Ana Sayfa / Listeler / Genel Kültür Listeleri / Hitler’ in Akademiye Etkisi: Göç Eden Akademisyenler
ernst e. hirsch

Hitler’ in Akademiye Etkisi: Göç Eden Akademisyenler

1930’ lu yıllar Türkiye için erken Cumhuriyet dönemi Almanya’da da faşizmin yükseldiği, Hitler’in başa geçtiği yıllardır. Ve bu dönemde Türkiye’ye baktığımızda bir Darülfünun meselesinin ve üniversite reformunun olduğunu görürüz. 1932 yılında Türkiye’ ye Albert Malche adında Cenevre Üniversitesi’nden bir profesör davet edilmiş ve Albert Malche bu reformla ilgili bir rapor hazırlamıştır. Bu raporda eğitim usullerinin değiştirilmesi, sınavların nasıl yapılması gerektiği, Tıp, Fen, Hukuk ve Edebiyat Fakültelerindeki çeşitli kürsülere dair pek çok madde vardır. Ve şunu da belirtir: “Darülfünun meselesi esas itibariyle Türkiye’ nin fikri, manevi hatta içtimai istikbali meselesidir.”[1] Ayrıca yine bu raporda birdenbire bu reformun yapılamayacağını, bunun için birkaç senenin bile yetersiz olduğundan bahsetmiştir. Ve bu rapor ile birlikte 31 Mart 1933 tarihli yasa var olan üniversitenin 31 Temmuz 1933’te kapatılmasını ve yeni üniversitenin 1 Ağustos 1933 günü kurulmasını öngörüyordu; eski yüksekokulun “Dar-ül-fünun” olan adının “İstanbul Üniversitesi” olarak değiştirilmesini de dikkate değer.[2] Hem isim hem de içerik değişikliğine gidildiğini görüyoruz.

Bu reform çalışmalarının yapıldığı sırada Almanya’ da Adolf Hitler başa geçmiş, ırk sebebiyle de birçok akademisyeni görevinden uzaklaştırmıştır. Bu akademisyenler de başka ülkelere gittiler ve bu ülkelerden biri de Türkiye. Çünkü bir reform yapılıyor ve akademisyene ihtiyaç var. Zaten daha önceki yıllarda da, bildiğimiz üzere, Almanya ile Türkiye’ nin çeşitli etkileşimleri olmuştu. Türkiye’ nin bu ihtiyacı ve Almanya’ daki bu durum akademisyenlerin Türkiye’ ye gelmesini sağladı. İstanbul ve Ankara’ ya giden bu akademisyenler üniversitelerde çeşitli kürsüler kurdu ve akademiye çok kıymetli araştırmalar bıraktılar.  Tabi bu akademisyenlerin Türkiye’ ye gelişinde yardımcı olan bir dernekten de burada bahsetmek gerekir. “Yurt Dışındaki Alman Bilim Adamları Yardımlaşma Derneği”  1933’te Profesör Philipp Schwartz’ ın girişimiyle kuruldu. Uygun elemanların, asistanların bulunmasında yardımcı olan bu dernek, Ekim 1933’te yeni İstanbul Üniversitesi’ nin açılışına kadar Türk hükümetine yabancıların alınacağı kürsüler için çok sayıda profesör önerilmesinde, böylece kontratların kısa sürede imzalanmasında ve yeni üyelerin hemen akademik çalışmalarına başlamalarında oldukça önemli bir rol oynamıştır.[3]

Göç sürecinde ve sonrasında kültür ve özellikle de dil farklılığından dolayı pek çok sıkıntı yaşarlar. Bu yazının amacı bu akademisyenlerin hayatlarına, anılarına ışık tutmaktır. Hem kurdukları kürsülerle hem de akademiye kattıkları şeyler için bu değerli akademisyenleri minnetle anıyorum.

1.Wilhelm Röpke

wilhelm röpke

10 Ekim 1899’ da Almanya’ da doğan Röpke’ nin hayatını şekillendiren en önemli olaylardan birisi I. Dünya Savaşı’dır. Bu savaşta Alman ordusunda görev aldı ve savaşın tüm vahşiliğine tanık oldu. Bu durum, kendisini, savaşın nedenlerini anlamak için çeşitli çalışmalara yöneltti. Savaşı başlangıçta kapitalist emperyalizm üstünden suçladı ve onun yegâne alternatifi olan sosyalizme sürüklendi.[4] Daha sonrasında yaptığı çeşitli okumalarla bu fikri değişti ve yeni fikirler ortaya koydu. I. Dünya Savaşı Röpke’ nin hayatını böylesine şekillendirmişti. Fakat hayatında daha büyük değişiklikler olacaktı. Hitler’ in başa geçmesiyle birlikte yayılan faşizme karşı durmuş biri olarak akademik hayatına son verildi ve Röpke ülkesinden ayrıldı. İstanbul Üniversitesi’nden gelen akademisyenlik teklifini kabul ederek 1933-1937 yılları arasında ders verdi. Bu süreç içerisinde de Alexander Rüstow ile birlikte çalıştı.

2.Alexander Rüstow

alexander rüstow

1885 doğumlu olan Rüstow, aynı Röpke gibi I. Dünya Savaşı’ na katılmıştır.Felsefe, matematik, fizik, hukuk ve iktisat alanlarında çeşitli üniversitelerde eğitim almış; Hitler başa geçince de soluğu Türkiye’de almıştır. 1933-1949 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde çalışmış olan Rüstow kitaplarıyla, makaleleriyle akademi dünyasını zenginleştirmiştir. Sosyal piyasa ekonomisinin kurucularından olup sosyal eşitlik ve ekonomik düzenden bahsetmiş, piyasa ekonomisi rasyonalite ve homo economicus ilişkisinin analizini yapmıştır. İktisadi Coğrafya adlı kitabıyla fikirleri günümüze kadar gelmiştir.

3.Gerhard Kessler

gerhard kessler

1883 yılında Prusya’nın Wilmsdorf köyünde dünyaya geldi. 1901-1907 arası Berlin ve Liepzig Üniversitelerinde tarih, coğrafya, iktisat eğitimi aldı. Hayatı boyunca hürriyeti savunmuş bir akademisyen olarak sonuna kadar Hitler’in karşısında durmuştur. I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan ve ekonomisi çöken Almanya’ da işler daha da kötüleşecek Nazilerin ayak sesleri duyulmaya başlayacaktır. Kessler bunu farkında bir akademisyen olarak şöyle der: “ Profesör ve doçentler için tam bir öğrenme serbestliği ve talebeler için tam bir öğrenme ve çalışma hürriyeti! İşte Alman üniversitelerindeki meşhur ‘akademi serbestiyeti’ budur. Bu hürriyet tahditsiz olarak 1933 senesine kadar devam etmiştir. Hiçbir kültüre sahip olamayan ve Almancayı dahi doğru dürüst konuşup yazamayan Hitler bu ‘akademi hürriyeti’ne karşı derin bir husumet besleyerek bütün kuvvetiyle onunla mücadele etmiştir.” [5]  Dediğim gibi Hitler’ in tam karşısında durdu, Almanların Hitler’ e inanmaması gerektiğine dair bir kitap yayınladı, Mart 1933 seçimlerine koyduğu adaylığıyla da Liepzig Üniversitesi’ndeki işine son verildi. Bunlarla kalmadı tabi. Daha sonrasında evinde pencereleri taşlandı, hapishaneye kapatıldı. Çıktığında ise Türk Maarif Vekâletinden gelen davetle karşılaştı. Artık Türkiye sayfası açılıyordu hayatında. Aralık 1933’ te İstanbul’a geldi. Burada da rahat bırakılmadı. Dışişleri Bakanlığı tarafından takip ediliyordu ve Başkonsolosluk vatandaşlıktan çıkarılmasına karar verdi. Kessler Türkiye’ de gerek iktisat alanında gerekse sosyal politika alanına pek çok şey kattı. Ayrıca İstanbul ile kalmamış Türkiye’ de pek çok şehri gezmiştir. Anılarında o şehirlerde karşılaştığı dostça tavırdan bahseder. 18 yıl Türkiye’ de akademik hayatını sürdüren Kessler 1951 yılında temelli olarak Almanya’ ya dönmüştür.

4.Fritz Neumark

fritz neumark

1900 yılında dünyaya gelen Neumark hayatının belli bir dönemini Türkiye’ de geçirmiş bir akademisyendir. Dar gelirli bir öğretim görevlisiydi ve kendini birden işsiz sınıfında buldu. Bu nedenle kendisi şöyle der: “ İçimde yurt dışına göç düşüncesi oluşmaya başlıyordu. Aylarca çaresizlik içinde bu düşünceyi imkânsız diye reddetmeme rağmen, sonuçta göç kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıktı.”[6] Türkiye’ ye Ekim 1933’ te gelen Neumark’ ın anlatılarına bakıldığında göç etmek istemeyen ama buna mecbur bırakılan ve bu kötü durumun da üç beş yıl sürüp biteceğini düşündüğünü görüyoruz. Tabi böyle olmuyor. Ayrıca aradaki kültür farklılığından dolayı çeşitli zorluklar yaşadığını da anlatır anılarında. Bunlardan birisi dil ile ilgili yaşadığı problemlerdir. Bununla ilgili bir anısı: “ Unutamadığım ilk izlenimlerden biri, senelerdir İstanbul’da yaşayan genç bir Alman’ın beni, bir kayıkçıya olan borcumu ‘Hesap tamam işte parası’ diyerek hemen ödememem yolunda ikaz etmesi olmuştur. Bu genç Alman bana, ilk önce hiç olmazsa birkaç dakika hava üzerine konuşmam ve söz konusu kişinin anne, baba, karı ve çocuklarının hal ve hatırını sormam ve ancak bundan esas meseleye gelmem gerektiğini öğretmişti. Benim gibi yaradılış açısından epey sabırsız olan bir kişiye, bu dolambaçlı yola alışmak zor geldi. Fakat zamanla ben de, sıkıntılı durumlarda Türklerin güvenini ve yardımseverliklerini kazanmak için bunun kaçınılmaz olduğunu kavradım.”[7] Çeşitli sıkıntıları ve güzel anılarıyla birlikte akademiye, özellikle de iktisat alanına önemli katkılarda bulunmuştur.

5.Fritz Arndt

fritz arndt

1933 yılında Hitler’in iktidarda olmasından dolayı Türkiye’ ye gelmişti. Ancak Arndt’ ın Türkiye’ye ilk gelişi değildi. Daha önce üniversite reformu için davet edilmişti. Zengin bir ailenin çocuğu, akademik hayatı oldukça başarılı bir akademisyen. Freiburg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Fritz Arndt, Dr. Kurt Hoesch ve Dr. Gustav Fester, üçü birlikte, 1917 yılında Fen Fakültesi’nde Kimya Enstitüsü’nü kurdular. Arndt Yahudi asıllı bir aileden geliyordu. Hitler başa geçince de ülkeden gitmek zorunda kaldı. 1934 yılında bir süre Oxford Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalıştı. Daha sonra gelen davet üzerine Türkiye’ ye geldi. Türkçeyi çok düzgün konuşan, öğrencileri tarafından çok sevilen ve akademi dünyasına pek çok katkıda bulunan değerli bir akademisyendir. Onun açtığı yolda ilerlemeler kaydedildi ve 1937 yılından itibaren üç yıllık eğitim süresi dörde çıktı ve artık Kimya Mühendisliği diploması verilmeye başladı. Ve Arndt’ ın kattıklarının üzerine reformlar devam etti.

6.Ernst E. Hirsch

ernst e. hirsch

1902 yılında Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Ekonomi ve Sosyal Bilimler alanında eğitim alan Hirsch bu eğitim sürecini Giessen Eyalet Üniversitesi’nde hukuk eğitimiyle taçlandırmıştır. 1930’da Frankfurt’ta ders vermeye başladı ancak Yahudi olduğu için görevine son verildi ve kendisi de kaçıp gitmekte buldu çareyi. Önce Hollanda’ya gitti sonra Türkiye’den gelen davet üzerine rotasını Türkiye’ye çevirdi. Anılarında bu durumu şöyle anlatır: “ Viyana’dan Almanlar için Türkçe öğreten yeni çıkmış bir kitap satın almıştım. Uzun tren yolculuğu sırasında bu kitabı okuyarak bir şeyler öğrenmeye çabalıyordum. Yataklı vagon kompartımanını paylaştığım diğer yolcu, az çok Türkçe bilen Avusturyalı bir ihracatçıydı. Benim ciddi çabalamama bakıp eğleniyordu. Sohbete koyulduk. Nereden gelip nereye gittiğimi anlattım ona. İmzaladığım sözleşmeye göre ilk üç yıl derslerimi Almanca verebileceğimi, ama dördüncü yıldan sonra Türkçe ders vermek zorunda olduğumu da söyledim.”[8]  Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde akademik hayatına başlayan Hirsch, Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Fikri ve Sınai Haklar alanlarında dersler verdi. Bu süreçte Türkçeyi çok iyi bir şekilde öğrendi. 1938 yılında Türk vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulundu. Bu başvuru 1943 yılında olumlu sonuçlandı. Hirsch artık Türk vatandaşıydı. 1943-1952 yılları arasındaki akademik hayatını da Ankara Üniversitesi’nde geçiren bu değerli akademisyenimiz sayısız makale ve Pratik Hukukta Metot, Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri, Anılarım isimli kitapları bizlere miras bırakmıştır.

7.Curt Kosswig

curt kosswig

Brauschweig Teknik Üniversitesi Genel Biyoloji ve Zooloji dalında profesör olarak çalıştı. Bu arada Naziler kendisinin Yahudi dostlarıyla ilişkisini kesmesini istiyorlardı. Fakat kendisi buna karşı çıkarak birçok dostunun bulunduğu Türkiye’ye doğru yola çıktı. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Naville’in ölümü üzerine boşalan Zooloji kürsüsünde ders vermeye başladı. Balık genetiği üzerine çalışmalar yürüten Kosswig sadece İstanbul ile sınırlı kalmadı Anadolu’ya da geziler düzenledi, çeşitli illerde de araştırmalar yaptı. Hidrobiyoloji Enstitüsü’nde çalıştı ve buradaki çalışmalarıyla Su Ürünleri Fakültesi’nin kurulmasının yolunu açmıştır. 1949’ da Biyoloji Derneği’nin kurucularından olan Kosswig 1954’te Almanya’ya geri döndü fakat Türkiye ile bağını hiç koparmadı. Hatta o kadar kuvvetli bir bağ ki bu, vefat ettiğinde, yurt dışında olmasına rağmen, cenazesi Türkiye’ye getirilmiş ve Aşiyan Mezarlığı’na defnedilmiştir.

8.Ernst Reuter

ernst reuter

Diğer akademisyenlerden farklı olarak kendisi Yahudi değildir. Fakat Hitler’e karşı çıkmış ve Türkiye’den aldığı davetle de ülkemize gelmiştir.1889 yılında doğan Reuter Marburg,  Münich ve Münster Üniversitelerinde tarih, coğrafya, ekonomi dersleri almış Türkiye’de de Ankara Üniversitesi’nde Şehir Planlaması kürsüsünde çalışmıştır. Tabi Türkiye’deki hayatı Ankara ile sınırlı kalmamış, birçok ili gezip görme fırsatı yakalamıştır. 1935-1946 yılları arasını Türkiye’de geçiren Ernst Reuter 1946’da Almanya’ya döndü. 1947 Berlin Belediye Başkanlığına seçilmiş olup yine Berlin’de Freie Üniversitesi’nin kuruluşunda büyük emek vermiştir. Gördüğünüz üzere gerek Türkiye’de gerek Almanya’da, hangi konumda olursa olsun akademinin gelişmesi için çabalamıştır.

9.Philipp Schwartz

philipp schwartz

1894 yılında Avusturya-Macaristan’da doğan Schwartz eğitimini Budapeşte’de almıştır. Frankfurt Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Enstitüsü’nde çalışmış, Hitler iktidarı ele geçirince de 1933 yılında İsviçre’ye gitmiştir. Daha sonrasında ise davet üzerine Türkiye’ye gelecek, kuruculuğunu ve başkanlığını yaptığı “Yurt Dışındaki Alman Bilim Adamları Yardımlaşma Derneği” ile de pek çok bilim adamının Türkiye’ye gelmesini sağlayacaktır. Akademik hayatını İstanbul Üniversitesi’nde sürdüren Schwartz bu süreçte nöropatoloji alanında çalışmıştır. 1935 yılından itibaren yayınlanan makaleleri dışında, her biri birkaç kez basılan, “Genel Patoloji”, “İltihap”, “Ur Bilgisine Giriş”, “Selim ve Habis Urlar”, “Hemoblastozlar”, “Genel Histopatologia”, “Hususi Patologia”, “Autopsia Tekniği” başlıklarını taşıyan sekiz kitabı yayınlanmıştır.[9] 1973 yılında da İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından Şeref Doktoru unvanının sahibi olmuştur.

Kaynakça

Kaynakça

[1] Albert Malche, İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor, TC Maarif Vekilliği Ana Programa Hazırlıklar, 1939 İstanbul Devlet Basımevi, s.58

[2] Fritz Neumark, Boğaziçine Sığınanlar Türkiye’ye İltica Eden Alman İlim, Sanat ve Siyaset Adamları 1933-1953, Ercivan Matbaası İstanbul 1982, s. 14

[3] Fritz Neumark, Boğaziçine Sığınanlar Türkiye’ye İltica Eden Alman İlim, Sanat ve Siyaset Adamları 1933-1953, Ercivan Matbaası İstanbul 1982, s.15

[4] Shawn Ritenour, Wilhelm Röpke: İnsancı Bir Ekonomist, Çeviren: Ünsal Çetin, s.192

[5] Ord. Prof. Dr. Gerhard Kessler, Kendi Hayat Yolum, İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, s.3

[6] Fritz Neumark, Boğaziçine Sığınanlar Türkiye’ye İltica Eden Alman İlim, Siyaset ve Sanat Adamları 1933-1953, Çeviren: Şefik Alp Bahadır, s.29

[7] Fritz Neumark, Boğaziçine Sığınanlar Türkiye’ye İltica Eden Alman İlim Siyaset ve Sanat Adamları 1933-1953, Çeviren: Şefik Alp Bahadır, s.45

[8] Ernst E. Hirsch, Anılarım, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 13.Basım,  Çeviren: Fatma Suphi, s.193

[9] Nobel Medicus, Cilt:12, Sayı:2, Portreler, Ord. Prof. Dr. Philipp Schwartz ( 1894-1977),  s.89

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Ebru Nur Ertürk

Ebru Nur Ertürk
TESAD Liste Birimi Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir