Ana Sayfa / Çeviriler / Makale Çevirileri / Kimyasal Silahlar Neden Diğer Kitle İmha Silahlarından Daha Kötü?

Kimyasal Silahlar Neden Diğer Kitle İmha Silahlarından Daha Kötü?

İngilizce aslından Çeviren: Reyyan ESEN

Kimyasal Silahlar Neden Diğer Kitle İmha Silahlarından Daha Kötü?

Nükleer silahlı ülkelerin Suriye’deki zorbalığı ikiyüzlülük kokuyor.

Suriye’deki bombalamalara karşı protesto, 16 nisan Londra

İngiliz, Fransız ve Amerikan hükümetleri bu ayın başlarında Suriye’ye karşı güç kullandığında, uluslararası hukuka saygıyı sağlamak için hareket ettiklerini iddia ettiler. Oysa Birleşmiş Milletler güvenlik konseyinin izni olmadan güç kullanımı BM’nin tüzüğüne aykırıdır. Uluslararası hukukun uygulanmasını teşvik etmek için uluslararası hukukun ihlal ediliyor olması doğrusu oldukça şaşırtıcı. Şayet kimyasal silahların kullanımında bir yasak varsa, neden silahlı kuvvetin tek taraflı kullanımına dair bir yasak da yok? Bir yasak diğerini gölgede mi bırakıyor?

Bu üç nükleer güç, insanlık dışı silahların kinli bir çıkar grubu içerdiği rezaletini açığa vuruyor. Bu üç gücün davranışları elektronik sigaraların sağlığa zararlı olduğunu uluyan tütün şirketlerini anımsatır nitelikte. Her ne kadar insancıl dilin içinde konumlanmış gibi gözükseler de Amerika Birleşik Devletleri’nin, Fransa’nın ve İngiltere’nin gerçek güdüsü aslında terör silahları üzerindeki tekellerini korumak istiyor olmaları.

Suriye iç savaşında kimyasal silah kullanımının, sistematik olmaktan ziyade daha çok fırsat düştükçe yapıldığıve bir şekilde izole edildiği görülüyor. Çoğu sivil 500.000 kişinin ölümünden sorumlu olan bir çatışmada, kimyasal silahlardan yaralananlar muhtemelen yüzlerce. Uluslararası insancıl hukukun kimyasal silahların kullanımı ile ihlal edilmesi, kullanımı ile kuralların ihlal edildiği tek silah da değil.

Birçok silah türünün kullanımı uluslararası hukukun bir parçasını oluşturan belirli anlaşmalar ve beyanlarla yasaklanmıştır. Bu kuralın ilki tam olarak 150 yıl öncesinde konuldu. 1868 tarihli St Petersburg beyannamesinde patlayan mermilerin kullanımı kınandı.Birinci dünya savaşı Lahey Sözleşmeleri’nde, “savaşanların düşmanları yaralama aracı kullanma haklarının sınırsız olmadığı” belirtildi. Zehir veya zehirli silah kullanımı açıkça yasaklandı. 1914-18 savaşlarından sonra, İngiliz hükümet avukatları Alman kuvvetlerinin savaşta zehirli gaz ve “sıvı yangın” kullanımasından dolayı Kaiser Wilhelm II’ye karşı suç duyurusunda bulundu.Bir yüzyıl sonra, boğucu gaz, misket bombası, mayın ve kör edici lazer de kullanımı yasak olan silahlar listesine girmişti.

Uluslararası adalet mahkemesi ayrım gözetmeyen, gereksiz acılara veya gereksiz yaralanmalara neden olan herhangi bir silahın kullanılmasını yasaklayan genel bir ilkeyi onaylamıştı. Bu kesin ifade, uluslararası ceza mahkemesinin Roma tüzüğüne dahil edildi ve bu tür silahların kullanımı uluslararası savaş suçu olarak kabul edildi.Fakat Roma tüzüğündeki hüküm, içi boş bir kabuk, yani eksiklerle dolu bir yasadır.Bu tür silahların bir listesinin bir ekte yer almasını gerektirerek genel prensibi zihniyete sokar. Liste yok, ek yoktur.Roma tüzüğündeki ayrım gözetmeyen silahlara ilişkin genel hükmün, bir ekte özellikle listelenmesi konusunda ısrar edilmektedir çünkü bu şekliyle ifadeyi yorumlamak hakimlerin kendi bakış açısına kalmakta. Evet bu ayrım gözetmeyen kitle imha silahlarının neler olduğu yasaya dair hiçbir ekte ve listede belirtilmiyor, çünkü birçok devlet bir yandan bu olanları kınarken bir yandan da ikiyüzlülüğünü korumakla meşgul.

Roma tüzüğü, sadece üç silah kategorisini açıkça yasaklamaktadır.Kullanılan dilin başka bir çağdan ödünç alınmış gibi bir havası vardır: zehir veya zehirli silahlar, boğucu, zehirli ve diğer gazlar ve patlayan mermiler. Dahası, bir başka sınırlama da, 1998 tarihli tüzük metninde, bu silahlar üzerindeki yasağın uluslararası silahlı çatışmalara sınırlandırılmasıdır. Tüzük ilk defa 2010 yılında bu sınırın genişletilmesine dair bir girişimde buluncu ancak 120 ülkeden sadece 36’sı bu değişiklikleri onayladı.. İngiltere ve Fransa da bu değişiklikleri kabul etmeyen ülkeler arasındaydı. Bazıları, Suriye iç savaşında kullanılan kimyasal silahların “zehir veya zehirli silahlar” ve “zehirli gaz”a dahil olup olmadığını tartışıyor.Bunun, Roma tüzüğünü hazırlayanların bir amacı olup olmadığı da ayrıca tartışmalı bir konudur. Nitekim tüzük hazırlandığında kimyasal silahlara açık bir yasak koyma önerileri reddedilmişti.

Nükleer silahlar; yasaklanmış silahları düzenleyen, evrensel olarak kabul edilen yasal kuralların yetersizliğini gözler önüne sermektedir. Öyle ki nükleer silahlar hedef üzerinde ayrım yapmayan gereksiz acı ve gereksiz zararlara neden olan gelişigüzel silahlardır.

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na atıfta bulunan uluslararası adalet mahkemesi, nükleer güçlerin iyi niyetle izlenmesi ve nükleer silahsızlanma müzakerelerinin sonuçlandırılması yönündeki zorunluluğu hatırlattı. Nükleer güçler bu ihtiyacı sürekli olarak görmezden geliyor. Sonuç olarak, sadece nükleer silahların yayılmasını önlemek için değil, aynı zamanda kimyasal silahların yasaklanmasının etkili bir şekilde uygulanmasının da sağlanması esas olmalı. Çünkü ancak o zaman bütün terör ve kitle imha silahlarını tutarlı bir şekilde ele alan silahsızlanma ilkelibir yaklaşım başarılı olabilir.

Yazan: Profesör William Schabas, Londra’daki Middlesex Üniversitesi’nde uluslararası hukuk profesörüdür.

Kaynak:https://www.theguardian.com/commentisfree/2018/apr/25/chemical-weapons-mass-destruction-syria-nuclear

Çevirmen Hakkında

Reyyan Esen / TESA İngilizce Çevirmeni

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir