George Orwell
D&R'dan alınmıştır.

Hayvan Çiftliği Kitap Analizi

Künye

İsim: Hayvan Çiftliği

Yazar: George Orwell

Basım: Can Yayınları

Çeviren: Celal Üster

 

Giriş

Gerçek adı Eric Arthur olan İngiliz yazar George Orwell’ın ince zekasının eseri etkileyici romanlarından “Hayvan Çiftliği” İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yazılmış sert bir hicivdir. Kitapta hayvanların birbirlerine sıklıkla “yoldaş” diyerek hitap etmesine bakılarak tarihsel bir gerçeklik olan Stalinizm’i ve Rusya’nın Sosyalist rejimini eleştirmek amacıyla yazıldığı söylenilebilmektedir. Karakterlerin hayvanlardan oluşmasından dolayı fabl olarak düşünülse de insanları, devrimleri, yasaları eleştirip etkili biçimde vermiş olduğu mesajlarla bu türden ayrılmaktadır.

Kitap Analizi


Kitapta, 1917 Sovyet Devriminin alegorik anlatısı insanların boyunduruğu altında yaşamaktan bunalıp isyan eden ve tüm dünyayı hayvanların egemenliği altına almak isteyen bir çiftliğin hayvanları ile anlatılıyor. Hayvan Çiftliği Rusya’yı, İngiltere ise dünyayı temsil etmektedir. Hayvanların çok çalışıp emeklerinin karşılığını çok az yiyecek olarak yer aldığı bir yer olan Beylik Çiftliğinde çiftliğin sahibi Mr. Jones hayvanlara eziyet etmektedir. Buradaki Çiftlik sahibi Bay Jones o dönemin çarı olan Çar İkinci Nicholas’ı temsil etmektedir. Bir gece çiftliğin en yaşlı ve saygın hayvanı olan Koca Reis adındaki domuz Mr. Jones ortalıktan çekilir çekilmez hayvanları bir araya toplar. Koca Reis hayvanlara, insanların olmadığı bir dünyada İngiltere’nin tüm hayvanlarının özgürce yaşadığı, tüm emeklerinin ve ürünlerinin kendilerine ait olduğu bir rüya gördüğünden bahseder. Tüm hayvanları özgürlük ve emekleri için savaşmaya, isyan etmeye çağıran Koca Reis, çoktandır unutmuş olup rüyasında söylediği “İngiltere’nin hayvanları” şarkısını bütün hayvanlarla birlikte söylemeye başlar. Şarkı hayvanların hepsini yürekten etkilemeyi başarmıştır, Mr. Jones uyanmasa belki sabaha kadar söyleyeceklerdir. Koca Reis birkaç gün içinde ölür, ondan geriye hayvanlara bıraktığı özgürlükçü düşünce ve isyan etme fikri kalmıştır. Hikayedeki Koca Reis toplumsal sınıf eşitsizliklerini kaldırmayı hedefleyen Marx ve ya Lenin’i temsil etmektedir.

Bir gün çiftlik çalışanlarının hayvanları beslemeyi unutması, hayvanların kapıyı kırarak yemek yemeye başlaması, bunun üzerine Mr. Jones ve çalışanlarının hayvanları kırbaçlamaya başlamasıyla beklenen gün gelmiştir. Plansız bir şekilde hayvanlar sahiplerine karşı ayaklanmaya başlarlar. Hayvanların galibiyetiyle sonuçlanan bu isyan sonucunda insanlar çiftlikten atılır ve çiftliğin adı “Hayvan Çiftliği” olarak değiştirilir. Bu çiftlikte yaşayan hayvanların kendilerini sömüren insanlara karşı başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirken amaçları daha eşitlikçi bir toplum oluşturmaktır. Aralarında en akıllıları olduğu düşünülen domuzlardan önder bir grup oluşturulur. Devrimi gerçekleştiren hayvanlar oldukları gibi yolundan saptıracak olan da yine onlar olacaktır. Domuzlardan iki tanesi diğerleri arasında dikkat çekmektedir: Snowball ve Napoleon. İktidara geçmek için mücadele eden bu iki domuzu Sovyet Devriminin liderlerinden Stalin ve Troçki’yle özdeşleştirmek mümkündür. Çiftlik için hayvanlar 7 temel ilke oluştururlar. Bunlar;

İki ayak üzerinden yürüyen herkesi düşman göreceksin.
Dört ayaküstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin.

Hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
Hiçbir hayvan içki içmeyecek.
Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
Bütün hayvanlar eşittir.[1]

Çiftlikte işler yolunda gider artık hayvanlar yalnızca kendileri için çalıştıkları için mutlulardır. Yönetime dönecek olursak Snowball ve Napoleon iki zıt karakterdir. Snowball yenilikçi, hayvanlara bir şeyler öğretmeye çalışan, çiftliğin daha verimli olması için okuyan araştıran bir domuzdur. Çiftlik için yararlı olacak bir yel değirmeni projesi vardır. Napoleon ise diğer hayvanların hakların yemekte ve çiftliğin sahibi olmak istemektedir. Devrimden sonra çok becerikli olmayan ama güç kullanmaktan da çekinmeyen Napoleonla çiftliğin ve hayvanların daha verimli olması için araştıran parlak zekalı Snowball arasında fikir ayrılıkları çıkar. Ve Snowball sonunda hain ilan edilir.
Bir süre sonra devrimin amaçlarından da hızla uzaklaşılır; domuzlar yatakta uyumaya, içki içmeye, iki ayak üstünde yürümeye ve hayvan öldürmeye başlarlar. Diğer hayvanlar bu durumun 7 ilkeye aykırı olduğunu bildikleri halde domuzlar tarafından yanlış hatırladıkları söylemiyle kandırılırlar ve susarlar, çünkü içlerinde Mr. Jones’ın geri dönmesi korkusu vardır. Cahil kaldıkları için hayvanların yapabilecekleri tek şey domuzlar tarafından geri getirilen otoriter yönetimin  altında tüm güçleriyle çalışmaktır. Bu süreçte 7 ilke domuzların isteği doğrultusunda değişime uğrar ve özetle “bütün hayvanlar eşittir, domuzlar daha eşittir” düşüncesi hayvanlara empoze edilmektedir. Kış aylarında çiftlikte kıtlık başlar, öyledir ki çiftlikte artık ölümler baş göstermeye başlamıştır. Bu haberlerin çiftlik dışına çıkmasını istemeyen Napoleon önlemler almaya başlar. Hatta tavukların kuluçkaya yatmasını yasaklayıp yumurtalarını artık çiftlik dışına satma kararı alır. Bu karara karşı çıkan tavukları köpekleri tarafından öldürtür. Bu olayın üzerine hayvanlar 7 ilkeyi hatırlarlar. Hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir. Bu ilkenin yazıldığı duvara baktıklarında “Hiçbir hayvan diğer bir hayvanı sebepsiz yere öldürmeyecektir” yazdığını görürler. Napoleon hayvanların zekasıyla alay ederek onların hala kendisine itaat etmesini sağlamaktadır. Hayvanlar bir gece Napoleon’un aldığı son kararla arpaların yalnızca domuzlara verileceğini, çalışmayanların yemlerinin yarıya indirileceğini, domuzların artık hiçbir işe karışmayıp yalnızca yönetim kısmında yer alacaklarını öğrenirler. Hayvanlar duvarda yazılı bütün ilkelerin de silindiğini “Bütün hayvanlar eşittir” yazısının yerine “Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir” yazısının yazıldığını görürler.

Hayvanların yeni efendileri domuzlar ve onların ortakları insanlar bir gün Mr. Jones’ın evinde şölen masasında toplanırlar, kağıt oynayıp içki içerler. Bay Pilkington kadehini zafere kaldırır ve “Siz aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundasınız; biz de bizim aşağı sınıflarımızla uğraşmak zorundayız!” [2]  Çiftlikteki hayvanlar evin camından içeriyi izlemektedirler, artık insanlarla domuzlar birbirinden ayırt edilememektedir…

Sonuç


Kitabın alt başlığında da yazdığı gibi korkunç sonlu bir peri masalıdır Hayvan Çiftliği. Domuzların telkinleriyle insanlara karşı nefretle gözleri kör edilen hayvanlar yani halk etrafında asıl olup bitenleri göremez hale geliyorlar. Görseler bile okuma yazma bilmemeleri, domuzlara yani yöneticilerine itaat etmeleri, sorgulamamaları onların sonlarını getiren şeyler olmaktadır. Kitabı bitirdikten sonra şu soru geliyor aklımıza, “Bütün insanlar eşittir, ama bazı insanlar daha mı eşittir?” Toplumlarda yönetilen ve yöneten eşit öneme sahiptir. Önemli olan halkların örgütlenmesi, kendi haklarını gözetebilmesi ve liderlerini kontrol altında tutabilmesidir.

Tarihte gerçekleşen birçok devrimin sonucu oluşturulan yeni düzen hayal kırıklıkları ile sonuçlanmıştır. Orwell, sömüren ve sömürülen değişse de bu döngünün son bulmayacağı, ideal düzenin bir ütopya olduğu mesajını kitabında okuyucusuna hissettirmiştir. Hayvan Çiftliğinde her şey ne kadar güzel başlamıştır oysa ki. İnsanlar da tıpkı çiftlikteki hayvanlar gibi kendilerini ezen ve sömüren insanlardan tarih boyunca kaçmışlardır. Ancak bu devrimler yolundan sapmaya mahkum olmuş daha baskıcı yönetimler oluşmuştur. Tıpkı kitapta olduğu gibi dönemin Rusya’sında Çar II. Nicholas’ın kötü yönetiminden bıkmış olan halk, Lenin gibi komünistler fikirleri ile bir anda devrim gerçekleştirmiştir. Ancak genellikle ideal bir toplum oluşturma isteğiyle başlayan hikayeler kısır döngüyle sona ermişlerdir. Hayvan Çiftliği bu yönüyle iki uçlu bir yergi niteliği taşımaktadır.
Kendini yönetenleri sorgulamayan, özgürlüklerini savunamayan, kendi gücünden habersiz yaşayanların özetle aklını kullanamayan hiçbir varlığın özgürlüğünün bir değeri yoktur. Gerçek devrimler ancak kişilerin eğitilmesi ve farkındalıklarının artmasıyla gerçekleşeceklerdir.


Kaynakça

Orwell, George: Hayvan Çiftliği, Can Yayınları, 42. b. , İstanbul, 2014, çeviren: Celal Üster.

Dipnotlar

[1] George Orwell, Hayvan Çiftliği, Can Yayınları, 42. b., İstanbul, 2014, çeviren: Celal Üster,  s. 41,

[2] A.g.e. s. 148.