günden kalanlar

Günden Kalanlar Kitap Analizi

Giriş

Günden Kalanlar, Gömülü Dev, Beni Asla Bırakma gibi kitapların yazarı olan Kazuo Ishigruo 1954 tarihinde Japonya’nın Nagazaki kentinde dünyaya gelmiştir. Eğitimini İngiltere’de tamamlayan Ishiguro birçok kitabı kaleme almış, 2017 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almaya da hak kazanmıştır. Kazuo Ishiguro’nun aynı adla filme[1] de uyarlanmış olan eseri Günden Kalanlar, hikâyesini bir baş uşağın hayatı üzerinden konu almıştır. İnsanın doğru bildiği yanlışların ortaya çıkmasının etkilerini eski İngiliz malikânesin de baş uşak olarak çalışan Bay Stevens’ın deneyimleri üzerinden ortaya koymaktadır.

Kitabın Konusu

Bay Farraday, Lord Darlington’ın ölümü sonrasında malikâneyi içindeki çalışanlarla beraber satın almıştır. Stevens her ne kadar malikânede çalışmaya devam etmekten memnuniyet duysa da diğer çalışanlar için durum aynı değildir. İşten ayrılanlar sonucu çalışan sayısının azlığı bir sorun teşkil etmektedir ve yeni işvereni bu sorunu umursar gibi görünmemektedir. Bu nedenle Bay Stevens, malikânenin eski çalışanlarından Bayan Kenton’dan mektup alınca mutluluk duyar. Bay Farraday’ın her zaman önermiş olduğu tatil düşüncesini öne sürerek Bayan Kenton’ı malikâneye geri döndürmek için İngiliz kırsallarına doğru yola çıkar. Yol boyunca yaşadıkları ona eski anılarını çağrıştırır. Okuyucuya bu anılar üzerinden Stevens’ın iş ahlâkını ve bununla birlikte tutuculuğunu gözler önüne serer.

Analiz

  1. Dünya Savaşı sonrası İngiliz sosyal hayatı değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklik kendini siyasette de göstermektedir. Sıradan halkta politika yapım sürecinde etkisini göstermeye başlamış ve sadece küçük bir zümrenin ilgi alanı olmanın ötesine doğru evrilmeye yönelmiştir. Bu değişen sosyal yapının da arka planda vurgulanmasıyla birlikte Lord Darlington gibi İngiliz sosyal statüsünde etki sahibi olmuş kişiler hâlâ politika yapım sürecinde etkisini sürdürmektedir. Bu nedenle, özellikle savaş sonrası Almanya’ya yapılan tutumdan rahatsız olan Lord Hazretleri evinde birçok siyasi konuğu ağırlamakta, konferanslar vermekte ve karar alıcıları etkisi altına almaya çalışmaktadır. İngilizlerin, Kıta Avrupası’ndan farklı olduğunu ve müttefiklerinin savaş sonrası yenilen tarafa bu kadar kötü davranmasını hoş görmeyeceklerini belirten Lord Darlington, Fransızları bu konuda ikna etmeye çalışmaktadır. Bu durum nedeniyle Lord Darlington’ın emrinde malikânede baş uşak olarak çalışan Stevens bütün dikkatini bu önemli konuklara yapılacak olan hizmete adamakta ve yanında çalışan kişileri bu konuda uyarmaktadır: ‘‘… ‘Tarih bu çatının altında yazılabilir’ dedim onlara…’’.[2] Stevens için önemli olan, her koşul altında ‘vakar’ sahibi bir insan olarak davranmaktır. TDK’ye göre vakar kelimesinin anlamı ağırbaşlılık olmakla birlikte; Stevens bunu örneklerle açıklamaktadır.[3] Ona göre vakarlı olmak her şartta görevini layıkıyla yerine getirebilmektir. Davetin gerçekleştirildiği hafta babası rahatsızlansa dahi onunla ilgilenmek yerine konuklarla ilgilenir ve babasının ölüm haberini bile Bayan Kenton’dan alır. Bu tutum onun üstlendiği göreve olan bağlılığını göstermektedir.

Bu ve bunun gibi olaylar gerçekleşse dahi önemli olan Stevens’ın işvereni hakkında düşündükleridir. Stevens kendi kuşağındaki baş uşaklarla bir öncekini ayırmaktadır. Ona göre kendi kuşağı daha ahlaki konulara eğilmekle birlikte idealist bir özelliğe sahiptir. ‘‘… Bizim için sorun insanın becerilerini yalnızca ne kadar iyi kullandığı değil, aynı zamanda hangi amaç uğruna kullandığıydı…’’.[4] Stevens sadece görevini layıkıyla yerine getirebilmenin düşüncesinde bir başka deyişle ‘bir görev insanı gibi’ çalışmakla yetinmektedir. İşvereni ve onun sınıfındaki insanların dünyası ile kendi dünyası arasında bir farklılık vardır. Nüfuzunu kullanabilme yeteneğine sahip olan önemli şahsiyetlerin yaptığı gibi politika oluşturma veya tarih yazma gibi yüce amaçlara sahip değildir; zaten kendisine göre bunu yapabilecek yetkinliği de yoktur. Kitapta buna örnek olarak; arabasının yolda kalması sonucu misafiri olduğu Bay ve Bayan Taylorların evlerinde yaşadığı bir diyalog bu anısını hatırlamasına neden olmuştur. Bay Harry Smith ‘vakar’ ve beyefendilik üzerine yaptığı bir konuşmasında; ‘‘… Ne de olsa Hitler’ le bunun uğruna savaştık… Kölelikte vakara yer yoktur… Özgür vatandaşlar olma hakkını kazandık. İngiliz olarak doğmanın ayrıcalıklarından biridir bu: Kim olursanız olun, ister varsıl ister yoksul olun, özgür doğarsanız, fikirlerinizi dile getirme özgürlüğüyle, dilediğiniz adayı meclise sokmak ya da meclisten çıkarmak üzere oy kullanma özgürlüğüyle doğarsınız. Bağışlayın, efendim ama vakar gerçekte budur işte…’’[5]demiştir. Bay Stevens bu fikre tamamen karşı çıkmasa da fazlasıyla idealist bulmaktadır. Ona göre İngiliz vatandaşlarının böyle hakları olsa dahi her vatandaşın politika gibi önemli konularda iyi fikirler üretmesi mümkün değildir. Ancak Lord Darlington ve onun gibiler bu gibi konular için yetkin insanlardır. Lordun arkadaşlarından Bay Spencer da bu görüşünü kanıtlamak maksadıyla politika ile ilgili görüşlerini Stevens’a herkes içinde sormuş ve ondan cevap alamayınca bunu kendi aralarında alay konusu haline getirmişlerdir. Her ne kadar sonrasında bu durum için Lord Darlington özür dilese de aslında Bay Stevens en ufak bir alınma hissetmemiştir. ‘‘Lord Hazretleri… Demokrasi çoktan tarihe karışmış bir çağa ait. Dünya, genel oy hakkıyla yönetilemeyecek kadar karmaşık bir yer haline geldi…’’ gibi açıklamalarla kendisini ve arkadaşını savunmasına rağmen aslında Stevens da en ufak bir alınma hissetmemiştir; çünkü kendisi de aynı şeyi düşünmektedir.

Stevens için her insan hayattaki amaçları açısından farklılık göstermektedir. Bazıları dünya tarihini yazar, geri kalanlar bu konuda ancak onlara hizmet ederek yardım edebilir. Her insanın farklı olması buradan kaynaklanmaktadır. Çünkü herkes, Lord Darlington veya başka önemli bir statü sahibi bir şahsiyet olsun fark etmeksizin devlet meseleleri vb. konularda fikir yürütme veya karar alma yetkinliğine sahip değildir. Lord Hazretlerinin  fikirlerini hiçbir şekilde sorgulamayan ve sorgulatmayan Stevens, bu konudaki bütün uyarıları göz ardı etmiştir. Onun için bağlılık ve kendi işini en iyi yapma en ön sırada gelen değerler olmuştur ve sırf bu hizmeti en iyi şekilde sunmak bile onun için -ve tüm baş uşak olan insanlar için- en yüksek mertebedir.  Bunun yanlış olduğunu ise çok sonra, Bayan Kenton’ı bulmak için çıktığı yolculuk sırasında anlamıştır:

‘‘Lord Darlington kötü bir adam değildi… En azından yaşamının sonunda bütün hatalarından kendisinin sorumlu olduğunu söyleyebilme ayrıcalığına sahip oldu… Bana gelince, ben bunu bile ileri süremem. Anlıyorsunuz ya güvenmiştim. Lord Hazretlerinin bilgeliğine güvenmiştim. Ona hizmet ettiğim bütün o yıllar boyunca yararlı bir şeyler yapıyor olduğuma güvenmiştim. Kendi hatalarımı kendim işledim bile diyemiyorum. Gerçekten de… İnsan kendine sormalı… Vakar bunun neresinde?’’.[6]

Sonuç

İnsanlar pek çok şeye; bir fikre, bir insana bağlılık duyabilir ki bu zaten onun karakterinde olan bir duygu ve ihtiyaçtır aynı zamanda. Sosyal ilişkilere yön veren, bir nevi bizi biz yapan değer ve inançlar kararlarımızı etkilemektedir. Bu noktada önemli olan kişinin ‘bağlılık’ nedeniyle eleştirel düşünme ve sorgulamayı kaybetmemesidir. Bir düşünceye bağlı olmak onu sorgulamanın kötü olduğu anlamına gelmemektedir. Kitapta da bunu Stevens üzerinden görmekteyiz. Stevens, Lorda olan bağlılığı -sadakati- nedeniyle onun davranışlarını hiçbir şekilde eleştirmemekte; hatta ona en iyi şekilde hizmet etmeye kendisini adayarak –vakarlı bir davranış sergileyerek- bu yolda ona yardımcı olmaya çalışmaktadır. Stevens, kendi iç dünyası sadece Lordun fikirlerinden oluştuğu ve herhangi bir fikir üretimine bir nevi beyin fırtınasına ihtiyaç dahi duymadığı için, bir nevi ‘kalıp’ halinde belli bir şekilde hayatını idame ettirmiştir. Bunun yanlış olduğunu ancak seneler sonra anlayabilmiş bu da onun bundan sonraki iş hayatını aynı tutkuyla devam ettiremeyeceğini anlamasına neden olmuştur. O her şeyini sonuna kadar Lord Darlington için harcamıştır.


Kaynakça

Ishiguro Kazuo, Günden Kalanlar, Yapı Kredi Yayınları, (çev. Şebnem Susam-Saraeva), 11. Baskı, 2019.

Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=VAKAR  (E.T. 07.10.2019).

Künye        

Kitap Adı: Günden Kalanlar

Yazar: Kazuo Ishiguro

Dipnotlar

[1]James Ivory’nin yönetmenliğini yaptığı 1993 yapımı filmde baş uşak rolünü Anthony Hopkins canlandırmaktadır.

[2]Kazuo Ishiguro, Günden Kalanlar, YKY Yayınları, s. 70, 2019.

[3]Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=VAKAR  (E.T. 07.10.2019).

[4]Kazuo Ishiguro, s. 101.

[5]A.g.e., s. 157-158.

[6]A.g.e., s. 205.