Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
hipersonik
Kaynak: ASPI Strategist

Hipersonik Silahlar Geliyor Hazır Olsak Da Olmasak Da

Yeni bir teknolojinin olası etkisi hakkında bir fikir öne sürmek her zaman risklidir. Özellikle de çok lanse edilen bir “oyun değiştiricinin” savunucularının düşündüğünüz kadar önemli olduğuna tamamen ikna olmadıysanız. Örneğin, geçen yüzyılda uçak veya nükleer enerji için gelecekteki olasılıkları kötü bir şekilde yanlış okuyan çok sayıda seçkin bilim insanı ve mühendis vardı ve bu iki gelişme savaşın doğasını ve askeri stratejiyi değiştirdi. Teknolojiyle ilgili hatalı tahminler için bir “rezillik salonu” bile var, içine dahil edilmemeyi tercih ederim. Yine de bugün yayınlanan yeni bir ASPI makalesinde hipersonik teknolojilerin önemini değerlendirmeye çalıştım.

Hipersonik hem kelimenin tam anlamıyla hem de mecazi olarak hızlı hareket eden bir alandır. Birkaç ülke yeni hipersonik silahların hızla gelişmesiyle ilerlediğinden, son birkaç hafta içinde kamuya açık yeni bilgileri dâhil etmek için makalemi birkaç kez gözden geçirmek zorunda kaldım ki bu mevcut yüksek faaliyet seviyesinin bir göstergesidir. (Hipersonik kavramının kesin bir tanımı yoktur, ancak kabaca konuşmak gerekirse, Mach 5’ten daha hızlı veya ses hızının beş katı hızda hareket eden her şeyi içerir.)

Avustralya da bu sahada bir oyuncudur. ABD ile 20 yılı aşkın süredir ortak deneysel faaliyetlerde bulunuyoruz ve dünya çapında araştırmacılardan oluşan bir kadromuz var. Hükümet, savunma edinme planlarına hipersonik silahları dâhil etti. Ancak, tipik olarak, finansman ve zaman çizelgelerinin ayrıntıları yetersiz.

Makalede açıkladığım gibi, hipersonik sistemler dünyanın askeri cephanelikleri için yeni bir şey değil. İlk kıtalararası balistik füzeler (ICBM’ler) 1950’lerde ortaya çıktı. Geliştirilmeleri, atmosferde çok yüksek hızlı uçuşun ürettiği ısıyla başa çıkmak için mühendislik çözümleri gerektirdi, ancak bu sorun teorik olarak 1950’lerin ortalarında ve takip eden yıllarda pratik olarak çözüldü. Mach 20’yi aşan hızlarda dünya atmosferine yeniden giren ICBM’ler, her türlü savunma eylemiyle başa geliyordu ve Soğuk Savaş’ta karşılıklı olarak garantili bir yıkımın boy göstermesine yol açtı.

Bugün bile az sayıdaki karmaşık olmayan ICBM’den başka herhangi bir şeye karşı savunma, oldukça sorunlu olmaya devam ediyor. Yeni nesil hipersonik silahların savunma çabalarını daha da az etkili hale getirmesi muhtemeldir. Stratejik düzeyde, hipersonik hızda yeniden girmeden önce atmosferin üst katmanlarından bir veya daha fazla kez atlayan kayma silahları şeklinde hipersonik ‘hızlı küresel vuruş’ sistemleri vardır. ICBM’lerin yükseltilmiş yörüngelerinden daha düşük bir rakımda seyahat ederek, yer tabanlı radarlara daha kısa uyarı süreleri sağlarlar ve manevra yapabildikleri için ICBM’lerin öngörülebilir yörüngelerinin aksine, amaçlanan hedefe neredeyse her yönden yaklaşabilirler.

Taktiksel seviyede, havada giden hipersonik vuruş silahları saldırganların uzun menzilde durmasını sağlar ancak yine de kısa sürede hedefe saldırmaya devam eder. Bir Mach 8 silahı, yarım dakikadan biraz fazla bir sürede 100 kilometre yol alır. Atmosferdeki hareketin neden olduğu ısınma, hipersonik hıza pratik olarak deniz seviyesinde ulaşılamayacağı anlamına gelir, bu nedenle uçuş, süpersonik terminal aşamasına düşmeden önce yüksek irtifada gerçekleşecektir. Yüksek hız, yüksek manevra kabiliyetini engellediğinden, bu tür silahlar hızlı hareket eden hedeflere karşı uygun olmayacaktır, ancak sabit hedeflere veya gemiler gibi yavaş hareket eden hedeflere karşı çok etkili olabilir. 30 saniye içinde, 20 deniz miline sahip bir su üstü gemisi, yaklaşık 400 metre yol almış olacak. Fırlatma sırasında füzeye programlanan ilk konum verilerinin doğru olması koşuluyla, sadece küçük rota düzeltmelerine ihtiyaç duyulacaktır.

Avustralya, yüzey araçlarını ses altı ve ses üstü silahlara karşı savunmak için gelişmiş sensörlere ve savaş sistemlerine milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Makalede, mevcut ve gelecekteki gemi tabanlı füze savunma sistemlerimizin etkinliği için hipersonik vuruş silahlarının olası sonuçları hakkında risk alıyorum. Daha hızlı ve daha az tahmin edilebilir gelen silahlara karşı çalışmak için satın aldığımız sistemleri kullanmanın akıllıca yolları olabileceğinden, bunun analitik olarak doğru olduğunu düşünüyorum fakat içgüdülerim aksini söylüyor. Gemileri savunmanın temel sorunu, büyük, yavaş ve iki boyutlu bir yüzeyle sınırlı olmalarıdır. Eğer ateşlendikten sonra yeniden doldurulamayan büyük, milyonlarca dolarlık füzelere güvenmek zorunda kalırlarsa, gelen silahta savunma füzesinin etkinliğini azaltan herhangi bir performans artışı hayatı çok daha zor hale getirir.

Stratejik ve taktik sistemleri arasında, orta menzilli (500 ila 5,000 kilometre) hipersonik silahlar, bazı ciddi silah kontrolü ve stabilite sorunları ortaya çıkarmaktadır. Orta menzilli balistik silahlar Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru antlaşmayla yasaklandı çünkü uyarı sürelerinin kısalması kontrolsüz tırmanma riskini artırdı. (Bu, Küba Füze Krizi’nde de büyük bir meseleydi.) Yani hipersonik silahlar yeni bir sorun yaratmaz ancak daha kısa uyarı süreleri sağlayarak eskisini daha da kötüleştirir.

Makalem, güncel hipersonik gelişmelerin bir araştırmasını içeriyor. Pek çok Rus ve Çin sistemi, konvansiyonel veya nükleer savaş başlıklarını sahaya alma kabiliyetine sahip olarak geliştirilmektedir. Bu, bariz bir tırmanma endişesini ortaya çıkarır. Nükleer silah taşıyabilecek gelen bir silahın tespiti, karar vericiye zor bir seçim sunar. Yine de bu yeni bir sorun değil, çünkü Çin’in gemi karşıtı balistik füzeleri bu durumu zaten ortaya çıkartıyor, ancak hipersonik dağıtım yanlış hesaplama olasılığını daha da artırıyor.

Toplu olarak, bu on yıl boyunca olası hipersonik silahların konuşlandırılmasının ortaya çıkardığı sorunlar, ABD Kongre Araştırma Hizmeti’nin “Yeni BAŞLANGIÇ” ın [(New START) yeni stratejik silah azaltma anlaşması] genişletilmesi, yeni çok taraflı silah kontrol anlaşmaları müzakere etmek veya şeffaflık ve güven oluşturma faaliyetlerini üstlenmek gibi risk azaltma önlemlerine ihtiyaç olup olmadığını merak etmeye sevk etti. Birkaç haftada bir gelen hipersonik gelişmelerin yeni duyuruları ve raporlarıyla, bunların etkilerine ilişkin tartışmaları da daha hızlı bir şekilde ilerletmek için iyi bir zaman gibi görünüyor.

Yazar: Andrew Davies

Andrew Davies, ASPI’de kıdemli bir araştırmacıdır. Mart 2018’e kadar ASPI’nin savunma ve strateji programının açılış direktörlüğünü yapmıştır.

Kaynak: ASPI Strategist