Ana Sayfa / Yazılar / Tarih / İstanbul’un İlk Fatihi: Enrico Dandolo

İstanbul’un İlk Fatihi: Enrico Dandolo

Giriş

Tarihe dönüp baktığımızda birçok unutulmaz lider, kahraman veya devlet adamı görürüz. Bu isimlerden kimileri elde ettikleri başarılarla, kimileri karakterleriyle, kimileri ise hatalarıyla tarihte iz bırakmışlardır. Kuşkusuz ki, İskender’in askeri dehasından, Cengiz Han’ın zalim uygulamalarından veya Büyük Kiros’un çağının çok ötesindeki hoşgörüsünden dersler çıkarmamız doğaldır. Ancak tarihte nadir görülen bir lider profili vardır ki, bunlar büyük zorlukları yenmiş ve mucizeleri mümkün kılmış insanlardır. İşte bu yazımızda sizlere bunlardan birisini tanıtmaya çalışacağız.

Enrico Dandolo, 1107-1205 yılları arasında yaşamış ve  Venedik Cumhuriyeti’nin 41. Doç’u olarak 1192-1205 yılları arasında görev yapmıştır. Küçük bir şehir devleti olan Venedik Cumhuriyeti’ni Akdeniz dünyası’nın zirvesine taşımak için büyük gayret gösteren Dandolo, yaşadığı çağa göre alışılmadık düzeyde uzun süren hayatına, tarihin en büyük kırılma anlarından birisini eklemiştir. IV. Haçlı Seferi’nde Haçlı Orduları’nın başında Konstantinopolis’e giren Dandolo, birkaç yıl sonra bu şehirde hayata veda etmiştir. Zekası ve kurnazlığının yanı sıra, bu başarısının tarihe etkileri sayesinde tarihte önemli bir iz bırakmıştır.

Doç’luk Öncesi

Venedik’in önde gelen ailelerinden birisi olan Dandolo Ailesi, içinden bir çok devlet görevlisi yetiştirmiş bir ailedir.  Ayrıca Ortaçağ’ın bütün zengin İtalyan aileleri gibi ticaretle uğraşmış ve denizcilikte uzmanlaşmışlardır. Bu aile içinde Enrico Dandolo’dan sonra gelen en önemli isim ise amcası ve isim babası, Grado Patriği Enrico Dandolo’ydu. Patrik Dandolo, Katolik kilisesi içinde reformlaşmayı savunan grubun önde gelen isimlerindendi. Ruhban sınıfının sekülerleşmesi gerektiğini savunan Dandolo, Papa’nın Roma dışındaki İtalyan şehir devletlerine karışmasına karşıydı. Hiç kuşkusuz Kilise üzerinde dönen tartışmalar, Venedik’in önde gelen aileleri arasındaki çekişmelerin aracıdır. Patrik’in her kazanımı Dandolo ailesine daha fazla itibar ve güç getirmiştir. Ve Patrik Dandolo’nun bu çabalarıyla, Dandolo ailesi dış politikada söz sahibi olmuş hatta Bizans ile ticari ilişkiler kurmuşlardır.[1] Bu çekişmenin bir diğer sebebi ise Venedik Cumhuriyeti’nin yönetim biçimidir. Venedik Doç’u, bu ailelerin arasında yapılan bir seçimle belirleniyor ve en güçlü isim devleti yönetmektedir. Patrik Dandolo’nun bu reform çabalarının ve aileler arası güç savaşının Enrico Dandolo üzerindeki etkisi ilerleyen dönemlerde daha da net görülecektir.

Dandolo Ailesi’nin bir diğer önemli ismi ise Enrico’nun babası Vitale Dandolo’ydu. Venedik Konseyi’nin bir üyesi olan Vitale Dandolo aynı zamanda yargıçlık ve Konstantinopolis elçiliği gibi görevler de yapmıştır. Venedik yasalarına göre ailenin lideri ölmeden evlatları onun konumunu geçemez ve tüm miras oğulları arasında eşit bölüştürülürdü.[2] Dolayısıyla Enrico Dandolo, babasının ölümüne kadar önemli mevkilere gelememiştir. Sadece deniz aşırı ticaretle uğraşmış ve Doğu’ya seyahatler düzenlemiştir. Ve babasının ölüm haberini bu seyahatlerden birinde almıştır. Enrico Dandolo bu haberi aldığında 60 yaşındaydı ve hiç kuşkusuz tüm dünyası değişmişti.

Enrico, Doğu’ya yaptığı seyehatlerde bir çok deneyim kazandı ve bunları ilerleyen hayatında kullandı. Ayrıca Konstantinopolis’e birçok kez gitti ve oradaki Venedik yerleşkesinde tanınan bir isim haline gelmiştir. Ancak bu seyehatlerin onda bıraktığı en büyük iz, hayatının sonuna kadar en büyük handikapı olmuştur. Görme yetisini yavaş yavaş kaybetmeye başlayan Dandolo, 70’lerine geldiğinde tamamen kör olacaktır. En bilinen kişisel özelliği haline gelen bu engel, herşeye rağmen onu hedeflerinden vazgeçirmemişti.

enrico dandolo

Doç’luk Yılları

Babasının ölümünden sonra ailenin reisi olan Enrico, 1178’de tıpkı babası gibi yargıçlık yapmaya başlamışyır.[3] Ancak bu görevden iki yıl önce Şehir Konseyi’ndeki görevlerinden uzaklaştırılmıştı. Venedik halkının gözünde Enrico Dandolo politik kariyeri bitmiş, kör ve yaşlı bir adamdı. Ve, bu adam 1192’de Venedik Cumhuriyeti’nin 41. Doçu olacaktı. Peki bu seçimin altında yatan sebep neydi?

Çünkü, seçimde oy kullanan tüm aileler, iktidar hırsı olmayan ve kontrol edilebilecek bir Doç istiyorlardı. Bunu için bu yaşlı adam uygun bir adaydı. Ayrıca yaşının getirdiği bilgelik ve diplomasideki uzmanlığı, Bizans ile ilişkileri kötüye giden Venedik için faydalı olabilirdi. Son olarak, babası Doçluk yapmadığı için  teamüller gereği Dandolo ailesine bir ünvan verilmesi gerekiyordu.[4] Ayrıca, İtalyanların Roma’dan beri en büyük korkusu sistemin monarşiye dönüştürülmesiydi. Başlarında bir tiran görmek istemeyen Venedikliler 85 yaşındaki Dandolo’nun ömrünü pek uzun görmüyorlardı.

Maalesef dönemin devlet arşivleri günümüze ulaşmadığı için günü gününe yaşananan hadiseleri bilemiyoruz. Ancak, elimizdeki sınırlı kaynaklarda bile Enrico’nun yönetimi sırasında devlet içerisinde etkili olan başka bir aile üyesine rastlamıyoruz. Bu durumda, Venedik Doç’unun devleti yönetirken tüm aile üyelerini -hatta çocuğunu bile- devlet işlerinden uzak tuttuğunu ve bunu bir prensip haline getirdiğini söyleyebiliriz.

Venedik kanunlarına göre Doçlar, diğer Ortaçağ yöneticilerinin aksine, sınırsız bir güce sahip değildiler. Aldıkları her kararın “parlemantonun ve Venedik halkının onayıyla” alınması gerekiyordu. Bu şartlar altında Enrico Dandolo, Venedik’in en etkili yöneticisi olarak tarihe geçti. Enrico, başa geçtikten sonra yaptığı reformlar ile Venedik’i Akdeniz dünyasının en etkili devletlerinden biri haline getirdi.

Öncelikle, Venedik’teki yabancı yerleşimcilere ve göçmenlere sınırlama getirdi. Aslında bu sorunu Konstantinopolis’te yerinde incelemişti. Tıpkı Venedik gibi önemli bir ticaret şehri olan Bizans başkenti, içerisinde bir çok farklı milletten insan barındırıyordu ve bu insanlar kendilerine ayrılmış mahallelerde yaşıyorlardı.[5] Yıllarca şehrin düzeninde ve asayişinde sıkıntıya sebep olan bu durum, Vendedikte’de başgöstermeye başlamıştı. Bu sorunu kökünden çözmek için, Venedik vatandaşı olmayanlara mülk satışını yasakladı. Böylece şehre gelen tüccarlar devletin kontrolü altında geçici olarak şehirde kalacaklardı.

Dandolo’nun ikinci reformu yargı alanında oldu. Daha önce bahsettiğimiz gibi Enrico da babası gibi hakimlik yapmıştı. Ancak hala Roma ve Lombart yasalarını kullanan Venedik yargısı, artık çağının gerekliliklerini yerine getiremiyordu. Özellikle ticaret hukukuyla ilgili düzenlemeler yapan Dandolo, Venedik’i tüccarlar için güvenilebilir bir merkez haline getirmeyi hedefliyordu.[6] Ayrıca, diğer ticaret ülkeleri ve İtalyan şehirleriyle çeşitli anlaşmalara imza attı. Bunlar genel olarak Venedik tüccarlarının haklarını koruyan, onlara çeşitli imtiyazlar sağlayan anlaşmalardı.

Son olarak en önemli reformalarından birisini ekonomi alanında gerçekleştirdi. O zamana kadar, Venedikli tüccarlar gittikleri limanlarda geçerli olan para birimlerini kullanıyorlardı. Bu durum hem karışıklığa yol açıyor, hem de tüccarların zarara uğramasına neden oluyordu. Enrico Dandolo, Venedik tarihinde ilk defa standart bir para bastırdı. Üzerinde kendi resmi olan gümüş sikkeler tüm Akdeniz limanlarında geçerli olmaya başladı.

Bütün bu reformlar, kuşkusuz gençliğinde etkilendiği amcasından öğrendikleriyle ve yaşının getirdiği deneyimleriyle ilişkiliydi. Kısa sürede şehrinin geleceğine yönelik önemli atılımlara imza atmıştı.

Döneminin en büyük sorunu ise Zadar(Zara) İsyanı’dır. Venedik’i çok zor durumda bırakan isyancılar, Adriyatik ticaretini tehdit etmiş ve şehir ekonomisini zarara uğratmışlardır. Ayrıca Macar Kralı’nın desteğine sahip oldukları için, Venedik gereken müdehaleyi gerçekleştirmemiştir. [7] Bu sorunu Enrico Dandolo kökünden çözecekti.

IV. Haçlı Seferi

Bütün Haçlı Seferleri gibi, bunda da asıl amaç Kutsal Topraklar’ı kurtarıp Avrupa’ya ganimetlerle dönmekti. Papa’nın bu çağrısına uyan Frenk soyluları devasa bir ordu toplamıştı. Ancak, bu ordunun Kudüs’e kadar karadan götürülmesi ciddi bir masraf ve asker kaybına yol açacaktı. Bu sorunun çözümü için Papa, Venedik’ten yardım istedi.

Uzun müzakerelerin sonucunda Dandolo askerleri denizden götürmeyi kabul etti. Anlaşmaya göre: 4.500 şövalye ve atları, 9.000 silah ve 20.000 piyade taşınacaktı. Bunun karşılığında ise Venedik’e 94.000 gümüş para ödenecekti.[8] Ancak bu bedel daha sonra 80.000 bandına çekildi. Bunlara ek olarak Venedik donanması da sefere katılacak ve zafer sonrası çeşitli imtiyazlara sahip olacaklardı. Bu anlaşma sonucunda görüyoruz ki, Dandolo yönetimindeki Venedik için maddiyat herşeyden önce geliyor ve her konuda tüccar zekasıyla pazarlık ediyorlardı.

Bu kazançlı anlaşmaya rağmen Enrico Dandolo’nun aklını kurcalayan sorunlar vardı. İlk olarak Zadar İsyanı’ndan dolayı Adriyatik bu büyük ordunun sevkiyatı için yeterince güvenli değildi. Ayrıca Frenkler ödemeleri gereken meblayı hala ödememişlerdi ve denize açılmanın imkansız olduğu kış ayları yaklaşıyordu. Son olarak Venedik yakınlarında biriken Frenk Ordusu şehrin güvenliği için tehdit oluşturmaya başlıyordu. Dandolo tüm bunlara çözüm bulana kadar Frenkleri San Nicolo adasına yerleştirdi. Böylece askerler şehirden uzakta kalacak ve bir sorun çıkarmayacaklardı. Parasını tahsil edebilmek için adaya giden Dandolo, aldığı cevapla çok sinirlendi. Frenkler henüz parayı toplayamamış ve ödemeyi Kudüs’ten elde edecekleri ganimetlerle yapmayı teklif ediyorlardı. Venedik ise sefer için büyük bir donanma kurmuş ve yüklü miktarda para harcamıştı. İşte bu noktada Enrico Dandolo çok sert bir önlem aldı: Frenk liderlerini topladı ve ödeme yapılana kadar adaya su ve erzak sevkiyatını durdurduğunu söyledi. Venedik Doç’u Haçlı askerlerini ölüme terkediyordu. Parayı toparlayamayan Haçlılar çaresizdiler. Dandolo ise herşeyi önceden planlamıştı, ödemeye karşılık olarak başına bela olan Zadar şehrinin alınmasını istedi. Bu talebe en büyük tepki Papa’dan geldi: Hristiyanlığın bekası için toplanan orduyla Hristiyanlara saldırılamazdı. Ancak eli kuvvetlı olan Dandolo geri adım atmadı. Ve Frenkleri, Zadar’ın alınıp ordunun kışı geçireceği üs olarak kullanılması hususunda anlaşmaya vardı.[9]

Güçlü bir ordu ile kuşatılan şehir kısa sürede teslim oldu. Dandolo ilk zaferini kazanmıştı. Ancak yine de ordu içinden aykırı sesler çıkıyordu. Özellikle dindar ordu liderleri yapılanlara karşı çıkıyordu. Böyle anlarda, usta bir manipülatör olan Enrico askerlere sesleniyor ve ölüme yakın, kör bir adam olduğunu ve burada olmasının tek nedenin Tanrı olduğunu söylüyordu. Bu duygusal konuşmalar hem kendisine olan desteği arttırıyor hem de Papa’nın karşısında elini güçlendiriyordu. Çünkü Papa her ne kadar durumdan memnuniyetsiz olsa da donanmasız bir sefer mümkün değildi.

Konstantinopolis’in Fethi

Bu konu hakkında genel kanının aksine Enrico Dandolo’nun Bizans ile olan ilişkileri son derece olumluydu. Doç’luğundan önce defalarca ziyaret ettiği şehir ve insanıyla iyi ilişkileri vardı. Ayrıca babası’da şehirde Venedik elçiliği yapmıştı ve ticari faaliyetler yürütüyorlardı.[10] Seferin yönünün Konstantinopolis’e dönmesinin en büyük sebebi ise buydu. Bizans içerisindeki taht kavgaları sebebiyle Dandolo’ya ulaşan IV. Aleksius tahta geçmek için gelecek yardım karşılığında 100.000 gümüş para önerdi.[11]

konstantinopolis

Hiç kuşkusuz Bizans’ın zenginliği ve Ortodoks Kilisesi ile Katolik Kilisesi’nin birleştirilmesi vaadi Papa’nın da çok ilgisini çekiyordu ve normalde İskenderiye limanına gidecek olan donanma yönünü Konstantinopolis’e çevirdi. 17 Temmuz 1203 günü şehre ilk saldırıyı yapan Haçlı Kuvvetlerinin en ön safında beklenmedik bir isim vardı. 96 yaşında olan ve tamamen kör olan Enrico Dandolo, tamamen zırhlı bir şekilde gemisinin güvertesinden saldırıyı yönetti. İnce zekası ile bütün komutanları etkisine alan Dandolo, saldırı sırasında aklındaki planı eksiksik olarak uyguladı. Yaklaşık 4 günde ele geçirilen şehrin akıbeti için beklemeye koyuldular. Ancak IV. Aleksius vaat ettiği meblayı ödeyemedi ve yüzyıllarca konuşulacak olan yağma ve talan başladı. Hatta rivayetlere göre, Sultan II. Mehmed 250 yıl sonra şehri aldığı zaman yaşananları hala unutmayan şehir halkı Katoliklerden yardım istemedi ve bir direnişte bulunmadı. Bu yağmaların sonucunda maddi zenginliklerin yanı sıra Kutsal Emanetler ve sayısız sanat eseri de Venedik ve Roma’ya götürüldü. Bunların arasında en ünlüsü kuşkusuz hala Venedik’te sergilenen Dört At Heykeli’dir.

Bütün bu yaşananlardan sonra Bizans’ta siyasi istikrar sağlanamadı. Ardarda üç imparator değiştikten sonra Haçlılar şehirde bir Latin Krallığı kurdular. Dondolo ise kendi isteğiyle bu krallığın yönetimini almadı ancak ömrü, çok emekler verdiği şehrine dönmeye de yetmedi. Belki de birçok insanın ulaşamayacağı başarıları ömrünün son kısmına sığdıran Enrico Dandolo, 1205’te fethettiği şehirde öldü. Mezarının yağmalandığına dair rivayetler olsa da, adının yazıldığı bir levha bugün Aya Sofya’da bulunuyor.[12]

henricus dandolo

Dandolo’nun emekleri sonucunda Venedik, Akdeniz’in en güçlü ve zengin devletlerinden biri haline geldi. İlerleyen yaşına ve körlüğüne rağmen, üstün zekası ile başardıkları tarihe yazıldı. İlk defa Katolik bir orduyla, Katolik bir şehri alan ve fethedilmesi imkansız denen çağının en büyük şehrini ele geçiren Enrico Dandolo, kuşkusuz ki tarihin en ilgi çekici karakterlerinden birisi olarak nitelendiriliyor.

Kaynakça

Davis, R. H. C., and R. I. Moore. A History of Medieval Europe : From Constantine to Saint Louis. Vol. 3rd ed. / by R.I. Moore, with the assistance of Joanna Huntington. Harlow, England: Routledge, 2006.

Epstein, Steven. An Economic and Social History of Later Medieval Europe, 1000-1500. Cambridge, England ; New York : Cambridge University Press, 2009.

Frerejean, A. “The Doge of Venice Turned the 4th Crusade toward Constantinople.” HISTORIA, no. 688: 30–35.

Madden, Thomas F, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, (London: The Johns Hopkins University Press, 2003)

Phillips, Jonathan, The Crusades, 1095-1204, (London ; New York : Routledge, 2014)

Stuart James. “The Crusades: An Encylopedia.” Reference Reviews, no. 7 (2007): 54.

Dipnotlar

[1] Thomas F, Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, (London: The Johns Hopkins University Press, 2003), sf. 32

[2] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 40

[3] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 81

[4] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 92

[5] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 107

[6] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 108

[7] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 112

[8] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 124

[9] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 136

[10]Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 118

[11] Madden, Enrico Dandolo & the Rise of Venice, sf. 163

[12] Frerejean,The Doge of Venice Turned the 4th Crusade toward Constantinople, sf.34

Yazar Hakkında

Hüseyin B. Güven/ TESA Tarih Masası Araştırmacı Yazarı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Tarih Bölümü

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

TESAD

Tarih Ekonomi ve Siyaset Araştırmaları Derneği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir