vatandaşını Havana’ya istihbarat sağladıkları gerekçesi ile tutuklamasıyla ilişkiler gerilse de 3 yıl sonra yaşanan Michelle Kasırgası sonrası ABD Küba hükümetine gıda yardımında bulundu.Bu, iki ülke arasında 40 yıldan uzun süredir ilk kez meydana gelen gıda ihracıydı. Böylelikle ambargo kısmen de olsa gevşetildi.

 

2. BARACK OBAMA DÖNEMİ

2000’li yılların başında ambargonun uygulanmasında görüş birliği hakimken son on yılda bu görüş değişmeye başlamıştır.  Bir grup, Küba’daki komünist yönetimi yıkmak için ambargonun etkili bir araç olabileceğini savunurken, diğer bir grup da Castro hükümetinin bugüne kadar ambargoyu kendi politikalarına halkın desteğini sağlamak için kullanmış olduğunu ve yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Cumhuriyetçi kanattan Senatör Lugar, Küba’ya uygulanan ambargonun Amerikan çıkarlarına da zarar verdiğini ve iki ülkede de değişen liderlerle yeni bir dönem başlatılabileceğini savunmaktadır[14]. 4 Kasım 2008’de Barack Obama’nın göreve gelmesi ile ABD’nin Küba politikası değişmeye başladı. Öncesinde Barack Obama, henüz Başkan Adayı olduğu 23 Mayıs 2008 tarihinde Florida Eyaleti’nin önemli şehirlerinden Miami’de yaptığı bir konuşmada, Küba’ya yıllardan beri uygulanan izolasyon politikasının başarılı olmadığını ifade ederek Başkan seçildiği takdirde Washington ile Havana arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden kurabilmek için Küba lideri Raul Castro’yla görüşmek istediğini açıklamıştır[15].  Değişim politikasının ilk adımı olarak Obama, Bush döneminde getirilen seyahat ve para transferi kısıtlamalarını kaldırdığını açıklamıştır. Küba hükümeti bu kararı ilişkiler açısından yetersiz bulsa da karar Küba’yı memnun etmiştir. Küba Devlet Başkanı Raul Castro ise Küba’nın egemenliğinin tanınması halinde ABD’yle her konuyu görüşmeye hazır olduklarını söyleyerek normalleşmeye sıcak baktıklarını ifade etmiştir. Bu gelişmelere rağmen 2009 yılında Obama’nın Küba’ya uygulanan ambargoyu bir yıl daha uzatma kararını onaylaması ABD’nin statükocu dış politikadan ayrılamayacağı mesajını vermiştir. Aradan 4 yıl geçtikten sonra Vatikan’ın arabuluculuk yapması ile Kanada’da görüşmelere başlayan iki ülke ilişkileri normalleştirmek için çalışmalara başlamıştır. Obama, Vatikan’ı arabulucu kullanarak Katolik Dünyası’yla ilişkileri daha yakın hale getirmeyi hedeflediği gibi, Latin Amerika’da etkili yumuşak bir güç olan Katolik nüfuzundan faydalanarak makro boyutta bölgede; mikro boyutta ise Küba’da Amerikan algısını pozitife dönüştürmeyi amaçlamıştır[16]. Vatikan’ın arabuluculuk yapmasının nedeni tarihsel bir arkaplana dayanmaktadır. 1959 devriminden sonra Castro yönetimi Batista’ya destek verdikleri gerekçesi ile birçok Katolik din adamını sürgün etmiş, Katolik okullarını millileştirmiştir. Fakat Sovyetlerin dağılmasından sonra taraflar arasındaki ilişkiler yumuşatılmak istenmiştir.

Obama döneminde değişen Küba yaklaşımında etkili olan bir diğer faktör de Küba Diasporasıdır. Castro devriminden sonra Amerika’ya göç eden Kübalıların sayısı iki milyona yaklaşmıştır. Obama Küba politikasını belirlerken Küba Diasporasının da beklentilerini karşılamak istemiştir.

Uzun yıllar boyunca bölgede yalnızlaşan Küba, 1962 yılında Amerika Devletleri Örgütü’nden örgütün politikalarına uygun hareket etmemesi sebebi ile uzaklaştırılmıştı. Örgüt Küba’nın geri dönüşünü 3 Haziran 2009 tarihinde kabul etmiş, ancak Küba, örgüt faaliyetlerine katılmayı fiilen reddetmiştir. Küba, Latin Amerika ülkelerinin jest yapmak üzere aldıkları bu karardan memnuniyet duyduğunu; fakat tüm itibarını yitirmiş bir örgüte yeniden üye olamayacağını açıklamıştır[17]. Latin Amerika ülkelerinin Washington’a karşı baskıları ve Küba’yı Örgüt’ün içinde istediklerini belirtmeleri üzerine Obama ve Raul Castro 2009 yılında Panama’daki Amerika Devletleri Örgütü Zirvesi’nde bir araya gelerek tarihi bir görüşme gerçekleştirmişlerdir. Söz konusu görüşmede Obama,“ABD ile Küba arasındaki karışık bir geçmiş var. Ancak 50 yıldır işleyemeyen bir politikadan sonra artık bizim için yeni bir şeyi deneme vakti. Şimdi geleceğe yönelik bir yolda ilerleyebilecek durumdayız.” ifadesini kullanmıştır[18]. ABD’nin bu politikasındaki amaçlarından biri de Küba vasıtası ile Latin Amerika’daki yıpranan etkisini arttırmaktır.

 

2.1. ABD’NİN DEĞİŞEN KÜBA POLİTİKASININ YOL HARİTASI

2014 yılından sonra ABD tarafından Küba politikası üzerine açıklanan yol haritasından[19] ortaya çıkan başlıklar ilişkilerin düzenlenmesinde temel konuları göstermiştir. Bu konular şöyle sıralanabilir;

 – Küba’yla diplomatik ilişkiler kurmak

– Kübalılara daha etkili haklar sağlanabilmesi için düzenlemeler yapmak

– Küba’ya seyahate çıkış için genel bir izin belgesi altında seyahati kolaylaştırmak

– Amerikan vatandaşları tarafından Küba’ya para göndermeyi kolaylaştırmak

– ABD’den bazı mal ve hizmetlerin ihracının artırılmasını yetkilendirmek

– Küba’dan ek malların ithal edilebilmesi için ABD vatandaşlarını yetkilendirmek

– ABD-Küba arasındaki işlemlerin yetkilendirilmesini kolaylaştırmak

– Kübalıların iletişime ulaşmalarını ve serbestçe iletişim kurma kabiliyetlerini artırmak için yeni çabalar başlatmak

– Küba yaptırımlarının üçüncü ülkelerde uygulanmasını güncellemek

– Küba ve Meksika hükümetleri ile Meksika Körfezi’ndeki çözülmemiş deniz sınırı problemini tartışmak için görüşmeler yürütmek

-Küba’nın, teröre destek veren ülke olarak gösterilmesini tekrar gözden geçirmek

– Küba’nın 2015 Panama Amerikalılar Zirvesi’ne katılımını ele almak

ABD, 20 Temmuz 2015’te Küba ile diplomatik ilişkilerini yeniden kurdu, ancak komünist adaya karşı ticari, ekonomik ve mali ambargoyu korudu[20].Barack Obama ve Castro her ne kadar ilişkileri iyileştirmek için çaba harcasa da bazı sorunlar çözülememiştir.

 

3. İKİ DEVLET ARASINDA UZLAŞMAYA VARILAMAYAN SORUNLAR

İki devlet her ne kadar Obama dönemi ile başlayan normalleşme sürecine sıcak bakarak ilişkileri daha da iyileştirme çabasına girse de hala çözülemeyen sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların çözümünde iki ülke de çaba göstermiş fakat uzlaşma sağlanamamıştır.

 

3.1. Guantanamo Deniz Üssü

1898 İspanyol-Amerikan savaşında ABD Deniz Kuvvetleri’nin aldığı Guantanamo Koyu, Küba’nın eski yönetimi tarafından deniz üssü olarak ABD’ye kiralanmıştı. Guantanamo Üssü’nü ilk kiralama anlaşması16 Şubat 1903 yılında Küba Devlet Başkanı Estrada Palma, 23 Şubat 1903’ te de ABD Başkanı Roosevelt tarafından imzalanmıştır. Kiralama anlaşması 1934 yılında yenilendi ve ABD’ye istediği sürece bu topraklarda kalma hakkı verildi. Fidel Castro Guantanamo’yu Küba’nın kalbinde bir hançer olarak nitelemiştir ve her zaman protesto etmiştir. Obama görevi devraldıktan kısa bir süre sonra buradaki tutukevini kapatacağını duyurmuştur. Ancak kamptaki askeri yargıçlardan biri, bu kararı uygulamayacağını açıkladığı gibi 20 Mayıs 2009’da ise Amerikan Senatosu ezici bir çoğunlukla tutukluların nakli için gerekli maddi fonları durdurma kararı almıştır. Böylece Obama’nın tutukevini kapatma planına izin verilmemiştir[21]. Castro, Obama’nın Küba ziyaretinde Guanatanamo’nun iadesi talebini yinelemiş fakat olumlu cevap alamamıştır.

 

3.2. Ambargo Sorunu

1992’den bu yana Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda oylanan ve Küba’ya uygulanan ekonomik, ticari ve finansal ambargoya son verilmesini talep eden karar tasarılarına ABD düzenli olarak ret oyu vermiştir. Küba’ya yönelik ambargonun kaldırılmasını talep eden tasarı 2018 yılında 27. Kez Genel Kurul’da oylanmıştır. BM Genel Kurulu’ndaki oylamada 191 ülke tarafından desteklenmiştir. Oylamada sadece ABD ve İsrail ret oyu vermiştir. ABD, Küba’yla ilişkileri normalleştirmeye çalıştırdığı 2016 yılında ilk kez ret oyu yerine çekimser oy kullanmıştır. Dolayısıyla iki taraf arasında gerçek manada normalleşme yaşanabilmesi için ambargo konusunda ciddi adımların atılması gerektiği görülmektedir[22].

 

4. 2016 SONRASI İLİŞKİLERDE BELİRSİZLİK

2016 yılında Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ile birlikte ABD’nin dış politikasında eski dönemden çok daha farklı bir yol izlenmiştir. Trump’ın politikaları değerlendirildiğnde Obama dönemi dış politika tercihlerini eleştiren ve değiştiren ideolojik bir yaklaşım sergilediği göze çarpmaktadır. Küba’yla ilişkilerde eskiye dönüş, Venezuela’ya ve İran’a yeniden ambargo uygulama çabaları, Kuzey Kore ve Çin’le ilişkilerde şahin politikalar ve Kudüs kararı gibi örneklerde, bu ideolojik bakışın yansımalarını bulmak mümkündür[23].ABD Başkanı Donald Trump, Küba diasporasının etkili olduğu Miami’de 16 Haziran 2017 tarihinde yaptığı konuşmada, Küba politikalarını değiştirdiklerini belirterek, derhal yürürlüğe girmeküzere, önceki Amerikan yönetiminin Küba’yla yaptığı tek taraflı anlaşmayı iptal ediyorum demiştir. Obama döneminde sürecin normalleşmesi Trump’ın koltuğu devralması ile yerini belirsizliğe bırakmıştır.

 

SONUÇ

1959 yılında Fidel Castro iktidarı ele geçirene kadar ABD-Küba ilişkileri normal düzeyde seyretmiştir. Castro’dan önce Batista döneminde iki ülke dış politikada müttefik rolündeydi. Fakat Castro koltuğu devraldıktan sonra ortaya çıkan siyasi uyuşmazlıklar, ideolojik farklılıklar ve Sovyetlere yakınlaşma iki ülkeyi farklı kutuplara itti. 1962 yılında Küba’ya uygulanan ambargo Küba’nın ekonomik anlamda sıkıntılar yaşamasına neden olsa da Sovyetlerin yardımı ve Küba’nın Sovyetler ile olan dostluğu nedeni ile iki ülke ilişkileri hiçbir zaman normalleşmedi. Soğuk Savaş sonrasında Sovyetlerin yardımı kesilmesine rağmen konumundan vazgeçmeyen Küba kendine özgü sosyalist rejimini benimsemekten geri durmadı ve iki taraf da ilişkilerin düzelmesi için adım atmadı. Aksine 1990 sonrası yaşanan gelişmeler doğrultusunda Küba’ya uygulanan ambargo daha sıkılaştırıldı. 2008’den sonra Obama döneminde ABD’nin statükocu dış politikasından vazgeçmeye başlaması ile ilişkiler iyileşme sürecine girdi. Bu yolda iki taraf da birçok adım attı ve normalleşmenin başlayacağına dair mesaj verildi. Bunlara rağmen ekonomik ambargo ve Guantanamo Üssü gibi temel konular çözüme ulaşamadı. Obama’dan sonra Trump’ın politika değiştirmesi ile ilişkiler normalleşme sürecinden ayrılarak belirsizliğe doğru yöneldi.

Kaynakça

Kaynakça

  • Gibson, George H, Attitudes in North Carolina Regarding the Independence of Cuba, 1868-1898”, The North Carolina Historical Review, Vol 43 No1, 1996, p. 43-65
  • De Quesada, Alejandro , (ed.) Windrow, M., The Spanish-American War and Philippine Insurrection: 1898-1902, Osprey Publishing, 2007, p.6
  • De la Torriente, Cosme. “The Platt Amendment.” Foreign Affairs, vol. 8, no. 3, 1930, pp. 364–378. JSTOR, jstor.org/stable/20030290, 29 Mart 2019 tarihinde erişildi
  • Roskin, G.Michael ve Berry, O.Nicholas; Uluslararası İlişkiler, Çev. Şimşek, Özlem, Adres Yayınları, İstanbul,2014, s.228
  • BBC Türkçe, Domuzlar Körfezi çıkarması: Mükemmel fiyasko, 15 Nisan 2011, https://www.bbc.com/turkce/haberler/2011/04/110414_bay_of_pigs, (14 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • Armaoğlu, Fahir, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, 1914-1980, Cilt I, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1994, s.609
  • Blum, John Morton, Years of Discord, American Politics and Society, 1961-1974, Norton Company: New York, 1991
  • İzmir,Bahar, İki Müttefik, Bir Kriz: Türk-Amerikan İlişkilerinde Jüpiter Füzeleri Krizi, Humanitas, 5(10), 2017
  • Heale, M. J. ,The Sixties in America-History, Politics and Protest, Edinburgh University Press: Edinburgh, 2001
  • Petras,James, Eastman-Abaya, Robin, Küba: Devam Eden Devrim ve Güncel Çelişkiler, yenifikir, CİLT : 2 SAYI: 13 / Temmuz – Aralık – 2014, http://www.yenifikirdergisi.com/uploads/11/kuba-devam-eden-devrim-ve-guncel-celiskiler.pdf,( 29 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • LeoGrande, William M. “From Havana to Miami: U.S. Cuba Policy as a Two-Level Game.” Journal of Interamerican Studies and World Affairs, vol. 40, no. 1, 1998, pp. 67–86. JSTOR, jstor.org/stable/166301. (29 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • United States, House ofRepresentatives, H.R.927 – Cuban Liberty and Democratic Solidarity (LIBERTAD) Act of 1996, https://www.congress.gov/bill/104th-congress/house-bill/927 (29 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • Öğütçü, Büşra, Çok ‘Yakın’ İki Düşman: ABD – Küba İlişkileri, Politik Akademi, 2013, https://politikakademi.org/2013/02/cok-yakin-iki-dusman-abd-kuba-iliskileri/, ( 16 Mart tarihinde erişildi)
  • Turan, Aslıhan, ABD-Küba İlişkileri ve Obama Faktörü, BİLGESAM, 2010, http://www.bilgesam.org/incele/89/-abd-kuba-iliskileri-ve-obama-faktoru/#.XJNWLiIzbIV, (16 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • Zeleny, Jeff, “Obama, in Miami, Calls for Engaging with Cuba”, The New York Times, 24 Mayıs 2008, https://www.nytimes.com/2008/05/24/us/politics/24campaign.html, 20 Mart 2019 tarihinde erişildi
  • Dilek, Mehmet Sait, OBAMA DÖNEMİNDE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NİN KÜBA POLİTİKASI, Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, ANKASAM, Aralık, 2018
  • “Obama ve Castro İlk Kez Bir Araya Geldi”, Anadolu Ajansı,11 Nisan 2015, https://aa.com.tr/tr/dunya/ obama-ve-castro-ilk-kez-bir-araya-geldi/58383, (20 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • The White House, Charting a New Course on Cuba, Office of the Press Secretary, 17 Aralık 2014, https://obamawhitehouse.archives.gov/the-press-office/2014/12/17/fact-sheet-charting-new-course-cuba, ( 20 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • Cocoli, Isabela, Obama Moved Aggressively to Restore Relations with Cuba, VOANEWS, 26 Kasım 2016,  https://www.voanews.com/a/obama-restored-relations-with-cuba/3612438.html,  (29 Mart 2019 tarihinde erişildi)
  • Kardaş, Tuncay, “Trump Dönemi ABD Dış Politikasını Anlamak”, Anadolu Ajansı, 6 Nisan 2018, https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/trump-donemi-abd-dis-politikasini-anlamak/1110249#, (21 Mart 2019 tarihinde erişildi)

Dipnotlar 

[1] George H. Gibson, Attitudes in North Carolina Regarding the Independence of Cuba,

1868-1898”,  The North Carolina Historical Review, Vol 43 No1, 1996, p. 43-65

[2]Alejandro De Quesada, , (ed.) Windrow, M., The Spanish-American War and Philippine Insurrection: 1898-1902,Osprey Publishing, 2007, p.6

[3]Cosme de la Torriente, The Platt Amendment, Foreign Affairs, Vol. 8, No. 3, Nisan, 1930, s. 364-378

[4]G.Michael Roskin, O.Nicholas Berry, Uluslararası İlişkiler, Çev. Şimşek, Özlem, Adres Yayınları, İstanbul,2014, s.228

[5]BBC Türkçe, Domuzlar Körfezi çıkarması: Mükemmel fiyasko, 15 Nisan 2011, https://www.bbc.com/turkce/haberler/2011/04/110414_bay_of_pigs, (14 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[6]Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, 1914-1980, Cilt I, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1994, s.609

[7] John Morton Blum, Years of Discord, American Politics and Society, 1961-1974, Norton Company: New York, 1991

[8] Bahar İzmir, İki Müttefik, Bir Kriz: Türk-Amerikan İlişkilerinde Jüpiter Füzeleri Krizi. Humanitas, 5(10), 2017, 177-192

[9]Heale, M. J. (2001). The Sixties in America-History, Politics and Protest, Edinburgh University Press: Edinburgh, s.71-75

[10] James Petras, Robin Eastman-Abaya, Küba: Devam Eden Devrim ve Güncel Çelişkiler, yenifikir, CİLT : 2 SAYI: 13 / Temmuz – Aralık – 2014, http://www.yenifikirdergisi.com/uploads/11/kuba-devam-eden-devrim-ve-guncel-celiskiler.pdf,( 29 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[11]William M. LeoGrande, “From Havana to Miami: U.S. Cuba Policy as a Two-Level Game.” Journal of Interamerican Studies and World Affairs, vol. 40, no. 1, 1998, pp. 67–86. JSTOR, www.jstor.org/stable/166301. (29 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[12]United States, House ofRepresentatives, H.R.927 – Cuban Liberty and Democratic Solidarity (LIBERTAD) Act of 1996, https://www.congress.gov/bill/104th-congress/house-bill/927 (29 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[13]Büşra Öğütçü, Çok ‘Yakın’ İki Düşman: ABD – Küba İlişkileri, Politik Akademi, 2013, https://politikakademi.org/2013/02/cok-yakin-iki-dusman-abd-kuba-iliskileri/, ( 16 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[14]Aslıhan Turan, ABD-Küba İlişkileri ve Obama Faktörü, BİLGESAM, 2010, http://www.bilgesam.org/incele/89/-abd-kuba-iliskileri-ve-obama-faktoru/#.XJNWLiIzbIV, (16 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[15] Jeff Zeleny,“Obama, in Miami, Calls for Engaging with Cuba”, The New York Times, 24 Mayıs 2008, https://www.nytimes.com/2008/05/24/us/politics/24campaign.html, 20 Mart 2019 tarihinde erişildi

[16]Mehmet Sait Dilek, OBAMA DÖNEMİNDE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NİN KÜBA POLİTİKASI, Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, ANKASAM, Aralık, 2018, s.281

[17] Dilek, s.286

[18]“Obama ve Castro İlk Kez Bir Araya Geldi”, Anadolu Ajansı, 11 Nisan 2015,https://aa.com.tr/tr/dunya/ obama-ve-castro-ilk-kez-bir-araya-geldi/58383

[19]The White House, Charting a New Course on Cuba, Office of Press Secretary, 17 Aralık 2014, https://obamawhitehouse.archives.gov/the-press-office/2014/12/17/fact-sheet-charting-new-course-cuba, ( 20 Mart 2019 tarihinde erişildi)

[20] Isabela Cocoli, Obama Moved Aggressively to Restore Relations with Cuba, VOANEWS, 26 Kasım 2016, https://www.voanews.com/a/obama-restored-relations-with-cuba/3612438.html (29 Mart 2019 tarihindeerişildi)

[21] Dilek, s. 304

[22] Dilek, s.307

[23]Tuncay Kardaş, “Trump Dönemi ABD Dış Politikasını Anlamak”, Anadolu Ajansı, 6 Nisan 2018,https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/trump-donemi-abd-dis-politikasini-anlamak/1110249#, (21 Mart 2019 tarihinde erişildi)

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Furkan Karabacak

Furkan Karabacak
TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir