Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
İklim
bbc.com'dan alınmıştır

İklim Krizinde Alınabilecek Bireysel Aksiyonlar Üzerine Güncel Bir Analiz

GİRİŞ

1972’de Birleşmiş Milletler’in (BM) Çevre Programı’nı (UNEP) kurmasıyla başlayan küresel ısınmayla mücadele, günümüzde yoğunlaşarak devam etmektedir. Şu ana kadar 1997 tarihli Kyoto Protokolü ve 2015’te 197 ülkenin taraf olduğu Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası arenada birçok önemli girişimlerde bulunulmuştur lakin bu anlaşmalardaki gerekliliklerin uygulamaya konmasında önemli bir aksaklık vardır. Hazırlanan tüm anlaşmalar, protokoller karbon salınımlarının azaltılması konusunda ülkeleri uyarmış fakat bunu bir zorunluluk olarak sunmamaları ve denetleme mekanizmasının olmaması sebebiyle ilgili hükümler etkisiz kalmıştır.   9 Ağustos 2021’de yayınlanan BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporuna göre içinde bulunulan durum önceki on yıllara göre daha fazla risk barındırmaktadır ve hızlı aksiyon almayı gerektirmektedir.[1] IPCC ülkelere sera gazı salınımlarını hızlı bir şekilde düşürmeleri konusunda çağrıda bulunmaktadır.

Şekil 1: Sıcaklık Değişikliğine Neden Olan Etmenler

İklim
ipcc.ch’den alınmıştır.[2]
İklim krizi kesin bir gerçekliktir ve kaynağında insanların faaliyetleri bulunmaktadır. Isınmanın temelinde ise karbondioksit ve metan gazlarının yüksek miktarda salınması vardır. Küresel ısınma, deniz seviyesinin yükselmiş olması gibi geri döndürülemeyecek boyutlara ulaşmıştır[3] ve şu anda sera gazı salınımı tamamen durdurulsa bile Sanayi Devrimi’nden itibaren biriken karbon yükünü azaltmak gerekmektedir.

Yaşanan iklim değişikliğinin sonuçları artık daha yakında ve hiç olmadığı kadar hızlı ilerlemektedir. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede sıcaklıklar rekor seviyelere ulaşmıştır.[4] Japonya’da yakın zamanda yüksek sıcaklıklar nedeniyle 23 kişi hayatını kaybetmiştir.[5] IPCC raporunda 50 yılda bir görülen aşırı sıcaklıkların artık her yıl yaşanabileceği belirtilmiştir.[6] Son zamanlarda dünya genelinde yaşanan doğal afetlere bakıldığında da iklim krizinin boyutu görülmektedir. Salgın hastalıklar, orman yangınları, sel felaketleri, müsilaj ve daha fazlası iklim krizinin gözle görülür kanıtları niteliğindeki durumlardır. Uzun zamandır var olan bu afetlerin ve felaketlerin görülme sıklığı ve verdiği zararın büyüklüğü artmaktadır.

Şekil 2: Dünya’daki Yangınları Gösteren Harita

İklim
firms.modaps.eosdis.nasa.gov’dan alınmıştır.[7]
NASA’nın uydu görüntülerini kullanarak Dünya’daki yangınları takip ettiği Yangın Bilgilendirme ve Kaynak Yönetimi Sistemi’ne (FIRMS) bakıldığında Kanada’dan Çin’e kadar çoğu ülkede çıkan orman yangınları net olarak görülmektedir. Türkiye ve yakın komşusu Yunanistan’daki orman yangınları da çok fazla kaybın yaşanmasına sebep olmuştur. [8] Doğal afetlerin ve felaketlerin bir etki sınırı olmaması nedeniyle dünyanın herhangi bir yerindeki doğal afetler tüm insanlığın ortak sorunudur. Bu yazıda her geçen gün önemli hale gelen iklim krizi karşısında bireylerin alabileceği aksiyonlar hakkında genel bir analiz yapılmıştır.

 

 

1. İklim Krizi ile Mücadelede Yaygın Politikalar

Sanayi Devriminden itibaren sanayileşmenin hızlı gelişimi, nüfus artışı ve kentleşmenin sebep olduğu yük dünyanın kaldıramayacağı boyutlara ulaşmıştır. Tarımsal faaliyetlerdeki yanlış uygulamalarla kirlenen toprak, kimyasal atıklarla kirlenen deniz ve yoğun sera gazı salınımı sonucu kirlenen havayla birlikte dünyada yaşama olanak veren tüm kaynaklar teker teker zehirlenirken insanlığın yaşamı da tehdit altına girmektedir.

Dünyadaki kaynakların insanların kullanımı için var olduğunu savunan insan merkezli (antroposentrik) çevre anlayışına göre evrenin merkezinde insanlar vardır ve diğer canlı veya cansız varlıklar insanların kullanımına sonuna kadar açıktır. Bu anlayış doğayı, insan sömürüsüne açık bırakması sebebiyle doğayı merkeze alan bakış açısı tarafından eleştirilmektedir. Bu anlayışa göre, doğa insanlığa hizmet etmez, insanların iktidarında değildir. Kendi başına var olabilen, belki insan müdahalesi olmadan daha iyi var olabilecek, canlı bir organizmadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlık doğaya hükmedebileceğini düşünmüştür. Fakat doğa ile insanlığın içinde bulunduğu rekabet insanlığa yarardan çok zarar getirmektedir. Çevre politikaları doğa merkezli bakış açısıyla oluşturulmalıdır. Zira İklim krizine hangi perspektiften bakıldığı alınan önlemlerin seyrini de değiştirmektedir. [9]

Sürdürülebilir yaşam adına hükümetlerin, markaların ve bireylerin gerçekleştirmesi gereken birçok değişiklik vardır. IPCC raporunda da belirtildiği gibi iklim krizi ile mücadelede ülkelerin kısa sürelerde büyük değişimlere gitmeleri gerekmektedir.[10] İklim krizi ile mücadelede gerçek bir dönüm yaşanması için ancak ve ancak büyük değişiklikler yapılmalıdır. Hızlı ve geniş çaplı bir değişime duyulan ihtiyaç sebebiyle insanların yapacakları küçük değişimlerin dünyayı kurtarmayacağını ve bunun yanı sıra tek başına çabaladıklarını düşünmeleri bireysel önlem almalarındaki en büyük engel olarak belirmektedir. Küresel markalar tonlarca su kullanırken, sanayi atıklarını doğaya bırakırken bireysel olarak çabalamanın bir anlam ifade etmeyeceği düşünülmektedir. Buna ek olarak sosyal ve kurumsal çevrelerden yeteri kadar destek görememek de bir şevk kaybına neden olmaktadır. Fakat değişim dalgası bulaşıcıdır ve bir bireyin ekolojik yaşam adına çabalaması, çevresiyle iklim krizi hakkında konuşması dahi önemlidir. Bireylerin kolektif olarak alacağı küçük aksiyonlar karar mekanizmaları üzerinde baskıya sebep olmaktadır. Şirketler ve hükümetler ise bu baskıyı tanımak zorunda kalmaktadır. Bireylerle başlayan değişim ülkesel ve hatta küresel dönüşümlere sebep olabilecek güçtedir. İnsanların plastik şişe tüketimlerini azaltmaları tüm çevre sorunlarını çözmek konusunda yeterli bir seçenek olmasa dahi sürdürülebilir yaşamın gerekliliğine dair gelişen inanç karar verici mekanizmalar üzerinde baskı oluşturacaktır. Yazının devamında bireylerin kendi hayatlarında değiştirebilecekleri alışkanlıklara değinilecektir.

 

 

2. İklim Krizi ve Tüketim Toplumu

İnsanların beslenme şekli, tüketim alışkanlıkları, çevreye olan bakış açıları ekolojiye zarar vermektedir. İçinde yaşanılan doğaya nasıl ayak uydurulabilir sorusu çok önemli hale gelmektedir. Bu noktada her insanın öncelikli olarak tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerekmektedir.

Aşırı tüketim kültürü topluma o kadar işlemiştir ki artık tüketim, toplumsal kimlikleri belirleyen ana etmenlerden biri haline gelmiştir. Bauman’ın da dediği gibi “tüketim toplumunda mutlu bir yaşama erişememek başarısız ya da yeterince tüketemeyen tüketici olmak demektir.”[11] Tüketmek, ihtiyaçların karşılandığı bir araç olmaktan ziyade kendi başına bir amaç olmuştur. İnsanlar daha fazla tüketebilmek için çalışıyor, kredi çekiyor ve borçlanıyor. Mutluluğun ve hayattan tatmin olmanın kaynağında tüketim vardır. Fakat aşırı ve kısa ömürlü tüketim biçimi doğaya zarar vermektedir. Minimalizm, atıksız yaşamın başlıca gereklerinden biridir. Aşırı üretim ve dolayısıyla tüketim, doğaya kendisini yenileyecek zamanı bırakmamaktadır.[12] İstatistiklere göre 2000 ile 2014 yılları arasında ortalama bir tüketici %60 daha fazla giysi almıştır. Ürünlerin kullanım süresi ise yarıya düşmüştür.[13]

Uzun ömürlü ürünler, tüketimi canlı tutmayı amaçlayan kapitalist sistemler için istenen bir durum değildir. Bunun yerine maliyeti düşük, tek kullanımlık, az ömürlü, yani tüketimin devamlılığını garantileyen ürünler kapitalist üretim/tüketim sisteminin belkemiğini oluşturmaktadır.[14] Moda sektöründe kalitesiz ve hızlı üretip hızlı tüketmeyi ifade eden “fast fashion” adlı sistemde trendler çok sık değişmekte ve her daim piyasaya yeni bir ürünün sunulmasıyla tüketicilerin ilgisi devamlı yüksek tutulmaktadır. Stahel’in ‘beşikten beşiğe’ ilkesine göre satın alınan ürünler kullanım süresi dolduktan sonra atık olarak dünyada fazlalık yapmıyor olmalı ve tekrardan kullanıma girebilmeli veya doğada yok olabilmelidir.[15] Tekstil sektörü doğaya ve insana zarar veren ham maddelerin kullanılmasıyla ve emek yoğun bir sektör olarak güvencesiz işçi çalıştırmanın çok yaygın olmasıyla kapitalist ekonomiyi besleyen temel sektörlerdendir. Tarıma bakıldığında burada da kapitalist üretim anlayışının izleri görülmektedir. Topraktan fazla ürün almak adına kullanılan hormonlar ve tarım ilaçlarıyla birlikte toprak sömürülmektedir. Yine daha fazla üretmek ve yerleşim alanlarını genişletmek için yapılan ormansızlaştırma uygulamalarıyla birlikte karbon deposu olan ağaçlar kesilmektedir.

 

2.1. Tüketim Kültürüne Bir Alternatif Olarak Geri Dönüşüm Politikaları

Son zamanlarda sürdürülebilir yaşam anlayışının önem kazanmasıyla kimi markalar geri dönüşüm politikaları[16] geliştirmiş olsalar da geri dönüşüm henüz ağırlıklı eğilim haline gelememiştir ve geri dönüşüme getirilen önemli eleştiriler de bulunmaktadır. Bu noktada doğada asla çözünemeyen plastikler ve onların geri dönüşümüne değinmek gerekmektedir.

Plastik, çok dayanıklı ve her forma girebilmesi bakımından üretimde sıklıkla kullanılmaktadır ve yine çok dayanıklı olduğundan doğada asla çözünememesi onu tehlikeli hale getirmektedir. Her yıl 300 milyon ton plastik atık üretilmektedir. 1950’lerden itibaren toplamda 8,3 milyardan fazla plastik üretilmiştir.[17] Örneğin arabalar ve uçakların hacimsel olarak %50’si plastikten oluşmaktadır.[18] Yine tekstilde sıklıkla kullanılan ve hammaddeleri petrol olan polyester ve naylon da diğer alternatiflerine oranla içinde daha fazla plastik barındırmaktadır. Polyesterden üretilen kıyafetler yıkanırken binlerce mikro plastik su ile karışıp denizlerde ve okyanuslarda kirliliğe sebep olup sudaki canlıların yaşamlarını tehlikeye atmaktadır.[19]

Mikro plastikler, 5mm’den küçük plastiklerdir. Bunlar kozmetikte, tekstilde vs. kullanılmak için kasten üretildikleri gibi doğaya atılan şişeler, poşetler gibi atıkların zamanla parçalanmasıyla da oluşmaktadır. Plastikler küçük parçalara ayrıldıkça daha zararlı hale gelmektedir.[20] Toprakta, denizde ve havada yani her yerde mikro plastiklere rastlanabilir. Toprakta yetişen besinlerin, denizlerdeki balıkların insanlar tarafından tüketilmesi sonucunda insan vücudunda da plastiklerin varlığına rastlanmaktadır.

Şekil 3: Okyanustan Çıkarılan Mikro Plastikler

İklim
nasa.gov’dan alınmıştır.[21]
Plastikler doğada kaybolmayan ve kirliliğe neden olan petrol, gaz ve kömürlerden elde edilen kimyasallar kullanılarak elde edilmektedir. Zehirli kimyasalların doğaya karışması hem çevrenin hem de insanların zehirlenmesine sebep olmaktadır. Araştırmalara göre plastik üretimi ve tüketimi olduğu gibi devam ettiği takdirde 2050’de okyanuslardaki plastikler balıklardan daha fazla olacaktır.[22] Bu zamana kadar üretilen plastiklerin sadece %9’u geri dönüştürülmüştür.[23]

Geri dönüşüm sanıldığı kadar yarar sağlayan bir alternatif uygulama olmayabileceği konusunda kaygılar söz konusudur. Her plastiğin geri dönüştürülmesi mümkün değildir. Plastiklerin arkasında bulunan geri dönüşüm sembolünün içindeki rakam o ürünün geri dönüşebilirliğini göstermektedir. 1 ve 2 numaralı ürünler görece daha kolay dönüştürülebilmektedirler. Fakat numara büyüdükçe geri dönüşüm işlemi daha zor hale gelmektedir.[24] Dönüştürülebilen plastikler ise her dönüştürüldüğünde kalite kaybına uğramakla birlikte sadece 2 kere dönüştürülebilmektedir.[25] Ayrıca geri dönüştürülecek malların taşınması ve dönüştürülmesinde, ilk defa üretmeye oranla daha az enerji kullanılıyor olsa da yine enerji harcanıyor olması diğer bir problemdir. Kullanılmayan ürünlerin bağışlanması da bir geri dönüşüm faaliyetidir fakat söz konusu ürün hali hazırda çoktan üretilmiştir. İlgili ürün üretilirken enerji ve su harcanmış, üretim sonucunda ortaya çıkan atıklar doğaya karışmıştır. İhtiyaçla doğru orantıda tüketmek ve bu malları uzun süre kullanmak, deforme olduğunda mümkünse onarmak altın kurallardan biridir.  Daha az tüketim faaliyetinde bulunulması ve tüketilen ürünlerin doğayla uyumlu olduklarına dikkat edilmesi geri dönüşüm faaliyetine nazaran daha yararlı bir başa çıkma yöntemi olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla geri dönüşümden önce giyilen kıyafetten yenen yemeğe kadar tüm tüketim alışkanlıkları gözden geçirilmesi gereken esas noktalardandır.

Hızlı tüketmek çağımızda bir alışkanlık haline gelmiştir fakat alışkanlıklar değiştirilebilir. Her alışveriş sırasında ihtiyaca yönelik alışveriş yapılıp yapılmadığını sorgulamak bile bir süre sonra tüketim alışkanlıklarının olumlu yönde değişmesine sebep olacaktır. Tüketilen malın nerede üretildiği de önemlidir. Uzak mesafelerden gelen malların ulaşım süreci karbon ayak izinin artmasına sebep olur. Buna ek olarak alışveriş, yakın mesafeyle sınırlanırsa yerel tüketiciler de desteklenmiş olunur.

Hızlı tüketimin bir diğer örneği ise fast food sektörüdür. Üretilen bu yiyeceklerin üretim aşamasında toprağa, hayvanlara ve en sonunda insanlar tarafından tüketilerek insan bedenine zarar verilmektedir. Patateslerin yetiştirilmesi için kurulan çiftliklerde kimyasal maddelerin kullanılması sonucu yeraltı su kaynaklarında ve hayvan gübrelerinde nitrat bulunmuştur.[26] Küresel boyutta üretim yapan bu markalar üretimin artmasını sağlamak adına çevreye zarar vermektedirler dolayısıyla beslenme alışkanlıkları da ekolojik yaşama uygun hale getirilmelidir. Beslenmeyle ile ilgili diğer bir nokta ise üretiminde karbondioksit salınımının görece daha fazla olduğu et tüketiminin azaltılmasıdır. [27] 200 gram kırmızı etin üretimi için 3000 litre su kullanılmaktadır[28] ve bu oran çevresel kaynakların tüketimi ve kirletilmesi noktasında kayda değer bir veri olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

 

3. Çevre Kirliliği Risk Faktörleri ve Alınabilecek Önlemler

Covid-19 pandemisiyle birlikte online alışverişte büyük bir artış yaşanmıştır ve bu artış devam etmektedir. Online alışveriş yapmak pratik olması ve zamandan kazandırması ile mağazadan alışveriş yapmanın önüne geçmektedir. Fakat bunun çevreye olan etkilerini de göz önüne almak gerekmektedir. Özellikle kargolama esnasında çok fazla poşet, köpük gibi plastikler kullanılmaktadır. Kargo firmalarının ve online alışveriş sitelerinin bu plastik tüketiminin önüne geçecek politikalar üretmeleri gerekmektedir. Pandemiyle birlikte online alışveriş, marketleri de kapsar hale gelmiştir. Yine çok pratik olmasına rağmen hemen hemen her yerde market, bakkal, fırın olduğu düşünüldüğünde online market alışverişi yapmak kargonun ulaştırılma sürecinde fazladan karbon salınımına sebep olmaktadır. Yukarıda önerilenler bireylerin karbon ayak izlerini azaltmalarını sağlayacaktır.

Bireylerin su ayak izleri ise tükettikleri mal ve hizmetler için kullanılan temiz su miktarını ifade etmektedir. Dünya Ekonomi Forumu (WEF) 2012’den beri su krizini en önemli ilk 5 risk arasına koymaktadır. Tarımsal, evsel ve sanayi kaynaklı aşırı tüketim sonucu artık Çin’deki Sarı Nehir ve ABD’deki Kolorado Nehri okyanusla buluşamamaktadır.[29] Tarımda kullanılan suni gübre ve pestisitlerin, diğer adıyla böcek ilaçlarının, suya karışmasıyla birlikte oluşan kirlilik ise ayrı bir risk olarak ortaya çıkmaktadır. Sadece bir tişört için ise toplamda 2.700 litre su kullanılmaktadır.[30] Moda sektörü çok fazla su tükettiği gibi su kirliliğine de sebep olmaktadır. Organik pamuktan üretilen, geri dönüştürülebilen kıyafetleri tercih etmek ve bunları uzun süre kullanmak su ayak izini azaltacaktır.

Son olarak su kirliliğine sebep olan deterjanlara değinmek gerekirse, çoğu evde kullanılan kimyasal temizleyiciler hem ev halkı için zararlıdır hem de suların doğada yok olmayan kimyasallarla kirlenmesine sebep olmaktadır. Temizlik ürünlerindeki zararlı kimyasallar su ve toprak kirliliğine sebep olmakta ve buradaki canlıların varlığını tehdit etmektedir. Aynı zamanda temizlik, kişisel bakım için kullanılan kimyasal içerikli spreyler de soluduğumuz havayı tehdit etmektedir. Temizlik malzemelerinin hayvanlar üzerinde test yapmıyor olması, cıva, klor ve fosfat gibi doğada çözünmeyen ağır kimyasallar içermemesi ve çevre dostu olması hem insan sağlığı hem de çevrenin korunması açısından önemlidir. İçeriği kirli olan bu temizleyicilere alternatif olarak bitki bazlı temizleyiciler, Arap sabunu, beyaz sirke gibi alternatifler kullanılabilir.[31]

 

 

SONUÇ

Bu yazıda bireylerin daha temiz bir çevre için yapabilecekleri üzerinde durulmuştur fakat iklim krizinin çözümünün sorumluluğu sadece bireysel aksiyonlara bağlı değildir. Kamu kuruluşlarının ve markaların iklim krizindeki sorumlulukları daha büyüktür. Her şirket ürettiği ürünün üretiminden geri dönüşümüne kadar her aşamasından sorumlu tutulmalıdır.  Hükümetlerin ve şirketlerin yıllardır uzmanların iklim krizine dikkat çekmelerini ve yaptıkları uyarıları gönüllü olarak hayata geçirmedikleri yayınlanan uluslararası raporlarla desteklenmiştir. Bu nedenle kamu baskısına hiç olmadığı kadar ihtiyaç vardır. İklim krizi üzerine konuşmak, sürdürülebilir yaşam ilkelerini benimsemek ve daha efektif çevre politikalarının uygulanması için kamuoyu talebi yaratmak bireylerin alabileceği en etkin aksiyonlardandır.

 


KAYNAKÇA

Kitaplar

Aktar, Selen Özarslan, Ekolojik Yaşam Rehberi, İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi, 2017.

Bauman, Zygmunt, Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar, İstanbul: Sarmal Yayınevi, 1999.

Ritzer, George, Toplumun McDonaldlaştırılması, çev., Akın Emre Pilgir, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2020.

Raporlar

IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change), Summary for Policy Makers, Climate Change 2021 The Physical Science Basis, Cambridge University Press, 2021.

Güneş, Eda, Erçetin, Haticetül Kübra, Plastik mi Yenilenebilir Ürünler mi?, “Journal of Tourism and Gastronomy Studies”, 8, 1, Mart, 2020, https://jotags.org/2020/vol8_issue1_article42.pdf, (E.T. 13.08.2021).

Yıldırım, Leyla, Geri Dönüşüm/İleri Dönüşüm/ Tekrar Kullanım Kapsamında İkinci El Giysiler ve Sürdürülebilirlik, “Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi” 10,20, Aralık, 2017, https://dergipark.org.tr/tr/pub/sduarte/issue/33202/305698, (E.T. 09.08.2021).

Sempozyum Bildirileri

Hızarcıoğlu, Görkem Saylam, Küresel İklim Güvenliğine Çevre Etiği Perspektifi ile Bakış (Küresel Ekolojik Güvenlik Uluslararası Sempozyumu’nda sunulan bildiri, Ankara Üniversitesi, Ankara, 16-18 Ekim 2019) Basım Tarihi: 17.07.2020.

Web Sayfaları

Anadolu Ajansı, Japonya’da Yüksek Hava Sıcaklığı Nedeniyle 23 Kişi Hayatını Kaybetti, 28.07.2021, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/japonyada-yuksek-hava-sicakligi-nedeniyle-23-kisi-hayatini-kaybetti/2316202 (E.T. 13.08.2021).

Beslenme Alışkanlıkları ile Alakalı Daha Fazlası için bknz. Yuvam Dünya, İklim Dostu Yaşam Rehberi, https://yuvamdunya.org/pages/iklim-dostu-yasam-rehberi (E.T. 17.08.2021).

DW, BM Raporu: Küresel Isınma 2030’a kadar 1,5 Derece Artacak, 09.08.2021, https://p.dw.com/p/3yk2m (E.T. 11.08.2021).

Edge, Fashion Industry Waste Statistics, https://edgexpo.com/fashion-industry-waste-statistics/  (E.T. 15.08.2021).

Euronews, 2050’de Denizlerde Balıktan Çok Plastik Olacak, 13.12.2016, https://tr.euronews.com/next/2016/12/13/2050-de-denizlerde-baliktan-cok-plastik-olacak, (E.T. 12.08.2021).

Gazete Karınca, Geri Dönüşümün Çöküşü, 07.02.2021, https://gazetekarinca.com/2021/02/geri-donusumun-cokusu/  (E.T. 10.08.2021).

Good on You, Fashion: The Thirsty Industry, 21.03.2017, https://goodonyou.eco/fashion-and-water-the-thirsty-industry/,  (E.T. 14.08.2021).

Greenpeace, Plastik Atıkların Yeni Adresi Türkiye, 25.04.2019, https://www.greenpeace.org/turkey/haberler/plastik-atiklarin-yeni-adresi-turkiye/, (E.T. 13.12.2021)

Habertürk, Dünyada Sıcaklık Rekorları Kırılıyor, 29.06.2021 https://www.haberturk.com/dunyada-sicaklik-rekorlari-kiriliyor-3118462  (E.T. 13.08.2021).

HM, Kıyafet Toplama Programı, https://www2.hm.com/tr_tr/kadin/ozellige-gore-satin-al/16r-garment-collecting.html, (E.T. 11.08.2021).

LiveScience, How Much Plastic Actually Gets Recycled, 07.03.2020, https://www.livescience.com/how-much-plastic-recycling.html,  (E.T. 14.08.2021).

NASA, Scientists Use Nasa Satellite Data to Track Ocean Microplastics From Space, 25.06.2021,  https://www.nasa.gov/feature/esnt2021/scientists-use-nasa-satellite-data-to-track-ocean-microplastics-from-space (E.T. 24.08.2021)

The Guardian, The Plastic Backlash: What’s Behind Our Sudden Rage- and Will It Make a Difference?, 13.11.2018  https://www.theguardian.com/environment/2018/nov/13/the-plastic-backlash-whats-behind-our-sudden-rage-and-will-it-make-a-difference (E.T. 14.08.2021).

UN, How to Reduce Our Water Footprint to a Sustainable Level?, https://www.un.org/en/chronicle/article/how-reduce-our-water-footprint-sustainable-level,   (E.T. 10.08.2021).

UNEP, Our Planet is Drowning in Plastic Pollution- It’s Time for Change https://www.unep.org/interactive/beat-plastic-pollution/  (E.T. 14.08.2021).

 

Dipnotlar

[1] IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change), Summary For Policy Makers, Climate Change 2021 The Physical Science Basis (Cambridge University Press, 2021), s. 10.

[2] A.g.e., s. 8.

[3] A.g.e., s. 28.

[4] Habertürk, Dünyada Sıcaklık Rekorları Kırılıyor, 29.06.2021, https://www.haberturk.com/dunyada-sicaklik-rekorlari-kiriliyor-3118462 (E.T. 13.08.2021).

[5] Anadolu Ajansı, Japonya’da Yüksek Hava Sıcaklığı Nedeniyle 23 Kişi Hayatını Kaybetti, 28.07.2021, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/japonyada-yuksek-hava-sicakligi-nedeniyle-23-kisi-hayatini-kaybetti/2316202 (E.T. 13.08.2021).

[6] DW, BM Raporu: Küresel Isınma 2030’a kadar 1,5 Derece Artacak, 09.08.2021, https://p.dw.com/p/3yk2m (E.T. 11.08.2021).

[7] NASA Firms, https://firms.modaps.eosdis.nasa.gov/map/#d:2021-08-19..2021-08-20;l:country-outline;@0.0,0.0,3z (E.T. 12.08.2021).

[8]Euronews, Atina Yakınlarındaki Orman Yangını 4. Gününde Devam Ediyor, 19.08.2021, https://tr.euronews.com/2021/08/19/yunanistan-atina-yak-nlar-ndaki-orman-yang-n-4-gununde-devam-ediyor (E.T. 20.08.2021).

[9] Görkem Saylam Hızarcıoğlu, “Küresel İklim Güvenliğine Çevre Etiği Perspektifi ile Bakış” (Küresel Ekolojik Güvenlik Uluslararası Sempozyum’da sunulan bildiri, Ankara Üniversitesi, Ankara, 16-18 Ekim 2019), Basım Tarihi: 17.07.2020, s. 482.

[10] IPCC, A.g.e, s. 36.

[11] Zygmunt Bauman, Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar, (İstanbul: Sarmal Yayınevi, 1999), s. 60.

[12] WWF, Ayak İzinin Azaltılması, https://www.wwf.org.tr/ne_yapiyoruz/ayak_izinin_azaltilmasi/   (E.T. 12.08.2021).

[13] Edge, Fashion Industry Waste Statistics, https://edgexpo.com/fashion-industry-waste-statistics/ (E.T. 15.08.2021).

[14] Gazete Karınca, Geri Dönüşümün Çöküşü, 07.02.2021, https://gazetekarinca.com/2021/02/geri-donusumun-cokusu/ (E.T. 10.08.2021).

[15] Leyla Yıldırım, Geri Dönüşüm/İleri Dönüşüm/ Tekrar Kullanım Kapsamında İkinci El Giysiler ve Sürdürülebilirlik, “Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi” 10, 20, Aralık, 2017, https://dergipark.org.tr/tr/pub/sduarte/issue/33202/305698, (E.T. 09.08.2021), s. 485.

[16] HM, Kıyafet Toplama Programı,  https://www2.hm.com/tr_tr/kadin/ozellige-gore-satin-al/16r-garment-collecting.html, (E.T. 11.08.2021).

[17] UNEP, Our Planet is Drowning in Plastic Pollution- It’s Time for Change, https://www.unep.org/interactive/beat-plastic-pollution/ (E.T. 14.08.2021).

[18] The Guardian, The Plastic Backlash: What’s Behind Our Sudden Rage – and Will It Make a Difference?, https://www.theguardian.com/environment/2018/nov/13/the-plastic-backlash-whats-behind-our-sudden-rage-and-will-it-make-a-difference (E.T. 14.08.2021).

[19] Good on You, Fashion: The Thirsty Industry, 21.03.2017, https://goodonyou.eco/fashion-and-water-the-thirsty-industry/, (E.T. 14.08.2021).

[20] Eda Güneş, Haticetül Kübra Erçetin, Plastik Mi Yenilenebilir Ürünler mi?, “Journal Of Tourism And Gastronomy Studies”, 8, 1, Mart, 2020, https://jotags.org/2020/vol8_issue1_article42.pdf, (E.T. 13.08.2021), s.702.

[21]   NASA, Scientists Use Nasa Satellite Data to Track Ocean Microplastics From Space, 25.06.2021,  https://www.nasa.gov/feature/esnt2021/scientists-use-nasa-satellite-data-to-track-ocean-microplastics-from-space (E.T. 24.08.2021).

[22] Euronews, 2050’de Denizlerde Balıktan Çok Plastik Olacak, 13.12.2016, https://tr.euronews.com/next/2016/12/13/2050-de-denizlerde-baliktan-cok-plastik-olacak , (E.T. 12.08.2021).

[23] Greenpeace, Plastik Atıkların Yeni Adresi Türkiye, 25.04.2019, https://www.greenpeace.org/turkey/haberler/plastik-atiklarin-yeni-adresi-turkiye/, (E.T. 13.12.2021).

[24] LiveScience, How Much Plastic Actually Gets Recycled, 07.03.2020, https://www.livescience.com/how-much-plastic-recycling.html (E.T. 14.08.2021).

[25] Gazete Karınca, Geri Dönüşümün Çöküşü, https://gazetekarinca.com/2021/02/geri-donusumun-cokusu/ (E.T. 13.08.2021).

[26] George Ritzer, Toplumun McDonaldlaştırılması, (çev., Akın Emre Pilgir), (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2020), s. 40.

[27] Beslenme Alışkanlıkları ile Alakalı Daha Fazlası için bknz. Yuvam Dünya, İklim Dostu Yaşam Rehberi, https://yuvamdunya.org/pages/iklim-dostu-yasam-rehberi, (E.T. 15.08.2021)

[28] UN, How To Reduce Our Water Footprint to a Sustainable Level?, https://www.un.org/en/chronicle/article/how-reduce-our-water-footprint-sustainable-level, (E.T. 10.08.2021).

[29] UN, A.g.e.

[30] Good On You, A.g.e.

[31] Daha fazlası için Bkz.: Selen Özarslan Aktar, Ekolojik Yaşam Rehberi, (İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi, 2017), passim.