ab
Kaynak: The Guardian

İsviçreliler, AB Göçmenlik Kısıtlamalarını Kabul Etmedi

Sağ eğilimli İsviçre Halk Partisi tarafından gündeme getirilen referandumda %61,7 ret oyu çıktı.

İsviçreli seçmenler, Brexit oylamasına benzer bir referandumda, ülkenin AB ile dolaşım serbestisine ilişkin anlaşmasını bozma girişimini reddetti.

İsviçre parlamentosunda çoğunluğa sahip sağcı ve göçmenlik karşıtı İsviçre Halk Partisi (SVP), ülkeye iş için gelen yabancıların sayısına kısıtlama konmasına izin verilmesi gerektiğini savunarak referandum çağrısı yaptı.

Ancak kesin sonuçlara göre hükümet, parlamento, sendikalar, işveren örgütleri ve diğer tüm siyasi partilerin İsviçre’nin AB ile tüm ilişkilerini tehlikeye atabileceğini düşündükleri için dolayı karşı çıktığı bu girişim, seçmenlerin %61,7’si tarafından reddedildi.

Vatandaş olmayanlar, İsviçre’nin 8,6 milyonluk nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve SVP ülkenin “kontrolsüz ve aşırı göç” ile karşı karşıya olduğunu savunuyor. Bunun da İsviçre vatandaşları açısından işsizliği artıracağını, konut maliyetlerini yükselteceğini ve ulaşım ve kamu hizmetlerini aksatacağını belirtiyor.

Muhalifler, İsviçre’nin halihazırda dâhil olmadığı yirmi yıllık AB dolaşım serbestîsi anlaşmasının sona ermesinin ülkeyi vasıflı işçilerden mahrum bırakacağını, ancak her şeyden önce ülkenin blokla imzaladığı 120’den fazla ikili anlaşmanın karmaşık ama hayati örüntüsünü tehlikeye atacağını söylüyorlar.

AB vatandaşlarının İsviçre’de çalışmasına olanak sunmasının yanı sıra, antlaşmalar 2002’den beri yürürlükte olan ticaret, ulaşım ve araştırma anlaşmalarını da içeriyor. Bu serbest dolaşımın sona erdirilmesi halinde, sözde bir “giyotin hüküm” altında da doğal olarak uygulanamayacak. İsviçre Adalet Bakanı Karin Keller-Sutter, dolaşım serbestisine karşı verilen bir oyun “Brexit’ten daha kötü” olacağını söylüyor.

SVP Genel Başkanı Marco Chiesa, partinin bu sonuç karşısında hayal kırıklığına uğradığını ancak “ülke için savaşmaya ve göçün kontrolünü geri almaya devam edeceğini” söyledi. Diğer yandan, AB ekonomi komisyonu üyesi Paolo Gentiloni ise bu sonucu “demokrasi ve Avrupa için güzel bir Pazar günü” olarak nitelendirdi.

İsviçre’nin doğrudan demokrasi rejimi kapsamında, Brüksel ile yapılan müzakerelerde dolaşım serbestîsi antlaşması hususunda bir mutabakat sağlanamaması halinde referandum sonuçları hükümeti söz konusu anlaşmayı tek taraflı feshetmeye zorlayabilirdi –ki bu AB’nin izin vermeyeceğini defaten bildirdiği bir sonuçtur.

SVP daha önce serbest dolaşımı sınırlandırmayı denedi ve göçmen kotaları talep eden 2014 referandumunu kıl payı kazandı. Partinin öfkesine bakılırsa, bu girişim daha sonra hafifletildi, bazı sektörlerde yerel tercihi bir dereceye kadar teşvik etti, ancak AB göçüne hiçbir belirli sınır getirilmedi.

AB, referandumdan bu yana duruşunu değiştirmedi ve İsviçre tarafından serbest dolaşım ilkesinin reddedilmesinin ülkenin Avrupa Ortak Pazarı’ndan dışlanmasına neden olacağı konusunda ısrar etti.

Pazar günkü oy pusulasında yer alan diğer konuların yanı sıra, seçmenler doğum izni konusunda Avrupa’nın büyük kısmının gerisinde kalan İsviçre için büyük bir değişiklik olarak görülen bir hareketle ücretli babalık izni getirilmesini destekler yönde oy verdiler.

1971 yılına kadar kadınlara oy kullanma hakkı tanımayan ve ilk olarak 2005 yılında 14 haftalık ücretli doğum iznini başlatan İsviçre, artık yeni baba olanlara, bir çocuğun doğumundan sonra maaşlarının %80’i ile günde 196 SFr (165£) tavanına kadar iki haftalık ücretli izin alma şansı sunacak.

Muhabir: John Henley

Kaynak: The Guardian