Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
insan hakları
Kaynak: Chip Somodevilla/Getty Images

İnsan Haklarını Doğru Anlamak

Biden’ın, dünyaya liderlik etmeden önce ABD’de liderlik etmesi gerekiyor.

Başkan seçilen Biden, göreve başladığında bir dizi olağanüstü küresel sorunla karşı karşıya kalacak: Kovid-19 salgını, koronavirüsle birlikte daha da derinleşen ekonomik eşitsizlik, bir avuç teknoloji ve sosyal medya şirketinin kamusal alanı fazlasıyla etkilemesi, dünya liderleri ve küresel kurumlarla yıpranmış ilişkiler, ABD diplomasisine azalan güven, yükselen otoriter rejimler ile etnik ve dini azınlıklara yönelik artan saldırılar. Biden tüm bu cephelerde başarılı olabilmek için öncelikle bazı temel iç sorunlara odaklanmalıdır. Neticede, ABD’nin dünyaya liderlik etme becerisi kısmen kendi iç işlerini düzene sokma kapasitesine bağlı olacaktır.

İlk zorluk göç. Başkan Donald Trump’ın göç ve göçmenleri hedef alan saldırıları 2016’da başkanlık yarışına damga vurmuştu. Trump’ın söylemleri ve Trump yönetiminin ABD-Meksika sınırındaki aileleri ayırıp ve alıkoyarak sınıra bir duvar inşa etme politikaları, sığınmacılara yönelik muamele, mülteci sayısındaki azalma ve bununla birlikte tarihteki en düşük seviyesine ilerlemesi, birçok Müslüman çoğunluktaki ülkeden gelenler için seyahat yasağı, Çocuk Gelişleri için Erteleme Eylemi’ni (DACA) kaldırma girişimleri ve Meksikalı ve diğer milletlere yöneltilen sayısız zalimce ve ırkçı saldırı. Geçtiğimiz dört yılda göçmenlikle ilgili 400’den fazla yürütme eyleminin gözden geçirilmesi ve iptali ile Biden, uluslararası ve iç hukuku ihlal eden politikalar ve eylemler nedeniyle mağdur olan savunmasız sığınmacılara sınırda öncelik vermelidir.

Acımasız ve insanlık dışı politikaları kaldırmak yeterli olmayacak. Biden’ın bunu insani, adil ve uluslararası hukuka uygun yeni politikalarla tamamlaması gerekecek. Mülteci politikaları, yönetimin liderlik etmesi gereken bir alandır. Burada göçmenler ve mülteciler sadece ulusal güvenlik tehdidi olarak değil, aynı zamanda varlık olarak göz önünde bulundurulur.

Meksika ve Orta Amerika için gerçek bir “Marshall Planı”na ihtiyaç duyulması göçmenlikle bağlantılı. Trump’ın Meksika ve Orta Amerika’daki çabaları, yardımları kesmeye ve bölgeyi sığınmacıları kabul etmek için güvenli olarak belirlemeye odaklandı. Kuzey Üçgeni (Guatemala, El Salvador ve Honduras); köklü yolsuzluk, yoksulluk, şiddet, yüksek cinayet ve çete faaliyeti oranları ile iklim değişikliğinden kaynaklanan tarımsal başarısızlıktan muzdarip. Son zamanlarda bölgeye yatırım yapmaya yönelik girişimler uygulanmıştır. Bölgesel güvenliğe ve göçün önlenmesine odaklanılmıştır ancak eğitime, halk sağlığına, tarımsal kalkınma ve çeşitlendirmeye, sürdürülebilir kalkınmaya ve yolsuzlukla mücadele girişimlerine koordineli yatırımlar daha etkili olabilir. En önemlisi, insan hakları, cinsiyet eşitliği ve iklim değişimine odaklanmak, bölgesel barışın ve insan güvenliğinin sağlanması için gereklidir.

İkinci odak noktası, ırk ve tazminatlar olmalıdır. Bu yılki Black Lives Matter (Siyahların Hayatı Değerlidir) protestoları polis şiddetine odaklanmıştı. Ancak, köklü ırkçılığın ele alınışı polis reformunun ötesine geçmelidir. Siyahların önderliğindeki kuruluşlara ve topluluklara yatırım yapmayı, askerileşen polis sayısını azaltmayı ve bu kaynakları toplum gelişimine yeniden yönlendirmeyi, Siyah Amerikalıları fazlasıyla etkileyen hapsetme sistemini kaldırmayı ve hem kölelik hem de kölelik sona erdiğindeki geçmiş zararların tazminatını içermelidir.

Geçtiğimiz yıllarda Georgetown Üniversitesi, üniversite tarafından köleleştirilen ve borçlarını ödemek için 1878’de satılan 272 kişinin neslinden özür dilerken, Wake Forest Üniversitesi’nin başkanı, okulun kölelikle olan bağlantısı için özür dileyerek “Kendi seçimleri olmaksızın bu üniversitenin kurulması ve inşa edilmesine yardımcı olan, tanınan ve tanınmayan köleleştirilmiş insanların kullanılması ve sömürülmesi için özür dilerim.” dedi. J.P. Morgan, Wells Fargo ve Citigroup gibi modern kurumların bankalarının kölelikle bağları vardı, bu da köleleştirilmiş insanların krediler için teminat olarak görülmesine izin veriyordu. Sonrasında, bu bankalar yeniden çizgi çekme gibi ayrımcı uygulamaları sürdürüyordu. Bu tür bankalar, özür dilemek ve tazminat sağlamak için baskı altında. Ancak, sömürü meselesi bireysel kurumların çok ötesinde tüm ulusu ilgilendiriyor.

Bugün sıradan beyaz bir ailenin net serveti, sıradan siyah bir aileninkinden on kat daha fazla. Miras ve nesiller arası servet akışı, ırka bağlı servet açığının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Siyah Amerikalılar, eyalet hapishanelerinde beyazlara kıyasla beş kat daha fazla ve beş eyalette en az on kat fazla tutuklanıyor. Şu anda, hapishanelerde bulunan üç kişiden ikisi herhangi bir suçtan hüküm giymiyor. Daha ziyade, mahkeme öncesi tutuklu bulunuyorlar. Siyah Amerikalılar bundan fazlasıyla etkileniyor.

Biden yönetimi, tazminatların incelenmesi teklifini içeren bir mevzuat olan HR 40’ı geçerse, bu ırka bağlı hesaplaşma etrafında ulusal çapta bir görüşmede ve ırksal eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için kurumların, yasaların ve izlenen politikaların yeniden tasarlanmasında önemli ve yaygın bir adım olacaktır. “Düşük tasarruf bonosu” gibi ırksal zenginlik açığını kapatmak için daha acil politika çözümleri, yeni doğanlar için bireysel ve ailevi esneklik ile fırsat oluşturmayı sağlayacak güven hesapları oluşturmaya yardımcı olabilir. Bireylerin yüksek eğitime erişimi, bir iş kurması, beklenmedik tıbbi harcamaların karşılanması gibi olanaklar sağlayabilir. Bu arada, Pennsylvania’nın Clean Slate Yasası gibi geçmiş sabıka kayıtlarının otomatik olarak silinmesine yönelik kuralları genişletme çabaları, sabıka kaydı olan kişilerin iş gücü ve konut piyasasına girmesine yardımcı olacak bir model olarak hizmet edebilir.

Biden’ın üçüncü olarak odaklanması gereken alan, teknolojinin toplumdaki gücü ve toplum içinde oynadığı roldür. Teknoloji geldiği nokta itibariyle küresel olsa da büyük teknoloji şirketlerinin çoğu Amerikalı. Yanlış bilgilerin ve yanlış haberlerin Twitter, Facebook ve Youtube gibi sosyal medya platformlarında yaygınlaşması, son yıllarda beyaz milliyetçiliğinin yükselişine yardımcı oldu. Kısa bir süre önce Twitter, gerçek olmayan gönderilere uyarılar veya açıklayıcı mesajlar göndermeye başladı ancak “Bu tweet tartışmalı ve yanıltıcı olabilir.” veya “Seçim hileleriyle ilgili bu iddia tartışmalı.” gibi uyarılar oldukça az ve bunu uygulamak için oldukça geç. Hatta, Trump’ın önceki stratejisti Steve Bannon’un Facebook’ta paylaşılan podcastinde yer alan Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Müdürü Anthony Fauci’nin başının kesilmesi çağrısında bile Mark Zuckerberg, Facebook personeline Bannon’un Facebook’ta engellenmemesi gerektiğini söylemişti.

Ancak teknolojiye erişim, pandemi ve seçimle ilgili medya manipülasyonunun ve yanlış bilgilendirmenin çok ötesine geçiyor. 2009 ve 2019 yılları arasında Silicon Six’in (Facebook, Apple, Amazon, Google ve Microsoft) yükümlü oldukları vergiler ve ödedikleri vergilerde 100 milyar dolarlık bir açık vardı. Bu “vergi açığı” eşitsizlik ve ekonomik haklar açısından önemli sonuçlara sahiptir ve geliştirilmiş halk sağlığı, eğitim ve altyapıya yatırım yapılması isteniyorsa ele alınmalıdır. Teknolojinin düzenlenmesi, tüketicilerle mahremiyetlerini ve verilerini koruyan politikalar anlamına gelmelidir. Bunlar, tüm bireylerin itibarına saygı göstermek ve nefret söylemlerine, şiddet çağrılarına ve yanlış bilgilendirmeye fırsat vermeyip teknoloji şirketleri için vergi uyumluluğunun sağlanmasıdır.

Biden’ın değişimi etkileme becerisi ve stratejisi, kısmen Georgia’daki ikinci tur seçimlerine ve bunların Cumhuriyetçilerin Senato üzerindeki kontrolünü elinde tutup tutmadığına bağlı olacaktır. Aynı zamanda, ulusun salgının eşzamanlı krizleriyle ne kadar çabuk başa çıkabileceğine ve adil bir ekonomik iyileşmeye de bağlıdır. Önceki başkan tarafından körüklenen bölünmelerle ve son derece kutuplaşmış bir ulusla karşı karşıya. Ancak Biden, 78 milyon oyla seçildiğini hatırlamalı ve bu, Trump yönetiminin söylemlerini ve politikasını reddetmesi için bol miktarda destek olmalı.

Yazar: Sushma Raman

Kaynak: Foreign Policy