Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Irak’ta Demokrasi Krizine Neden Olan Faktörler

Irak’ta Demokrasi Krizine Neden Olan Faktörler

Özet

        Demokrasi, Irak gibi etnik ve mezhepsel anlamda sorunlar yaşayan bir ülke için olması gereken en etkili ilaçtır. Demokrasi, ideolojik anlamda çeşitlilik gösteren gruplar arasında güveni tesis etmenin en önemli aracıdır. Yıkılan köprüleri onarmaktır demokrasi. Demokrasi kavramı Irak devleti için aslında sadece 13 yıllık bir deneyimi kapsamaktadır. Bu yüzden Irak’ta çok iyi işleyen bir demokrasi mekanizması inşa etmek henüz çok erken görülmektedir. Irak’taki demokrasinin yeşerememesinin birçok nedeni vardır. Bir ülkede, bölgesel istikrarın olmaması, siyasi mücadelenin ülke içinde sürekli devam etmesi, Aşiretlerin nüfuz veya hegemonya savaşı, ekonomik, siyasi ve güvenlik başarısızlıklar, uzlaşı sorunu ve siyasi partilerin çıkarlarının ülke halkının çıkarlarının önüne geçmesi gibi nedenlerden dolayı demokrasi hiçbir zaman ve hiçbir yerde hayata tutunamaz.

Irak’ta 2006-2104 yılları arasında Başbakan olan Nuri El- Maliki. Maliki bu dönemde mezhepsel ayrışmayı tetikleyecek  çok tartışmalı kararlar almış ve söylemlerde bulunmuştur.  

1- Siyasi Mücadelenin –Mezhepsel ve Etnik Anlamda- Ülkede Kamplaşmış Şekilde Devam Etmesi

    Irak, ABD işgalinin ardından ülke içindeki kaotik ortam, siyasi hesaplaşmalar, küresel ve bölgesel rekabetin temel aktörü olarak kilit bir ülke haline gelmiştir.[1] ABD işgalinden sonra Irak’ta siyasi, kültürel, ekonomik ve askeri anlamda büyük bir yıkımı getirmiştir. Saddam Hüseyin’in devrilmesine sevinen Iraklılar az da olsa demokrasiye kavuşma ümidi ile yaşamaya başlamışlardı. Fakat işgalden sonra Irak, ülke genelinde Saddam dönemine nazaran daha büyük bir yıkıma sahne oldu. Irak’ta işgal sonrası birçok mezhep ve etnik sorunlar hortlamaya başladı. 2003’ten sonraki siyasi süreçte net çizgilerle birbirinden ayrılan, etnik ve mezhepsel aidiyete dayalı olarak şekillenen Irak siyaseti, 2014 seçimleri öncesinde bu yapıdan sıyrılmış bir görüntü vermişti. Fakat IŞİD’in ortaya çıkmasının ardından tekrar mezhepsel ve etnik anlamda Irak siyaseti tekrar eski kutuplaşan grupların mücadelesine sahne olacaktır. Günümüzde bile hala Irak siyaseti Şii, Sünni ve Kürt grupları arasındaki kamplaşmalar üzerinden ilerlemektedir. Özellikle Maliki’nin başbakanlık dönemlerindeki Şiilik üzerinden yapılan siyaset, Irak’taki diğer mezhep ve etnik grupları da dışlayıcı şekilde ilerlemekteydi. Tabi bu durum demokrasinin uzlaştırıcı yönünü baltalamaktaydı. Aynı şekilde mezhepsel ve etnik ayrımların keskinleşerek ortaya çıkması da toplumda yaralar açmaktaydı. Bu kamplaşmayı, mezheplerin kendi aralarında oluşan fraksiyonlar sayesinde de görebiliriz. Özellikle Şii mezhebi ve Kürt gruplar kendi aralarında bile ayrışmışlardır. Örnek verecek olursak; 2003’ten 2014 seçimlerine kadar Irak siyasetinde ortak bir politika yürüten Kürdistan Demokrat Partisi(KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) dahi en son yapılan 2014 seçimlerinde bile ayrı listelerde yer almıştır.[2] Şiiler için de örnek verecek olursak; bir grup Şii Sadr yanlısı iken; yani hem Arap hem de Şii kimliğini öne çıkarırken, bir diğer grup ise İran güdümünde hareket etmektedir. Yani İran’ın çıkardığı fetvalara göre hareket etmekte ve Şiilik kimliğini öne çıkarmaktadır. Şuan da Türkmenler Şii ve Sünni olarak mezhepsel anlamda bölünmeye çalışılmaktadır. Öte yandan söz konusu siyasi menfaatlerini elde etmek için kendi aralarındaki sorunları etnik ve mezhepsel çatışmaya dönüştürme şeklinde de bir yöntem izlemektedirler. Bağdat yönetimi takındığı tutum ve davranışlarla bu durumun ülke içinde yayılmasını hızlandırmıştır.

       Diğer yandan bir diğer önemli sorun da 2014 yılında Irak’ta IŞİD terör örgütünün ortaya çıkması ve mezhepsel anlamda Şii-Sünni kamplaşmasının oluşmasına katkıda bulunmasıdır. IŞİD’in ortaya çıkması ve çok hızlı bir şekilde büyümesi Irak’ta ve bölgede güvenlik zafiyetinin de oluşmasına neden olmuştur. Güvenlik alanında yaşanan bu tür olumsuz gelişmeler Irak’ta siyaseti de olumsuz yönde etkilemiştir. Terör örgütlerinin varlığı ülkelere hem güvenlik anlamında hem de siyasi mekanizmaların işleyişi anlamında büyük zararlar verir. IŞİD’in ortaya çıkması Irak’ın demokratik seçimler yapmasını büyük oranda engellemiştir. IŞİD baskısı yüzünden Iraklı vatandaşlar seçimlerde oy kullanamamaktadır. Ayrıca Sünni IŞİD sempatizanları ortaya çıkmış ve Şii olan Bağdat hükümeti ile siyasi anlamda çatışır hale gelmiştir.

Görüldüğü üzere Irak siyaseti mezhep ve etnik temelinde ilerlemektedir. Bu durum, sağlıklı, güvenilir, uzlaşmacı bir siyasetten ve demokrasiden söz etmeyi imkansız kılmaktadır. Irak gibi çok parçalı bir toplumda siyasi kamplaşma ve mezhepsel ve etnik grupların Irak siyasetinde hegemon olma anlayışı var olduğu ve devam ettiği sürece demokrasinin bu ülkede yeşermesi ve hayat bulması da zor görünmektedir.

2- Ekonomik Sorunlar ve Petrol

         Irak dünyanın en büyük petrol üreticilerinden bir tanesidir. Fakat Irak, tarihi boyunca hiçbir zaman petrolden elde ettiği gelirlerle kalkınamamış ve zenginleşememiştir. Bunun birçok sebebi vardır. Fakat burada uzun uzadıya tüm etkenleri sıralamayacağız. Ekonomik sorunlar beraberinde birçok sorunlar da getirir. Siyasi kriz ve demokrasi  krizi bunların başında gelir. Siyasi krizin olduğu bir yerde doğal olarak demokrasiden de bahsedilemez. Özellikle de Kuzey Bölgesel Kürt yönetimi ekonomik krizi en çok hisseden tarafın başında gelmektedir. Ayrıca ülke genelinde birçok yolsuzluk meydana gelmektedir. Bilindiği gibi, yolsuzluğun var olduğu ülkelerde demokrasinin ve siyasi özgürlüğün gelişmiş olduğundan bahsetmek pek de mümkün olmamaktadır. LaPALOMBARA’nın da dediği gibi ‘’Devletlerin ekonomideki rolü ne kadar fazla ise yolsuzlukların olması da bir o kadar fazla olmaktadır.’’[3] Ayrıca Leite ve Weideman, ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak zenginliğinin rant kollama faaliyetleri için fırsatlar yarattığını, bunun da yolsuzluklara neden olduğunu iddia etmektedirler. Yapmış oldukları ve 72 ülkeyi kapsayan çalışmalarında, ülkelerin petrol ve maden ihracatlarının GSMH’daki payını doğal kaynak zenginliğinin bir göstergesi olarak almışlar ve bu pay artıkça yolsuzlukların da arttığını bulmuşlardır.[4] Ortadoğu’ya baktığımızda, ekonomileri petrol ve diğer doğal kaynakların gelirlerinden oluşan ülkelerde yolsuzluklar her zaman var olmuştur. Bu yüzden bu tür ülkelerde demokrasiden bahsetmek çok zordur. Çünkü yolsuzlukları yapan iktidarlar şeffaf olmazlar ve şeffaflığın olmadığı bir ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Örneğin, İsveç yolsuzlukların en az ve siyasi özgürlüğün ve demokrasinin en fazla olduğu ülkelerin başında gelir. Irak’ta hükümetler birçok yolsuzluk olaylarına karışmakta fakat bunları ortaya çıkaracak demokratik mekanizmalar bulunmamaktadır. Irak halkı petrol gelirlerinden tarihi boyunca mahrum bırakılmış ve çok küçük bir pay almıştır.

      Bu duruma örnek verecek olursak; Bağdat Valiliği’nde çalışan memurların maaşları 7-8 ay verilmemiş ve ülkede birçok olaylar ve protestolar yaşanmıştır. 2016 Ağustos ayında bir memur “Sözleşmemiz Başbakanlık kararıyla feshedildi. Çok sayıda protesto gösterisi düzenledik ama bizi dinleyen yok. Ekonomik kriz gerekçesi bize inandırıcı gelmiyor çünkü bu ülkede milyon dolarlarla yolsuzluk yapanlar var.”[5] açıklamasında bulunmuştur.

    Özellikle de Bağdat hükümeti ile Kürt hükümeti arasında ekonomik çıkarlar nedeniyle birçok anlaşmazlık yaşanmaktadır. Özellikle IŞİD’in Irak’ta ortaya çıkmasından sonra bu kriz daha da fazla kendisini hissettirmiştir. IŞİD saldırıları ve Bağdat yönetiminin bütçede yaptığı yüzde 17’lik kesinti, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni ekonomik anlamda bir darboğaza sokacaktır. Bu yüzden bölgede yaşanan ekonomik kriz beraberinde siyasi krizi de derinleştirmektedir. Bağdat yönetiminin, Kuzey Irak’a bütçeden ayırması gereken parayı ödemeyi geciktirmesi bölgedeki ekonomik krizin başka nedenlerinden biridir. Irak merkezî hükümeti bütçe payı göndermediği için maaşların ödenmesi gecikmeli olarak yapılabiliyor. Ekonomik krizde olan bir ülkenin halkı hiçbir zaman demokrasi ile iç içe olamaz. Özellikle de Irak’ta bu durum daha da belirgindir. İnsanların seslerini duyuracak demokratik koşulların var olmadığı bir ülkede demokrasi bir hayal ürünüdür. Aslında bu durum sadece Irak’ta değil, ekonomik olarak güçsüz olan tüm ülkelerde görülen bir şeydir. Batı ülkelerinin GSMH’sı yüksek ve ekonomik krizlerin olmadığı bir ortamda var olduğundan demokrasileri de buna paralel olarak ilerleme kaydetmektedir. Erbil ve Bağdat hükümetleri arasındaki bir diğer anlaşmazlık da petrol satışlarıdır. IKBY’nin enerji gibi stratejik bir konuda Irak merkezi hükümetinden bağımsız adımlar atması ve Irak içerisindeki etki alanını siyasi ve coğrafi olarak genişletmeye çalışması, Irak merkezi hükümeti ve IKBY arasındaki başka bir gerginliğe neden olmuştur. Erbil ve Bağdat arasında Irak’ın kuzeyinde IKBY tarafından çıkarılan petrolün dışarıya satışı konusunda uzun süredir görüşmeler yapılmış, ancak bir çözüm bulunamamıştır.[6]

3- Siyasi Deneyimsizlik/Başarısızlıklar ve Uzlaşı Sorunu

        Irak’ta demokrasi krizine neden olan sebeplerden birisi de Irak’ı yöneten siyasal aktörlerin deneyimsizliği, başarısızlığı ve uzlaşı anlayışlarının olmamasıdır. Irak’ta demokrasinin yeşerememesinin bir diğer nedeni; siyasal uzlaşı kültürün ve demokratik siyasi mekanizmaların olmamasından kaynaklanmaktadır. Örneğin; 2010 seçimlerinden sonra yaklaşık 9 ay sonra hükümet kurulabilmiştir. Irak’taki hükümetlerin/koalisyonların iktidarı adil olarak paylaşma, diğer azınlıkların hak ve hürriyetlerini koruma gibi demokratik uygulamaları henüz tam olarak benimseyemediklerini söyleyebiliriz. Farklı grupların, ülke siyasetinde ve ülkenin ekonomisinde söz sahibi olmak adına birbirlerine karşı hegemon olma savaşı verdiklerini görebiliriz. Irak meclisinde bulunan siyasi liderler bağlı bulundukları etnik ve mezhepsel çıkarlarını devlet çıkarlarından üstün görmekte bu yönde hareket etmektedir. Irak’ta siyasi seçkinler demokratik siyaset anlayışından uzak kalmayı tercih etmektedirler. Bunun sonucunda doğal olarak bir demokrasi krizi ortaya çıkmaktadır. Siyasi liderlerin uzlaşı kültüründen uzak olması tüm ülkenin demokratik değerlerine zarar vermektedir. Uzlaşının olmadığı bir yerde her zaman çatışmalar vardır. Çatışmaların olduğu yerlerde demokrasiden bahsetmek de elbette imkansızdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi; aynı mezhep ve etnikten olan insanlar bile kendi aralarında ayrışmaktadır. Mecliste çoğunluğu oluşturan tarafın, azınlığın hak ve hürriyetleri görmezden gelmekte ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmektedir. Halkın demokratik yollarla seçtiği partilerin çıkarları artık bir zamandan sonra halkın çıkarlarının önüne geçmektedir. Örneğin; Irak’ta yönetim erkine sahip olanların belirli bir topluluğa, siyasi ideoloji ve düşünce sistemine dayanarak diğer toplulukları şekillendirmeye çalışmaları ve yönetim anlayışlarını dayatmaya çalışmaları halinde toplumsal istikrar ve barışın bozulmasına neden oldukları gibi sorunları daha da derinleştirmektedir.[7]

Sonuç

       Her ne kadar da Irak için uygun bir demokrasi modeli veya ortamı yaratmaya çalışılsa da, yukarıda belirttiğimiz koşulların oluşması (Siyasi Mücadelenin –Mezhepsel ve Etniksel Anlamda- Ülkede Kamplaşmış Şekilde Devam Etmesi, Ekonomik Sorunlar ve Petro, Siyasi Deneyim/Başarısızlıklar ve Uzlaşma Sorunu) demokrasiyi tam anlamıyla işleyecek bir hale getirmekte önümüze engeller koymaktadır. Uzlaşının olmadığı bir yerde her zaman çatışmalar vardır. Çatışmanın olduğu yerde de demokrasinden bahsetmek elbette ki imkansız olacaktır. Petrolün lanetlediği bir ülke olan Irak’ta toplumsal yapının da bölünmüşlüğü ve bölünmeyi oluşturan tarafların birbiri üzerinde -mezhep ve etnik gruplar- hegemon kurma anlayışı tarafların uzlaşmasının önündeki en büyük engellerden birisidir. Kısaca belirtmek gerekirse; Irak’ta siyasi çoğunluğun iktidarına dayalı yeni bir yönetim tarzına yönelik arayışlar, uzlaşmacı demokrasinin hedefleri gerçekleşmediği müddetçe başarılı olamaz. Karşıt gruplar, ulusal egemenliği, toprak bütünlüğünü, zenginliklerin adil paylaşımını, düzgün yönetim mekanizmalarını teminat altına alacak asgari ortak kurallar ve kırmızı çizgiler üzerinde anlaşmak zorundadır. Ayrıca, bir bireyin,  topluluğun  ya da mezhebin uzun vadede bütün ülkenin kaderini kontrol etmesini engellemeye dönük güvencelerde de mutabık kalınmalıdır.[8]

Kaynakça

Carlos LEITE, Jens WEIDEMANN, “ Does Mother Nature Corrupt? Natural Resources, Corruption, and Economic Growth”, IMF Working Paper, 85, 1999

Dalar, Mehmet, Irak İçin Ortaklıkçı Demokrasi Modeli, 21.yy’da Sosyal Bilimler

Heywood, Andrew, Siyaset, Adres Yayınları, 2013

http://www.bilgesam.org/incele/1130/-irak%E2%80%99taki-siyasi-anlasmazliklar–cikis-yollari-ve-turkiye/#.WFfad1OLTIU

http://www.trthaber.com/haber/dunya/iraktaki-ekonomik-kriz-268781.html

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2014/01/iraq-crisis-consensual-democracy.html#ixzz4Sx1GUphT

Joseph, LaPALOMBARA, “ Structural and Institutional Aspects of Corruption ”, Social Research 61, No.2 Summer, 1994

Lijphart, Arend, Demokrasi Modelleri, İthaki Yayınları, 2014

ORSAM, Irak’ta 2014 Seçimleri, IŞİD Operasyonları ve Irak’ın Geleceği, Rapor No: 190, Haziran 2014

Sommy, Smooha, ‘’The model of ethnic democracy’’, October 2001

Dipnotlar

[1]  Ali Semin, 2012, http://www.bilgesam.org/incele/1130/-irak%E2%80%99taki-siyasi-anlasmazliklar–cikis-yollari-ve-turkiye/#.WFfad1OLTIU

[2] ORSAM, Irak’ta 2014 Seçimleri, IŞİD Operasyonları ve Irak’ın Geleceği, Rapor No: 190, Haziran 2014, s. 8

[3]  Joseph, LaPALOMBARA, “ Structural and Institutional Aspects of Corruption ”, Social Research 61, No.2 Summer, 1994, s.338

[4]  Carlos LEITE, Jens WEIDEMANN, “ Does Mother Nature Corrupt? Natural Resources, Corruption, and Economic Growth”, IMF Working Paper, 85, 1999. s. 1.

[5]  http://www.trthaber.com/haber/dunya/iraktaki-ekonomik-kriz-268781.html

[6]  Irak’ta 2014 Seçimleri, IŞİD Operasyonları ve Irak’ın Geleceği, Rapor No: 190, Haziran 2014, s. 11

[7]  Mehmet Dalar, Irak İçin Ortaklıkçı Demokrasi Modeli, 21.yy’da Sosyal Bilimler, s.348

[8]  http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2014/01/iraq-crisis-consensual-democracy.html#ixzz4Sx1GUphT

Yazan Hakkında

Mervan Nazım

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir