Kıptice
Kaynak: Almanassa

Kıptice: Tarladan Kiliseye Mısırlıların Dilinin Yolculuğu

Her dil varlığını sürdürebilir, fakat sonsuza kadar kalacağı anlamına gelmez.

Nicholas Ostler, “Empires of the Word” kitabına bu cümleyle başlar. Kitabında basit bir üslupla tıpkı insanlar gibi dilin, konuşanlarının arasında nasıl hayatta kaldığını anlatır.

Kıptice, yüzyıllarca hem Yunanca hem Farsça ile mücadele etti, fakat Mısırlılar kendi dilinden vazgeçmedi. Sonra Arapların 640 yılında Mısır’a gelmeleriyle birlikte Kıptice 8 yüzyıl boyunca Arapçanın ektisi altına girmedi. Arap ve Kıpti tarih kitaplarına göre Mısırlıların 7 asır öncesine kadar Arapça iyi konuşamadıkları görülüyor. Günümüze gelene kadar ise farklı dönemlerden geçildi; ayaklanmalar valiler tarafından bastırıldı ve büyük demografik değişimler oldu.

Firavun Mirası

Nicholas Ostler, Kıptice’nin eski Mısırlılardan kalma bir dil olduğunu söylüyor. Aynı görüşte olan Prof. Dr. Semir Fevzi Circis, “Kıpti Mirası Ansiklopedisi”nde Kıptice’nin düşünüldüğü gibi dinî bir dil olmadığını, halkın dili olduğunu ve kiliselerin onu korumak için çabaladığını belirtiyor.

Yukarıda bahsi geçen iki kaynağa göre Kıptice, diğer doğu dilleri gibi Arapça’nın etkisinde kalarak ondan kelime almamıştır. Fakat Mısır’a İslamiyet’in girişinden ancak 4 yüzyıl sonra Arapça, Kıptice ile aynı seviyede kullanılır hale geldi. Ardından Arapça daha etkili olmaya başladı ve Kıptice daha çok kiliselerde ve manastırlarda kullanılan dil olarak kaldı.

Mısır Kilisesi’ne göre Kıptice, Antik Mısır’daki yazının dördüncü aşamasını oluşturuyor. Aynı zamanda Kıptice; Hiyeroglif, Hiyerotik ve Diyemotik dillerin dinamik uzantısı olarak kabul edilmektedir.

“Empires of the Word” kitabında Nicholas Ostler, 14. yüzyıla kadar Kıptice’nin faal bir şekilde kullanıldığı anlatılıyor. Böylece günümüze kadar etkisini sürdürerek kuzey ve güney ağızlarını oluşturmuş. Kuzey lehçesinde Arapça’nın etkisinin daha fazla olması nedeniyle Patrik İkinci Gabriel, 1132 ve 1145 yılları arasında dini faaliyetlerinde bu dili kullanmayı tercih etti.

Bürokrasi Dilinin Arapçalaştırılması

1967 yılında Prof. Dr. Mahmud Mustafa, yazdığı “İslami Fetihten Eyyubi Döneminin sonuna kadar Mısır’daki Arap Edebiyatı” adlı eserde, Kıptice’nin ilk aldığı darbenin 706 yılında Eyyubi Valisi Abdullah bin Abdülmelik bin Mervan döneminde, bürokratik dilin Arapçalaştırılmasından itibaren başladığını söylüyor. Kıptice, Mısırlılar arasında 13. yüzyıla kadar canlı kaldı ve kullanılmaya devam etmekle birlikte, bu karar doğrultusunda devlet dairelerinde çalışanlar, Arapça öğrenmek ve iş yerinde kullanmak durumunda kaldılar. Diğer yandan o dönemdeki yoğun ve toplu bir şekilde Mısır’a Arap Yarımadası’ndan gelenlerle anlaşmak için Arapça önem kazandı. Prof. Dr. Mahmud Mustafa, Arap Yarımadası’ndan gelenlerin büyük bir kısmının da Kıptice öğrendiğini söylüyor.

Çöküşün Başlangıcı

Prof. Dr. Mahmud Mustafa’ya göre, Abbasiler Dönemi’nde Kıptilerin ayaklanmasının bastırılmasının ardından Mısır’da yaşanan demografik değişimden sonra Kıptice başarısız olduğu bir sınav geçirdi. Halife Me’mun 829 yılında Beşmuriler İsyanı’nı bastırdıktan sonra önceki valilerin elde edemediği kontrolü sağlayabildi. Sürekli isyan edenleri Basra’ya sürgün etti.

Beşmurilerin Katliamı 

Abdülaziz Cemalettin’in 2011 yılında basılan “Makrizi Dönemi’ne Kadar Mısırlıların Devrimleri” adlı eserine göre Beşmuriler, Delta’nın kuzeyinde bugünkü Kafrüşşeh şehri ve civarlarında yaşıyorlardı. Cemalettin eserinde Mısırlı tarihçi Takiyyüddin el-Makrizi’nin, Beşmuriler hakkındaki yazdıklarını aktarıp “Bu adamlar diğer Mısırlılar gibi değillerdi. Araplar, Mısır’ı fethettiklerinden beri sürekli isyan düzenlediler.” dediğini söyler.

Markizi’ye göre Kıptilerin sayıları gittikçe azaldı; çünkü isyanlar sırasında özelikle Halife Me’mun’un ordusuyla gelmesiyle beraber birçok kişi öldürüldü. O sıralarda Beşmurilerin yoğun oldukları şehirler ateşe verildi ve bir kısmı Bağdat, Basra ve Ege adaları gibi yerlere sürgün edildi.

Ostler da kitabında yukarıda bahsi geçen Markizi’nin görüşüne katılarak; Müslümanlar ve Kıptiler arasında kırılma noktasının tam olarak bilinmediğini ve nüfustaki değişimin ne zaman başladığı ile ilgili net bir bilgi elde edemediğini söyler.

Ünlü Osmanlı denizcisi Pîrî Reis’e ait Beşmurilerin yaşadığı bölgenin haritası. (Kaynak: Almanassa)

Kıptice’nin Gerilemesi

Kıpti Mirası Ansiklopedisi’ne baktığımızda Kıptice’nin 13. yüzyıl Fatimi Dönemi’ne kadar insanlar arasında canlı kaldığını görüyoruz. Fakat 969 ve 1161 yılları arası El-Hâkim Bi-Emrillah döneminde büyük değişiklik oldu. Bu dönemde, sokaklarda Kıptice konuşmak yasaklandı. Ona rağmen köylerde ve uzak ilçelerde bu dil konuşulmaya devam etti.

Yukarıda bahsi geçen kararla ilgili Kahire Kıptice Araştırmaları Merkezi’nde görevli Prof. Dr. Kemal Ferit İshak, Arapça kaynaklarda bu yasak ile ilgili bilgi olmadığını ve doğru olmama ihtimali olduğunu söylüyor. Fakat El-Hâkim Bi-Emrillah’ın karakterine ve sürekli tartışmaya yol açan kararlarına bakıldığında böyle bir karar almış olabilir.

Kıpti Mirası Ansiklopedisi’ne göre, El-Hâkim Bi-Emrillah’ın getirdiği yasak ve devletin tutumu, birçok Mısırlıyı Kıptice yerine Arapça kullanmaya zorladı. Ayrıca Kıptice’nin 1161 ve 1149 yılları arasında Eyyubi Dönemi’nde durumunun iyi olduğu görüldü. Hatta o dönemde Evladü’l-assal ve Ebü’l-berakat gibi büyük yazarlar Kıptice eserler yazdılar.

Son Gerileme

Kıpti Mirası Ansiklopedisi’ne göre Mısır’da Memlüklerin iktidara gelmesiyle beraber Kıptice arka planda kalmaya başladı. Buna ek olarak Prof. Dr. Mahmud Mustafa’ya göre 10. yüzyılda Mısırlı entelektüeller arasında Kıptice bilmek, övgü kaynağı haline geldi. Ayrıca 11. yüzyılda Kıptice’nin eski durumuna dönmesi için bazı girişimler oldu, fakat beklenen başarı elde edilemedi.

On üçüncü yüzyılın başlarında ise Kıptice can çekişiyordu. Dolayısıyla birçok yazar eserlerini Kıptice yerine Arapça yazmaya başladı. Fakat bu durum Mısır’ın güneyinde bambaşkaydı; yaklaşık 16. yüzyıla kadar güneyde yaşayanlar çoğunlukla Kıptice kullanmaya devam ettiler. Günümüzde hâlâ Luxor İlindeki Zizinye Köyü gibi bazı köyler hem Kıptice konuşuyor hem de isteyenlere eğitim veriyor.

Kaynak: Almanassa

Kaynaklara göre Kıptice’nin arka planda kalmasının en büyük sebebi, bürokratik dilin Arapçalaştırılması idi. Çünkü bu karardan sonra devlet dairelerindeki çalışanlar işini kaybetmemek adına Arapça öğrenmek zorunda kaldılar. Kıpti Mirası Ansiklopedisi’ne göre ikinci sebep, insanların İslam’a girmesi oldu. Prof. Dr. Kemal Ferit İshak, Almanassa sitesine verdiği bir röportajda, Halife Memun’un Beşmuriler isyanını bastırdığı zamanda ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin sayısının yüksek olduğu için Kıptice olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

Nicholas Ostler da Mısır’daki Hristiyanların kiliselerde bu dili kullanmalarından dolayı Kıptice onların sayesinde canlı kaldığını açıkladı.

Arapça Kiliselerde

Kıptice, sadece günlük hayatta olumsuz yönde etkilenmedi, kiliselerde de bazı değişimler oldu. Bazı papazlar, herkesin kolay anlayabilmesi için kiliselerde yapılan ayinlerde okunan ilahileri Arapçaya çevirmek zorunda kaldı. Fakat bu durum 19. yüzyıla kadar yaygın değildi, çünkü Hristiyanlar ilahilerin Arapça okunmasının caiz olmadığını düşünüyorlardı. Ancak 20. yüzyıldan itibaren kiliselerde Arapça daha aktif kullanılmaya başlandı.

**Çevirmenin notu: Kıptice ya da Kıpti kelimeleri eski Mısır’ın adı olan Kemt’ten türetiliyor. Kemt ise kara toprak anlamına geliyor. Bu kelime Batı dillerine, özellikle İngilizce’ye, “Egypt” olarak geçmiştir. Türkçede kullanılan Kıpti kelimesinin, bazen bazı kişilerce ‘çingene’ anlamında kullanılması yanlış kullanımdır.

Yazar: Abdülgani Diab

Kaynak: Almanassa