Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Guta Günlüğü. İnsanlar Yer Altında Nasıl Yaşıyor?

Guta Günlüğü. İnsanlar Yer Altında Nasıl Yaşıyor?

Arapça aslından çeviren: Yehia Al Kilany

“Bulunduğum sığınağın küçük penceresinden görüyordum dünyayı. Gökyüzü bizden çok uzaktaydı ve helikopterler, MiG ve Sukhoi uçakları yüzünden görülmesi oldukça zordu”

Suriyeli bir kadın, Doğu Guta’daki sığınaklarda yaşayanların ve hava bombardımanından kaçanların çilesini bu sözlerle anlattı.

Hikayelerin çoğunu iki çocuğun, Maya ve Kusay’ın annesi Nevin Huteri anlatıyor. Ayrıca sığınaklarda yaşamış diğer Suriyeli kadınlar da, yer altında yaşamaya mecbur kalan onlarca sivilin hikayelerini anlatıyorlar. O hikayelerden birisi de, yer altındaki bu hayat hakkında yazan Leyla Bekri’ye ait. Hikayelerinden birinde Leyla’nın kızının sığınaktaki karanlıktan güneşin ışığına yaptığı birkaç saniyelik kaçışı anlatıyor.

23 Şubat Cuma günü, Nevin paylaştığı bir videoda üzgün ve yorgun bir ses tonuyla şunları aktardı: “5 gündür bombalarla ve her türlü silahla ateş aralıksız devam ediyor, durmuyor. Uluslararası toplum buna sessiz kalıyor. Burada neler yaşandığını anlatabildiğim tek yer burası.”

Ayrıca karanlıkta kalanların, Güvenlik Konseyince gerçekleştirilen Guta toplantısı hakkındaki görüşlerini yazdı ve şöyle dedi: “Güvenlik Konseyi toplantısına gelince, çok umut kırıcıydı; sürgün cezası suçlu olanın cezası olmalıydı. Sizce evlerimizde kalmayı ve özgür yaşamayı istememiz suç mu? Bizi sürgün etmeye karar veren yöneticiler nerede? Ey insanlık iddia edenler, göçe mecbur kalmamız mıdır çözüm? Bize iki çözüm sunuyorsunuz; ya toplu soykırım ya da sürgün.”

Çocukların Hikayesi
Nevin hep sığınakta yaşayan çocukların hikayesini anlattı. Onların yaşamlarını ve korkularını hikaye etti. Bu hikayeler arasında, oyuncaklarını gittiği her yere beraberinde götüren kızı Maya’nın, her bombardıman yaklaştığında koşan ve elleriyle uçmaya çalışan küçük bir kızın ve bombardıman şiddetlendiğinde ürkek bir dille dua eden 3 çocuğun hikayeleri de bulunmakta.

Yazdıklarında bir Cuma günü gerçekleşen bir diyaloğu anlattı. Biri “Bugün günlerden ne?” diye sordu; çok farklı cevaplar geldi. Salı, Çarşamba, Perşembe diyenler oldu. Sadece bir kişi o günün Cuma günü olduğunu bildiğini söyledi.

Kusay’ın annesi, Guta’da bombardıman altında yaşananlar hakkında başka hikayeler de yazdı. Kendisini en çok etkileyen iki pencereden bahsetti.

Birincisi yoğun bombardımanın başlamasıyla evini terk etmeden bir kaç gün önce fotoğrafını paylaştığı evinin penceresiydi.

Bu pencereden birçok hikaye yazdı ve şöyle dedi “Biz burada Allah’ın bir mucizesi sayesinde yaşıyoruz. Eğer Hristiyan’sanız Hz. İsa ve Hz. Meryem’in hikayelerinde benzer mucizeleri görürsünüz. Eğer inançsızsanız doğanın gücünün mucizelerini bulursunuz. Kısacası, Allah’ın şefkati olmasaydı, insanlık Guta gezegeninde 2012’de bitmiş olurdu”

Her tarafa mesajlar
Ve şunları söyledi: “Eğer sen de bir anne isen, şunu söylemek isterim ki, bizim için de çocuklarımız çok değerli. Sen de bunu çok iyi bilirsin ki senin de başına her an her türlü kötülük gelebilir.”

Ve ekledi: “Eğer ki ‘Çıkartın onları, onlar DAEŞ’ diyenlerden biriysen sana şunu söylemek istiyorum: Senin evinde DAEŞ varsa bizim evimizde de var. Ve eğer Esed rejimini destekliyorsan emin ol ki bu rejim bizi sattığı gibi seni de satacak; fakat sıra sana henüz gelmedi.”

“Aynı zamanda sizin yapmanız gereken bir şey yok çünkü zaten yapabileceğiniz hiç bir şey yok. Ama bu yaşadığımız hayatının detayları bilmeniz gerekir.”

İkinci pencere ise sığınağın penceresidir. O pencereden Nevin hikayelerini yazıyor. 22 Şubat’ta şöyle yazdı: “Bu pencereden karanlıktan sonra ışık geldiğini ve zorluktan sonra kolaylık olduğunu anlarız, hiç komik olmayan hikayelere de güleriz ve yaşadığımız güzel hatıraları hatırlarız.”

Sığınak kıyafetleri
Nevin kıyafetler ile hikayesini kara mizahi bir dille anlatıyor ve diyor ki “Sığınakta gecemizi gündüzümüzü aynı kıyafetle geçiriyoruz. Sığınakta neredeyse üst üste uyuyoruz çünkü sayımız çok ve yer bize yetmiyor. Çok soğuk ve örtüler az olduğu için birbirimizi ısıtıyoruz. Ziyaret yasak, telefon ve internet ağları kesik. Eğer kardeşin yan tarafta kalıyorsa ulaşman çok zor.”

Son olarak şunu söyledi “Sığınaktaki olayları anlatmam için bana bir ömür daha lazım, ki o da yetmez. Guta’daki tüm korunma sığınakları zorunlu hapis haline geldi. Anlatılması zor olan şeyleri de siz iyi biliyorsunuzdur. İnsanlar dış dünyada şunu bilsinler: Biz her şeye rağmen sığınakta yaşayıp gülüyoruz, nedeni olmasa da yaşamak için gülüyoruz. Topraklarımızı terk etmeye mecbur kalmaktansa 1000 yıl hapise razıyız. Tek temennim bunu anlamaya çalışmanız.

Nevin’in sosyal medyada paylaştığı bir yazıda, destekleyenlerin ona gönderdiği “Allah sizi korusun” gibi mesajların yerine “Bugün ne yemeğiniz var?” mesajlarının geleceği güne kadar yaşamayı çok istediğini söyledi ve yazının sonunda “Hala özgürlüğümüzü istiyoruz” yazdı.

Kaynak: http://www.aljazeera.net/news/reportsandinterviews/2018/2/24/يوميات-الغوطة-كيف-يعيش-الناس-تحت-الأرض

Çevirmen Hakkında

Yehia Al Kilany / TESA Arapça Çevirmeni

İskenderiye Üniversitesi

Sosyal Bilimler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir