Ana Sayfa / Çeviriler / Kristof Kolomb’a Dair 10 Gerçek
Kaynak: Getty Images

Kristof Kolomb’a Dair 10 Gerçek

Yazan: Christopher Minster

Konu, Keşif Çağı’nın en ünlü kâşiflerinden Kristof Kolomb’a (Christopher Columbus) gelince doğruyu yanlıştan ve gerçeği efsaneden ayırmak zordur. Aşağıda Kristof Kolomb ve yaptığı dört efsane sefer ile ilgili duymamış olabileceğiniz 10 şey yer alıyor.

1) Gerçek İsmi Christopher Columbus Değildi

Christopher Columbus, gerçek isminin İngilizceleştirilmiş halidir. Gerçek ismi Cristoforo Colombo’dur. Bu isim ona doğduğu yerde Cenova’da verilmiştir. Başka dillerde de bu tarz değişiklikler olmuştur: Örneğin ismi İspanyolca’da Cristóbal Colón’ken İsveççe’de Kristoffer Kolumbus’tur. Cenova dilindeki ismi bile belirli değildir çünkü soyu ile ilgili belgelerin sayısı azdır.

2) Tarihi Seferini Neredeyse Gerçekleştiremiyordu

Asya’ya batıdan gitmenin mümkün olduğunu kabul etti. Fakat Avrupa’da bunu yapmak için gerekli olan parayı bulmak çok zordu. Portekiz Kralı dâhil birçok yerden yardım almaya çalıştı fakat Avrupalı liderlerin çoğu onun deli olduğunu düşündü. İspanyol sarayının etrafında yıllarca gezindi, Ferdinand ve İsabel’i düzenleyeceği seferi desteklemeleri için ikna etmeyi umuyordu. 1492’de seferinin onay aldığını öğrendiğinde çoktan pes etmiş, Fransa’ya doğru yola çıkmıştı. Ferdinand ve İsabel ile 17 Nisan 1492’de bir anlaşma imzaladı.

Anlaşmaya bir koşul eklenmişti. Eklenen koşula göre; “incilerin, değerli taşların, altınların, gümüşlerin, baharatların vs’nin sadece yüzde onluk kısmını kendine ayıracaktı. Bu sayılanlar satın alınmış, takas edilmiş, keşfedilmiş, ele geçirilmiş, kazanılmış olsun olmasın…”

3) Pinti Biriydi

Kolomb, kendisinin o meşhur 1492 seferinde, karayı gören ilk kişiyi altınla ödüllendireceği sözünü vermişti. 12 Ekim 1492 tarihinde karayı gören ilk kişi, Rodrigo de Triana adındaki bir denizci oldu. (Gördüğü kara parçası, günümüzde Bahamalar adıyla bilinir. Kolomb ise bu küçük adaya San Salvador ismini vermiştir.) Fakat zavallı Rodrigo ödülü alamadı. Kolomb ödülü kendine sakladı. Herkese; bir önceki gece, bir çeşit belirsiz aydınlık gördüğünü söyledi.  Aydınlık belli belirsiz olduğu için kimseye bundan bahsetmemişti. Rodrigo o zamanlarda zor duruma düşmüş olsa da Sevilla’daki bir parkı çevreleyen alanda, onun adına görkemli bir heykel yapıldı.

4) Düzenlemiş Olduğu Seferlerin Yarısı Felaketle Sonuçlandı

Meşhur 1492 seferinde, Kolomb’un sancak gemisi olan Santa Maria denizin dibini boyladı. Bu olay, 39 adamını La Navidad adındaki bir yerde bırakmasına neden oldu. İspanya’ya baharatlarla, değerli mallarla ve yeni ticaret yolunun haberiyle gelmesi bekleniyordu. O ise eli boş, kendisine zimmetli 3 gemiyi getirmeden gelmişti. Düzenlediği 4. seferde, gemisi alttan çürümüştü. Bu yüzden de adamlarıyla beraber Jamaika’da bir yıl mahsur kaldı.

5) Kolomb Berbat Bir Yöneticiydi

İspanya Kralı ve Kraliçesi; bulduğu yeni yerlerin şerefine Kolomb’u yeni kurulmuş bir kentte, Santo Domingo’da eyalet valisi yaptılar. Çok iyi bir kâşif olan Kolomb’un kötü bir yönetici olduğu ortaya çıkmış oldu. Kolomb ve kardeşleri kenti krallar gibi yönettiler; kazancın çoğunu kendilerine ayırdılar, kentte yaşayan diğer insanları kızdırdılar. Kolomb, halkına; Haiti’deki Tainolar’ın korunacağı sözünü verdi. Buna rağmen yerleşimciler, Kolomb’un kentten sık sık gittiği zamanlarda köylere saldırdılar. Hırsızlık yaptılar, tecavüz ettiler, esir aldılar. Kolomb ve kardeşlerinin disiplin uygulama uğraşları halk tarafından isyanla karşılandı.

Durum o kadar kötü bir hal almıştı ki İspanya Kralı kente bir araştırmacı yolladı. Araştırmacı, valilik görevini Kolomb’un elinden aldı ve Kolomb’u elleri bağlı şekilde İspanya’ya gönderdi. Yeni vali, Kolomb’dan kat kat daha kötüydü.

6) Kolomb Dinine Aşırı Bağlıydı

Kolomb dinine aşırı bağlı biriydi, Tanrının düzenleyeceği seferler için onu özel olarak seçtiğine inanırdı. Keşfettiği adalara verdiği isimlerin birçoğu diniydi: Amerika’ya ilk gelişinde, bulduğu adaya San Salvador ismini verdi, gemiden gördüğü yerlilerin “İsa’dan kurtuluş” bulmalarını umuyordu. Sonraki zamanlarda, Fransisken mezhebine özgü düz bir giysi giymeye başladı. Gittiği her yerde bu düz elbiseyi giydi; zengin bir amirale değil, bir rahibe benziyordu. 3. seferini yaptığı zamanlarda Orinocco Irmağı’nın Güney Amerika’nın kuzeyinde yer alan Atlantik Okyanusu’na döküldüğünü gördü. Cennetin bahçesini bulduğuna inandı.

7) Kolomb Köle Tüccarıydı

Düzenlediği seferler temelde ekonomikti, bu yüzden Kolomb’un yoldayken değerli bir şeyler bulması bekleniyordu. Kolomb, bulduğu yerlerin altınlarla, gümüşlerle, incilerle veya diğer hazinelerle dolu olmadığını gördüğünde hayal kırıklığına uğramıştı. Sonraları, bu yerlerde yaşayan yerlilerin değerli bir kazanç kaynağı olabileceklerine karar verdi. Düzenlediği ilk seferde 550 yerliyi köle olarak alıp getirdi; bunlardan çoğu öldü, kalanı da satıldı. Halkı, ikinci seferinden dönüşünde daha fazla yerli satın aldı.

Kraliçe İsabel, Yeni Dünya yerlilerinin kendisinin kulları olduğunu, bu yüzden de köle olarak kullanılmayacaklarını söylediğinde Kolomb yerle bir olmuştu. Yerliler, sömürge dönemi boyunca İspanyollar tarafından köle yapılabiliyordu ama etiketleri “köle” olmuyordu.

8) Yeni Bir Dünya Bulduğuna Hiçbir Zaman İnanmadı

Kolomb, Asya kıtasına doğru giden yeni bir geçit arıyordu… Zaten bulduğu şey de buydu, ölene dek de bunu söyleyip durdu. Bilinmeyen yerleri keşfettiğini gösteren gerçekler gitgide artıyordu fakat o, Japonya’nın, Çin’in ve Cengiz Han’ın sarayının keşfettiği topraklara çok yakın olduğuna inanmaya devam etti. İsabel ve Ferdinand ise olayı daha iyi kavramıştı: coğrafyacılar ve gökbilimciler dünyanın küre şeklinde olduğunu biliyorlardı. Japonya’nın İspanya’dan 12.000 mil uzakta olduğunu tahmin ettiler. (Bilbao’nun doğuya bakan tarafından yola çıktığınızda) Kolomb ise bu mesafenin 2400 mil olduğunu öne sürdü.

Hatta biyografi yazarı Washington Irving’in dediklerine göre; (1783-1859) Kolomb, tutarsızlığı engellemek için saçma bir teoride bulunmuş: Dünya inci şeklindedir. Asya kıtasını bulamamasının nedeni, incinin bir kısmının gövdesinden dışarıya doğru çıkmasıdır. Sarayda konuşulansa dünyanın şekli değil, okyanusun batıya bakan kısmının genişliğiydi. Kolomb’un şansına, Japonya’yı bulmak için hesapladığı uzunlukta Bahamalar yer alıyordu.

Kolomb, gün gibi meydanda olan şeyi kabul etmemekte direttiği için Avrupa’da hayatının sonuna dek alay konusu oldu.

9) Kolomb, Yeni Dünya Medeniyetlerinin Büyüklerinden Biriyle Tanıştı

Kolomb, Orta Amerika’nın kıyılarını keşfederken ağaç kütüğünden yapılmış uzun bir ticaret teknesi ile karşılaştı. Teknenin sahiplerinin bakırdan ve çakmak taşından yapılma silahları ve aletleri; tekstil ürünleri ve de biraya benzer mayalı içecekleri varmış. Ticaret yapmak için gelen tüccarların, Orta Amerika’nın kuzeyinde yer alan Mayalılar’dan olduklarına inanılıyor. Gariptir ki Kolomb, olayı daha fazla incelemek istememiş. Orta Amerika boyunca kuzeye gitmek varken güneye dönmüş.

10) Kolomb’un Kalıntılarının Nerede Olduğunu Tam Olarak Bilen Yok

Kolomb, 1506 yılında İspanya’da öldü. Kalıntıları 1537’de Santo Domingo’ya gönderilinceye kadar bir süre elde tutuldu. 1795’e kadar Santo Domingo’da tutulduktan sonra Havana’ya gönderildiler. 1898 yılındaysa muhtemelen İspanya’ya geri gönderildiler. Fakat 1877’de Santo Domingo’da, Kolomb’un adını taşıyan kemiklerle dolu bir kutu bulundu. O zamandan beri iki şehir (Sevilla ve Santo Domingo), kalıntıların kendilerinde olduğunu savundu. Söz konusu kemikler, iki şehirde de özenle süslenmiş anıt mezarlarda yer almaktadır.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Ali Ayberk Şipal

Ali Ayberk Şipal
TESAD İngilizce Çevirmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir