Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
film
imdb.com'dan alınmıştır.

Kitap Uyarlaması 7 Film

Sinema tarihine baktığımız zaman kitaplardan senaryolaştırılan film sayısının bir hayli fazla olduğunu görüyoruz. Ancak bu uyarlamaların geneline bakıldığı zaman ne kadarın başarılı olduğu tartışmalı bir konudur. Bu nedenle böyle bir liste oluşturmaya karar verdim.

1- Zorba, 1964[1]

zorba
beyazperde.com’dan alınmıştır.

Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Mihalis Kakoyannis oturmakta. Filmin yapımcıları ise Zorba karakterine hayat veren Anthony Quinn ile filmin yönetmeni olan Mihalis Kakoyannis. 7 dalda Oscar adaylığı elde eden film (En iyi yönetmen, En iyi uyarlama senaryo, En iyi film, En iyi erkek oyuncu, En iyi yardımcı kadın oyuncu, En iyi sanat yönetimi, En iyi görüntü yönetimi) En iyi sanat yönetimi ve En iyi görüntü yönetimi dallarında ödül kazandı.

Zorba sıradan bir hikâye değildir hayata dair ciddi felsefi diyaloglar barındırır içerisinde. İki karakterimiz vardır: Zorba ve Patron. Bu karakterler birbirlerine zıt özelliklerle karşımıza çıkar. Patron eğitimli, entelektüel olarak adlandırabileceğimiz bir karakterdir. Teori konusunda yoğun bilgisini pratiğe dökmekte ciddi sıkıntıları vardır. Zorba ise Patron’un tam tersine eğitimsizdir teorisi zayıf olmasına karşın pratik anlamında ciddi bir birikimi söz konusudur. Zorba karakteri için Anthony Quinn’den başka bir tercih düşünemiyorum. Filmin en başarılı iki yönü Zorba karakteri için Anthony Quinn’in tercih edilmesi ve film müziklerinin Mikis Theodorakis tarafından yapılması. Zorba rolündeki Anthony Quinn’e yanında Patron rolünde Alan Bates, Dul rolünde Irene Papas ve Madame Hortense rolünde Lila Kedrova eşlik etmekte.

(Zorbanın meşhur son sahnesi)

2-One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Guguk Kuşu), 1975

guguk kuşu
imdb.com’dan alınmıştır.

Guguk Kuşu romanı 1962 yılında Ken Kesey tarafından kaleme alındı. 2018 yılında aramızdan ayrılan Milos Forman tarafından sinemaya aktarılan filmin başrolünde sinema tarihinin en başarılı oyuncularından bir tanesi olan Jack Nicholson yer alıyor. Aynı zamanda Louise Fletcher hemşire rolü ile oldukça başarılı bir oyunculuk sergilemekte. Filmde çok önemli bir rolü olmasa da Danny DeVito’yu da görüyoruz. Filmde rol alan bir başka oyuncu Back to the Future serisindeki Dr. Emmett Brown rolüyle efsaneleşen Christopher Lloyd.

Film, akıl hastası numarası yaparak hapishaneye gitmekten kurtulan Randle Patrick McMurphy’nin (Jack Nicholson) akıl hastanesinde kaldığı süreçte mahkumlarla kurduğu diyalogların yanı sıra yaptığı kaçış planlarını odak noktasına alıyor. McMurphy zamanla ‘deli’ olarak görülen ve düşüncelerine değer verilmeyen bireylerin birer insan olduğunun farkına varıyor ve onlarla ‘normal’ diyaloglar kurarak arkadaş oluyor. Tabi bir yandan da akıl hastanenin hemşiresi olan Mildred Ratched (Louise Fletcher) ile psikolojik bir hakimiyet mücadelesine girişiyor.

Akıl hastanesinde geçen filmde yer alan figüranların büyük kısmı çekim sürecinde hastanede tedavi gören insanlardan oluşuyor.

guguk kuşu
imdb.com’dan alınmıştır.

Bir başka anekdot,  bu sene aramızdan ayrılan sinemanın efsanelerinden Kirk Douglas romanı ilk okuduğunda çok etkilenerek film haklarını satın almış ve yapılacak uyarlamada rol almak istemiştir ancak ilerleyen yaşı buna engel olmuştur. Filmin yapımcılarından olan Michael Douglas babasının bu hayalini gerçekleştirmiş ancak babasına filmde rol vermemiştir, söylentilere göre o dönem ikilinin arası Guguk Kuşu sürecinden dolayı açıkmış.

Filmin bir başka önemli başarısı akademi ödüllerinde en önemli beş dalının kazananı olması. Guguk Kuşu, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo (Orijinal ya da Uyarlama), En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında Akademi ödüllerini kazanan ikinci film olarak tarihe geçmiştir. (İlk film 1934 yılında Frank Capra tarafından çekilen It Happened One Night filmidir.) Guguk kuşundan sonra bu başarıyı 1991 yapım Silence of the Lambs tekrarlamıştır.

3- Being There (Bir Yerde) 1979

being there
imdb.com’dan alınmıştır.

Yönetmen Hal Ashby, Jerzy Kosinski’nin aynı adlı romanından uyarladığı Being There, yer yer komedi yer yer ciddi eleştiri öğeleri ile bezenen bir film. Peter Sellers bu film ile komedi oyuncusu olmadığını kanıtlama amacını gerçekleştirse de filmden kısa süre sonra hayatını kaybederek olası filmlerden bizleri mahrum bırakmıştır. (Peter Sellers, Pink Panther ile anılmaktan son derece rahatsızdı.)

Film, bahçıvanlık yapan Chance karakteri çevresinde ilerler. Chance bahçıvanlık yaptığı evde doğmuş ve oradan dışarıya hiç çıkmamıştır, dış dünyadan habersizdir ve tek bağlantı noktası seyrettiği televizyon programlarıdır. Görüştüğü tek insan kendisine yemek hazırlayan evin hizmetkârıdır. Bir gün yanında doğumundan beri yer aldığı ihtiyar hayatını kaybeder ve ev satışa çıkarılır. Hayatında dış dünyaya adım atmayan Change (Peter Sellers) evden çıkmak zorunda kalır, dış dünya ve kötülükleriyle tanışır. Orta yaşlı, çocuksu ve zekâsal anlamda sıkıntıları olan Change’in dış dünyaya adaptasyonu son derece zor olacaktır. Sonrasında karşılaştığı birtakım tesadüfler ile kendisini çok farklı noktalarda bulan Change, ‘bir şekilde’ ‘önemli’ insanların arasında bulur kendisini. Kısacası şöhretin ne kadar ucuz ve kolay elde edilebileceği ve hayatın tamamen rastlantılar ile şekillendiğini gösterir bize Being There.

Filmin son sahnesi her şeyi özetler niteliktedir. Bu saflık ve çocuklukta bir insanın toplumda var olamayacağına dair gönderme ile karşı karşıya kalırız. (Suda yürüme sahnesi)

Peter Sellers, Jerzy Kosinski’ye filmi çevirebilmek için ”Hayatımda en çok oynamak istediğim karakter Chance’tir” minvalinde bir mektup yazmıştır. Zira Jerzy Kosinski filmdeki Peter Sellers performansını gördükten sonra Peter Sellers için ”Chance karakterini benden daha iyi anladı” ifadesini kullanmıştır.

İki dalda Oscar adaylığı elde eden film (En iyi erkek oyuncu adaylığı Peter Sellers-En iyi yardımcı erkek oyuncu adaylığı Melvyn Douglas) en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oscar ödülünü kazanmıştır.

(Being There son sahnesi)

4- Awakenings (Uyanışlar) 1990

uyanışlar
imdb.com’dan alınmıştır.

İngiliz nörolog Oliver Sacks’ın aynı adlı eserinden senaryolaştırılan filmin yönetmenliğinde Penny Marshall yer alıyor. Filmin başrolünde Robin Williams ve Robert De Niro yer almakta.

Film kısaca, Malcolm Sayer (Robin Williams) adlı doktorun bir hastanede işe başlaması ve sonrasında karşılaştığı problemleri odağına alıyor. İşe başladığı hastanede yer alan hastaların büyük bölümü bir nevi bitkisel bir hayat yaşayan hastalardır. Çocukluk yıllarında yayılan bir virüs sebebiyle zamanla konuşma, hareket etme yetilerini kaybeden hastalar yıllardır bu şekilde yaşamlarını devam ettirmektedir. Hastanemizin yeni doktoru bazıları 30 yıldan uzun süredir bu şekilde olan hastalara bir çözüm bulmaya çalışır nihayetinde reflekse dayalı bazı ilerlemeler kaydeder. Devamındaki süreçte deneme aşamasında olan bir kimyasal ilaç ile bu insanları hayata döndürme şansını yakalar.  İlacın çok pahalı olmasından dolayı başlangıç olarak sadece bir hasta üzerinde çalışma yapabilecektir. Hayattaki tek yakını annesi olan Leonard Lowe (Robert De Niro) için annesinden izin alınır ve tedaviye başlanır. Ciddi iyileşme belirtileri gösteren Leonard, artık yürüyebilmekte ve konuşabilmektedir. Bu evreden sonra, Leonard ile Doktor Malcolm’un (Robin Williams) dostluklarını odak noktasına alan film, Leonard’ın özgürlük için mücadelesini, âşık olmasını ve dramatik yaşamını gözler önüne serer.

3 dalda Oscar adaylığı elde eden film (En iyi film- En iyi erkek oyuncu ve En iyi uyarlama senaryo) akademi ödülü kazanamamıştır.

5- 2001: A Space Odyssey, (2001: Bir Uzay Destanı) 1968

uzay macerası
wall.alphacoders.com’ dan alınmıştır.

Arthur C. Clarke’ın ‘sentiel’ adlı kısa öyküsünden sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda tüm zamanların en başarılı yönetmenlerinden birisi olan Stanley Kubrick oturmakta. Arthur C. Clarke filmle aynı adı taşıyan romanını filmden sonra yayınlayacaktır.

4 dalda Oscar adaylığı elde eden film (En iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi sanat yönetmeni ve en iyi görsek efekt) En iyi görsel efekt dalında akademi ödülünü kazanmıştır. 2 saat 19 dakikalık filmin yalnızca 40 dakikasında konuşma ile karşılaşırız.

2001: Bir Uzay Destanı’nın en önemli özelliği uzay hakkında son derece gerçekçi öğeler barındırmasıdır. İnsanoğlunun, filmin çekildiği yıl Ay’a iniş yapmadığını düşünürsek bu oldukça önemli bir başarıdır. Tabi Apollo Programı’nın getirileri olmadığı için bazı teknik sıkıntılarında olduğu söylenmelidir.

Film aynı zamanda birtakım öngörülerde bulunmaktadır. Ayda kurulacak koloniler, Jüpiter’e insanlı seyahat, yapay zekâya sahip bilgisayar, görüntülü telefon kullanımı gibi bir kısmı günümüzde gerçekleşmiş olan öngörüler söz konusudur.

Film bir tutulma sahnesiyle açılışı yapar fonda Richard Strauss’un ”Also Sprach Zarathustra” senfonisi çalmaktadır. (Böyle Buyurdu Zerdüşt) Bu sahnenin devamında ”İnsanlığın Şafağı” bölümü ile karşılaşıyoruz. Asıl açılış sahnesinin bu bölüm olduğunu söyleyebiliriz. Maymun-insanlar ile karşı karşıya kalıyoruz, bir sabah bu canlılar karşılarında Monolith buluyorlar ve akabinde ilk aletin keşfinin (kemik parçası) evrimsel süreçte inanılmaz bir sıçrama yarattığına şahit oluyoruz. Ve tekrar bir tutulma ile karşı karşıya kalıyoruz. (Astrolojide tutulmalar ani ve büyük değişimleri sembole eder.) Sonrasında maymun-insanlar arası bir çatışma-kavga görüyoruz galip çıkan maymun-insan elde ettiği zaferin ardından kemiği havaya fırlatıyor ve sinema tarihinin en vurucu sekanslarından birine şahit oluyoruz: hayata atılan kemik uzay mekiğine dönüşüyor. Böylelikle dahi yönetmen Kubrick insanlığın ve aletin 3.5-4 milyon yıllık evrimsel sürecini tek bir sekans ile izleyiciye vermiş oluyor. Taş ve sopalarla yaşanan savaş son bulsa da bilimsel anlamda bir savaşın ortasında buluyoruz kendimizi zira Ay’da keşfedilen ikinci Monolith’in Ruslardan gizlenmesi Soğuk Savaş sürecine ciddi bir gönderme olarak görünmekte.

Ay yüzeyinde keşfedilen Monolith’e ulaşan astronotların tepkisi maymun-insanlarınkinden pek farklı değil. Aynı şaşkınlık ve tereddüt ile yaklaşıp Monolith’e temas ediyorlar. Burada Kubrick, teknolojik anlamda ne kadar gelişme kaydetse de içgüdüsel olarak değişimin söz konusu olmadığına bir gönderme yapıyor. Astronotlar, Monolith’in önünde fotoğraf çekilmeye çalıştıkları anda müthiş bir çınlama ile karşılaşıyorlar. Bu çınlamanın, Monolith’ten çıkıp doğrudan Jüpiter’e giden radyo sinyalleri olduğu tespit edilince Jüpiter’e keşif için bir ekip (Discovery 1) gönderiliyor. 5 insan ve 1 bilgisayar.

Filmin bundan sonraki sürecinde Jüpiter Görevi: 18 Ay Sonra ve son bölüm olarak Jüpiter ve Sonsuzluk Ötesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Jüpiter Görevi bölümünde kusursuz olduğu iddia edilen HAL9000 adlı yapay zekâ ile astronotların mücadelesine şahit oluyoruz ve insanoğlu bir kez daha kazanıyor. Filmin son bölümünde ise Dave Bowman karakterinin uzayda yapayalnız kalmasına şahit oluyoruz ve Jüpiter’in yörüngesine girilen süreçte Bowman’ın bir solucan deliğine girdiğini görüyoruz. Yolculuğun son noktasında başka bir boyuta geçen ve zaman algısından arınan Bowman ile beraberiz. Bowman kendisinin yaşlı halinin son akşam yemeğini yerken karşısında buluyor. Yaşlı Bowman yemek yerken elindeki kadehi yere düşürüyor ve bir anda ölüm döşeğinde yatan Bowman ile karşı karşıya kalıyoruz. Michelangelo’nun Adem’in yaratılışı tablosuna yapılan bir gönderme ile parmağını Monolith’e doğrultan Bowman ölüm ve yeniden doğuşla dünyaya tekrar gönderiliyor.

(Kemiğin uzay mekiğine dönüşmesi)

 6- No, 2012

no
imdb.com’dan alınmıştır.

Antonio Skarmeta’nın Los Dias del Arcoiris (Gökkuşağı Çocukları) adlı kitabından sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Pablo Larrain var. Film 1973 yılında seçimle başa gelen ilk Marksist Devlet Başkanı Salvador Allande’yi devirerek başa geçen Augusto Pinochet’in 1988 yılında referandum ile devriliş sürecinde kamuoyu yaratmaya çalışan Pinochet karşıtlarının mücadelesini anlatıyor.

Tabi bu basit bir mücadele süreci değil, devletin tüm gücünü elinde bulunduran bir diktatöre karşı yapılan korkusuz bir mücadele.

“İnsanları korkutmak istiyorsanız onları geçmişleriyle korkutun, yoksulluk içindeki geçmişleriyle. Sonu görünmeyen ekmek kuyruklarıyla. Muhalefet sosyalist feryatlarına devam edecektir ama insanların ilgilendiği tek şey onlara dağıtılacak yardımlar.”

(1988 Şili Referandum Hayır Kampanya şarkısı No loquiero No, No)

7- The Motorcycle Diaries (Motosiklet Günlükleri), 2004

motorcycle diaries
imdb.com’dan alınmıştır.

Motosiklet Günlüklerinin senaryosu iki kitaba dayanıyor: Birincisi Ernesto Che Guevara’nın aynı adlı eseri ikincisi ise Alberto Granado’nun Che Guevara ile Devrim Yapmak adlı eseri. Filmin yönetmenliğinde Walter Salles oturuyor. İki dalda Oscar adaylığı elde eden film (En iyi uyarlama senaryo ve En iyi orijinal şarkı) en iyi orijinal şarkı dalında ödülü kucakladı.

Film, -23 yaşındaki varlıklı bir ailenin tıp öğrenimi gören oğlu- Ernesto Guevara’nın 29 yaşındaki biyokimyacı çılgın arkadaşı Alberto ile çıktıkları motosiklet yolculuğunu konu alıyor. 1950’li yılarda geçen film Ernesto Guevara De La Serna’nın Che Guevara oluşunun hikâyesidir. Gerçek Güney Amerika’yı keşfeden iki gencin yolculuğun sonunda vardıkları sosyal ve toplumsal bilinçlenmeleri Ernesto’nun tuttuğu notlardan an ve an takip etme şansına sahibiz. Tabi doğrudan politik bir Ernesto portresi ile karşı karşıya değiliz daha çok bilinçlenme sürecinde olan gezgin bir genç olarak karşımıza çıkıyor Ernesto.

Cüzzamlıların tedavi edilmeye çalışıldıkları merkeze yardımcı olmak için giden Che ve Alberto’nun oradaki hastalara yaklaşımı ve kurdukları dostluk görülmeye değer.

(Machu Pichu’ya vardıkları bölüm)

 

Dipnot:

[1] Kazancakis’in Zorba eseri hakkında değerlendirme yazım için: https://www.tesadernegi.org/nikos-kazancakisin-ozgurluge-bakisi-ve-aleksizorba.html?c05854&fbclid=IwAR0JAqveLGoZ81f4tdfERki5kWpsDJD3Ncxih8pX4AIOuAnCmrtCFNQOzgc (E.T. 27.02.2020)