Ana Sayfa / Etkinliklerimiz / Kültür Sanat / Kore Filmlerinin Kadın Yıldızları

Kore Filmlerinin Kadın Yıldızları

Mun Ye- bong’dan Kim Hyesoo’ya Kore sineması tarihinin en ünlü kadınları…

Mun Ye-bong ve Kolonyal Dönemin Kadın Oyuncuları

Mun Ye-bong, sömürge dönemi boyunca Kore filmlerinin en büyük yıldızıydı. “Sahipsiz Feribot” (Lee Gyuhwan, 1932)  filminde köydeki fakir bir kızı canlandırırken, “Yolcu” (Lee Gyuhwan, 1937) filminde kız kardeş, kız çocuğu ve sevgili rollerinde ideal Kore kadını modelini temsil ediyordu.

“Tatlı Rüya”(Yan Ju-nam, 1936) filminde Mun Ye- bong, imajına ters bir şekilde kocasını ve çocuğunu terk eden bir kadın rolünde, sözde “yeni kadın” olarak tasvir ediliyor.

Kim So-young (1914-?), Geç kolonyal dönemde Kore film endüstrisinin simgesi olan aktris, masum olduğu kadar erotik ve modern olmasının yanı sıra bir o kadar da klasik cazibesiyle ünlüydü.

Kim Sin- jae (1919- 2003), Kendisine “sonsuza dek genç” gibi yakıştırmalarda da bulunulan masum ve zarif aktris, iyi bir eş ve becerikli anne rollerinde oynadı. Yönetmen Choi Inkyu ile evlendikten sonra oyunculuk kariyerine 1937’ de “Simchung’un Hikayesi” (An Seok-yeong) ile devam etti. Kim Sin-jae, Mun Ye-bong ve Kim So-young kolonyal dönemin öne çıkan üç önemli kadın sinema figürüydüler.

Kim Jeongrim ve 1950’lerin Kadın Yıldızları

Kore Savaşından sonra, Amerikan pop kültürü Güney Kore’ye tanıtıldı. Bu beraberinde Amerikan ürünlerinin ülkeye girişini de getirdi. “Madam Freedomfilminde, bir profesörün eşi olan Oh Seon-yeong, bir Amerikan ithalat dükkanının yöneticisi olur. Likör ve sigaranın yanı sıra, günlük rutinine yavaş yavaş romantizm ve dans da dahil olmaya başlar. İthalat dükkanı ve dans salonu, savaş sonrası Güney Kore’sini simgeleyen iki önemli semboldür.

Kim Jeongrim, “Madam Freedom”(Han Hyung-mo, 1956) filminden

Kim Ji-mee, Kore’ nin Elizabeth Taylor’ ı

Choi Eun-hee (1928-)

Seongnam’ da doğan Choi Eun-heenin gerçek adı Choi Gyeong-sun’du. İlk filmi “A New Oath” ile yıldızı parladı. Filmografisinde “A Hometown InHeart” (Yun Yong-gyu, 1949), “Dongsimcho” (Shin Sang-ok, 1959) ve “Mother And A Guest” (Shin Sang-ok, 1961) gibi filmler bulunan aktris,  “Korea” filminin çekimleri esnasında tanıştığı yönetmen Shin Sang-ok ile 1954 yılında  evlendi. 1960’lar boyunca eşiyle beraber kendi film imparatorlukları olan ShinFilms’in kurulması için çalıştı. 1964’te The Girl Raised As A Future Daughter-In-Law filminin yönetmenliğini üstlenerek Kore’nin üçüncü kadın film yönetmeni oldu.

Choi Eun-heeMother And Guest” (Shin Sang-ok) filminden, kızıyla yaşayan genç bir dul kendini evlerindeki pansiyonere aşık olmuş halde bulur. Choi Eun-hee, aşk ve ahlaki ikilem arasında kalan bir dulu canlandırdığı için feodalizmden modern döneme geçiş sürecindeki toplum tarafından oldukça sevilmiştir.

Choi Eun-hee “Rice” (Shin Sang-ok, 1963) filminden, 1960’ yılların başında, yeniden inşa gayesiyle yaşayan toplumda ideal kadın figürü çok çalışan kadındı.

Um Aing-ran ve 1960’ların En Ünlü Üçlüsü

The Barefooted Young” (Kim Kee-duk, 1964) filminin gösterime girmesinden sonra, ShinSeong-il ve Um Aing-ran dönemin en sevilen film yıldızları haline geldiler. Onların ortaya çıkışı ekran yıldızlarının altın çağına işaret etmiyordu, genç kuşaklar için filmlerin başlangıcını müjdeliyordu. 60’ların başında, Um Aing-ran bu akımın en çekici yıldızlarından biriydi. Üniversite mezunuydu ve neşeli, genç üniversiteli görünümü ve modern genç kız imajı popülaritesini oldukça arttırmıştı. Dahası, döneminin en önemli aktörü Shin Seong-il’le evlenmişti. Um Aing-ran’dan sonra, star endüstrisi parlamaya başladı ve Moon Hee, Nam Jeong-im ve Yoon Jeong-hee üçlüsü, 60’ların aktör ve aktrisleri için altın çağın kapısını araladı.

Shin Seongil  ve Um Aing-ran, “The Barefooted Young” (Kim Kee-duk, 1964) filminden

60’ların unutulmaz üçlüsü(Moon Hee, Nam Jeong-im, Yoon Jeong-hee), Moon Hee ağırbaşlı ve erdemli, Nam Jeong-im hayat dolu ve özgüvenli, Yoon Jeong-hee ise feminen ve seksi bir imaja sahipti.

Moon Jung-suk(1929-2000)

Seoncheon’da doğan Moon Jung-suk, 60’ların en meşhur aktrislerinden biriydi. Karakterlerin psikolojik tasvirlerinde ve oyunculuğunda detaylara önem vermesiyle  bilinirdi. Kariyerine “Life” (Lee Kang-cheon, 1958)’ filminde önemli bir rolde oynayarak başladı. “Holiday in Seoul” (Lee Yong-min, 1956) ve “My Sister Is A Hussy” (Han Hyung-mo, 1961) gibi filmlerle oyunculuğunun kapsamını genişletti. 1962’de, yönetmen Lee Man-heenin “Call 112” film ekibinde yer almasıyla beraber, Yönetmen Lee ile olan kariyeri başlamış oldu. “The Devil’s Starway”(1964), “Black Hair” (1964), “Full Autumn” (1966), “Homebound” (1967) gibi filmlerde, kayıtsızlık, anksiyete ve sinir krizlerinden muzdarip karakterleri canlandırdı. Döneminin en yetenekli aktrislerinden biriydi ve Lee’nin vazgeçilmez başrolü olmuştu.

Moon Jung-suk, “Black Hair” (1964), Moon Jung-suk, Moon burada eskiden bir mafya patronunun metresiyken, fahişe olan bir kadını canlandırmaktadır. Karakterin güçlü tasviri, sanki dünyevi olan her şeyin üstesinden gelmişçesine, erkekler dünyasının kurallarını zayıflatmıştır.

70’ lerin Öne Çıkan Aktrisleri

Moon Hee, Nam Jeong-im ve Yoon Jeong-heeyi, Chang Mi-hee, Yu Ji-in ve JeongYun-hui’den oluşan üçlü takip etti. İlk çıkışları, film endüstrisinin düşüşe geçtiği 70’lerin sonuna rastlasa da, 80’li yıllarda film ve reklam yıldızı olarak ünlendiler.

Chang Mi-hee, yönetmen Kim Ho-sun’un “Winter Woman”(1977)  filminin olağanüstü başarısıyla zirveye yükseldi. Changın masum ve seksi imajının karışımı halkı büyüledi.

Jeong Yun-hui, Kore sineması tarihinin en güzel kadın oyuncularından biri kabul edilir. Onun imajı, savunmasız, pasif ve erkek egemen toplum ve modern tarihin kurbanı olmuş bir kadın olarak yansıtılmışken, Yu Ji-in ise kültürlü ve orta sınıf rollerde yer almıştır.

Jeong Yun-hui

Chang Mi-hee, “Winter Woman” (1977) filminden,

Yu Ji-in, “The Hut” (Lee Dooyong, 1980) filminden

80’ lerin Üçlüsü

80’lerde hükümet 3S politikasını duyurunca, film endüstrisi de ucuz eğlence kaynağı olarak erotik filmler üretmeye başladı. Won Mi-kyung, Lee Bo-hee ve Lee Mi-sook, erotik filmlerin sinemayı işgal ettiği dönemde hayranlarının kalplerini çaldılar. Erotik filmlerde baş rol oynarlarken, aynı zamanda 80’lerin ilk akla gelen yönetmenleri Lee Doo-yong, Lee Jang-ho ve Kwak Ji-kyoon gibi isimlerle çalıştılar ve dönemin en ünlü aktrisleri oldular.

Spining The Tales Of Cruelty Towards Women” (Lee Do-yong, 1983) ve Hanging Tree” (Jung Jin-woo, 1984) gibi dönem filmlerinde, Won Mi-kyung, ataerkil toplum tarafından baskılanan ve onun klasik güzelliğiyle vurgulanan geleneksel kadın rollerini canlandırmıştır.

Lee Bo-hee, “Declaration of  Idiot” (Lee Jang-ho, 1983), “Between The Knees” (Lee Jang-ho, 1984)  ve “Lee Jang-ho’s Baseball Team” (Lee Jang-ho, 1986) gibi filmlerdeki saf ve çekici karakterleriyle sevilmiştir.

Lee Mi-sook ise “Whale Hunting” (Bae Chang-ho, 1984), “Winter Wanderer” (Kwak Ji-kyoon, 1986), “Mulberry” (Lee Doo-yong, 1985) filmlerinde olduğu gibi masum ve sert birçok farklı rolde oynamıştır.

Kang Soo-yeon, Venedik Tanrıçası

Feodal ve ataerkil toplum düzenine dayanan filmlerde, kadınlar genellikle neslin devam ettiğini göstermek için kullanılırlardı. Bu kadınlar erkeklerine sadık kalmaya, onlar için erkek çocuğu doğurmaya zorlanırlar ve söz konusu filmler de bu insanlık dışı geleneklerin trajik sonuçlarını işlerlerdi. Bu kadınlar hiçbir şey olamazlardı, sadece pasif ve itaatkardılar.

Bu tarz filmlerin çoğu, Joseon Hanedanlığı boyunca soyluların yaşayışlarını latif ve güzel bir biçimde yeniden canlandırılmasını sağladı ve 80’ler boyunca sıklıkla uluslararası film festivallerine gönderildiler, bazıları ödül aldı.

Tüm bunların merkezinde Kang Soo-yeon vardı. Kang kariyerine henüz çocukken başlamıştı. 1986’da “Surrogate Mother” (Im Kwon-taek, 1986) filmiyle Venedik Uluslararası Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı.

Kang Soo-yeon, Surrogate Mother” (Im Kwon-taek, 1986) filminden,

Shim Hye-jin ve 90’larda Yeni Jenerasyonun İkonları

90’lardan bu yana, günlük hayata ve kültüre daha önce hiç olmadığı kadar meraklı bir jenerasyon ve toplum olduğu söylenegelir. Film endüstrisi de sektöre yeni bir soluk getirmek için bu yeni nesil yönetmenleri ve oyuncuları kendi sıra dışı karakterleriyle karşıladı.

Bunlardan biri olan Shim HyejinThe Marriage Life” (1992) filminde, yeni jenerasyonun romantizminin yeni yüzlerini göstermek için tüm basmakalıplığı ve köhneliği reddetti.  Bu kendinden emin ve ayakları yere basan imaj “The Marriage Life” ile inşa edildi ve markalaşarak Choi Jin-sil ve Ko So-young gibi diğer yeni nesil oyunculara da rol model oldu. Televizyon dizilerinin büyük popülaritesi sayesinde, “Jealously” (1992), Choi Jin-sil yönetmen Kang Woo-suk ile “Mister Mama” ve “How To Top My Life” gibi pek çok  farklı komedi yapımında birlikte çalıştı,  sevimli ve arkadaş canlısı imajı da oynadığı rollere oldukça katkıda bulunuyordu. 90’ların yeni jenerasyonun en iyi filmlerinden biri kahramanı Ko So-young tarafından canlandırılan Beat” (Kim Sung-su, 1998) idi. Ko So-young, filmde bencil ve yeni jenerasyon tarafından şekillendirilen sisteme direnen bir karakteri canlandırmıştı.

Ko So-young, “Beat” (1998)

Jean Do-youn ve Yakın Dönemin Kadın Oyuncuları

Secret Sunshine” (Lee Chang-dong, 2007) filminde, Jean çocuğu kaçırılan bir anneye hayat verdi ve başarılı oyunculuğu ona 2007 yılında Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı. Böylece, Venedik’te 1987 yılında Kang So-yeon ve 2002’de Moon Sori de olduğu gibi, Lee de uluslararası film festivallerinde ödüller alan dünyaca ünlü aktrisler arasında yerini aldı.

Kaynak: https://artsandculture.google.com/exhibit/female-stars-in-korean-films/wQxJGhhB

Çevirmen Hakkında

Hatice Beyza Sezgin / TESA İngilizce Çevirmeni

Boğaziçi Üniversitesi

Tarih

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir