Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / Hatırlatma: Kuzey Kore Çin Değil

Hatırlatma: Kuzey Kore Çin Değil

Geniş bir ekonomik reformun, geç 1970’lerin Çin’inde olduğu gibi Kuzey Kore liderleri için acil bir gereklilik olduğunu düşünmeyin.

Yazan: Benjamin Katzeff Silberstein

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, yeni yıl konuşmasında birkaç sürpriz öneri sundu. Kuzey Kore liderlerinin bir alışkanlığı olarak, Kim de geçen yılı “tarihi” olarak tanımladı ve partinin ve ülkenin gelişimini ve başarılarını övdü. 31 Aralık gecesi Pyongyang’da kalabalıklar Kim Il Sung meydanını doldurdu ve konser eşliğinde yeni yılı kutladı. Birçoğu bu anları akıllı telefonları ile kaydederken görüldü. Kim gurur duyulacak pek çok şeye sahip. 2018’de dünyanın en güçlü iki lideri Trump ve Şi Jinping ile görüşmeler yaptı ve Güney Kore halkı karşısında kayda değer derecede pozitif bir imaj yaratmayı başardı. (Yaratıcı bir örnek vermek gerekirse bilinen bir Güney Kore firması artık Kim Jong Un yüz maskeleri üretti.)

Bütün bunların arasına, Donald Trump’ın iddiaları ne olursa olsun, Kim, Kuzey Kore’nin nükleer silahlarını kaldırmak için asla söz vermedi.  Tam aksine, bir özgüven göstergesi olarak 2018’in baharında Kim, başarılı şekilde nükleer caydırıcılığı sağladıklarını ilan etti. Artık ülke dikkatini, iki yönlü bir strateji olan “Byungjin”in ikinci ayağına yani ekonomik gelişmeye verecekti.

Kim’in ekonomi politikasındaki değişimi, ondan önceki kimselerden belki de çok daha açık şekilde konuştuğu yılda; bugünün Kuzey Kore’sinin, 1978’de Deng Xiaoping tarafından başlatılan “Reform ve Açılma” programı öncesi Çin’le karşılaştırılması şaşırtıcı değildir. Ki bu karşılaştırma, özellikle sıklıkla umut ve antipati ile büyük bir mücadele şeklinde. Buna rağmen, yıl içinde politika değişimi hakkında büyük bir duyuru olmamıştır. Kuzey Kore lideri ekonomi üzerine bir “odaklanmadan” söz etmektedir ve bunun yanında doğrudan politik tavsiyeler de vermektedir.

Bununla birlikte Kuzey Kore, Çin değildir ve tarih bize liderler için sistemsel iyileştirme ve politik kırılma duyuruları ile ilgili önemli gerekçeler öğretmiştir. Tarihi birikimi, jeopolitik düşünce yapısını ve 1970’lerde Çin’in pozisyonunu göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekir.

Resmi olarak 1838 – 1949 yılları arasında, Çin Komünist Partisi’nin resmi anlatısına göre ülke bir “aşağılanma yüzyılı” deneyimledi. Ülke, Büyük Britanya tarafından Birinci Afyon Savaşı’nda (1839–1842) yenilgiye uğratıldı. Bunu sıkça “eşitsiz anlaşmalar” diye adlandırılan anlaşmalar izledi. Bu anlaşmalar Çin ile büyük dünya güçleri olan Batı ve Japonya arasındaki ticaret şartlarını belirledi. Bunlar genel olarak Çin için adil olmayan, eşitsiz ve elverişsiz olarak değerlendirildi. Üstünlüğü bir zamanlar tartışılmaz olan bir deniz gücü olan, bahşedilen benzersiz askeri gücü ve büyük toprakları ile kendini gezegenin merkezi olarak konumlandıran bir ülke için bu anlaşmalar yutulması güç haplar gibiydi.

Çan Kay Şek, Japonya’nın 1945’te İkinci Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle yüzyılın bittiğini ilan etti ve Mao Zedong aynı şekilde iç savaşı kazanınca 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan etti. Buna rağmen Çin eski büyük gücüne hemen dönmedi. Maocu yılların kaosu ve kıtlığı Büyük Sıçrayış’a (1958 – 1962) neden oldu ve iç savaşın yanında Kültür Devrimi (1966 – 1976), Çin ekonomisini darmadağın bir hale getirdi. Bu uluslararası zayıf duruş, düzensizlik ve sefaletin sonucu oluştu. Mao’nun ölümünden sonra, Çin için ekonomik refaha giden yolu izlemek bir milli zorunluluktu ve Çin, uluslararası bir güce dönüşmeye başladı, dimdik ayakta duran ve bir zamanlar olduğu gibi güçlü.

Bu durum, bir ülkenin tarihteki yerini nasıl kazandığı gerçeğini ele alınca daha da açık oluyor. Hala Çin liderlerinin “Reform ve Açılım” konusundaki liderliği üstlenme aciliyeti, konu Kuzey Kore ve ekonomiye geldiğinde aynı şekilde vuku bulmamaktadır. Kore yarımadası kesinlikle hiçbir anlamda tarihin baskısı altında olmaktan muaf değildir. Geç 1800’ler ve Choson Hanedanlığı’nın son birkaç yılı (1392 – 1910), dışa kapalı muhafazakârlık ve (daha çok Japon taraftarı) yoğun bir aciliyet ile bölgede geride kalma korkusu sebebiyle ilerlemecilik ve modernleşme gibi politik ayrımların doğuşuna şahit oldu. Bu politik ayrımdan geriye kalanlar, ki burada daha basitleştirilmiş şekilde bahsedildi, hala Kore siyasetinde gözle görünür etkiye sahiptir.

Bunun yanında Kuzey Kore esasen başka geleneklerden etkilenmişti. Rejimin kurucularının büyük çoğunluğu, hayatlarının büyük bir kısmını Kore’nin dışında geçirdi. Adrian Buzo’nun Gerilla Hanedanlığı anlatısında belirttiği gibi, Kuzey Kore siyasal hayatı ilk defa ve çoğunlukla kuzey Çin (Mançurya) çevresindeki gerilla savaşları ile başladı. Burada ülkenin kurucusu Kim Il Sung (1912–1994), sarp ve tehlikeli bir çevrede Japon İmparatorluğu’na karşı savaştı ve birçok diğer kurucu da bireysel olarak gerilla savaşçısıydı. Kuzey Kore propagandaları Kim’in çabalarını ileri derecede abartılmış şekilde resmeder, ki bu büyük resim tarihi gerçekliği daha az şekilde yansıtır. Tarihin günümüz siyasetine olan etkisinden bahsedilirken bunu aşırıya kaçarak anlatmaktan kaçınılmalıdır. Yine de Kuzey Kore’nin kurucularının tecrübelerinin ülkenin siyasi ideolojisinde ve hırslarında, en azından nükleer caydırıcılık söz konusu olduğunda, kritik öneme sahip olduğunu reddetmek zordur.

Bir şekilde, Kim Jong Un hali hazırda ülkenin tarihi gerekliliklerini yerine getirdi. 2018 baharında ülkenin artık Amerika kıtasını vurabilecek kapasitede caydırıcı bir nükleer güce sahip olduğunu açıklayarak Kim, kitabı kapadı ve tartışılabilir bir mesele olsa da ülkenin uzun zamandır ulaşmak istediği nokta olan üretilebilir ve ulaşılabilir nükleer silahlara sahip oldu. Bu ekonomik refah ve endüstriyel güç Kim için önemli değil demek değildir. O, halk için ekonomik refah ve daha yüksek hayat standartları sözü vererek bunu dünyaya gösterdi ve aslına bakılırsa babası Kim Jong Il’den daha fazla ekonomik ilerleme yaratarak başarılı bir yol aldı. Kim Jong Un, ülke pazarlarındaki kaçakçılık ve yabancı medya satışlarını yasakladı; ancak aynı zamanda piyasayı kurumsallaştırdı ve genişlemesine izin verdi.

Ne olursa olsun Kuzey Kore’nin kendi mantık kurallarına sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. Ne ekonomik reformun 1970’ler Çin’inde olduğu gibi Kuzey Kore için de aynı şekilde acil olduğunu, ne de bu reformlar bir gün gerçekleşse de aynı şekilde sonuçlanacağını varsaymamalıyız. Kendi bakış açısı ile Kim Jong Un, iktidarda olduğu yıllarda gurur duyulacak pek çok şeyi olduğunu düşünüyor.

Kaynakça: https://thediplomat.com/2019/01/reminder-north-korea-is-not-china/

Çevirmen Hakkında 

Yaren Hancı / TESA İngilizce Çevirmeni 

İstanbul Üniversitesi 

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Mezunu 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir