Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Asya / Hindistan Çin’i Geride Bıraktı

Hindistan Çin’i Geride Bıraktı

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

Öncelikle Delhi’den merak uyandıran bir haberden bahsedelim: Hindistan, önümüzdeki dört yıl içinde Afrika’da 18 yeni diplomatik misyon açacak. Bu tür bilgilerin, “Batı cephesine” kıyasla ve uluslararası alanda yaşanan şokların yanında bizim tarafımızdan fark edilmediğini kabul etmeliyiz. Ama boşuna. Çünkü aslında, küresel çıkarlara sahip bir ülkenin çok da dikkat çekici olmayan bir büyümesinden söz ediyoruz, ancak bu büyüme dünya liderliği için iyi bir gösterge olan ekonominin büyüme oranıdır.

Sıralamaya Bir Bakış

Ocak ayında Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşların değerlendirmelerinde ortaya çıktığı üzere, şu anda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi Çin değil, Hindistan’dır. Bu ay, Delhi’deki istatistiklerin yayınlanmasından sonra, bu konu resmi hale geldi ve bununla ilgili küresel bir tartışma ciddi bir şekilde alevlendi. Tabii, uzun zamandır yürütülen dünya liderliği tahminlerinde yalnızca Hintliler bulunmuyor. Çinliler bu konuda daha ön plana çıkıyor – ama Hintliler de aktifler.

Sonuçlar için acele etmeye gerek yok çünkü önümüzdeki 20-30 yıl içerisindeki beklentilerden bahsediyoruz. Ama Hindistan’ın değişmeye başladığı yıllardan önce bu konu üzerine düşünülmeliydi. Öncelikle rakamlara odaklanalım. Delhi, Hint ekonomisinin Ekim-Aralık 2017 arasında % 7.2 oranında büyüdüğü doğrulandı. Çin aynı dönemde sadece % 6.8 oranında artış göstermiştir. Geçtiğimiz yıllarda Hindistan’ın bu çerçevede Çin’i geride bıraktığını, daha sonrasında ise Çin’in gerisinde kaldığını unutmayın. Bu şekilde başa baş giden bir rekabet bulunmaktadır. Yüzdelerin etkisi her şeyden önce psikolojiktir. Örneğin bu durum, ulusal kalkınmanın mükemmel yöneticisi olarak bilinen Başbakan Narendra Modi hükümetinin başarısıdır. Gujarat eyaletinde yaptığı aynı işten sonra, bütün bir ülkenin başındaki kişi olarak iyi iş çıkarıyor.

Çin’in GSYİH’sında % 1’lik büyüme, Hindistan’ın GSYİH’sinin % 1’lik büyümesinden (dolar veya eşya cinsinden) daha geniş hacme sahiptir. Bu genişlik iki buçuk ya da beş kat civarında olabilir: nasıl sayılacağına bağlı olarak.

Dünya liderlerinin çizgilerine ve bunları nasıl tanımlandıklarına bakmak gerekiyor. Dolar(nominal) cinsinden ve para biriminin satın alma gücü paritesine(PPP) göre olmak üzere iki sayma sistemi vardır. İlk yönteme göre dünyanın lider ekonomisi – yine- Amerika Birleşik Devletleri iken Çin ikinci sıradadır. İkincisine göre ise lider Çin, ABD ikinci sıradadır.

Bu arada, Rusya ilk yöntemle 13. (yaptırımlar uygulandığı süre zarfında 1 sıra yükselmiş hali) ve ikinci yöntemle bakıldığında ise 6.sıradadır. Her halükarda, Rusya Hindistan’ın gerisindedir: yani bir tarafından 7. ve diğer taraftan ise 3.sıradadır(kuzey ülkemizdeki nüfusun dokuz kat daha az olduğunu hatırlamaya değer olsa da).

Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri’ni üçüncü sıraya koyarak, yakın gelecekte Çin ile rekabet etmeye başlayabilir.

Aslında bu durum sadece psikolojik bir etki de değildir, belirli dayanaklar vardır. Ulusun seferberlik yetenekleri, liderliklerin fon biriktirme kabiliyetiyle ilgilidir ve sadece bazı büyük askeri programları finanse etmek değil, aynı zamanda daha büyük bir ekonomik büyüme için ciddi tahsisleri kanalize ve koordine edebilmekle ilgilidir. Aynı zamanda, büyük bir ekonominin her zaman ulusal sınırlarla sınırlandırılmamış küresel bir şey olduğu açıktır: her şey düşünülmelidir. Yani, Hintlilerin büyümedeki hız rekorları bir gün hepimiz için bir değişime yol açacaktır.

Çinliler “en hızlı” unvanının sahibinin değişmesine kesinlikle üzülmediklerini belirttiler. “Biz gelişimin farklı aşamalarındayız” diyerek Hintlilere hatırlatma yapıyorlar. Çin ucuz ve dünyaca önemli bir iş gücü haline geldiğinde, hızlı büyüme aşamasını geçmişti. Hindistan’ın Çin’den öğrenmesi gerektiği çok şey var (örneğin, altyapısını geliştirmek gibi) ve Çin, Hindistan’dan bir şeyler katmaktan memnun olacaktır.

Hindistan’ın kendi içinde Çin’den bir şeyler öğrenme fikrinin de açıkça göründüğünü belirtmek gerekir, yaygın olarak kullandıkları bir durumdur. Özellikle de altyapı konusunda. Gerçek şu ki Modi, Çin’i örnek alarak, yüksek hızlı demiryolları açısından onu takip etmenin çok önemli olduğunu düşünüyor.

Buna gelen kitlesel tepkiler de var örneğin Hint gazetesindeki kitlesel direniş hakkındaki çarpıcı başlıklar gibi. Daha çok çevresel hasara atıfta bulunuyorlar ancak tam olarak neye tepki gösterdikleri net değil ve içi boş ifadelerden oluşuyor (aynı Rusya’da Khimki Ormanı’nına gelen tepkiler gibi).

Sonuca bakacak olursak, başkentteki inşaat projelerinin bir kısmı durdu. Trafik sıkışıklığı nedeniyle insanlar havalimanına ulaşamıyor, ki bu da ekonomik kaybı tetikliyor. Gerçek şu ki ülkede terminaller pistler gibi havaalanları da yetersiz.

Ve keskin bir tepkileri daha var: “fakirler yüksek hızlı trenlere binemezler”. Doğru, uçakları da kullanamıyorlar. Ve Hindistan’da bir sürü yoksul insan var. Ancak hızlı bir ekonomik büyüme, bir seferde herkese ulaşamayabilir.

“Modi devrimi” devam ettiği süre zarfında: gençler ve kadınlarca, ülkenin ulusal ve bölgesel gelişimini isteyen kişilerce(özellikle de Hindular), ülkenin yeniden canlanmasını isteyen insanlar tarafından besleniyor. Ancak devrimin başarıları bir sonraki genel seçimde, 2019’da, iktidarın değişmeyeceğini garanti etmemektedir. Bu ise büyümeye ve gelişmeye köstek olmaktadır.

Hindistan şu an birçok bakımdan 1980’lerin sonunda Çin’in olduğu yerdedir: düzensiz gelişmelere karşı protestolar olsun geçmişin politik eğilimlerinin kalıntılarıyla mücadeleler olsun. Sonuç olarak hala Hindistan’da Tiananmen ortaya çıkabilir.

Şöyle bir kitap var: “Hayalperestler: genç Hintliler dünyalarını nasıl değiştiriyorlar” artık Batı’da popüler. Yazar 2010-2050 yılları arasında Hindistan’ın kentsel nüfusunun 500 milyon artacağını hatırlatıyor; özellikle de gençlerin sayesinde ki bu, eğitim sisteminin düşüşte olmasına rağmen. 14 ila 18 yaş arasındaki gençlerin % 40’ı saatin kaç olduğunu söylemeyi bilmiyor, ve % 36’sı hangi şehrin Hindistan’ın başkenti olduğunu bilmiyor. Gelecekteki gelişimi düşünecek olursak bu bomba efekti yaratan bir bilgidir. Çin’de durum böyle değildi.

Yine de tüm bunlara rağmen ABD’de, (şu anda yaşadığımız) “Çin’in yüzyılı” yakında “Hindistan’ın yüzyılı” olarak değişeceğine yönelik tahminler bulunmaktadır.

Çin ise kibarca gülümsüyor ancak, aynı zamanda şunun da farkında: birçok yerde olduğu gibi Afrika’da da, Hindistan’da da Hintliler daha görünür hale geldi.

Yazar: Siyaset gözlemcisi, Dmitry Kosyrev

Kaynak: https://ria.ru/analytics/20180325/1517181298.html

Çevirmen Hakkında


Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir