Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / İklim Değişikliğinin Ardındaki Siyaset Bilimine Bakma Zamanı

İklim Değişikliğinin Ardındaki Siyaset Bilimine Bakma Zamanı

Bu yıl Kaliforniya, ülke tarihindeki en şiddetli yangını yaşadı. Atlantik ve Doğu Pasifik’te tropikal fırtına ve hortumların şiddeti ve süresi yeni bir rekor kırdı. Bir grup araştırmacıya göre, dünya çapındaki fosil kaynaklı yakıtların sahip olduğu karbondioksit yayılımı 2018’de yeni bir rekor kırarak 37.1 milyar tona ulaştı.

Şimdi bu gelişmelerin ardındaki bilime, siyaset bilimine bir göz atalım.

Veriler gösteriyor ki bütün kanıtlarıyla iklim değişikliği bir gerçek, insan yapımı ve tehlikeli. Tüm bunlara ve geniş ölçüde kabul edilen bu duruma rağmen Amerikan halkı iklim değişikliğini durdurmak istemiyor aksine bu değişimin bedelini ödemeyi göze alıyor ki gerçek mesele de burada başlıyor.

2017’de yayımlanan, Newyork Üniversitesinden Patrick J. Egan ve Duke Üniversitesinden Megan Mullin’in yaptığı karşılaştırmalı bir kamu araştırmasına göre ‘’ Kamunun iklim değişikliği hakkındaki endişeleri 20 yıldır kayda değer bir artış sağlamadı ve hükümetin bu sorun ile alakalı faaliyetleri öncelikleri arasında yer almıyor.’’

Gallup’un yaptığı araştırmalar gösteriyor ki bu yıl Amerikalılara ülkenin en büyük problemi sorulduğunda verilen oylarda çevresel sorunlar yüzde 3’ün üzerine asla çıkmıyor.

Başkan Emmanuel Macron’un Fransa’da iklim değişikliğiyle alakalı yakıt vergisini kaldırmasına karşı çıkan direniş hareketlerine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nde daha sessiz türden bir tepki geldi: fosil yakıt karşıtı referandum Kolarado, Washington ve Arizona’da geçen ay yapılan referandumda kaybedildi.  

Egan ve Mullin’e göre, şüphesiz son 10 yılda iyi fonlanmış ve iklim değişikliğine dikkat çeken çalışmalar da var. Şimdi başkan Trump da bu mesajı öne çıkarıyor. Yine Egan ve Mullin’e göre, bilim adamları bu tür kampanyalar ve bireysel tutumlar arasında “nedensel bir bağlantı” tanımlasalar bile bu, iklim değişikliği hareketine henüz yardımcı olabilecek seviyede değil.

Yakın tarihe geldiğimizde iklim değişikliğine karşı oluşan hareketler tabi ki tamamen sessizlik içerisinde olmuyor. İklim değişikliğini konu alan hareketlerin taraftarlarının ve muhaliflerinin arasındaki savaşı hesaba katınca, iklim değişikliği doğası gereği politik bir konu olarak karşımıza çıkıyor: Egan ve Mullin’in not ettiğine göre seçmenlerin,  seçim odaklı politikacıların, “başarılı olsalar bile, asla yaşamayacak kadar uzun vadeli zarar görmeyecekleri politikaların maliyetlerini, sorumluluk almak yerine kolayca öngörebileceğini ” kabul etmelerini istiyor.

“Azımsanamayacak bir grup insan, iklim değişikliğine sebep olan anlaşmalardan çıkar sağlarken” karbon salınımını azaltmak “seçmenin politika değişikliğinde önem verdiği bir nokta” olarak ortaya çıkmıyor.

ABD, çeşitli bölgesel ve ekonomik çıkarları için çoklu veto hakkı ile, daha uzun vadeli krizlerle uğraşmayı, bizim federal hak kazandırma programlarında gösterdiğimiz başarısızlık gibi, erteleme eğilimindedir.

İklim değişikliği ve çevrecilik, Amerika’daki partizan kutuplaşma politikaları ile daha da geniş alana yayılarak artmaktadır ve “yeşil” politika desteği giderek daha da Demokrat Parti sadakati göstergesi olmakta ve Cumhuriyetçi olmanın karşıtı olmaktadır.

Pew Araştırma Merkezine göre bu yıl, Kongre ve Trump’ın da dahil olduğu yüzde 46’lık kesim için 19 muhtemel öncelikten 18. sıradaki iklim değişikliği oldu. Oysaki bu oylamanın ortalamasında sadece yüzde 18 Cumhuriyetçi ve yüzde 68 Demokratların oyu mevcuttu.

Demokratik endişeler spesifik ve maliyetli şeyler üzerinde çok fazla toplanmamaktadır. Koyu mavi Washington, 2016’da ülke düzeyinde bir karbon vergisi girişimini reddetti ve 2018’de benzer bir teklifi tekrar büyük bir çoğunlukla reddetti.

Egan’ın bana attığı bir mailde söylediğine göre, bu politik olarak en uygulanabilir iklim değişikliği teklifiydi. Bu ‘’belki de daha barışsal bir problemi gösterebilir ve bu nedenle daha az popüler’’ aynı otomobil yakıt ekonomisi standartları ya da ülke çapındaki minimum düzeyde enerji harcamalarıyla salınım olmayan yenilenebilir enerji kaynakları ihtiyacı gibi şeylerle benzerdi.

Burada açıkça görülüyor ki Demokratları ve bağımsızları dahi kapsayan yüzde 69’luk bir oy oranı ile ölçüme karşı çıkıldı ki bu reddedilen teklif 2030 yılına kadar elektriğin yüzde 50’sini yenilenebilir enerjiden üretmek için gerekli olan düzenlemeleri gerektirecekti.

Kaliforniya’da, bu yılki seçmenler, devletin 2017’de çıkarılan galon başına 12 cent gaz-vergi artışını, iklim değişikliği ile mücadele etmek için değil muhtemelen Gov. Jerry Brown (D) daha iyi otoyollara ödeme yapmanın yolu olarak savunduğu için kabullendi.

Macron, Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun yeni karbon vergisi ile yaptığı gibi vergi zammını iklim değişikliği önleminden başka bir şey olarak gösterse veya toplanan geliri azaltmayı teklif etseydi şu anda sokaklarda şiddete maruz kalmayabilirdi.

Farklı bir bakış açısıyla, kötü bir gerçek olarak kalabileceğini de söyleyebilirsiniz. Vatandaşları, burada ve şimdi, gelecekteki iyilik için,  gerçek finansal fedakarlığı kabul etmeye, demokrasiye ikna etmek çok kolay değil.

2018’in diğer bir dersi de iklim değişiklik hareketinin demokratik açıklıkla karşılaşmasıdır. Bu açığı ya yenecek ya da ona yenilecektir.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Yaren Hancı

Yaren Hancı
TESAD İngilizce Çevirmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir