Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / Hong Kong’un İade Yasası ve Tayvan’ın Egemenlik İkilemi
Hong Konglu öğrenciler ve Tayvanlı destekçileri, 16 Haziran 2019'da Taipei'deki Yasama Yuanı önünde Hong Kong'un iade yasasını protesto ediyor. (Chiang Ying-ying/AP)

Hong Kong’un İade Yasası ve Tayvan’ın Egemenlik İkilemi

Yazan: Ming-Sung Kuo

Bir Hong Konglunun ölümü, Hong Kong’un iade tasarısının çıkarttığı fırtına arasında Tayvan’ı nasıl zor bir duruma soktu?

Hong Kong hükümetinin, Hong Kong vatandaşları ve aynı zamanda turistlerin Çin yargısına gönderilme sonucunu doğurabilecek ama şu anlık askıya alınmış iade tasarısının yükselişi ve düşüşü, zamanın en iyi ve en kötü hikayelerinden birisi. Bir tarafta, Hong Kong hükümetinin yasal süreci durdurma kararı, aktif bir sivil toplumun zaman zaman nasıl yarı-demokratik bir hükümet getirebileceğinin bir kanıtı olarak övüldü. Yumuşak otoriterliğin giderek büyüyen işaretlerine karşı bu durum, aklın hüküm sürdüğü en iyi zamanlardan. Diğer yandan, 1997’de Hong Kong’un Çin’e devredilişinin arifesinde Hong Kongluları Çin yargısından koruma amaçlı “güvenlik duvarını” oluşturan yürürlükteki iade yasasını değiştirme girişimleri, şehrin “Bir Ülke, İki Sistem” altında statüsünün nasıl kırılgan olduğunu gösteriyor. 50 yıllık özerklik yarı yılını tamamlamadan önce kanunda tanınan bu güvenceler tartışmaya açıldığında durumun ne kadar kötü olduğunu gösteren bir durumla karşılaşıyoruz.

Buna rağmen iade yasasının yükselişi ve düşüşü, Hong Kong’un en iyi ve en kötü zamanlarıyla alakalı bir durum değil. Bu aynı zamanda iki adanın hikayesi: Hong Kong ve Tayvan. Hikâyenin diğer yarısı olan Tayvan hala duyulmamış bir şekilde duruyor çünkü hikâye, Tayvan sokaklarında yankılanan ve internette dolaşan “Hong Kong’u destekle, Tayvan’ı koru!” sloganları arasında kayboldu.

Hikâyenin Başlangıcı: Taipei’de Bir Hong Konglunun Ölümü

Haberlerde de aktarıldığı gibi, Hong Kong hükümetinin yürürlükteki iade yasasını değiştirmek için sunduğu tartışmalı yasa tasarısı, 2018’de Tayvan’da işlenen bir cinayet üzerine şekillendi. Hong Konglu Chan Kong-tai, kendisi gibi Hong Kong vatandaşı olan kız arkadaşını Şubat 2018’de Taipei’de, kendisiyle tatildeyken acımasızca öldürdü. Chan, olay sonrası Hong Kong’a geri döndü. Hong Kong yasalarınca yurt dışında işlenen suçlar cezalandırılmadığı için şüpheliyi yargı önüne çıkarabilmenin tek yolu, şüpheliyi olayın gerçekleştiği Tayvan’a iade etmek ve yasal soruşturmaları oradan başlatmaktı. Chan’in Tayvan’da adaletin karşısına çıkması için çok umut yoktu çünkü Hong Kong ve Tayvan arasında iade anlaşması yoktu. Dahası Hong Kong, “Merkezi Hükümet ya da Çin Halk Cumhuriyeti’nin herhangi bir parçası dışındaki diğer yargı mercileriyle” iade anlaşması yapmak için sadece Çin tarafından kısıtlanmış sınırlı gücünü uygulayabilir. Sonuç olarak, Hong Kong yasalarına göre Çin’le yapılacak iade anlaşmaları yürürlüğe giremiyor. Bu kısıtlama, Hong Kongluları Çin yargısından koruyan bir kalkan olarak görülüyor. Taipei’deki cinayet davasına uygun olan şey ise güvenlik duvarının Hong Kong hükümetini, Tayvan Çin dışında bir yargı merci sayılmadığı sürece Chan’i Tayvan yargısına getirebilecek bir düzenleme yapmasını engellemesi.

Yürürlükte olan iade yasasındaki engelleyici maddeye rağmen Tayvan, Hong Kong hükümetine Chan’i teslim etmesi ve yargı merciine gerekli kanıtların gönderilmesi konusunda sürekli çağrı yaptı. Buna karşın teslim ve kanıt gönderme öncesi kalıcı ya da geçici iade anlaşmasının gerekli olup olmadığını belirtmedi. Bundan dolayı Hong Kong hükümeti ilk başta, Şubat 2019’da kalıcı iade anlaşmaları yapmak ve geçici anlaşmaların yürürlüğe girmesi için basitleştirilmiş süreçlerin önünü açmak amaçlı engelleyici maddeyi kısıtlayan iade yasasını değiştirme fikrini öne sürünce Tayvan, bu fikre hemen atladı. Tayvanlı yetkililer, Hong Kong’un Tayvan’la anlaşma yapmak için yeni kanuni hüküm niyetini tahmin edince, böyle bir yasa tasarısını tereddütsüz bir şekilde karşıladı. Ama bu sıralı yasa tasarıları iki adada da gözden kaçmadı. Aynı kanuni hükümler, 20 yıldır yürürlükte olan güvenlik duvarının yıkılmasına sebep olacaktı. Tayvan’ın başlangıçtaki dikkatsiz cevabı, Hong Kong hükümetinin “Bir Ülke, İki Sistem” dengesini düzeltme planını, “Bir Ülke” lehine Hong Kong’un sistemini eriterek bir nevi bu planların kasıtsız destekçisi olmakla eleştirildi.

O zamandan beri Tayvan, önerilen (ve şimdi durdurulan) yasa tasarısı altında herhangi bir geçici anlaşmaya girmeme çağrısı yaparak ve “Bir Ülke, İki Sistem” düzenlemesinin yapısal boşluklarını kanıt göstererek Hong Kong’un Pekin taraftarı girişimini eleştirdi ve katı bir tutuma geçti. Buna rağmen Tayvan, aynı zamanda Chan Tong-kai davası ve diğerlerinde Hong Kong hükümetinden, iadenin de içinde olduğu yargıda iş birliği ve hukuki yardım konularında taleplerine devam ederek yetki iddiasından da vazgeçmedi. Tayvan’ın duruşu, olmayacak duaya âmin demekten başka bir şey değil. Peki Tayvan, Chan Tong-kai davası gibi iade yasasının bir bahanesini etkisiz kılmak için neden Hong Kong’a karşı yetki iddialarından vazgeçmiyor? Bu soruya cevap vermek için, her gün gittikçe agresifleşen Xi Jinping’in Çin’i karşısında Tayvan için cezai yargı yetkisini belirtmenin ne anlama geldiğini öğrenmemiz gerekir.

Giriş: Egemenliğin Sembolü Olarak Cezai Yargı Yetkisi

Kendi kendini yöneten bir bölge olmasına karşın Tayvan, Çin anayasasını kullanmaya devam ediyor ve Pekin tarafından çekilen kırmızı çizgiden dolayı resmi olarak bağımsızlığını ilan etmeyi askıya almış durumda. Bundan dolayı Taipei, egemenlik hakkını kanıtlamak için çeşitli ince yollar arıyor çünkü böyle bir kanıtın biriken etkisi en sonunda çok uzun zamandır beklediği de jure bağımsızlığı sunacak. Bununla birlikte Tayvanlılar, uzlaşma etkisi gerçek ya da illüzyonlu olsun olmasın, egemenlik statüsünde uzlaşma olarak görülebilecek herhangi bir eylem konusunda çok hassas. Cezai yargı yetkisi konusu da Tayvan’da egemenlik konusunda en baş konuma yükseldi.

Dünyada çoğu ülkenin uyguladığı teamüle benzer şekilde belli sınır ötesi suçlar, Tayvan ceza kanununa göre cezalandırılabilir. Bundan dolayı Tayvan’ın sınır ötesi ceza yetkisini iddia etme konusunda utangaç olmaması bir sürpriz değil. Ama buradaki problem, çoğu ülkede uygulanan “tek Çin politikası” ya da Pekin güdümlü “tek Çin ilkesi” düşünüldüğünde Tayvan’ın (Çin Cumhuriyeti) bugün sadece 17 ülkeyle diplomatik ilişki kurması. İade anlaşmalarının yürürlüğe girmesi konusunda az bir umut var. Tayvan, iade konusunda ikili anlaşmalardan mahrum olduğu için sadece sınır ötesi yargı yetkisini etkin bir şekilde kullanmakta zorlanmadı; aynı zamanda firarileri adalet önüne çıkarma konusunda zorluklarla karşılaştı. Zor olmasına rağmen bu imkânsız değil. Onun yerine Tayvan, arka kapı yoluyla iadeleri gerçekleştirmek için alışılmışın dışında yollar buldu. Mesela Amerikan pasaportu sahibi bir firari; Amerikan hükümeti pasaportunu iptal ettikten ve Filipinli yetkililer, adamı Manila’da belgesiz bir yabancı olarak teslimiyetini bekleyen Tayvanlı yetkililere bildirdikten sonra Eylül ayında Filipinler’den Tayvan’a getirildi.

Tayvan’ın, egemenlik statüsünü pekiştirme amaçlı cezai yargı yetkisini kullanmasına yoğunlaştıran şey, 2016 başlarında uluslararası telefon dolandırıcılığından suçlanan Tayvan vatandaşlarının Kenya, Malezya, Filipinler ve İspanya’dan Çin’e tartışmalı iadeleri oldu. Uluslararası hukukta mütedahil yargı yetkisindeki hukuki kesinlikler gözetilmeksizin kendi vatandaşlarının Çin’e iade edilmesi, Tayvanlı herhangi bir politikacının gücünün yetebileceği bir şey değil. Aynı zamanda Pekin’in üçüncü ülkelerde Tayvan pasaportu sahipleri üzerinde cezai yargı yetkisi uygulaması üzerinden Tayvan üzerinde egemenliğini sürdürdüğüne dair yaratılan bir korku izlenimi var. Bundan dolayı Tayvan, vatandaşlarından şüphelenilen sınır ötesi suçlar üzerindeki yargı yetkisi hakkında çok üstün iddialar ortaya attı. Sınırları dışında adaleti aramak, Çin’in genişlemiş cezai yargı yetkisi karşısında egemenlik haklarını korumak isteyen Tayvan için önceliklerinden biri haline geldi. Bu durum, her ne kadar bir İngiliz firarinin iade sürecinin 2013’ten beri İngiliz hukuk sisteminin hafızasında yerini korumasına rağmen 4 yıllık hapis cezasını Tayvan’da tamamlamasının Tayvan için inatçı bir durum haline geldiğini açıklıyor.

Bu durum değerlendirildiğinde Tayvan’ın Chan Tong-kai davasını takip etmekte çok fazla sebebi var. Bu durum, Hong Kong hükümetinin iade yasası tasarısına Tayvan’ın düşüncesiz yanıtının ve Chan’in ve diğerlerinin iadesi konusunda Hong Kong yargısıyla iş birliği için Tayvanlı yargı yetkililerinin devamlı çağrı yapmasının mantığını oluşturuyor.

Gözden Kaçmış Olay Örgüsü: Tayvan’ın Hong Kong’a Karşı Teklifi

Bilhassa İngiliz mahkemelerinden önce geçmek bilmeyen yukarıdaki yasal süreçler, Tayvan’ın iade isteği tarafından harekete geçirildi, ki bu durum Hong Kong’un yasa girişiminin esin kaynağı olan İngiliz iade yasalarında geçerli geçici iade anlaşmaları sayesinde mümkün olabildi. İade yasası tasarısının durdurulması ve Taipei’de bir Hong Konglunun öldürülmesinden dolayı sınır ötesi adaleti aramaya devam eden Tayvan’la birlikte, Chan’i Tayvan’a adalet için teslim etmeyi düşünürken Hong Kong hükümetinin iki seçeneği var: Anlaşma olmaksızın iade etmek ya da Hong Kong’un yürürlükte olan yasalarına göre geçici bir anlaşma imzalamak. Hiçbir seçenek Tayvanlı yetkililerin kaşlarını kaldırmayacaktır. Ama her biri, sadece Hong Kong hükümeti için değil ama aynı zamanda çoktandır ciddi bir teste tabi tutulan Hong Kong’taki hukuk üstünlüğünü ve siyasi özerkliği savunmakla ilgilenen kişiler için de ciddi soruları beraberinde getiriyor.

İlk seçenek Tayvanlı yetkililer için doğal olarak gözüküyor çünkü Tayvan’ın sınır ötesi suçlar ve firariler üzerindeki cezai yargı yetkisini uygulamadaki sınırlı başarıları sadece bu tarz uygulamalara bağlanıyor. Tayvan için anlaşmasız iade, hukukun üstünlüğüne zarar vermeden adaleti sağlamak için yaratıcı bir yol. Ama bu tarz durumlarda iade edilen kişiler için yargı süreci reddedildi. Bu yüzden anlaşmasız iade seçeneği Tayvanlı yetkililer için sorun yaratmayabilir ama uluslararası iade uygulamaları ışığında hukuk dışı ya da olağanüstü iadeden farksız. Anlaşma yapmadan iade etmek Hong Kong’ta tamamen yasak bir konu çünkü hukukun üstünlüğü, özellikle yasal koruma, Hong Kongluların gurur duydukları ve iade tasarısına karşı direnmek için savaştıkları bir konu oldu. Bundan dolayı eğer Tayvanlı yetkililer, iki yargı mercii arasında anlaşma olmamasına rağmen Hong Kong hükümetini suçluları iade etme konusunda uyarmaya devam ederse, farkında olmadan Hong Kong’taki hukukun üstünlüğüne karşı ilgisiz olan kişilerin imdadına yetişecektir.

Hukuk dışı iadenin seçenek dışında bırakılmasıyla (ve yasa tasarısının durdurulmasıyla) Hong Kong için tek seçenek, şu an yürürlükten olan iade yasasına göre Tayvan’la bir anlaşma yapmak veya Tayvan’ı Çin’den ayırabilecek özel bir yasa hazırlamak olarak gözüküyor. Bu durum, Hong Kong’a sunduğu iş birliğinde Tayvan’ın konumunu güçlendiriyor. Hong Kong’ta yürürlükte olan iade yasasına göre iade anlaşmalarına coğrafi sınırlama getiren engelleyici şartlar da düşünüldüğünde Tayvan, Hong Kong’a aslında kendisinin Çin’in bir parçası olmadığını ve bundan dolayı coğrafi sınırlamalara dahil edilmeyeceğini belli ediyor. İlk başta bu engelleyici şartın zekice yorumlanışı tüm problemleri çözecekmiş gibi görünüyor: Adalet sağlanacak, Hong Kong iade yasasında güvenlik duvarı korunacak, Hong Konglular Çin yargısından bağımsız bir şekilde yaşamaya devam edecek ve Tayvan egemenlik hakkı için başka başarılara imza atacak.

