Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
ırak

Irak Baas’ı

Özet

Irak kurulduğundan beri birçok problemle karşı karşıya kalmış ve bu problemler gerek içten gerekse dıştan müdahalelerle çözülmeye çalışılmıştır. 1958 yılından itibaren birçok darbe gerçekleşmiş ve 1968 darbesiyle Baas Partisi Irak’ta 35 sene hüküm sürmüştür. 1979’dan itibaren Saddam Hüseyin’in tek başına iktidar olmasıyla da Baas Partisi Irak’ta bugün yaşanan olayların baş aktörü olmuştur. Bu makalede Baas Partisi’nin kuruluşu, Irak’ta nasıl yükseldiği, politikalarını ve Saddam Hüseyin döneminde yaşanan olaylar ve politikalar, ayrıca Baas’ın Suriye’de yükselişi ve iktidarı da ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Baas, Suriye, Irak, Saddam Hüseyin, Petrol

Giriş

Irak kurulduğundan beri birçok problemle karşı karşıya kalmıştır. Çok uluslu ve çok mezhepli yapısı bunların başında gelir. Uluslar ve mezhepler arası iktidar mücadelesi krallık döneminde, cumhuriyet döneminde ve hatta makalemizin konusunu oluşturan Baas döneminde de karşımıza çıkar.Komşu Suriye’de ortaya çıkan Baas düşüncesi 1963’te Suriye’de, 1968 yılında da Irak’ta iktidarı ele geçirmiştir. Irak Baas Partisi’nin iktidarı ele geçirişi kolay olmamış ve birçok zorlukla baş başa kalmıştır. Irak Baas Partisi 1968’de iktidarı ele geçirdiğinden beri birçok politikaya imza atmış ve Irak siyasetini derinden etkilemiştir. 2003 ABD İşgali ile Baas rejimi Irak’ta sona erse de etkisi bugünlere kadar Irak’ta hissedilmiştir. Makalemizin ana konusu Irak’taki Baas Partisi dönemidir. İlk bölümde Baasizmin ne olduğu ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Suriye’de Baas’ın yükselişi ve iktidarı, üçüncü bölümde ise esas konumuz olan Irak Baası anlatılmıştır. Irak Baası başlığı altında ise Baas Partisi döneminde uygulanan politikalar ve Saddam Hüseyin dönemi ele alınmış,  sonuç bölümüyle de makalemiz sonlandırılmıştır.

 

Baasizm Nedir?

Baas Partisi’nin anlamına baktığımızda “Rönesans”, “yeniden doğuş” ve “diriliş” gibi anlamlara geldiğini görüyoruz. 1943 yılında Suriye’nin Şam kentinde kurulan Baas Partisi’nin kurucuları Ortadoks Hıristiyan olan Mişel Eflak ve Sünni Arap olan Salah el-Bitar’dır.[1]Eflak ve Bitar Paris’te öğrenciyken tanışmışlar, Şam’a geldiklerinde fikirlerini uygulamaya başlamışlardır. 1947’de İskenderunlu bir Alevi olan Zeki Arsuzi’nin katılımıyla ilk kongre gerçekleşmiştir.[2]

Baas Partisi’nin ideolojisi Müslüman Arapçılıktan ziyade laik, milliyetçi, pragmatik ve kapsayıcı yönü bulunan bir ideolojidir.Partinin sloganı “Birlik, özgürlük ve sosyalizm”dir. “El-Baas” adlı gazeteyle fikirlerini yaymaya çalışmışlardır. Gazetenin başında Mişel Eflak vardır. Eflak yazılarında Baas’ı, Arap toplumunun tam bir dönüşümünü hedefleyen, sosyal adaletsizliği, sınıf sömürüsünü ve tiranlığı sona erdirecek ve özgürlük, demokrasi ve sosyalizmi getirecek bir devrimci bir hareket olarak nitelendirmiştir. Eflak bir Hıristiyan olmasına rağmen İslamiyet’i düşüncesinin ayrılmaz bir parçası yapmıştı.[3] Baas Hareketi’nin temel hareketlerine bakacak olursak tek bir Arap ulusu yaratmak, sosyalizmi gerçekleştirmek suretiyle Arap dünyasını yabancı boyunduruğundan kurtarmak, bağlantısızlık politikasıyla emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı çıkmak[4] gibi ana başlıklara sahiptir.

 

Suriye’de Baas’ın Yükselişi ve İktidarı

1958 yılı Suriye’deki Baasçılar için önemli bir yıldır. Çünkü Mısır ve Suriye birleşerek “Birleşik Arap Cumhuriyeti (BAC)” ni kurmuşlar ve bu birleşmede Baasçıların önemli bir rolü olmuştur. Bu proje Suriye’deki Baasçıların en büyük hayaliydi. İlk başta Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır bu birleşmeye sıcak bakmamış, komünizm tehlikesinin ciddiyeti konusunda ikna edilmiştir. 21 Şubat 1958’de yapılan referandumdan sonra BAC resmen kurulmuş oldu. Nasır, devlet başkanı olmuş ve Suriye’deki bütün siyasi partiler yasaklanmıştır. Birleşmeden sonra Baasçıların bekledikleri yönetim ortaya çıkmadı. Kilit noktalara Mısırlılar getirildi ve Suriye içinde etkili olmaya başladılar. Ayrıca Suriye’nin Mısır’ın uydu devletiymiş gibi görünmesi Suriyelileri rahatsız etmeye başladı.

1961 yılına gelindiğinde Nasır’ın Suriye içindeki nüfuzuna olan hoşnutsuzluk, süregiden kuraklık ve ekonomik kriz, Suriyelilerin sabrını taşırmıştı. 28 Eylül 1961’de Yarbay Abdülkerim Nehlevi Suriye’de askeri bir darbe gerçekleştirerek birliği sona erdirmiştir. 13 Ekim 1961’de Suriye bağımsızlığını tekrar kazanarak Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğini tekrar başlatmıştır.[5]Bu ayrılıktan sonra Baas Partisi Suriye’de gittikçe etkisini göstermeye başladı. Bu sırada parti, kendi içinde iki kanada ayrılmıştır: Mişel Eflak, Salah el-Bitar ve General Emin el-Hafız öncülüğünde “Eski Muhafızlar” ve Salah Cedid, Muhammed Umran ve Hafız Esad gibi dini-etnik azınlıklara mensup olan subayların öncülüğünde “Bölgeselci Kamp”.[6]

8 Mart 1963’te Baas Partisi öncülüğünde Suriye’de askeridarbe yapılmış ve Baas Partisi Suriye içinde en etkili parti olmuştur. 1966’da “Bölgeselci Kamp” grubu iç darbe yaparak “Eski Muhafızlar” grubunu tasfiye etmiştir. 1970 yılında Savunma Bakanlığı görevinde bulunan Hafız Esad, Salah Cedid ve hükümet üyelerinin tutuklama emri vererek iktidarı ele geçirdi. Bir yıl sonra da yedi yıllığına cumhurbaşkanı seçilerek iktidarını pekiştirmiş oldu.[7]

 

Irak Baası

Irak Baas Partisi’nin Kuruluşu ve Yükselişi

Irak Baas Partisi’nin temelleri 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Bağdat’a giden üç Suriyeli tarafından atılmıştır. Bu Suriyeliler Feyiz İsmail, Vasfi el-Ganim ve Süleyman el-Eysa’dır. Bu üç Suriyelinin etkisiyle 1949 yılında Irak Baas Partisi kurulmuş ve 1951 yılında Şam’daki “Baas Ulusal Önderliği”tarafından da tanınmıştır.[8] İlk başta öğrenci grupları, iş adamları ve entelektüeller partiye üye olurken daha sonra Ahmed Hasan el-Bekir, Saddam Hüseyin gibi ileride Irak siyasetine damga vuracak isimler üye olmaya başladı.

14 Temmuz 1958’de Tuğgeneral Abdülkerim Kasım önderliğinde yapılan askeri darbeyle Irak’ta monarşi sona erdi ve cumhuriyet ilan edildi. Baasçılar bu darbede Kasım’a yardım ettiler. Suriye ve Mısır’ın kurduğu Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin etkisiyle Kasım, Baasçıları tehdit olarak görmeye başladı ve Baasçılar tasfiye edilmeye başlandı. Mart 1959’da Musul merkezli Baas ayaklanması ortaya çıksa da bu bastırıldı. Ancak daha sonra 7 Ekim 1959’da aralarında Saddam Hüseyin’in de bulunduğu Baasçı bir grup General Kasım’a suikast düzenlediler ve bu suikastte Kasım yaralı olarak kurtuldu. Bu darbe girişimi Baasçılar adına başarısızlıkla sonuçlandı.[9]

8 Şubat 1963 tarihine geldiğimizde General Abdüsselam Arif, Baasçıların desteğini alarak General Kasım’a karşı darbe yaptı ve Kasım idam edildi. Arif devlet başkanı olurken, yardımcısı ise 1968 darbesinden sonra devlet başkanı olacak olan Ahmed Hasan el-Bekir olmuştur. Darbeden 9 ay sonra Arif ile Baasçıların arası açılmış ve 13 Kasım 1963’te iç darbe yapılarak Baasçılar tasfiye edilmiştir. Bu tarihten sonra Baasçılar yer altında örgütlenmeye başlayacaklar ve bu darbeden dersler çıkaracaklardır. 14 Mayıs 1966’da Abdüsselam Arif bir helikopter kazasında ölünce yerine kardeşi Abdurrahman Arif geçti.[10]

 

17 Temmuz 1968 Darbesi ve Baas Partisi’nin İktidarı

Tarih 17 Temmuz 1968’i gösterdiğinde Irak’ta 35 yıl sürecek yeni bir dönem başlıyordu. Bu tarihte Baas Partililer Abdurrahman Arif’e darbe yaparak iktidarı tek başına ele geçirdiler. Darbenin başındaki isim Abdüsselam Arif’in yardımcılığını yapan General Ahmed Hasan el-Bekir’di. Bekir darbeden sonra devlet başkanı, başbakan ve Devrim Komuta Konseyi (DKK) Başkanı olarak görev yapıyordu. Yardımcısı ise Saddam Hüseyin’di. Darbeden sonra yönetim şüphelendiği kişileri acımadan tasfiye ediyordu. 1970 yılında DKK’ya üye olmak için Baas Partisi’ne üye olma şartı getirildi ve ülkede tek parti rejimi tesis edildi.[11]

Güvenlik ve istihbarat alanlarında ordu devre dışında bırakıldı ve kilit noktalara Tikritliler getirildi. Baas Partisi’nin yapısına baktığımızda akrabalık ilişkilerinin üst düzeyde olduğunu görürüz. Suriye’de Hafız Esad ve Irak’ta Hasan el-Bekir ve daha sonra devlet başkanı olacak Saddam Hüseyin kilit noktalara akrabalarını getirmişlerdir. Örnek verecek olursak Saddam Hüseyin’in dayısı Hasan el-Bekir’in teyzesinin oğludur.[12] Hatta tarihçi Hanna Batatu bir kitabında şöyle demiştir: “Baas Partisi Tikritliler aracılığıyla değil, Tikritliler Baas Partisi aracılığıyla hüküm sürüyorlar.”[13]

Saddam Hüseyin, Baas Partisi iktidara geldiği zaman ikinci adam olarak gözükse de parti içinde Hasan el-Bekir’den daha aktif bir politika yürütüyordu. Parti içi yapılanmada kendine yakın adamları getiriyor ve parti içinde daha güçlü bir hâle geliyordu. Tabii bunda geçmiş tecrübelerinin de etkisi vardı. 28 Nisan 1937’de Tikrit’te doğan Saddam Hüseyin, 1957’de Baas Partisi’ne üye olmuştur. 1959’da General Kasım’a karşı gerçekleştirilen suikast ekibinin içinde yer aldıktan sonra Şam ve Kahire’de sürgün hayatı yaşamıştır. 1963 darbesinden sonra tekrar Irak’a dönse de Baasçıların tasfiye edilmesinden sonra hapse girmiş ve kaçmıştır. 1968’e kadar yer altı örgütlenmesinde önemli rol oynayan Saddam Hüseyin, hem akrabalık ilişkisi hem de yaptığı çalışmalarla Baas Partisi’nin önemli mevkilerine yükselmeyi başarmıştır. Bu tecrübesi onu daha sonra Irak liderliğine kadar taşıyacaktır.

 

Irak Baas Partisi’nin Yaptığı Reformlar

Baas Partisi Irak’ta iktidarı aldıktan sonra reform hareketlerine başlamıştır. 1972’de Iraq Petroleum Company’nin  (IPC) millileştirilmesi ekonomik alanda yapılan en önemli reformlardan biri diyebiliriz. Bu karar Baas Partisi’nin hem siyasi hem ekonomik alanda kazanç sağlayacaktı. Hele ki bu kararın 1973 Arap-İsrail Savaşı öncesi alınması Baas Partisi için büyük ekonomik kazanç demekti. Petrolden gelmeye başlayan büyük gelirlerle kalkınma ve reform hareketleri hızlanmıştır. Bu yöndeki ekonomi programı özel sektörü de destekleyen bir sosyalist ekonomi programıydı. Kamu sektörü demir, çelik ve petro-kimya gibi ağır sanayi kollarına yatırımlar yapıyordu.

Rejim, kırsal kesimde ise toprak reformu başlattı. Bu reform hareketi büyük toprak sahiplerine büyük darbe indirdi ve köylülerin toprak sahibi olmasının önünü açtı.[14] Tarım kooperatifleri kurulmuş ancak bir başarı elde edilememiştir. Bu toprak reformunda da görülebilir. Her ne kadar köylülere toprak sağlanmışsa da tarımda bir başarı elde edilememiştir. Rejim zaten önceliğini sanayi sektörüne veriyordu.

Irak’ta petrolden sağlanan gelirle birlikte sosyal yardım devleti inşa edildi. Bu doğrultuda hükümet vergileri indirdi, temel gıda maddelerini sübvanse etti, sağlık hizmetlerini ve üniversiteleri ücretsiz bir şekilde hizmet vermelerini sağladı. Bu yıllarda halkta göreli bir refah artışı oldu. Parti, laik ve reformcu görüşüne uygun özellikle kadınlara yönelik reformlar yaptı. 1978’de medeni kanunda değişiklik yapıldı ve zorla evlenme uygulaması kaldırıldı, çokeşlilik yargıcın kararına bağlandı. Eşit işe eşit ücret, doğum izinleri, kreşlerin açılması gibi kadının çalışma hayatına teşvik edici uygulamalar getirildi.

Rejim Irak içinde geniş çaplı bir eğitim reformu da başlatmıştır. Özellikle ülke içinde bir okuma-yazma seferberliği başlatmış, 1970’lerin sonunda yüzde 55 olan okuma-yazma oranı 1980’lerin sonunda yüzde 95’e çıktı.[15] Eğitim-öğretim sistemi partinin düşünceleri doğrultusunda hazırlanmış ve gençler bu yönde eğitilerek siyasal bir davranış kazandırılmaya çalışılmıştır.

 

Irak Baas Partisi’nin İç ve Dış Politikaları

Irak Baas Partisi’nin yönetici kadrolarının kökenlerinin çoğunluğunun Tikritli olduğundan bahsetmiştik. Dini kökenleri ise Sünni Müslüman, millet olarak da Araptırlar. Bu iki olgu önemlidir çünkü Irak’a baktığımız zaman, mezhepsel ve ırksal olarak çekişmeleri devletin kurulduğundan beri görmekteyiz. Sünniler Irak’ta azınlıktırlar ve Baas iktidarı döneminde de bu azınlık Irak’ta etkili olmuştur. Tıpkı Suriye’de Nusayrilerin azınlık olup Baas Partisi’nin yöneticilerinin Nusayri kökenli olması gibi. Tabii yöneticilerin Arap kökenli olması da Kürtler ve Türkmenlerle birtakım ilişkiler içerisine girilmesi de söz konusudur.

Irak Baas Partisi iktidarı ele geçirdikten sonra 1970 yılında Kürtlerle anlaşma yapılmıştır. Kürtlerin ayrı bir etnik kimlik olarak tanınması, dört yıl içinde özerk statü verilmesi, Kürtçeye resmi statü verilmesi vb. gibi maddeler bu anlaşmanın ana başlıklarıdır. Bu anlaşma 1974 yılında bozulacak ve tekrar çatışmalar başlayacaktır. 1975’te İran ile yapılan Cezayir Anlaşması sonrası İran’ın Kürtlere desteğini çekmesinden sonra Kürtler zor durumda kaldılar ve aynı yıl ateşkes istediler. Ateşkes kabul edildi ve birçok Kürt sürgüne yollandı. Bunlardan biri Kürt hareketi liderlerinden Molla Mustafa Barzani’ydi. Barzani sürgünden kısa bir süre sonra vefat edecektir.

Şiilere baktığımızda Baas rejimine üç sebepten dolayı karşıydılar: laikliği, Şiileri partinin veya hükümetin yüksek kademelerine atamayı reddetmesi ve dini kurumlar dâhil toplumun bütün kurumlarına hakim olma girişimleri.[16] 1977’de büyük Şii protestoları başlamıştı ve 1979’da hac sırasında bu devam etti. Baas Partisi ise sert bir şekilde müdahale etti ve birçok kişiyi tutuklayıp idam etti. Tabii bu dönemki Şii hareketlerine bakacak olursak İran Devrimi’nin lideri Ayetullah Humeyni sürgün cezası nedeniyle Necef’tedir. Bu hareketlerde onun da etkisi vardır.

Baas Partisi’nin dış politikasına baktığımızda Sovyet yanlısı gözüken ancak petrol geliri arttıktan sonra daha pragmatist bir dış politikadan söz edebiliriz. 1958 darbesinden sonra Irak, Sovyetler Birliği’yle yoğun bir ittifak içerisine girmiştir. Özellikle silah yardımı bu ittifakın önemli bir parçasıdır. Baas Partisi az önce de bahsettiğimiz gibi güçlü devletlere karşı Sovyet yanlısı gözükse de petrol gelirleri ile birlikte yüzünü Batı’ya dönmeye başlamıştır. Petro-kimya sanayinde Batılı teknisyenlerin getirilmesi buna örnektir. Bu dönemde Japonya, ABD, Fransa, İtalya gibi devletlerle ticareti artmıştır. Petrol gelirleri ile birlikte Batılılar buraya silah pazarı olarak bakmışlardır. Her ne kadar Sovyet silahları bu dönem alınmaya devam etse de Batılılardan da silahlar alınmıştır.

Körfez bölgesine baktığımız zaman 1973’te Kuveyt’in iki adası Irak’a istendi ancak Arap devletleri buna tepki gösterince bu istekten geri adım atıldı. 1975’te İran ile Cezayir Anlaşması imzalandı ve iki devlet arasındaki Şattülarap Sorunu çözüme kavuşturuldu.

 

Saddam Hüseyin İktidarda

1969’da DKK yardımcılığına getirildikten sonra Saddam Hüseyin, parti içinde daha çok aktif hâle gelmeye başlamıştır. Şüphelendiği kişileri tasfiye etmiş ve akrabalarını yönetim kadrolarına almaya başlamıştır. Perde arkasında olmasına rağmen parti içindeHasan el-Bekir’den gitgide daha çok öne çıkmaya başlamıştır. Hatta 1970’lerin ortasında bu durum daha çok belli olacaktır. Saddam Hüseyin asker kökenli olmamasına rağmen 1974’te ona Korgenerallik rütbesi verilmiş ve ordu içindeki ağırlığı da arttırılmıştır.[17] Orduda gittikçe otoritesi artan Saddam Hüseyin karşısında Hasan el-Bekir’in otoritesi düşüyordu.

1979’da Saddam Hüseyin saray içi bir darbeyle yönetimi ele geçirmiştir. Hasan el-Bekir hastalığını öne sürerek istifa etmiştir. Böylelikle 25 senelik Saddam Hüseyin iktidarı Irak’ta başlamış oldu. Ordu içindeki ağırlığını pekiştirmek için ise 19 Temmuz 1979’da kendisine Mareşal unvanını alacaktır.

 

 

Saddam Hüseyin’in Ekonomik Gücü: Petrol ve Etkileri

Saddam Hüseyin için petrol, ekonomik gücünün en önemli parçasıydı. Öyle ki 1973’te Irak’ın petrol geliri 2 milyar $ iken, 1980’de 26 milyar $’a ulaşmıştı ve Suudi Arabistan’dan sonra bölgenin ikinci büyük üreticisiydi.[18] Petrolden gelen bu gelirler ordusunun da finansmanını oluşturuyordu. Öyle ki Irak’ın kara ordusu 4. büyük kara ordusu olacaktı. 1982’ye de geldiğimizde 164.400 çiftçi de toprak sahibi olmuştu ve kısmen toprak reformu işe yaramıştı. Siyasi olarak kendini garantiye alan Saddam Hüseyin petrol gücüyle de bölge liderliğine oynuyordu. 1979 İran Devrimi’nden sonra bu devrimin çoğunluğu Şii olan Irak’ta da gerçekleşeceği korkusuna kapılan Saddam Hüseyin, 22 Eylül 1980’de İran’a savaş açtı. Bu savaş sırasında İran, Irak’ın petrol bölgelerine saldırdı ve Irak’ın petrol gelirlerine büyük darbe vurdu. Irak savaş sırasında bölge ülkelerinden ve özellikle ABD’den büyük destek gördü. Körfez ülkeleri petrol bölgeleri zarar görmüş Irak’a petrol veriyordu.

8 yıl süren bu savaş iki ülkeyi yıprattı. Irak açısından bakıldığında az önce de bahsettiğimiz gibi petrol gelirlerinde büyük bir düşüş yaşandı. Daha bir yılda 1981’de petrol geliri 10 milyar $’a düşmüştü.[19] Irak ekonomisi büyük bir zararla bu savaştan çıktı ve kendisine yardımcı olan devletlere borçlanmıştı. Bu borç 50 milyar $’ı buluyordu. Ancak borç olmasına rağmen askeri harcamalar kısılmıyordu.

Savaşın sonlarında 1988’de Kürtlere karşı Halepçe Katliamı olarak adlandırılan olay gerçekleşti. Irak bu bölgede hardal gazı kullandı ve resmi kayıtlara göre 5000 Kürt’ün ölümüne yol açtı. Savaştan sonra Şiilere Baas Partisi’nde daha çok yer verildi ve Şiilerin güveni kazanılmaya çalışıldı.

 

İran’la Savaştan Sonra Saddam Hüseyin Politikaları

Saddam Hüseyin bu savaşla İran Devrimi’nin ihracını durdurduğunu ve Arap davasını vurguluyordu. Savaştan sonra Saddam Hüseyin dini değerlere daha çok vurgulamaya başladı. Öyle ki 1991’de Irak bayrağına “Allahuekber”i ekletti. Ayrıca Irak’ın silahlanmaya devam etmesi bölge ülkelerini tedirgin etmeye başlamıştı. Gittikçe Batılı ülkelerle ilişkiler de gerginleşiyordu. Arap davasının lideri görünümü vermek için ABD ve İsrail’e tehditler savuruyordu. Bu durum ona Arap dünyasında prestij kazandırıyordu. Hatta İsrail’e bir Arap devletine saldıracağı takdirde orayı cehenneme çevireceğini söylüyordu.[20] Irak’ın borçları meselesinde ise Saddam Hüseyin bunu Arap devletleri için yaptığını söylüyor ve silinmesini talep ediyordu. Suudi Arabistan bunu kabul etse de Kuveyt bunu kabul etmedi.

Kuveyt, Iraklılar için İngilizlerin onlardan aldığı yer olarak yer etmiştir. Hatta 1963’te Kuveyt bağımsız olduğunda Irak bu bağımsızlığı tanımamıştır. Irak için Kuveyt denize açılan bir yoldur. Çünkü kendisinin denize kıyısı sınırlıdır. 1973 yılında Kuveyt’ten Verba ve Bubiyan adaları talep edilmiş ancak bu istek kabul görmemiştir. İran’la savaştan sonra Saddam Hüseyin Kuveyt ile tarihsel bağdan söz etmeye de başlamıştı.[21] 25 Temmuz 1990’da ABD Büyükelçisi April Glaspie ile görüşen Saddam Hüseyin, eğer Kuveyt’i işgal ederse ABD’nin buna sessiz kalacağını zannetmişti. Bunun devamında 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etti ve altı gün sonra 19. vilayeti olarak ilan etti.

ABD liderliğinde Ürdün hariç bütün Arap ülkeleri Irak’a karşı operasyona katıldılar ve bunun bedeli Irak’a ağır oldu. BM Güvenlik Konseyi 3 Nisan 1991’de 687 sayılı ateşkes kararını belirledi ve Irak bunu kabul etti. Irak’a uçuş yasağı ve ambargo uygulandı. Daha sonra temel gıda maddeleri ve tıbbi malzemeler için ambargo kaldırıldı. İşgal Irak halkı üzerinde yıkıcı etki bıraktı. Ülkenin altyapısı mahvolmuş, altyapı tesisleri ya hiç çalışmıyor ya da çok az bir kapasiteyle çalışıyordu. Ülke çapında kötü beslenme ve salgın hastalıklar artmıştı. Aşırı enflasyon orta sınıfı yoksulluğa itmişti. Ancak Saddam Hüseyin iktidarını hâlâ korumaktaydı. Muhaliflerine karşı acımasız tavrı halen sürüyor ve iktidarını daha da sağlamlaştırıyordu. Halk perişanken Bağdat’ta saraylar yükselmeye devam ediyordu. Saddam Hüseyin’in iki oğlu kaçak petrol ithal ediyor ve lüks bir şekilde yaşamlarını sürdürüyordu. Buna rağmen rejim iktidarda kalmak için elinden geleni yapıyordu.

 

2003 Amerikan İşgali ve Irak’ta Baas Rejimi’nin Sonu

Tarihler 11 Eylül 2001’i gösterdiğinde ABD, tarihinin en zor günlerinden birine şahit oluyordu. İkiz Kuleler yıkılmış ve Pentagon’a saldırı düzenlenmişti Bu saldırıdan El-Kaide sorumlu tutuldu ve “War on Terror” çerçevesinde Afganistan işgal edildi. Bu durum ABD’nin güvenlik algısını da değiştirdi. George W. Bush bu saldırıdan sonra “Şer Ekseni” deyimini ortaya çıkardı ve bu eksen içindeki ülkeler Kuzey Kore, İran ve Irak’tı.[22]Ayrıca Irak yönetimi El-Kaide’ye destek vermekle suçlanıyordu.

8 Kasım 2002 yılında BM Güvenlik Konseyi 1441 sayılı kararı açıkladı. Buna göre Irak’ı kitle imha silahlarını ortaya çıkarmasını, BM görevlilerinin istedikleri yerlere serbestçe girebilmesini, aksi takdirde Irak için ciddi sonuçlar olacağını belirtti. Bunu fırsat bilen Bush yönetimi BM ve Avrupa ülkelerinin desteğini alarak askeri bir operasyon yapmayı hedefliyordu. BM ve İngiltere hariç Avrupa ülkelerinden fazla destek gelmeyince ABD tek taraflı 1441 sayılı kararı ihlal ettiğini söyleyerek Saddam Hüseyin ve oğullarına kırk sekiz saat içerisinde ülkeyi terk etmelerini söyledi.[23]

“Irak’a Özgürlük Operasyonu (Operation Iraqi Freedom)” adıyla 20 Mart 2003’te Amerikan saldırısı başladı. Kuveyt’te bulunan İngiliz ve Amerikan askerleri de bu operasyona katılmışlardı. Üç hafta içinde Bağdat’a girildi ve böylece Irak’taki Baas rejimi sona erdi. Saddam Hüseyin’in 24 yıllık iktidarı böylece son bulmuş oluyordu. 1 Mayıs 2003’te ise Bush savaş operasyonlarının bittiğini açıkladı.

Sonuç

1958-1968 arası Irak’taki darbelerde desteği bulunan Baas Partisi bu yıllar arası darbelerden sonra tasfiye edilen taraf olmuştur. 1968’deki darbeden sonra ülkenin kontrolünü tek başına alan parti, Saddam Hüseyin’in 1979’daki iktidarı sonrasında daha da güç kazanacaktır. Özellikle petrol kartıyla ordusunu güçlendirmiş ve Arap dünyası liderliği için de ordu ve petrol kartlarını kullanmıştır. İran ile süren 8 yıllık savaş ve Kuveyt’in işgali, Saddam Hüseyin’in siyasi hayatı için dönüm noktası olmuştur. 2003 ABD İşgali’nden sonra 14 Aralık 2003’te bir operasyonla yer altında yakalanan Saddam Hüseyin yargılanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır. Bu karar 30 Aralık 2006’da Kazımiye’de bir Amerikan kampında uygulanmıştır. Böylelikle Arap dünyasında bir devir sona ermiştir.


KAYNAKÇA

Al Jazeera, “The Iraqi Baath Party”, 23 Haziran 2005, http://www.aljazeera.com/archive/2005/06/2008410121344236996.html (Erişim Tarihi: 15 Aralık 2017)

AMANOV, Shatlyk, “Suriye”, Hasan Öztürk (der.), Modern Orta Doğu Siyasi Tarihi, Ankara, BİLGESAM Yayınları, 2016.

ARI, Tayyar, Irak, İran ve ABD: Önleyici Savaş, Petrol ve Hegemonya, İstanbul, Alfa Yayınları, Ocak 2004.

CLEVELAND, William L., Modern Ortadoğu Tarihi, çev. Mehmet Harmancı, İstanbul, Agora Kitaplığı, 2008.

COP, Burak, “Suriye’yi Anlamak: Baas Nasıl Doğdu?”, 29 Kasım 2011, https://www.ntv.com.tr/dunya/suriyeyi-anlamak-baas-nasil-dogdu,PGZtoNqZ9EC8GdShJjaYhg (Erişim Tarihi: 15 Aralık 2017).

ÇAĞ, Galip – EKER, Sami , “Ortadoğu’da Baas Rejimleri: Suriye ve Irak”, Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi 2.

ERENLER, Muharrem, “Irak”, Hasan Öztürk (der.), Modern Orta Doğu Siyasi Tarihi, Ankara, BİLGESAM Yayınları, 2016.

ÖZTÜRK, Mehmet, “I. Körfez Savaşı’ndan (1990- 91) – 11 Eylül Sürecine ABD’nin Irak Politikası Ve Bunun Türk-Amerikan İlişkilerine Etkileri”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 19, Ocak-Şubat-Mart 2010.

PİRİNÇÇİ, Ferhat, “Irak’ta Saray İçi Darbe: Saddam Hüseyin ve İktidara Gelişi”, Ortadoğu Analiz, Eylül-Ekim 2016, Cilt: 8, Sayı: 76.

SÖNMEZOĞLU, Faruk (Der.), Uluslararası İlişkiler Sözlüğü, İstanbul, Der Yayınları, 4. Basım, 2010.

SUNGUR, Nevin, “ABD’de ‘Şer ekseni’ hazırlığı”, 5 Şubat 2002,  http://arsiv.ntv.com.tr/news/134221.asp (Erişim Tarihi: 5 Ocak 2018)

ŞENTÜRK, Doğan, Ortadoğu’da Arap Birliği Rüyası: Saddam’ın Baası, İstanbul, Alfa Yayınları, 2003

Dipnotlar

[1] Galip Çağ ve Sami Eker, “Ortadoğu’da Baas Rejimleri: Suriye ve Irak”, Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi 2, s. 61.

[2] Burak Cop, “Suriye’yi Anlamak: Baas Nasıl Doğdu?”, 29 Kasım 2011, https://www.ntv.com.tr/dunya/suriyeyi-anlamak-baas-nasil-dogdu,PGZtoNqZ9EC8GdShJjaYhg (Erişim Tarihi: 15 Aralık 2017).

[3] William L. Cleveland, Modern Ortadoğu Tarihi, çev. Mehmet Harmancı, İstanbul, Agora Kitaplığı, 2008, s. 362.

[4] Faruk Sönmezoğlu (Der.), Uluslararası İlişkiler Sözlüğü, İstanbul, Der Yayınları, 4. Basım, 2010, s. 105.

[5] Shatlyk Amanov, “Suriye”, Hasan Öztürk (der.), Modern Orta Doğu Siyasi Tarihi, Ankara, BİLGESAM Yayınları, 2016, s. 113.

[6] Amanov, a.g.e.,  s.115.

[7] Cleveland, a.g.e.,  s. 443.

[8]Al Jazeera, “The Iraqi Baath Party”, 23 Haziran 2005, http://www.aljazeera.com/archive/2005/06/2008410121344236996.html (Erişim Tarihi: 15 Aralık 2017)

[9]Ferhat Pirinççi, “Irak’ta Saray İçi Darbe: Saddam Hüseyin ve İktidara Gelişi”, Ortadoğu Analiz, Eylül-Ekim 2016, Cilt: 8, Sayı: 76, s. 45.

[10] Doğan Şentürk, Ortadoğu’da Arap Birliği Rüyası: Saddam’ın Baası, İstanbul, Alfa Yayınları, 2003, s. 113

[11]Muharrem Erenler, “Irak”, Hasan Öztürk (der.), Modern Orta Doğu Siyasi Tarihi, Ankara, BİLGESAM Yayınları, 2016, s. 155.

[12] Pirinççi, a.g.m.,  s. 46.

[13]Hanna Batatu, The Old Social Classes and the Revolutionary Movements of Iraq, Princeton, 1982, s. 1008.

[14] Cleveland, a.g.e., s. 457.

[15] Erenler, a.g.e., s.156.

[16] Cleveland, a.g.e.,s. 456.

[17] Pirinççi, a.g.e., s. 46.

[18]Tayyar Arı, Irak, İran ve ABD: Önleyici Savaş, Petrol ve Hegemonya, İstanbul, Alfa Yayınları, Ocak 2004, s. 373.

[19] Arı, a.g.e., s. 390.

[20]Cleveland ,a.g.e., s. 525.

[21] Mehmet Öztürk, “I. Körfez Savaşı’ndan (1990- 91) – 11 Eylül Sürecine ABD’nin Irak Politikası Ve Bunun Türk-Amerikan İlişkilerine Etkileri”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 19, Ocak-Şubat-Mart 2010, s. 2.

[22] Nevin Sungur, “ABD’de ‘Şer ekseni’ hazırlığı”, 5 Şubat 2002,  http://arsiv.ntv.com.tr/news/134221.asp (Erişim Tarihi: 5 Ocak 2018)

[23] Cleveland, a.g.e., s. 596

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir