İrlanda
Kaynak: The Economist

İrlanda Nasıl İlerliyor?

Alışılmışın dışında bir diplomatik süper güç…

Her Aziz Patrick gününde, İrlandalı bakanlar uzun zamandır düzenlenen bir İrlanda geleneğini sürdürürler: Ülkeden ayrılırlar. Bakanlar, anavatanın erdemlerini yad etmek için çok uzak noktalara dağılırlar. Başbakan her zaman Amerika’ya gidiyor, ancak diğer kişiler kendilerini daha uzaklarda buluyorlar. 2018’de İmar Bakanı Güney Kore’ye gönderilirken, Yüksek Öğrenim Bakanı kendini Umman’da buldu. Bu yıl, Covid-19 Avrupa’da tırmanırken İrlanda siyaseti koalisyon müzakereleri nedeniyle yerinde kaldı, işlerin kapsamı daraltıldı. Sadece Washington gezisi devam etti. 5 milyonluk bir ülke olan İrlanda, Cumhurbaşkanı ile bir araya gelmek, Başkan Yardımcısı ile bir kahvaltı ve neredeyse her Kongre üyesiyle bir öğle yemeğine katılmak zorunda kaldı.

Kişi başına göre hesaplandığında, İrlanda dünyanın en diplomatik ülkesi olma iddiasına sahiptir. Ülkenin Maliye Bakanı Paschal Donohoe, geçen hafta, başka bir adayı destekleyen Fransız ve Alman hükümetlerine rağmen Euro bölgesi maliye bakanlarının etkin bir kulübü olan Eurogroup’un başkanı oldu. Haziran ayında İrlanda, Kanada’yı saf dışı bırakarak BM Güvenlik Konseyi’nde bir yer edindi. Başka bir ülke genellikle daha büyük, hatta bazen kaba denilebilecek bir komşu olarak gurur duyuyor. İrlanda’nın finansal krizi atlatmasının üzerinden on yıl geçmesine rağmen, İrlanda Merkez Bankasının eski Başkanı Philip Lane, hala Avrupa Merkez Bankası’nın ana düşünürü durumundadır. Brüksel’de İrlanda hükümet temsilcisi Philip Logan ticaretten sorumlu, AB hükümetlerinden ziyade Avrupa Komisyonu’nun üst düzey olduğu birkaç brifingten biridir. Ayrıca, AB’nin Brexit’teki konumu İrlandalı diplomatlar tarafından şekillendirilmiştir.

İrlanda’nın bazı doğal avantajları vardır. Göç tarihi, Amerika’daki devasa bir diaspora ile kutsanmıştı; bu, Alman diasporasının aksine, adeta köklerini yansıtan bir aynadır. Bu, Beyaz Saray’da bir izleyici kitlesi sağlar ve tüm Capitol Hill’de etkisini gösterir. İrlanda ayrıca İngilizce konuşan küçük bir ülkedir ve diplomatları birkaç açık amaca odaklanabilir. Tarafsızlık politikası, rağbet görmeyen askeri karışıklığı önlemesine yardımcı olur. Çoğu zengin Avrupa ülkesinin aksine, sırtında emperyal yük taşımamaktadır. Gerçekten de İrlanda’nın sömürgeciliğin kurbanı olması, bir zamanlar Victoria haritalarında pembe renkle gösterilen ülkelerle arasındaki buzları kırmasında faydalı oluyor. İrlanda, kültürel nüfuzunu kullanmaktan da çekinmiyor. Daha ince düzenlemelerin yanı sıra, Güvenlik Konseyi koltuğuna giden yol, Riverdance için ücretsiz biletler ve bir U2 konseri içeriyordu. Kanada’nın sunabileceği en iyi şey ise Celine Dion’du.

İrlanda esas diplomatik beceriyi AB’de göstermektedir. Basit sınıflandırmalardan imtina eder. İrlanda, tutumlu kuzey eyaletleriyle dengeli bütçeler arzusunu paylaşıyor ancak yine de bankacılıkta bir çöküşe ve İspanya ve Portekiz’inki gibi bir kurtarma programı rezaletine karşı koydu. Şu anda bloktaki en zengin ülkelerden biri olmasına rağmen, büyümeyi teşvik etmek için AB finansmanına dayanarak yola en yoksul olarak çıktı ―Avrupa’nın doğusundaki ülkelerle benzer bir yol izlemeyi umuyor. Kuzeyli ve liberal ülkelerin bir kulübü olan Yeni Hansa Birliği’nin bir üyesidir, ama yine de ekonomik dar boğazda olan hükümetlere verilecek borçların Güney Avrupa’dan talep edilmesini ilk destekleyen ülkeler arasındaydı. İrlanda rahatça kuzey, güney, doğu veya batı Avrupa ülkesi olarak adlandırılabilir.

İrlanda’nın daha gayrı resmi ancak güçlü bir gruba üyeliği de kilit öneme sahiptir. AB’nin 27 üyesinden sadece beşinin nüfusu 20 milyonun üzerindedir. Küçük ülkelerin farklı gündemleri vardır, ancak benzer bir hedefi paylaşırlar: Daha büyük komşular tarafından ezilmemek. Bu ilişkiler, her AB ülkesinde büyükelçiliği olan İrlanda tarafından el üstünde tutulmaktadır ―ki İrlanda büyüklüğünde bir ülke için bu nadir bir durumdur. Tarih boyunca kendi yollarını çizen büyük ülkeler için AB dünya sahnesindeki bireysel aktörler olarak da olsa gücü korumanın bir yoludur. Bununla birlikte, daha küçük ülkeler için AB güçlerini en çılgın hayallerinin ötesinde büyütmektedir. Geçen yılki Brexit görüşmeleri sırasında, İrlandalı diplomatlar, Londra’da takdir edilmelerinin daha uzun sürdüğü bu gerçeğin farkındaydılar. AB’nin mevcut bir üyeyle ters düşme konumuna gelen çıkış yapan bir üye lehine taraf olma ihtimali yoktu. Ancak, Dublin’in hoşgörülü ve enerjik lobi çalışmaları sayesinde İrlanda adası sınırındaki görüşmeler sırasında belirleyici bir konu haline geldi.

Başkalarının Yoluna Gitmesine İzin Vermek

İrlanda her zaman bu kadar etkili değildi. Son on yılın başında, ülkenin itibarı sarsıldı. Bir bankacılık krizi utanç verici 85 milyar € kefalete neden oldu. Sarsılan bu itibarı geri kazanmak on yıllık bir sürece yayıldı. İrlanda, kefalet ödeyen ülkeler arasında neredeyse mazoşist bir zevkle reformlar yapan bir yıldız öğrenci oldu. Benzer konumda bulunan diğer ülkeler ise şikayetçi oldu. Refahı açık ekonomiye dayanan bir ülke için uluslararası politik ekonomi politikalarıyla başlar.

İrlanda’nın sevilmemesinin hala birçok nedeni var. Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin çoğunun Avrupa operasyonlarına ev sahipliği yapıyor ve veri koruma düzenlemeleri sıkı değil. Bir süre, Google ve Facebook’un beğenileri, Dublin’den 50 mil (80 km) uzaklıktaki küçük bir kasabada bir marketin üst katında yer alan bir düzenleyici tarafından izlendi. Şimdi daha profesyonel bir operasyon olmasına rağmen, hala zayıf olarak görülüyor. Vergi söz konusu olduğunda, İrlandalılarla ilgili güzel sözler ortadan kayboluverir. %12,5 kurumlar vergisi oranı ile AB ülkeleri arasında en düşük ikinci ülkedir. Çoğu zaman şirketler bunu bile ödemezler. 2016 yılında Avrupa Komisyonu, İrlanda hükümetinin Apple’dan 13 milyar € tutarındaki ödenmemiş vergiyi almasını istedi. 15 Temmuz’da Avrupa Adalet Divanı kararı iptal etti. İrlanda’nın vergi politikası yasal olarak aklandı. (Hazinesine daha az para girmesine rağmen)

İrlanda ve düşük vergi oranı uygulayan diğer bölgelerine yönelik baskı hala devam ediyor. Ancak burada İrlanda’nın gerçek bir gücü var: Her AB ülkesinin konuyla ilgili veto hakkı bulunuyor. Dublin’in Paris kadar engelleme gücü varsa kurnaz diplomasiye daha az ihtiyaç duyar. Şimdi bu vetoyu atlayacak yöntemleri kullanarak rağbet görmeyen vergi politikalarını kısmak için planlar yapılıyor. Bu tür teşebbüsleri durdurmanın tek yolu, engelleme yapan bir azınlığı toplayabilen ülkelerin ittifakı olacaktır. İrlanda yetenekli diplomatları olduğu için çok şanslı. Onlara ihtiyacı olacak.

Yazar: Ben Jennings

Kaynak: The Economist