Ama burada bir tuzak var: Böyle bir yorum veya yasa, Hong Kong’un özerkliğinin en temel anayasal özelliği olan “Bir Ülke, İki Sistem” uygulamasından feragat etmeyi gerektiriyor. Tayvan ve Hong Kong’un 1997’den beri bir belirsizlik altında temas kurduğu doğru. Bu yolla Hong Kong, Pekin tarafından güdülen tek Çin ilkesiyle çatışmadan Tayvan’la ilişki kurarken, kendisine aynı zamanda Tayvan yasalarına göre Çin anakarasından ayrı, özel ve tercih edilebilir bir statü tanındı. (Makao’da da aynı durum geçerli.) Ne yazık ki bu belirsizlik, Hong Kong’un yürürlükte olan iade yasalarına göre geçerli bir şey değil. Tayvan ya Çin’in bir parçası ve bundan dolayı herhangi bir iade anlaşmasına izin verilmez, ya da Tayvan Çin’in bir parçası değil ve Hong Kong’la bir iade anlaşması yapabilir. Tayvan, Hong Kong’un iade yasası veya ısmarlama yasalarına göre bir ikili ilişkide ısrar ederek Hong Kong’un aslında kendi egemenliği için Pekin’i hiçe sayarak desteklemesini talep ediyor. Hong Kong, “Bir Ülke, İki Sistem” altında egemenlik konularında Pekin’in kararlarına tabi olduğu için Tayvan’ın talebini kabul etmek, Hong Kong’un bu prensibi tanımaması ve hukukun üstünlüğü ve siyasi özerkliği oluşturan anayasal dayanağı ihlal etmesi demek. Bu, Çin için talih kuşu gibi olur çünkü Hong Kong, “Bir Millet, İki Sistem” ilkesiyle kendisine sağlanan garantileri ihlal ettiği için suçlu durumuna düşer. Bu sebeple Tayvan, Çin’in Hong Kong’un özerkliğine son vermesi konusunda bir yardakçı olur.

Final: Öngörüsüz Öz Savunma

Hong Kongluların iade yasasına karşı direnişi, dünyadaki demokratik hareketleri etkiledi. Pekin’in Tayvan’a karşı tecrit politikası karşısında Tayvan’daki hükümet ve aktivistler, Hong Kongluların cesaretiyle canlandılar. Hong Kongluların uluslararası destek çağrılarını daha gür ve açık bir şekilde yanıtladılar.

Ama “Hong Kong’u Destekle, Tayvan’ı Koru” sloganlarının da gösterdiği gibi Tayvan, kendi ulusal çıkarıyla ilgilenmeden Hong Kong’un arkasında durmaz. Bu gerçekçi çizgide yanlış bir şey yok. Pekin’le egemenlik kavgasını hesaba katmadan Hong Kongluların direnişine şartsız destek vermede kararlı olabilirdi. Tayvan’ın, de facto bağımsızlığını sağlamlaştırmak için sınır ötesi suçlar ve mahkumlar üzerinde cezai yargı yetkisinde ısrarcı olmaya devam ederek egemenlik hakkını güçlendirmede çok fazla sebebi var. Buna karşın Tayvan’ın, Hong Kong’un hukuk dışı iadeleri kabul ederek ya da “Bir Ülke, İki Sistem” ilkesini çiğneyip Pekin’i gereksiz yere tahrik ederek kendi kimliğiyle çelişmesini beklemesinde ahlaki bir zemin yok. Sonuçta Tayvan’ın kendisi Çin’e güç kullanma bahanesi sunma korkularından dolayı Çin anayasası altında yaşamayı seçti.

“Bir Ülke, İki Sistem” altında barışçıl birleşme için Pekin’in artan baskılarını savuşturmak için Tayvan’ın Hong Kong’taki bu sistemi yıkmaya alkış tutması stratejik olarak mantıklı. Buna rağmen Tayvan, Çin’in artan baskısıyla karşılaşan diğer alanlardaki duruşunu öngörmeden Çin’e karşı kendisini göstermeye devam edebilir. Tayvan, Hong Kong’un iade tasarısının çıkardığı fırtına arasında değişen tepkilerinden ders çıkarmalıdır.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu
TESAD Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir