Kadına Yönelik Şiddet

Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Üzerine Alınan Tedbirlerin Etkileri Ve Sonuç

Özet

Bu çalışmada, dünyada ve ülkemizde çağ dışı olarak nitelendirilebilecek bir hal almış olan kadına şiddeti önleme bağlamında caydırıcı olması amacıyla alınan tedbir ve kararların incelenmesi amaçlanmaktadır. Kadına yönelik fiziksel, psikolojik (duygusal), cinsel ve ekonomik şiddete toplumun her kesiminde rastlanmaktadır, bu yüzden değerlendirmeler yapılırken konulara genel bir yaklaşım ele alınmaktadır. Yine bu çalışma, kadına yönelik şiddetin bir insanlık suçu olduğu kanısına destek vererek, bu kapsamda kadına şiddeti önleyecek tedbirlerin alınmasının yasal bir teminat olarak kabul edilmesini öngörmektedir.

Kadına şiddeti meşrulaştıran konuların saptanması ve bunların kadın erkek eşitliğini ne boyutta etkilediğine de yer verilmektedir. Bu bağlamda kadına şiddeti tetikleyen sorunlara çözüm olarak nitelendirilen İstanbul Sözleşmesi ele alınmaktadır. Yine kadına şiddete yönelik tedbirler arasında yer alan, ülkemizde 6284 sayılı kanun olarak bilinen Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a da yer verilmektedir.

Çalışmada veri analizi yöntemi kullanılırken Türkiye’de kadına yönelik aile içi şiddet araştırmaları üzerine değerlendirme noktasında kadın ve erkeklerin Türkiye nüfusuna oranlarına da yer verilerek saptamalar yapılmaktadır. Tüm bu veri ve analizler ışığında kadına şiddet konusuna karşı neler yapılması gerektiğine dair tavsiyelere, kadına şiddete karşı mücadelede kurumların rolüne, emsal teşkil edecek T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanlığı’nın çalışma ve projelerine, ayrıca kadın danışma merkezleri ve iş birliği yapılan kurumlara da değinilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Kadın, Şiddet, Cinayet, Kadın Cinayetleri, İstanbul Sözleşmesi.

Abstract

This study aims to analyse measures and decisions preventing violence against women, which has become quite outdated in Turkey and the world. Physical, psychological, sexual and economic violence against women are observed in all parts of the society. Thus, a general approach is taken while assessments are done.

Supporting the assumption that violence against women is a crime against humanity, this study also presumes that measures preventing the violence against women must be adopted as a legal guarantee. Pointing out the issues that justify violence against women and how this affect equality between men and women are also included. In this regard, Istanbul Convention is addressed, which is considered as a solution to problems triggering the violence against women. In addition, the Law of Protection of the Family and Prevention of Violence against Women is included, which is known as the article no. 6284 and one of the measures regarding the violence against women.

Data analysis was used in the study, and the ratio between men and women in Turkey is included to evaluate the domestic violence against women. In the light of all data and analyses; advices regarding the prevention of the violence against women, the role of institutions, studies and projects done by the Ministry of Family, Labour and Social Policies, women’s solidarity centres and partner institutions were included in the study.

Keywords: Woman, Violence, Murder, Women’s Murders, Istanbul Convention.

1. Kadına Yönelik Şiddeti Önlemek için Alınan Tedbir ve Kararların İncelemesi

1.1. İstanbul Sözleşmesi 

“Kadına yönelik şiddet, dünyada ve ülkemizde, kentli – köylü; eğitimli – eğitimsiz; varsıl – yoksul; genç – yaşlı; ev kadını – çalışan kadın farkı olmaksızın kadınların büyük çoğunluğunun yaşadıkları ortak sorundur. Kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir.”

Yukarıda Nazan Moroğlu’ndan direkt alıntılanan sözde de okunduğu üzere kadına yönelik şiddet toplumun her kesiminde görülmektedir. Şiddetin önüne geçebilmek için cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında tezahürünün, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran medya sektörünün bu minvalde denetiminin, hukuki eşitliğin, toplumsal kültürel yapının eşitliğe uyumunun önemi yadsınamayacak kadar büyüktür. Ataerkil toplum yapısında eşitliği sağlamak için de öncelikle yasal teminat mühimdir. Yasal teminata örnek olarak verilebilecek en önemli dosyalardan biri olan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi de hazır gündemdeyken, bu sözleşmenin kadınlar, kadın erkek eşitliği, şiddetin önüne geçebilmek için ne kadar elzem olduğunu aktarmak gerekmektedir.

Yazının bu bölümünde 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren, Avrupa Konseyi üyesi olan 20 ülke tarafından onaylanan ve kadına yönelik şiddeti eşitlikçi yaklaşımla sonlandırma maksadı güden İstanbul Sözleşmesi ele alınacaktır. Türkiye’de son dönemde daha da görünür hale gelen şiddeti önlemede atılmış en önemli adımlardan biri olan İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması mevzu bahisken kazanılmış hakların en mühimlerinden olan bu sözleşmenin mahiyetinin ne derece büyük olduğunu izah etmek bu yazının temel maksadıdır.

İstanbul Sözleşmesi’ni madde madde incelemeden evvel bu sözleşmeyi farklı ve önemli kılan unsurlardan bahsetmek gerekmektedir. Öncelikle İstanbul Sözleşmesi uluslararası hukukta kadına yönelik şiddette ve aile içi şiddette yaptırım gücü olan ilk sözleşme olma niteliği taşımaktadır. İstanbul’da imzaya açılması hasebiyle ismi İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaktadır. Bağımsız bir denetim mekanizması kurulmasına yönelik adımlar atılmıştır. Nazan Moroğlu’ndan direkt alıntılanması uygun görülen aşağıdaki ifade sözleşmenin mahiyetini kanıtlar niteliktedir.

“Sözleşme’nin, kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete son verilmiş bir Avrupa yaratmak amacıyla düzenlendiği önemle vurgulanmıştır. Sözleşme’ de kadına karşı şiddetle mücadele için kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmak üzere önleme (prevention), koruma (protection), kovuşturma(prosecution) ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma politikaları (policy) konularına yer verilmiştir. Bu konuda uluslararası bağlayıcılığa sahip ilk hukuki belge olan Sözleşme, Avrupa Konseyi üyeleri dışındaki ülkelerin de imzasına ve onayına açılmıştır. Sözleşme, medeni haline bakılmaksızın tüm kadınların şiddetten korunmasını kapsamakta, mağdurların haklarını korumaya yönelik önlemlerin alınmasında cinsel kimlik, cinsel yönelim de dâhil olmak üzere hiçbir ayrımcılık yapılmamasını öngörmemektedir.”

İstanbul Sözleşmesi (Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme)“11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddettin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi (kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi), 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.”

Yazının bu kısmında 12 bölüm 81 madde ve ek maddeden oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerinin başlıkları verilecek olup ilk dört bölüm kapsamlı bir şekilde izah edilmeye çalışılacak olup diğer bölümlerin de madde başlıkları verilecektir.

Bölüm 1: Amaçlar, Tanımlar, Eşitlik ve Ayrım Gözetmeme, Genel Yükümlülükler

Sözleşmenin amacı belirtilirken, kadına yönelik her türlü şiddeti ortadan kaldırmak, aile içi şiddeti kovuşturmak, kadınların güçlendirilmesi yoluyla eşitliği sağlamak maddeleri detaylı incelenmektedir.Sözleşmenin kapsamında kadınları etkileyen her türlü şiddet ortamı, savaş ve barış durumları dâhildir. Tanımlar kısmında ise sözleşmede yer alan kavramlar ele alınarak, açıklanmaktadır.

Kadına yönelik şiddet izah edilirken, özel alan ve kamusal alan ayrımı yapmaksızın her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet eylemini dâhil eden bir tanım yapılmaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet kadınların kadın olmasından ötürü gördüğü şiddet olarak tanımlandıktan sonra, 18 yaş atındaki tüm kız çocuklarının da kadın tanımına dâhil edildiği belirtilerek tanımlar kısmı sonlandırılmaktadır.

Temel Haklar, eşitlik ve ayrım gözetmeme bölümünde işbu sözleşme hükümlerinin cinsiyet, toplumsal cinsiyet, dil, din, ırk, ulusal ve sosyal menşei, cinsel yönelim, cinsel kimlik, yaş, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen durumu vs. ayrımı gözetmeksizin taraflarca uygulanması durumunun güvence altına alındığı belirtilmektedir.

Devlet Yükümlülükleri ve Gereken Özeni Gösterme sorumluluğu, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Politikalar maddelerinde eşitliğin yayılmasında devlete gereken sorumluluğu vermektedir.

Bölüm 2: Bütüncül Politikalar ve Veri Toplama

Kapsamlı ve Eş güdümlü Politikalar maddesinde devlet kurumları, ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerin, örgütlerin birlikte çalışmasına, hareket edip gerekli tedbir almasına değinilmektedir.

Mali Kaynaklar, Sivil Toplum Kuruluşları ve Sivil Toplum, Koordinasyon Birimi, Veri Toplama ve Araştırma maddelerinin de yer aldığı sözleşmenin ikinci bölümünde şiddetin nedenleri, halka açık bilgi sunmak maksadıyla yapılması planlanan anket sonuçları gibi tarafları ilgilendiren başlıklar açılmaktadır.

Bölüm 3: Önleme

Genel Yükümlülükler bölümünde taraflar kadınların aşağı bir cins olarak görüldüğü için uygulanan örf ve adetleri, kabulleri ortadan kaldırmak için gerekli tedbirleri almakta, ‘namus’, örf ve âdet, din gibi sebeplerin hiçbir şekilde şiddete mazeret oluşturmamasını sağlamaktadır.

Farkındalığı Artırma, Eğitim, Uzmanların Eğitimi, Önleyici Müdahale ve Tedavi Programları, Özel Sektör ve Medyanın Katılımı maddelerinde de önleme mekanizmaları tüm detayları ile açıklanmaktadır.

Bölüm 4: Koruma ve Destek

Genel Yükümlülükler, Bilgi, Genel Destek Hizmetleri, Bireysel/toplu şikâyetlerde destek, Uzman Desteği Hizmeti, Sığınma Evleri, Telefon Yardım Hatları, Cinsel Şiddet Mağdurları İçin Destek, Çocuk Tanıklar İçin Koruma ve Destek, Bildirim, Uzmanlar Tarafından Bildirim maddelerinde tarafların koruma ve destek konusunda hangi noktalarda etkili olacakları teşrih edilmektedir.

Bölüm 5: Maddi Hukuk

Hukuk Davaları ve Başvuru Yolları, Tazminat, Velayet, Ziyaret Hakları ve Güvenlik, Zorla Evliliklerin Hukuki Sonuçları, Psikolojik Şiddet, Israrlı Takip, Fiziksel Şiddet, Tecavüz Dâhil Olmak Üzere Cinsel Şiddet, Zorla Evlendirme, Kadın Sünneti, Zorla Kürtaj ve Zorla Kısırlaştırma, Cinsel Taciz, Yardım ve Yataklık Etme veya Girişim, Sözde “namus” adına işlenen suçlar dâhil olmak üzere kabul edilemez gerekçeler, Cezai Suçların Tatbiki, Yargı Yetkisi, Yaptırım ve tedbirler, Ağırlaştırıcı Sebepler, Diğer Tarafça Verilen Hükümler, Zorunlu Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Usulleri veya Hükümlerinin Yasaklanması.

Bölüm 6: Soruşturma, Kovuşturma, Usul Hukuku ve Önleyici Tedbirler

Genel Yükümlülükler, Acil Müdahale, Önleme ve Koruma, Risk Değerlendirmesi ve Risk Yönetimi, Acil Engelleme Birimleri, Kısıtlama ve Koruma Emirleri, Soruşturma ve Kanıt, Tek Taraflı ve Resen Yargılamalar, Koruma Tedbirleri, Adli Yardım, Zamanaşımı Kuralı.

Bölüm 7: Göç ve Sığınma

İkametgâh Durumu, Toplumsal Cinsiyete Dayalı Sığınmacı Başvuruları, Geri Göndermeme.

Bölüm 8: Uluslararası İş birliği

Genel İlkeler, Risk Altındaki Kişilere Yönelik Tedbirler, Bilgi, Verilerin Korunması.

Bölüm 9: İzleme Mekanizması

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddete Karşı Eylem Uzman Grubu, Taraflar Komitesi, Usul, Genel Tavsiyeler, Parlamentoların İzlemeye Katılımı

Bölüm 10: Diğer Uluslararası Belgelerle İlişki

Diğer Uluslararası Belgelerle İlişki

Bölüm 11: Sözleşme’ de Değişiklikler

Değişiklikler

Bölüm 12: Son Hükümler

Sözleşme’nin Geçerliliği, Uyuşmazlığın Çözümü, İmza ve Yürürlüğe Girme, Sözleşmeye Katılım, Ülkesel Uygulama, Çekinceler Çekincelerin Geçerliliği ve Gözden geçirilmesi, Fesih, Bildirim.

1.2. 6284 Sayılı Kanun

Önleyici tedbir ve kararların alındığı yürürlükte olan 6284 sayılı kanun bulunmaktadır. 18 Ocak 2013 tarihinde 28532 sayılı resmi gazetede yayınlanan “6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği”nde şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi ile şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali olan kişiler hakkında şiddetin önlenmesine yönelik tedbirler ile bu tedbirlerin alınması ve uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yer almaktadır. Bu yönetmelik 8.3.2014 tarihli ve 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” un 22. maddesine göre hazırlanmıştır. Bu yönetmelik; kadına, çocuğa, aileye karşı işlenen veya işleme eğiliminde bulunabilecek kişilerden kadını, çocuğu, aileyi korumak amacıyla hazırlanmıştır.

Yönetmeliğin ikinci bölümünün dördüncü maddesinde ihbar ve şikâyet esasları yer almaktadır. Şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesinde olan kişi şikâyet mercilerine dilekçe yazarak şikâyette bulunabilir. Dilekçe verilen merci veya makam kanun kapsamındaki görevlerini eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdür. Müdürlük veya ŞÖNİM’ e yapılan şikâyetler bunlar tarafından gerekli görüldüğü şekilde kolluğa, mülki amire, Cumhuriyet başsavcılığına veya hâkime bildirilir. Sözlü yapılan şikâyetler tutanak tutularak dosyaya eklenir. Yapılan şikâyet veya ihbarlar şiddete maruz kalma durumu olmasa da kanun kapsamında gerekli işlemlerin yapılmasını gerektirmektedir. Şiddete maruz kalan veya tehlikesi bulunan kişinin kanun tarafından korunması, şikâyet ve ihbarların işleme alınması gerekmektedir. Sözlü veya yazılı şekilde hatta var ise kanıt ve şahitler kullanılarak en yakın merci veya makamlara gidilerek ya da aranılarak hukuki süreci başlatmak gerekmektedir.

Yönetmeliğin üçüncü bölümünde tedbir kararları yer almaktadır. Şikâyet veya ihbar sonucunda hukuki sürecin başlaması ile mülki amir tarafından koruyucu tedbir kararları verilir. Tedbir kararları duruma göre değişkenlik göstererek; kadına ve hatta çocuklarına uygun barınma yeri sağlanmakta, geçici maddi yardım yapılmakta, rehberlik-danışmanlık hizmeti verilmekte ve geçici koruma altına alma kararı verilmektedir. Kişinin çocukları içinde yaş durumuna bakılarak eğitim, iş ve barınma için kararlar verilmektedir. Şiddet tehdidi, küçük düşürme aşağılayıcı sözler bile koruyucu tedbirlerin alınmasına neden olabilir. Koruyucu tedbirler kişiler haricinde, şiddete maruz kalan veya kalabilecek olan kişilerin eşyalarına da alınabilmektedir.

Yönetmeliğin dördüncü bölümünde tedbir kararlarının verilmesi ve yerine getirilmesi yer almaktadır. Tedbir kararı, ilgilinin talebi doğrultusunda; müdürlük, ŞÖNİM veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararı ilk defasında en fazla 6 ay süre ile verilmektedir. Kolluk görevlileri, mülki amirler, ŞÖNİM veya korunan kişinin talebi doğrultusunda koruma sürecinde veya şeklinde duruma göre değişiklik yapılmaktadır. Koruyucu tedbir kararlarının alınması için şiddete maruz kalma ya da şiddeti kanıtlayan belgelere ihtiyaç yoktur. Şiddet eğiliminde bulunan veya bulunacak olan kişi koruyucu tedbir kararlarına aykırı davrandığında hapis cezası almaktadır. Şiddeti uygulayan ve şiddete maruz kalan arasında kesinlikle arabuluculuk ve uzlaşma yapılamaz. Önleyici tedbirler kapsamında şiddete maruz kalan; kişinin konutu haftada en az bir kez ziyaret edilir, ikinci derece dâhil olmak üzere yakınlarıyla iletişim kurulur, komşularından bilgi alınır, muhtardan bilgi alınır, konutun çevresinde araştırma yapılır. Önleyici tedbirlere karşı herhangi bir aykırılığın tespit edilmesi sonucunda tutanak tutularak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Korunan kişi ise korunduğu alan dışında bir yere gideceği durumunda kolluk kuvvetlerine bildirmek zorundadır.

Yönetmeliğin beşinci bölümünde mali hükümler, nafaka, harç, vergi muafiyeti ve sağlık giderleri kararları yer almaktadır. Geçici maddi yardımlar için yapılan ödemeler şiddet uygulayan kişiye tebliğ edilir. Ödememesi takdirde borcu vergi dairesi tarafından takip ve tahsis edilir. Korunan kişinin yanlış beyanda bulunması tespitinde kendisine şiddet uygulayandan tahsis edilen tutar şiddet uygulayana iade edilir. Kanun hükümlerine göre nafakaya karar verilmesi durumunda icra müdürlüğüne bildirilir. Şiddet uygulayan kişinin SGK’da bağlantısı olması durumunda maaşından, aylığından, ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir. Korunan kişinin sağlık giderleri, genel sağlık sigortası kapsamında karşılanır. Korunan kişi kimliğinin gizlenmesi talebinde bulundu ise, sağlık hizmetlerinden yararlanırken, sıra bekleme, randevu alma, tedavi olma gibi işlemlerde, öncelikli ve hemen işlem gören kişi olmaktadır. Korunan kişinin iyileştirme ve tedavi edilmesi gerektiği durumda genel sağlık sigortası kapsamında hizmetlerin tedavisi Bakanlık tarafından karşılanmaktadır. Kanun kapsamında başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama giderleri, harç, posta gideri ve hiçbiri benzeri altında ücret alınamaz. Bakanlık gerekli gördüğüne davaya müdahil olarak katılabilir.

Bu yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yürütmektedir.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amacı kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını şiddete karşı korumaktır ve kanun ile şiddet uygulayan hakkında evden uzaklaştırma gibi birtakım tedbirler uygulanmaktadır. Bu yasa korunmasından; aile içi şiddete maruz kalan eş ve çocuklar ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri (akrabalar), tek taraflı ısrarlı takip mağdurları, mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan ya da evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireyleri yararlanabilmektedir.

Şiddete uğrayan kişi, diğer kişiler (aynı evde oturan bir kişi, kardeş, çocuk, akraba ya da şiddeti gören, duyan, tanık olan herhangi bir kişi, örneğin komşu, öğretmen, doktor vb.) şikâyet ve ihbar için Valilik-Kaymakamlık, Polis Merkezi, Jandarma Karakolu, Cumhuriyet Başsavcılığı veya Aile Mahkemesi Hâkimliği’ ne başvuruda bulunabilir. Adli yardımdan faydalanabilmek için talepte bulunulması halinde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında yapılan işlemler için hiçbir masraf alınmamaktadır.

Kanun kapsamında şiddet mağduru ile ilgili olarak verilebilecek tedbir kararları nelerdir?

Hâkim; korunan kişinin iş yerinin değiştirilmesine, korunan kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yeri belirlenmesine karar verebilir. Hayatî tehlike bulunması hâlinde, şiddet mağduru geçici koruma altına alınabilir. Vali ve Kaymakam korunan kişinin çalışma yaşamına katılımını desteklemek amacıyla çocukları için kreş imkânı sağlayabilir. Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve talep üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulabilir. Hâkim; şiddet mağdurunun aydınlatılmış rızasına dayanarak kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesine hükmedebilir. Şiddet mağdurunun barınma talebi olması hâlinde, mülki amir veya gecikmesinde sakınca olan hallerde kolluk kuvvetleri şiddet mağduru ve çocuklarına uygun barınma yeri sağlar. Vali ve Kaymakam gerekli gördüğü hallerde şiddet mağduruna maddi yardım yapılmasına geçici bir süre için karar verebilir.

Kanun kapsamında şiddet uygulayan/uygulama ihtimali bulunan kişi ile ilgili olarak verilebilecek tedbir kararları ise;

Hâkim, şiddet uygulayan ya da uygulama ihtimali bulunan kişinin; ortak yaşam alanından uzaklaştırılmasına, korunan kişilerin bulunduğu konut, okul ve iş yerine yaklaşmamasına yönelik karar verebilir. Hâkim tarafından şiddet uygulayanın, korunan kişiye karşı şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına ve iletişim araçları ile veya sair surette rahatsız etmemesine karar verilebilir. Çocuklarla kişisel ilişki kurulmasına, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, kişisel ilişkinin sınırlanmasına ya da tümüyle kaldırılmasına yönelik karar hâkim tarafından verilebilir. Şiddet uygulayanın hâkim tarafından verilen karar doğrultusunda silah veya benzeri araçlarını kolluk kuvvetlerine teslim etmesi sağlanır. Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesine de karar verilebilir. Mülki amir veya hâkim şiddet uygulayan ya da uygulama ihtimali bulunan kişinin bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavisinin sağlanmasına yönelik tedbirlere hükmedebilir. Sayılan tedbirlerin yanı sıra şiddet gören lehine nafaka ödeme yükümlülüğü getirilebilir.

Tedbir kararının süresi; tedbir kararı ilk defasında en fazla altı ay için verilebilir. Süre devam ederken veya süre bittikten sonra şiddet tekrar ederse, yeniden tedbir kararı alınması için başvurmak mümkündür. Tedbir kararına uyulmadığı sürece, şiddet uygulayan ya da uygulama ihtimali bulunan kişi, hükmedilen tedbir kararlarını ihlal etmesi durumunda üç günden on güne kadar zorlama hapsi ile cezalandırılabilir. Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadardır. Söz konusu ceza paraya çevrilemez, ertelenemez.

 

2. Şiddetin İstatistiki Analizi

Günümüzde sık sık duyduğumuz ya da şahit olduğumuz olaylar ve haberlerden kadın cinayetlerinin eskiye oranla daha da arttığı düşüncesinde olmakla birlikte istatistikler de bunu göstermektedir.

Tablo 2.1 Dünya Sağlık Örgütü Verilerine Göre Farklı Ülkelerde 1 Yılda Öldürülen Kadın Oranları (Milyonda)

Dünya sağlık örgütü verilerine göre farklı ülkelerde 1 yılda öldürülen kadın sayısı

Kaynak: https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf(ET: 19.09.2019).

2015 yılına ait yukarıdaki grafiğe baktığımızda Türkiye’de yılda bir milyon kişi başına düşen kadın cinayet oranının 5 olduğunu görmekteyiz. Türkiye nüfusu 82.003.882’dur.[1]Bir yılda 400 kadının öldürüldüğünü görmekteyiz.

2016, 2017 ve 2018 yıllarında 726’sı polis, 206’sı jandarma kayıtlarına geçen toplam 932 kadın cinayeti işlenmiştir.[2]

 

Tablo 2.2 2016, 2017 ve 2018 Yıllarında Türkiye’de İşlenen Kadın Cinayeti Sayıları (Jandarma Sorumluluk Alanı + Polis Sorumluluk Alanı)

2016301
2017350
2018281

Kaynak: https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kadin_Cinayetleri_Rapor.pdf (ET: 19.09.2019).

 

Tablo 2.3 2010-2018 Yılları Arası Kadın Cinayet Verileri

2010-2018 yılları arası kadın cinayet verileri

Kaynak: Gülsüm Kav, 03 Ocak 2019, https://twitter.com/GulsumKav/status/1080773064701431809?s=08(ET: 15.09.2019).

Yukarıdaki tabloda 2010-2018 yılları arasında kadın cinayetlerinin korkunç boyutlarda arttığını görmekteyiz. Bu istatistiklerin sadece basına yansıyan kadarı olduğunu göz önünde bulunduracak olursak nerede olduğunu, kim olduğunu, neden öldürüldüğünü bilmediğimiz, duymadığımız birçok kadın olabileceğini söyleyebiliriz. Tablo 2.2’ye baktığımızda polis ve jandarma sorumluluk alanında meydana gelen kadın cinayetlerinin; Tablo 2.3’te ki verilere göre oldukça aşağıda olduğu görülmektedir. Bu veriler bize, kayıtlara geçmeyen daha pek çok cinayetlerin ve şiddet vakalarının da olabileceğini gösteriyor.

 

Tablo 2.4 Kadınlar Hangi Bahanelerle Neden Öldürüldü? (Ağustos 2019)

Kadınlar hangi bahanelerle neden öldürüldü

Kaynak: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2018 Veri Raporu, 01 Ocak 2019, http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2869/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2018-veri-raporu (ET: 15.09.2019).

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre geçtiğimiz Ağustos ayında 3’ü ekonomik bahaneyle, 10’u boşanmak, ayrılmak istemesi ya da reddetme sebebiyle, 29’u tespit edilemeyen bir nedenle, 7’si ise şüpheli ölüm olarak kaydedilen 49 kadın öldürüldü. Kadınların öldürülmelerine sebep olarak gösterilen bu bahanelerin kullanılma oranı ise aşağıdaki grafikte görülmektedir.

 

Tablo 2.5 Kadınları Kim Öldürdü? (Ağustos 2019)

kadına yönelik şiddet

Kaynak: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2018 Veri Raporu, 01 Ocak 2019, http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2869/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2018-veri-raporu (ET: 15.09.2019).

2019 Ağustos ayında öldürülen bu 49 kadının 14’ü evli oldukları erkekler tarafından öldürülürken diğerleri ise akrabaları, birlikte oldukları erkekler, babaları ve oğulları gibi kimseler tarafından öldürülmüştür. Ağustos ayı verileri bu şekildeyken kadınların kimler tarafından öldürüldüğü konusundaki genel veriler ise grafikteki gibidir.

 

Tablo 2.6 Kadınlar Nasıl Öldürüldü?

Kadınlar nasıl öldürüldü kadına yönelik şiddet

Kaynak: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2018 Veri Raporu, 01 Ocak 2019, http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2869/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2018-veri-raporu(ET: 15.09.2019).

İstatistiklere göre kadınların çoğunlukla ateşli silahla öldürüldükleri ve birçoğunun aslında güvende olmaları gereken yerde yani evlerinde cinayete kurban gittiği bilinmektedir.

Canlının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne zarar veren her davranış şiddettir. İnsanların kendi icmal mekanizmalarında şiddet yaratabilecek durumları baskılama ve düzenleme yetkileri vardır. Bazı insanların şiddeti, saldırganlığı engelleyemediği durumlarda da toplumsal kuralların onları sınırlandırması beklenir. Eğer kuralların uygulanmasında beklentiler karşılanmazsa saldırganların önlerindeki engeller kalkmış olur.

Tüm bunlar göz önüne alındığında genel olarak şiddetin artması bu algı ve beklentilerin değişmesi, yasalara olan inancın kaybolması ve politik iklimin değişmesi ile açıklanabilir. Şiddetin sosyolojik nedenleri arasında iletişim biçimlerinin yetersizliği, eğitimsizlik, yanlış öğretilmiş ahlâk, etik ve namus anlayışı gibi nedenler sayılabilir.

Aktif psikotik durumlar, alkol ve madde kullanımı, kişilik bozuklukları şiddetin artmasına neden olur. Şiddet sadece yasalarla engellenemez, topluma ve bireye yönelik tedbirlerin birlikte ele alınması gerekir. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde şiddetle ilgili eğitim verilmesi bu sorunun çocuklar büyümeden çözümlenmesi şiddeti engellemede etkin bir yöntem olacaktır.

 

3. Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırmaları Üzerine Değerlendirme

Kadına yönelik şiddet hayatımızda maalesef ciddi bir toplumsal sorundur. Literatürde ve farklı disiplinler arasında bilimsel çalışmalarında yapıldığı bu alanda yinede her zaman toplumumuzda kimlikler üzerinden (kadın kimliği) kadınlar çeşitli ayrımcılıklara maruz bırakılmaktadır. Kadın ve erkek arasındaki ayrım aslında biyolojik farklılıkların ötesine geçer. Uluslararası arenada ‘gender’ (toplumsal cinsiyet) olarak tanımlanan kelime, en basit haliyle toplum tarafından kadın ve erkeğe biçilen roller ile alakalıdır. Literatürde bununla ilgili kaynaklarda kadınlar her zaman kadınsal(?) olarak görülen, bebek bakıcılığı, öğretmenlik gibi ayrımlara maruz kalmıştır. Bu ayrım, kadınlara toplum tarafından tanımlanmış bir roldür. Her zaman her meslek, davranış toplumumuz tarafından maskülen ve feminen olmak üzere ikiye bölünmüş vaziyettedir. Örnek vermek gerekirse; karar alma mekanizmaları, siyaset, matematik, güvenlik gibi alanlar daha çok maskülenliğin tanımlandığı alanlar olarak şekil alıp, bunun tam tersi olarak feminen olarak tanımlanan meslekler ve disiplinler ise; bebek bakıcılığı, öğretmenlik, Türkçe şeklindedir.

Toplumumuzun en önemli sorunsallarından biri olan toplumsal cinsiyet eşitliğini (gender) sağlamak uluslararası arenada hala tartışılagelen sorunlardan biridir. Dünya üzerindeki bütün ülkeler bu eşitliği sağlamak için çeşitli mücadeleler, kampanyalar düzenlemektedir. Özellikle Birleşmiş Milletlerin iki cinsiyet üzerinden yapılan ayrımcılıklara dur demek için düzenlediği raporlar, kampanyalar bu eşitsizlik makası arasındaki uzaklığı azaltmak için örnek verilebilecek en iyi örgüttür. Global GenderReport’un yayınlamış olduğu rapora göre Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama sıralamasında 130. sıradadır.[3]

Geçmişten günümüze kadına biçilen toplumsal rollerden dolayı kadının maruz kalmış olduğu her türlü şiddet, kadının kimliği üzerinden yapılan negatif ayrımcılık, 21.yyda artan sayısıyla birlikte devam etmektedir. Amaç, bu bağlamda kadına karşı şiddetin tam anlamıyla tespit edilmesi ve bu şiddetin ortadan kalkması için çözüm önerileri sunmaktır.

İstanbul Sözleşmesi (2011) yürürlüğe girmesiyle kadına karşı şiddetin azaltılması ve kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması yolunda daha ciddi adımlar atılmıştır. Ancak yapılan araştırma ve kayda geçen veritabanlarına göre şiddet; henüz son bulamamıştır.

Tablo 3.1 Türkiye Nüfusu

Yaş grubu
Age group
2018
Toplam
(Total)
Erkek
(Male)
Kadın
(Female)
Toplam-Total81 867 22341 059 07540 808 147
0-46 544 7813 357 9813 186 800
5-96 336 7873 253 1923 083 595
10-146 322 2233 244 5843 077 639
15-196 402 8063 288 0163 114 790
20-246 523 8463 333 0763 190 769
25-296 256 6093 176 5933 080 016
30-346 319 0973 197 2853 121 812
35-396 563 3503 309 8343 253 516
40-445 836 2122 947 6382 888 574
45-495 302 8322 665 1682 637 665
50-544 693 5552 367 2292 326 325
55-594 163 9962 072 1102 091 886
60-643 437 7731 687 7221 750 051
65-692 604 9781 242 5841 362 395
70-741 849 910 831 9111 017 999
75-791 257 817 537 620 720 197
80-84 790 992 317 440 473 552
85-89 484 644 181 949 302 695
90-94 146 412 41 254 105 158
95-99 23 611 5 249 18 362
100+ 4 990  638 4 352

Kaynak: TÜİK, Nüfus Projeksiyonları 2013-2075, 14 Şubat 2013, http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15844(ET: 20.09.2019).

2018’daki güncel verilere göre Türkiye nüfusu 81 867 223[4] bireyden oluşmaktadır. Bu bireylerden kadın nüfusunu oluşturanların oranı %49,8’dur.[5] Bu bilgiden anlaşılabileceği üzere kadınlar Türkiye nüfusunun yarısını oluşturmaktadırlar. Tezat bir şekilde erkeklere kıyasla, nüfusun yarısını oluşturan kadınların temsiliyeti son derece sınırlıdır. Toplumda kadınların düşük temsil gücü de bunu tetikleyen bir şeydir. Düşük temsiliyetin yaratmış olduğu negatif buhran ile kadınların sosyalizasyonu toplumda son derece zordur. Toplumumuzda bunun en büyük göstergesi kadın-erkek okuryazar eşitsizliğidir. Erkek nüfusuna kıyasla, kadınların eğitim seviyeleri daha düşüktür. Kadınlar, temel insan hakkı olan eğitimden erkeklere kıyasla daha az yararlanabildikleri için sosyalizasyonları da bu sonuç itibari ile daha az oluyor. Bu argümanı destekler nitelikte yapılmış olan bir araştırmaya göre, şiddete uğrayan kadınların en çok istediği eğitim fırsatı ve olanaklarından yararlanmak istedikleridir.[6]

Türkiye’de 1987 yılında ilk defa başlayan kadın hareketi “Dayağa Karşı Kadın Yürüyüşü” ile başlamıştır.[7] Resmiyette geçen kayıtlara göre Türkiye’de 2018 yılında en az 255 kadın öldürülmüştür. Bu cinayetler, Türkiye’nin her yerinde meydana gelmiştir. 255 kadından 4’ü trans kadınların maruz kaldığı cinayetlerdir. Yani; kadınlar sadece kadın olduğu için değil, trans bir kadın olduğu için bile şiddet, ayrımcılık görebiliyor. Bunu açıklayan terim olan ‘kesişimsellik’ (intersectionality), kadınların maruz kaldığı ayrımcılık merdivenlerini reel ortamda gözler önüne seriyor.

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, bunun ile ilgili hukuki süreçlerin daha bağlayıcı hale getirilmesi için toplumumuzu oluşturan her ferdin bu konu hakkında daha çok bilgilendirilmesi gereklidir. Her ülkede olduğu gibi kanunlarda yer verilen bu konuya ilişkin anayasamızda belirtilen 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine ilişkin kanun kadına karşı şiddeti azaltmaya yetmemektedir.Normlar hiyerarşisiyle tescillenen anayasanın üstünlüğü ilkesi bile kadına karşı şiddetin azaltılmasına yardımcı olamamaktadır.

Yapılan istatistiksel araştırmaya göre;[8] kadınların maruz kaldığı her türlü şiddet (fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik) Türkiye’nin her bölgesinde görülmektedir. Bunun yanı sıra, kadınların görmüş olduğu şiddetin aynı zamanda her yaş aralığında görüldüğü de aşikârdır. Eğitim seviyesiyle şiddet arasında negatif bir ilgileşim mevcuttur. En belirgin korelasyonun istatistiksel olarak kanıtlanmış olan değişken kadının medeni durumu ile ilgilidir. Türkiye’de şiddet gören kadınların çoğu evliliğine son vermiş kadınlardır.

Ne yapılmalı?

  1. Toplum tarafından kadın ve erkeğe biçilen roller reddedilmeli, kadın ve erkek arasındaki eşitliğin sağlanması amacıyla dikkat çeken reklamlar yapılmalıdır.
  2. İstatistiksel araştırmalar göre şiddet gören kadınların çoğu öncelikle ailesine başvurmaktadırlar.[9] Ailelerine başvuran kadınların yarısından çoğu ailelerin daha çok ilgisiz kaldığını söylemektedirler.[10] Bu konu için daha detaylı inceleme başlatılmalıdır.
  3. Valilik, Kaymakamlık, Güvenlik Kuvvetleri (Polis ve Jandarma), Hukuki Makamlar (Savcılık, Mahkeme) ve Sağlık Kuruluşları birbiriyle daha entegreli bir şekilde çalışmalıdır.
  4. Politika yapımında uyulacak basamaklar son derece iyi düşünülmelidir.

 

4. Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadelede Kurumların Rolü

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik şiddet, modern toplumun üzerinde durulması gereken problemlerinden biridir. Sanıldığının aksine Batı toplumlarında da yaygın olan bu sorun kendisini ekonomik eşitsizlik, siyasi bakımdan temsil edilmeme, kültürel baskı ve cinsel şiddet şeklinde göstermektedir ve erkeklerin sosyal, siyasal ve ekonomik kaynaklara fazlasıyla sahip olması bu sorunu tetiklemektedir.[11]

1993 yılında BM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Kadınlara Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Bildirge” ile 2011 yılında imzaya açılan “İstanbul Sözleşmesi” (tam adıyla Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet sorunu olduğunu belirtmektedir.[12]

Kadına yönelik şiddet ile mücadelede kurumların rolü büyüktür. T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve şehirlerdeki barolar gibi pek çok kurum kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmekte; toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltmaya, kadınları bilinçlendirmeye ya da şiddete uğramış kadınları rehabilite etmeye yönelik politikalar ve projeler üretmektedir. Kurulan danışma merkezleri ve sığınma evleri şiddete maruz kalan kalan kadınlara hukuki, psikolojik vb. konularda yardımcı olmakta ve güvenlik tedbirleri alarak barınma hizmeti sağlamaktadır. Ancak, ülkemizde kadına yönelik şiddete karşı mücadelede kurumların rolü istenilen düzeye ulaşabilmiş değildir.  Söz gelimi, 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre nüfusu yüz bini aşan tüm belediyelerde bulunma zorunluluğu olmasına rağmen, İstanbul’daki otuz altı belediyeden yalnızca beşinde kadın sığınma evi bulunmakta ve bazı belediyelerin bu zorunluluktan haberi dahi bulunmamaktadır.[13]

 

4.1. T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Çalışmaları ve Projeleri

T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü çatısı altında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadınların toplum içerisindeki konumunun güçlendirilmesi ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın giderilmesi için çalışmaktadır.[14] Bakanlıkça kurulan Alo 183 Çağrı Merkezi ihmal, istismar ve şiddet olaylarına yönelik ihbarları kabul etmekte ve vakaları ilgili mercilere yönlendirmektedir.[15]

Bakanlığa bağlı il müdürlükleri ve bu müdürlüklere bağlı olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) de şiddet görmüş ya da şiddet riski altındaki kadınların başvurabileceği kuruluşlardır. Bu kurumlar mağdurlara iyileştirme sürecinde destek olmakta; hukuki destek, maddi yardım ve konuk evi sağlama gibi konularda mağdurların yanında olmaktadır. Bunların yanında, Bakanlık tarafından çeşitli paydaşlar ile yürütülen, ulusal ve uluslararası düzeyde, pek çok proje bulunmaktadır. Yürütülen projeler; kadınlara boşanma sürecinde ve sonrasında destek verme, kadınların ekonomik fırsatlara erişimini sağlama, iş yerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama ve ilgili kurumlarda çalışan personeli bilinçlendirme gibi konuları içermektedir.

4.1.1. Kadınların Ekonomik Fırsatlara Erişiminin Artırılması Projesi (Kasım 2012 – Şubat 2017):

Dünya Bankası ve İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Ajansı ile birlikte yürütülen bu projede, kadınların ekonomideki paylarının arttırılmasının ülke ekonomisine ve kadınların siyasete katılım sürecine fayda sağlayacağı varsayılmıştır. Buna göre bu projede; kadınların ekonomideki paylarının artırılması için gerekli ögelerin ve karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi, tespit edilen sorunların çözümü için politikaların üretilmesi, kadınların daha iyi işlerde çalışması ve girişimcilik fırsatlarına erişiminin artırılması amaçlanmıştır.

4.1.2. Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Ulusal Politikaların Etkinliğinin Arttırılması Projesi (2013):

İngiltere Büyükelçiliği ile ortaklaşa yürütülen bu proje ile sığınma evlerinde, ŞÖNİM’lerde ve il müdürlüklerinde çalışan personelin bilinçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, 2 yerel ve 2 uluslararası uzmandan oluşan gruplar 240 çalışana eğitim vermiştir. Eğitimler kurumlar arası koordinasyon, travmatolojiye giriş, travmaya erken müdahale gibi konuları içermiştir.[16]

4.1.3. Aile İçi Şiddet Alanında Çalışan Personele Yönelik Eğitici Eğitimi Projesi (2013 – 2014):

Avrupa Birliği Bakanlığı ve İngiltere Büyükelçiliği ile ortaklaşa yürütülen bu proje ile ŞÖNİM’lerde ve il müdürlüklerinde çalışan personelin bakış açılarının geliştirilmesi ve mesleki yetkinliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla; Ankara ve Antalya’da çalışan 106 personele 6284 sayılı Kanun, sarsıntı ve travmaya yönelik müdahale, temel danışmanlık becerileri, stres ile başa çıkma yöntemleri ve sunum teknikleri konularında eğitim verilmiştir.[17]

 4.1.4. Şiddete Maruz Kalan Kadınların Güçlendirilmesi Elektronik Takip ve Mal Alımı Projesi (2010):

Bu projede, kadın sığınmaevlerinin kalitesinin artırılması ve elektronik destek sistemleri yardımıyla şiddet mağduru kadınların korunması amaçlanmıştır. Bu amaçla diğer ülkelerdeki başarılı örnekler incelenmiş ve incelemenin sonunda kadınların hizmetlere daha çabuk erişebilmeleri için 135 adet (14+1) araç alınmıştır.[18]

4.1.5. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İçin Kadın Konuk Evleri Projesi/Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi (2014 – 2016):

Avrupa Birliği’nin sponsorluğunda yürütülen bu projenin amacı, kadın haklarının korunması için yürütülen faaliyetlere destek olmaktır. Proje kapsamında; Ankara, Bursa, Antalya, İzmir, Samsun, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, Kırşehir, Nevşehir, Düzce, Sakarya, Mersin, Isparta, Adana, Manisa, Denizli, Trabzon, Erzurum, Konya, Afyon, Şanlıurfa, Diyarbakır, Van, Kocaeli ve Çanakkale illerindeki şiddet gören kadınlara destek veren birimler ve STK’lar için eğitim programları düzenlenmiş ve çeşitli hibeler verilmiştir. Sağlık çalışanları, hâkimler, savcılar, yazı işleri müdürleri, Emniyet Genel Müdürlüğü personelleri gibi pek çok kamu çalışanı da proje kapsamında eğitim görmüştür. Bununla birlikte proje kapsamında “Kadına Şiddete Karşı Buradayım De” kampanyası düzenlenmiştir.

4.1.6. 6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Etki Analizi Çalışması (2013 – 2014):

Bu projede, 20 Mart 2012’de yürürlüğe giren 6284 sayılı Kanunun uygulama sürecinin incelenmesi, sorunlarının giderilmesi ve şiddet mağduru ve şiddet uygulayıcıların demografik, sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan profillerinin ortaya konması amaçlanmıştır.[19] Araştırma sonucunda tespit edilen sorunlar hakkında çözüm önerileri ve yol haritaları geliştirilmiştir.

4.1.7. Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele ve Müdahale İnsani Yardım Programı (2013):

BM Nüfus Fonu ile yürütülen bu projede, Suriye İç Savaşı sonrasında ülkemize gelmek zorunda kalan Suriyeli sığınmacıların toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlendirilmesi ve sığınmacılara hizmet sunan personelin toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı müdahale etme bilincinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Proje kapsamında Gaziantep Nizip’teki toplama kampı personeline, psikologlara ve sosyal çalışmacılara eğitimler verilmiş; Suriyeli sığınmacılara dağıtılmak üzere Türkçe/Arapça broşürler oluşturulmuş ve Suriyelilerden oluşan gruplarla çeşitli toplantılar yapılmıştır.

4.1.8. Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele ve Müdahale İnsani Yardım Programı (2012):

Bu projede, kadına yönelik şiddet konusunda veri toplanması, veri toplama kapasitesinin artırılması, kadına yönelik şiddetin incelenmesi için veri toplama sisteminin oluşturulması ve T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sistemine bütünleşmiş edilmesi amaçlanmıştır.[20]

4.1.9. İşte Eşitlik Platformu:

Sabancı Holding ve Doğuş Holding’in ortaklaşa yürüttüğü ve T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın himaye ettiği platformun temeli İstanbul’daki 2012 Dünya Ekonomik Forumu toplantısında atılmıştır. Üç yıl süren bu projenin amacı iş dünyasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yüzde on oranına kadar düşürmektir. Bu amaçla; Güler Sabancı ve Ferit Şahenk, “İşte Eşitlik Bildirgesi” adı verilen protokolü imzalamıştır. Proje kapsamında pek çok bilgilendirme toplantıları yapılmış, broşür ve videolar yoluyla geniş kitlelere ulaşılmaya çalışılmıştır. Projenin sonunda hedeflenen sonuca ulaşılmış ve aradaki fark %10,9 oranında kapatılmıştır.[21]

4.1.10. Aile ve Boşanma Süreci Danışmanlığı Hizmetinin Değerlendirilmesi Projesi (2017):

2012 yılından itibaren verilmeye başlanan Aile ve Boşanma Süreci Danışmanlığı hizmetinin değerlendirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlayan projede hizmeti alan danışanlar ve danışmanlık hizmetinin paydaşları ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda danışanların büyük çoğunluğunun hizmetten memnun kaldığı, özgüvenlerinin geliştiği ve aile içi ilişkilerin geliştiği saptanmıştır.

 

4.2. Kadın Danışma Merkezleri ve İşbirliği Yapılan Kurumlar

Kadın Danışma Merkezleri, şiddete uğramış ve risk altındaki kadınlar için kurulan danışmanlık ve yönlendirme merkezleridir.[22] Bakanlığa bağlı il müdürlükleri, STK’lar ya da belediyeler tarafından açılan bu merkezler, şiddete ve ayrımcılığa uğramış kadınlara hukuki, psikolojik, sosyal hizmet desteği vermekte; kadına yönelik şiddete karşı farkındalık oluşturmaya çalışmakta ve mağdurları, ihtiyaç duyulması durumunda, ilgili kurumlara hızlıca yönlendirmektedir. Aynı zamanda bu merkezler, yerleri gizli tutulan kadın sığınmaevleri için de başvuru kabul etmektedir.  Danışma merkezlerinde verilecek hizmetin kişiye özel olması; danışanın kişiliği, cinsel yönelimi, psikolojik durumu, statüsü gibi durumlara dikkat edilmesi elzemdir.

Kadın Danışma Merkezlerinin önemli fonksiyonlarından birisi de kadınlara özgüven aşılaması ve tek başına olmadığını göstermesidir. Kadın olmaları sebebiyle şiddete uğramış bireyleri bir araya getiren merkezler, kadınlar arasında dayanışma oluşturur ve bu dayanışmadan da güç doğar. Bu sırada kadınlar kendilerini de keşfetmiş olur ve daha güçlü bireyler olarak hayatlarına devam etme imkânı kazanırlar. Tüm bunların üzerine denilebilir ki, merkezlerin esas amacı kadınları rehabilite etmek değil, özgürleşmelerini sağlamaktır.[23]

Kadın Danışma Merkezlerinde verilen bir diğer hizmet ise hukuki danışmanlık hizmetidir. Merkezler, gönüllü avukatlar tarafından ve kurum tarafından bastırılan broşürler yoluyla şiddete uğramış kadınlar bilgilendirir. Bununla birlikte; kadınların ekonomik gücünün artırılması için çalışmalar yapar, iş bulması için ve maddi destek alabileceği kurumlara ulaşabilmesi için kuruma ulaşan kadınları destekler. Bunların dışında; yapılan bilimsel araştırmalar ve mahalle çalışmaları yardımıyla kadına yönelik şiddetin boyutları incelenir, kurumdan habersiz kadınları bilgilendirmek için çalışmalar yapılır ve çeşitli önyargıların ortadan kaldırılması için de mücadele edilir.

Kadına yönelik şiddet ile mücadele kurumların ve toplumun işbirliğini gerektirmektedir. Bu nedenle Kadın Danışma Merkezleri de zaman zaman pek çok kurumla işbirliğine gitmektedir. Bu kurumlara ŞÖNİM, T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve il müdürlükleri, kolluk kuvvetleri, kadın sığınma evleri, valilik ve kaymakamlıklar, STK’lar, yargı birimleri ve barolar örnek olarak gösterilebilir.

Danışma merkezleri gerekli durumlarda kolluk kuvvetleriyle iletişime geçebilmektedir. Bunun dışında polis merkezleri ve jandarmalar şiddet mağduru kadınların doğrudan başvuru yapabileceği merkezlerdir. Bu merkezler T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile işbirliğine giderek başvuran kişinin çeşitli ihtiyaçlarını karşılar ve derhal tedbir alınması gereken durumlarda önleyici ve koruyucu tedbirleri alıp diğer durumlarda Cumhuriyet Savcılığına yönlendirir.[24]

Cumhuriyet Savcılığı gerekli durumlarda Adli Tıp Kurumundan rapor talep edebilir, soruşturma başlatabilir, şiddet uygulayan kişi hakkında kamu davası açabilir ya da dosyayı Aile Mahkemelerine sevk edebilir. Bununla birlikte mülki amirlere de 6284 sayılı Kanun ile çeşitli sorumluluklar yüklenmiştir. Bu nedenle; mülki amir tarafından koruyucu tedbir kararları verilebilmektedir.[25]

 

4.2.1. Kadın Sığınmaevleri

Kadın sığınmaevleri; şiddet görmüş kadınlar ve onların çocukları için, belli bir süre kalabilecekleri, adresi gizli tutulan barınaklardır.[26] T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, STK’lar ve belediyeler tarafından hizmete sunulan bu kuruluşlar, şiddete uğramış kadınların barınma ihtiyacını karşılayarak şiddet gördüğü eve geri dönme zorunluluğunu ortadan kaldırmakta ve şiddete uğramış diğer kadınlar ile dayanışma içerisine girmelerini sağlamaktadır.  Sığınmaevlerinin adresleri gizli tutulur ve bu yol ile risk altındaki kadınların güvenliği sağlanmaya çalışılır. Barınma süresi altı ay olan sığınmaevinde bu süre gerektiği zaman uzatılabilir, sığınma evinden ayrılan kadınlara gerektiği durumlarda maddi destek ve danışmanlık hizmeti verilmeye devam edilebilir.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı kadın konukevleri 1998 yılı yönetmeliğine göre; evini terk eden ya da terk edilen, zorla evlendirilen, istismara maruz kalan, kimsesi olmayan, evlilik dışı ilişkiden doğan çocuk sebebiyle aileleri tarafından reddedilen, hapis cezasını yeni bitirdiği için desteğe ihtiyacı olan kadınlar sığınmaevine kabul edilmektedir. Alkol ve madde bağımlılığı olan, herhangi bir suçtan dolayı aranan, fuhuşu meslek edinen, bakıma muhtaç olan, ruh sağlığı bozuk olan kadınlar ise sığınmaevine kabul edilmemekte ve gerekli yerlere sevk edilmektedirler.[27] Alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan kadınlar tedavilerini tamamladıktan sonra sığınmaevine kabul edilirler.

4.2.2. Barolar – Kadın Hakları Merkezleri

Kadın Hakları Merkezleri; kadınların Cumhuriyet ile birlikte kazandığı hakları muhafaza etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, kadına yönelik şiddet ile mücadele etmek, kanunlarda yer alan eşitliğe aykırı hükümlerin değiştirilerek günümüzün şartlarına uyarlanması için çalışmak, şiddet görmüş kadınlara ücretsiz danışmanlık eğitimi vermek, yasal haklar konusunda halkı bilgilendirmek, devletin imzaladığı uluslararası taahhütlere uymasını sağlamak gibi amaçlarla kurulan merkezlerdir.[28] Şehirlerdeki barolar tarafından kurulan bu merkezler gerektiği durumlarda valilikler, kaymakamlıklar, STK’lar, ŞÖNİM’ler ve bakanlıklarla işbirliği yapmaktadır.

4.2.3. Sivil Toplum Kuruluşları

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, şiddetin tespiti ve şiddete uğramış kadınların desteklenmesi için mücadele eden oluşum türlerinden birisi de sivil toplum kuruluşlarıdır.

Sivil toplum kuruluşları; danışma merkezleri ve sığınmaevleri kurarak şiddete uğrayan ya da risk altında bulunan kadınlara destek olabilir, çeşitli projelerle ya da basın yayın yoluyla farkındalık oluşturabilir, dezavantajlı kadınlara ulaşarak onlar ile bilgilendirme toplantıları yapabilir, şiddet mağduru kadınlara hukuki danışmanlık hizmeti sağlayabilir veya toplumsal ayrımcılığa karşı ulusal ve uluslararası karar vericiler üzerinde baskı oluşturabilir.

Ülkemizde; Mor Çatı, Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi oluşumlar toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve ayrımcılığa karşı etkin bir şekilde çalışmaktadır.

4.2.3.1. Mor Çatı:

Mor Çatı, kadın dayanışmasını sağlamak ve şiddet ile mücadele etmek için 1990 yılında kurulmuştur. Kadın Dayanışma Merkezi ve sığınmaevi yoluyla şiddete uğramış kadınlara destek olmakta; broşürler, dergiler, kitaplar ve makaleler ile de faaliyetlerini geniş kitlelere yararak farkındalık yaratmaya çalışmaktadırlar. Derneğin 2018 yılı faaliyet raporuna göre Mor Çatı Dayanışma Merkezi 0-73 yaş aralığındaki kadınlarla toplam 1808 görüşme yaparken, Mor Çatı Sığınağından toplam 44 kişi yararlanmıştır.[29]

4.2.3.2. Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV):

1999 Marmara Depreminin ardından deprem bölgesindeki kadınlara destek olma amacıyla faaliyetlerine başlamıştır. Kadına şiddet ile mücadelenin de içerisinde olduğu pek çok konuda bölge halkına destek olan KADAV, kadınları ekonomiye katmak için çeşitli atölyeler ve kurslar açmış ve depremin ortaya çıkardığı toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmiştir. Örgüt günümüzde de kadına yönelik şiddet ile mücadele etmekte, kadın istihdamı konusunda çalışmalarını sürdürmekte, göçmen kadınlara destek olmakta ve hapse düşmüş kadınlarla LGBTQ bireylerin haklarını korumak için çalışmaktadır.

4.2.3.3. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu:

Kadın cinayetlerini durdurmak ve kadınları şiddetten korumak için kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, başta yaşam hakkı olmak üzere her tür kadın hakkı ihlaline karşı mücadele etmektedir.[30]

Örgüt; şiddete maruz kalan kadınlara hukuki destek sağlamakta, kadına yönelik şiddete karşı toplum içerisinde kamuoyu oluşturmaya çalışmakta, kadınların sahip olduğu haklar konusunda farkındalık yaratmakta ve 6284 sayılı Kanunun doğru bir şekilde uygulanması için baskı oluşturmaya çalışmaktadır. Platformun kadın cinayetlerinin çözümü için beş adet önerisi bulunmaktadır:

→ Cumhurbaşkanının ve siyasi parti liderlerinin kadına yönelik şiddeti kınaması,

→ 6284 sayılı Kanunun etkili bir şekilde uygulanması,

→ Ceza Kanunu için getirdikleri ağırlaştırılmış müebbet tekliflerinin yerine getirilmesi,

→ Kadın Bakanlığı’nın kurulması,

→ Cinsiyet ve cinsel yönelim eşitliğini esas alacak yeni anayasanın yürürlüğe girmesi.[31]

 

Sonuç

İnsanlığın doğuşundan itibaren savaş, katliam, işkence ve daha pek çok cana, maddiyata ve maneviyata zarar veren davranış ve tutumlar yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Yapılan bu zulümlerin tek bir nedeni var ise; o da üstünlük mücadelesidir. Maalesef bu üstünlük mücadelesi erkek ve kadın ilişkisine de taşınmış ve erkek; kadın üzerinde baskı kurma, yönetme, sahiplenme, cezalandırma gibi kadın üzerinde kendisine göre sınırsız haklar oluşturmuştur. Bu oluşturulan hiyerarşi, kölecilik anlayışından pekte farklı değildir.

İstatistikler dünya genelinde kadına yönelik şiddetin en büyük insan hakları ihlalinden biri olduğunu göstermektedir. Çin’de; kız çocukları kürtaj ile aldırılmakta ya da satılmaktadır. Rusya’da 1999 yılından itibaren 14.000 kadının öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Afrika ülkelerinde haftada 5-6 kadın öldürülmektedir. ABD’de her 15 saniyede bir kadın fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. İspanya ve İngiltere de haftada 2 kadın öldürülmektedir. Bangladeş’te gerçekleşen ölümlerin yarısı kadınların öldürülmesidir. Türkiye’de ise her 10 kadından 4 ü fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Kayıtlara geçmeyen pek çok kadın ölümü ve şiddete uğrayan kadın bulunmaktadır.

Ülkemizde son on yılda sürekli olarak kadın cinayetlerinde artış gözlenmektedir. Öldürülen kadınların yüzde 40’ı ateşli silahlarla ve yüzde 37 tespit edilemeyen kişiler tarafından öldürülmüştür. Kadına yönelik uygulanan şiddet ise her gün her yerde gerçekleşmektedir. Boşanmalarda yaşanan artışlara doğru orantılı olarak kadın cinayetleri de artmaktadır. Boşanmaların artması, aile kavramını yok etmekte ve anne, baba sevgisini, şefkatini alamayan çocuklarda; sevgi, merhamet, şefkat duyguları yıkılmaktadır. Sevgiyi ve aile kavramını bilmeyen çocuklar, ileride şiddet uygulayan bireyler olarak yetişmektedir.

Kadına yönelik şiddetin nedenlerini dini, öğreti, psikolojik açılardan ele almak gerekmektedir. Dini boyuttan bakacak olursak özellikle Müslümanlar, nasihat ve öğütleri kendi pencerelerinden yorumlayarak tam tersi şekilde kadınlara karşı hiyerarşi kurmuşlardır. Oysaki İslam dininde kadınlar yüceltilmiş ve “Cennet annelerin ayakları altındadır.” nasihati verilmiştir. İlk Türk toplumlarına, devletlerine bakacak olursak; Hakan’dan sonra en yetkili kişi Hatun olmuştur ve Hakan kararlarında Hatun’a danışmıştır. Cumhuriyet Dönemi’ne geldiğimizde ise Mustafa Kemal Atatürk 20 Mart 1930’da ilk olarak belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdi. Kadınlar duygusal varlıklar, hızlı karar veremezler, soyadımı devam ettiremeyecek, erkek adamın erkek çocuğu olur vb. şeklindeki anlayış ve düşünce biçimleri kadınları ikinci plana koydurtmuş; dünya erkekler için yaratılmış ve erkekler yönetir gibi bir algı oluşturmuştur.

Ülkemizde, kadınların iş hayatına girmesine karşı olanlar bulunmakta ve hem kadınların ekonomik yönden zayıf kalmalarına hem de ülkenin ekonomik yönden zayıf kalmasına sebep olmaktadırlar. Batıdan doğuya doğru gittikçe kadın üzerindeki baskı artmakta ve doğuda çocuk gelin olayı en çok yaşanan sorunlardan biridir.“Kadın; evinin hanımıdır, evine, çocuklarına, kocasına ve ana, babaya hizmet etmek zorundadır.” anlayışı genel olarak yaygındır. Namus kavramı her fırsatta sadece kadınlar için var olan bir ahlak kuralı gibi gösterilmiş ve erkek için özgürlük alanı genişletilmiştir. Töre cinayetleri, kan davaları gibi vahşetleri, namus ve itibar meselesi gibi göstererek gelenek, görenek haline getirmişlerdir.

Milli Mücadele Dönemi’nde kadınların cephe arkasında yaptıkları fedakârlıklar, mücadeleler zaferin yolunu açmıştır. Bir devletin kuruluşunda rol alan kadın, bugün öldürülmekte ve çeşitli şiddetlere maruz bırakılmaktadır. Kadın cinayetlerini ve şiddetlerini engellemek için dernekler kurulmuş, kanunlar çıkartılmıştır. Fakat uygulamaya geçmedikten sonra hiçbir kararın hükmü yoktur. Özellikle İstanbul Sözleşmesi feshedilmemelidir ve kadını korumaya yönelik olan bu sözleşmenin her bir maddesi uygulanmaya konulmalıdır. Yaşanan kadın cinayetlerinden sonra katile ceza vererek, verilere bir kadın cinayetini daha eklemek yerine, kanunlarla kadın hakları güvence altına alınmalıdır. Eşitliğin sağlanması, hakların kullanılabilmesi, güvenli ve refah seviyesinin yüksek olduğu ortam oluşturmak için; öncelikle eğitim alanında yapılan reformlara ve en önemlisi eşitliği, adaleti, hakkı, hukuku gözeten kanun ve kararların yürürlüğe girerek uygulanması ülkemiz için büyük önem arz etmektedir.

Öneriler

  1. İstanbul Sözleşmesi feshedilmemelidir ve her maddesi uygulanmalıdır.
  2. Ataerkil anlayış yıkılmalı, haklar ve kanunlar yerine getirilerek eşitlik sağlanmalıdır.
  3. Eğitim-öğretim hayatı boyunca; ahlakı, dürüstlüğü, saygılı, hoşgörülü olmayı öğretecek şekilde dersler konulmalı; nezaket kuralları, değerler eğitimi gibi derslerin uygulamalı eğitimi yapılmalıdır.
  4. Kanunlarla kadın hakları korunmalı, cezaların yaptırım gücü arttırılmalıdır.
  5. Her sektörde kadınlar için istihdam alanı oluşturulmalıdır. Erkek işi, kadın işi ayırımı kaldırılmalıdır.
  6. Kadınların iş hayatına girmesi sağlanmalı ve teşvik edilmelidir. Kadın demek ev hanımı demek değildir.
  7. Şiddete maruz kalan kadının, yetkili mercilere ulaşması için kolaylıklar sağlanmalı ve kurumlar arası hızlı ve uyumlu çalışma gerçekleştirilmelidir.
  8. Kadına yönelik şiddet uygulayan kişilerin siciline yüz kızartıcı suç olarak işlenmelidir. Sicil kaydında bu da bir suç olarak bulunmalıdır.

 


Kaynakça:

“Aile ve Boşanma Süreci Danışmanlığı Hizmetinin Değerlendirilmesi Projesi”, https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/2507/Aile_ve_Bosanma_Sureci_Danismanligi.pdf

Alpago, Ceyda: “Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Sığınma Evleri Olgusu”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2006.

BAKIRCI, Kadriye, İstanbul Sözleşmesi, Ankara (Hacette Üniversitesi), 2019,http://www.turkkadinlarbirligi.org/tr/kurumsal/5/%C4%B0stanbul+S%C3%B6zle%C5%9Fmesi

Erseçen, Duygu; Tosun, Zehra: “Kadın Danışma Merkezi İşleyişi Eğitimi El Kitabı”, Kadın Dayanışma Vakfı, Ankara, 2015.

“Hakkımızda: 10 Soruda Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”,http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/hakkimizda

“İstanbul’da 36 Belediyeden Yalnızca 5’inde Sığınma Evi Bulunuyor”, https://www.haberturk.com/yasam/haber/1417854-istanbulda-36-belediyeden-sadece-5inde-siginma-evi-bulunuyor/5

“Kadın Danışma Merkezi”, https://www.mersin.bel.tr/proje/kadin-danisma-merkezi-5e4uoq

“Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Tamamlanan Projeler”, https://ailevecalisma.gov.tr/KSGM/PDF/ksgb_tamamlanan_projeler_ekim_2018.pdf

“Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)”, http://www.siginaksizbirdunya.org/tr/biz-kimiz/kurultay-bilesenleri/37-kadinlarla-dayanisma-vakfi-kadav

“Kadın Hakları Merkezi”,  https://www.istanbulbarosu.org.tr/FooterContent.aspx?ID=64&Desc=Kadın-Hakları-Merkezi

“Kadın Hakları Merkezi: Tanıtım ve Amaç”,https://www.bursabarosu.org.tr/tr/merkezler-kadin-haklari-merkezi-tanitim-ve-amac.html

“Mor Çatı 2018 Yılı Faaliyet Raporu”, https://www.morcati.org.tr/tr/neler-yapiyoruz/faaliyet-raporlari/496-mor-cati-2018-yili-faaliyet-raporu

MOROĞLU, Nazan, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi 6284 nolu Yasa ve İstanbul Sözleşmesi, İstanbul (Yeditepe Üniversitesi, 2012, http://dekaum.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2016/05/2012-99-1169.pdf

“Ne Yapabilirim”,http://www.evicisiddet.adalet.gov.tr/Ne_Yapabilirim.html

“Şiddete Maruz Kalındığında”, https://ailevecalisma.gov.tr/ksgm/siddete-maruz-kalindiginda

Taştan, Coşkun; Yıldız Küçüker, Aslıhan: Dünyada ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri : 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler, Polis Akademisi Yayınları, İstanbul. 2019.

TÜİK, Nüfus Projeksiyonları, 2018-2080, http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15844.

Türkiye Nüfusu, https://www.nufusu.com/, 2012-2019.

Dipnotlar

[1]Türkiye Nüfusu, https://www.nufusu.com/, (Erişim tarihi: 26.09.2019).

[2]Coşkun Taştan, Aslıhan Küçüker Yıldız Dünyada ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri : 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler, Polis Akademisi Yayınları, İstanbul. 2019, s. 2.

[3]World Economic Forum, Global GenderGap Report, https://www.weforum.org/reports/the-global-gender-gap-report-2018, (Erişim tarihi: 31.08.2019).

[4]TÜİK, Haber Bülteni, http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30707

 (Erişim tarihi: 01.09.2019).

[5]TÜİK haber bülteni, http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30707

[6]Ayşe Ediz, Şenol Altan, “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Üzerine Bir Alan Araştırması”, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-2017-1729

[7]Türkiye’de Kadına Yönelik Aile içi Şiddet Araştırması, HacettepeÜniversitesi, http://www.hips.hacettepe.edu.tr/KKSA-TRAnaRaporKitap26Mart.pdf

[8]Research on DomesticViolence in Turkey,HacettepeUniversity Report, s.86, Ankara (2015).

[9]Kamer Vakfı, Kadın Hakları İnsan Haklarıdır Projesi, s. 15.

[10]A.g.e , s. 43.

[11]Duygu Erseçen ve Zehra Tosun, “Kadın Danışma Merkezi İşleyişi Eğitimi El Kitabı”, Kadın Dayanışma Vakfı, Ankara, 2015, s. 5.

[12]A.g.e., s.5.

[13]“İstanbul’da 36 Belediyeden Yalnızca 5’inde Sığınma Evi Bulunuyor”,https://www.haberturk.com/yasam/haber/1417854-istanbulda-36-belediyeden-sadece-5inde-siginma-evi-bulunuyor/5 (Erişim tarihi: 01.09.2019).

[14]“Misyon ve Vizyonumuz”, https://ailevecalisma.gov.tr/ksgm/teskilat-yapisi/misyon-ve-vizyon/ (Erişim tarihi: 01.09.2019).

[15]“Alo 183”, https://alo183.ailevecalisma.gov.tr/alo-183 , (Erişim tarihi: 01.09.2019).

[16]“Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Tamamlanan Projeler”, https://ailevecalisma.gov.tr/KSGM/PDF/ksgb_tamamlanan_projeler_ekim_2018.pdf(Erişim tarihi: 03.09.2019).

[17]A.g.e.

[18]A.g.e.

[19]A.g.e.

[20]A.g.e.

[21]A.g.e.

[22]A.g.e.,Duygu Erseçen ve Zehra Tosun, s. 31.

[23]A.g.e., s. 32.

[24]“Ne Yapabilirim?”,  http://www.evicisiddet.adalet.gov.tr/Ne_Yapabilirim.html (Erişim tarihi: 03.09.2019).

[25]A.g.e.,Duygu Erseçen ve Zehra Tosun, s. 45.

[26]Ceyda Alpago, “Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Sığınma Evleri Olgusu”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, 2006, s. 51.

[27]A.g.e., s. 55-56.

[28]“Kadın Hakları Merkezi:Tanıtım ve Amaç”, https://www.bursabarosu.org.tr/tr/merkezler-kadin-haklari-merkezi-tanitim-ve-amac.html (Erişim tarihi: 04.09.2019).

[29]“Mor Çatı 2018 Yılı Faaliyet Raporu”, https://www.morcati.org.tr/tr/neler-yapiyoruz/faaliyet-raporlari/496-mor-cati-2018-yili-faaliyet-raporu (Erişim tarihi: 02.09.2019).

[30]“Hakkımızda”, http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/hakkimizda (Erişim tarihi: 01.09.2019).

[31]A.g.e.


”Çalışmanın önemini anlayarak; sesini duyuramayanların sesi olmayı başaran, gösterdikleri çalışma azmi ile dünyada en fazla insan hakları ihlalinin yaşandığı “Kadına yönelik şiddet” ile ilgili TESAD Politika Taslağında verdikleri emek ve tarafsızlık ilkesi çerçevesinde var olan soruna değinerek ses oldukları için; Sinan Karaoğlu, Bekir Aydeniz, Mert İsmail Özkan, Feyza İnce, Ayşina Arslan, Merve Koç, Tansu Okçu, Şeyma Yeşilyurt, Berk Gökçen, Hüseyin Şimşek, Uğur Pamukel ve Burak Ayaz’a teşekkür ederiz.”

  1. Dile getirilmesi ve çözüm bulunması gereken en büyük sorunlardan biridir. Eğitimin önemi bir kere daha ortaya çıkmakta ve eğitimin ailede başlayıp okulda devam ettiğini bilmeliyiz. Günümüzün en önemli sorusu hatta şu olmalıdır; Çocuk nasıl yetiştirilir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir