Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Güncel Analizler / İran’da Neler Oldu?

İran’da Neler Oldu?

Yazan: Lale Cevheroğlu

İran’da Neler Oluyor ?


28 Aralık 2017’de İran’da meydana gelen protestolar akıllara “Bahar mı geliyor?” sorusunu getirtti. İran’ın kötüleşen ekonomik şartları halkı Meşhed ilinde dışarıya çıkarttı. Gösterilerin zemininde Arap Baharı sendromu yaşayan Ortadoğu ülkelerine nazaran tamamen ekonomik sıkıntılar yatmaktadır. Bilhassa her devrim ekonomik sıkıntıya dayanır, ancak İrandaki olayların Arap Baharı gibi toplumsal devrime yol açamayacağı kısa sürede otaya çıktı.

İran’ın ekonomik sıkıntılar yaşadığı hiçbir zaman sır değildi. Bu ekonomik sıkıntılar yolsuzluk, pahalılık ve işsizlik ile iç içedir.2009 yılı seçimlerinde Hasan Ruhani’nin %57 oranında seçimi kazanması İran halkını umutlandırmıştır. Ancak Ruhani’nin vaatlerini gerçekleştirememesi halk içinde düş kırıklığına yol açmıştır. 2013 ylında elde edilen kazanımları da kaybetmekten korkan halk yine de Ruhani’ye oy vermiştir. Asıl sıkınıtların bu dönemde yaşandığı İran durumu dar boğaz bir şekilde atlatmıştır. 2015 yılında nükleer anlaşmaın imzalanması iranın enflasyon oranını %40’dan %8’e düşürmüş ve bu durum Ruhani’nin en büyük başarısı olmuştur. Ancak nükleer anlaşma bile işsizliği önleyememiştir. Nükleer anlaşmayla büyük beklentiler içine giren halk daha zorlu şartlar altında kalmış bir de amborgonun devamlılığı olduğundan daha da zorlamıştır. 2017 yılında enflasyonun tek haneli rakamlardan yukarıya çıkması halkı daha da öfklendirmiştir. Zaten protestolar da yumurta fiyatlarının bir hafta içinde iki katına çıkarılmasıyla başladı. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani artan fiyatlar ve enflasyon yüzünden odak noktası oldu. İşsizliğin hiçbir zaman önlenemediği ülkede oranın %12.7 civarında olması drumu daha da kritik hale getirmiştir. Uyuşturucu bağımlılığı oranının yüksek olduğu İran, gençlerini daha da çok kaybetmiştir.

İran halkını kızdıran olaylardan birisi de ekonomik sıkıntıların had safhada olduğu durumda iktidarın Suriye Filistin Lübnan gibi ülkelere yardım göndermesi veya para akıtmasıdır. Haliyle bu durum İran halkına “Suriye’yi bırak da bizim halimize bir bak”, “Hayatım Suriye için değil, Lübnan için değil, İran içindir.” gibi sloganlar attırttı. Dediğim gibi İran’daki ekonomik sıkıntılar oldu olası var ve İran halkı esasında hedefini ekonomik şartların düzeltilmesi olduğunu alenen belli etmiştir.

İranın siyasi yapısı ise 1979’da Pehlevi Rejiminin yıkılışıyla İslam Cumhuriyeti’ne dayalıdır. Tüm kuvvetlerin başında dini lider ve yürütmenin başında ise cumhurbaşkanının bulunduğu İran’da yönetim kuvvetler ayrılığı prensibine dayanır. İran siyasal sistemi 1979’da kabul edilen anayasaya göre oluşturulan birkaç karmaşık yönetim yapısına göre işlemektedir. En yüksek devlet makamı şimdiki Ayetullah Ali Hamaney’in üstlendiği İran dini liderliğidir. ¹

İran toplumuna bakacak olursak; halk her ne kadar muhafazakar ve reformist olarak ikiye ayılmış olsa da aslında her iki taraf da rejim yanlısıdırlar. Muhafazakarlar islami çerçevede bir siyaset politikası benimsemişken, reformistler de yine islami çerçevede olup sadece bir tık ileri reform yanlısı olmuşlardır. Bu nedenle toplumsal rejim değişikiliği isteyen yoğun nüfus görülmemektedir. Hepsi rejimin çocuğu ve hepsi birbirinden sadece küçük farklarla ayrılmaktadır. Bu yüzden bu kadar kısa sürdü de diyebiliriz.
İran, devrimlerle dolu bir ülke olsa da hiçbiri birbirinin devamı değildir. Örneğin; 2009 gösterileri seçimlerde uslsüzlük iddasıyla yapıldı. Son protestolar ise tamaen 2009 olaylarından bağımsızdır. Aynı şekilde Şah’a yapılan isyan da bu isyanların temeli değildir. Bu yüzden her ayaklanma  bir sonuç doğurur dense de İran’daki her ayaklanma ayrı ayrı sonuçlar doğurmuş ve bir felakete sürüklememiştir.
Devrim aşkının yoğun olduğu bu ülke hiçbir zaman batıdan da medet ummamıştır. Batı, İran’da çıkan her gösteriyi rejim karşıtı olarak görüp heyecanlansa da İran batının istediği kozu ellerine vermemiştir. Bu durum son olaylarda da geçerlidir. Muhalif veya değil, halk hiçbir zaman batının desteğinden, söyleminden etkilenmemiştir. İran toplumunun köklü tarihi buna elvermemişken aynı zamanda batının İran-Irak savaşlarında Irak’ı desteklemeleri, 40 yıldan beri uygulanan amborgo gibi siyasi durumlar İran’ı batıya uzaklaştırmıştır. 28 aralık olayında Trump isyancıları desteklese de bunun İranlılar üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Aksine olayların batı desteğinde olması İran gibi devrimci bir gelenekten gelmiş ülkeye hakarettir. Her ne kadar İran’ın dini lideri Hamaney “Düşmanlarımız ülkemizde isyan çıkarttı” dese de bunun İran halkı için hiçbir meşrutiyeti yoktur.

İran baharı yaşar mı sorusuna gelirsek; dediğim gibi İran hiçbir zaman rejim karşıtı olmamış ve batının galeyanına gelmemiştir. İstihbarat güçlerinin de cirit attığı bu olayda 29 kişinin hayatını kaybetmisi de tansiyonu yükseltmiş olsa da dış devletlere istediğini vermemiştir. Arap halkı ayaklanmalarında Amerika her ne kadar demokratik söylemlerde bulunsa da hiçbir zaman demokratik pencereden bakmamıştır. Aynı yaklaşım İran için de geçerlidir. İstedikleri İran’ın iç savaşa gitmesi ve rejim yıkımı olması. İran halkı ve yöneticileri tarafından bu yaklaşım biliniyor olsa gerek ki buna fırsat vermemişlerdir. Tabi İran’ın katı kuralları da burada büyük rol oynamıştır. Ülke içinde kişinin siyasi bir damga yemesi şahsın tüm hayatının aslında sona erdiğini de gösterir. Bu durumda insanlar eylem yapmaktan da biraz çekinir hale gelmişlerdir. Bu yüzden olayların siyasi değişikliğe yol açacağını söylemek ise çok iddialı olur. Halkın çoğunluğunun gösterilere mesafeli kalması, protestoların bu kadarıyla sınırlı kalacağını da göstermiştir.

Yazımı Türkiye’de yaşayan İran’lı arkadaşımla yaptığım konuşma ile bitirerek olayları sıcağı sıcağına bilen birinin desteğiyle sizlere aktarmak istiyorum. Olayların asıl sebebini ve İran’ı gelecekte neler beklediğini sorduğumda “Bilindiği gibi ekonomik sorunların düzelmesi için ayaklanmıştık ve insanların eylemlerden çekindiği için çok ileri gitmeyecektir, gitmediler. Amborgo olduğu sürece bu ekonomik sıkıntılar da maalesef devam edecek. İran’ın geleceği bu.” cevabını aldım. Rejimden memnun olup olmadıklarını ve bir gün bu eylemlerin siyasal değişkilik için olacağı söz konusu olabilir mi diye sorduğumda ise arkadaşım sözlerine şu şekilde devam etti; “İran şeriatla yönetilen bir ülke olmasına rağmen bilinenin aksine hiçbir zaman özgürlüğü kısıtlanmadı. Kadınlar tamamiyle özgür ve istediği her iş alanında yer aldılar. İnanması sizler için zor olsa da bizim ülkemizde kadın erkek eşitliği var. Aynı şekilde dünya gündeminde kadına şiddet fazla olsa da bizim ülkemizde durum böyle değil. Kadınların başörtü takma zorunluluğu var gibi görülse de sanıldığı gibi zorbacılık yoktur. Ayrıca sokaklar kadınlar için tehlikeli durumda da değil. Bu da İran kadınlarının yeteri kadar özgür olduğunu gösterir. İnsanlar özgürlüklerine düşkün ve birbirine zarar verecek noktaya gelene kadar özgürlerdir de. İran, bize istediğimiz özgürlüğü vermekte, biz hayat standartlarımızı düzeltmelerini istemekteyiz. Gençlerimiz işsizlik yüzünden hayata dair ümitlerini ve beklentilerini kaybetmekte. İçki alkol ve uyuşturucu bağımlılığı her geçen gün artmakta. Şah’a yapılan devrimde başlar dikti ancak şimdikilerin boynu bükük. İran’ın geleceği İran’ın elinde. Biz şimdiye kadar hiçbir dış devlete sığınmadık. Aslında inanç özgürlüğünün olduğu, kadın erkek eşitliğinin sağlandığı, güven sorununun yaşanmadığı bu ülkede tek sorun ekonomik sıkıntı. Olaylar hiçbir zaman Arapların devrimine dönüşemez. Biz ülke içinde bölünmüş değiliz, demokrasi destekli ülkeleri arkamıza almış değiliz. Rejim bize istediğimiz huzuru veriyor. Belki ekonomi düzelene kadar tek tük ayaklanmalar olabilir ancak asla kitlesel devrime dönüşemez, iç savaşa götüremez. Her ne kadar devrim ruhuna sahip olsak da bizler İran’ın geleceği için varız..


Başvurular

altun, f., 2018. seta. [Çevrimiçi] Available at: http://www.setav.org/irandan-koparilmak-istenen-ne/
Anon., 2012. iran ülke raporu, basım yeri bilinmiyor: yazarı bilinmiyor
Anon., 2017. bbcturkce. [Çevrimiçi] Available at: www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42522004
Anon., tarih yok iran devrimi; farklı görüşlerin ortak kararı. basım yeri bilinmiyor:academia.edu.tr.
caner, m., 2018. seta. [Çevrimiçi] Available at: www.setav.org/5-soru-irandaki-gosteriler/
öztürkler, h., 2012. iran ekonomisinin genel özellikleri. ortadoğu analiz, nisan, 4(40), pp. 86-92.
Paşaoğlu, M. T., tarih yok İran Devrimi ve Tarihselik. izmir: academia.edu.tr.
sarıkaya, y., 2012. geçmişten günümüze iran: tarih, siyaset, toplum ve kültür, basım yeri bilinmiyor: dış politika araştırmaları merkezi.
şen, g., eylül ekim 2017. ruhani döneminde devlet toplum ilişkileri. ortadoğu analiz, 9(82), p. 14 15 16.

Dipnotlar

1) Anon., İran Devrimi, Farklı Görüşlerin Ortak Kararı, Academia.edu

Yazar Hakkında

J

Lale Cevheroğlu / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Yeditepe Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir