Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
beyin
Kaynak: Zeit Online

Güçlü Beyin, Konsantrasyon ve Yaratıcılık

Güçlü bir hafıza, daha yaratıcı düşünme ve daha etkili öğrenme: Beynin yapabilecekleri sadece yaşa, eğitime ve zekaya bağlı değildir. Altı adımda beyninizi daha da güçlü hale getirmek mümkün.

Et güçlü ama ruh zayıf mı? Bugünkü ana konumuz “Ruh için Spor” da kendimizi içsel güçlere adıyoruz çünkü beyin ve ruh, hayal edilemeyen kaynaklara sahiptir.

CPH4, sentetik bir ilaçtır. Lucy adlı bilim kurgu filminde de bahsi geçen bu kimyasal madde, insanı süper insan yapan sentetik ilaçtır. Lucy kazara bu ilacı aldıktan sonra aniden zihinleri okuyabilen, zamanda yolculuk edebilen ve saf iradeyle nesneleri hareket ettirebilen bir yeteneğe sahip olur çünkü Lucy, diğer sıradan insanların aksine beyninin yüzde onunu değil yüzde yüzünü kullanmaya başlar. En azından filmde böyle anlatılıyor. Bu elbette bilimsel olarak uygun değildir. Tıpkı insanların zihinsel kapasitelerinin yalnızca yüzde onunu kullandıkları efsanesi gibi. Ancak beynimizden daha fazlasını elde etmek de tabii ki harika olurdu: Daha iyi bir hafıza, daha fazla yaratıcılık, yıldırım hızında algılama ve anlama kapasitesi uyuşturucusuz ve ilaçsız olacak şekilde cezbedici ve bir o kadar da mümkün. Sinir hücreleri arasındaki bağlantılar, zihinsel performans için önemli bir motordur. Çocuklarda yaşlılara göre daha hızlı büyür ve ağ oluştururlar ancak bir ömür boyu büyürler. Fakat beynin bunun için de zihinsel bir fitness eğitimine ihtiyacı vardır.

1. Israrcı Olun

Öğrendikçe beyinde yeni bağlantılar kurulur veya var olan bağlantılar güçlenir. Kazanılan becerileri kullanmazsa tekrar zayıflar. Beyne ne kadar sık ​​meydan okursak yeni şeyler öğrenmemiz o kadar kolay olur. Merak ve motivasyon bunun için önemli ön koşullardır. Amerikalı Angela Duckworth ile çalışan psikologlar, başka bir faktörün belirleyici olduğunu düşünüyor: Grit (Almancada karşılığı ısırık veya içgüdü). Duckworth ve meslektaşları, bunun sabır ve tutkuyla hedeflere ulaşma yeteneği olarak tanımlıyor çünkü başarı sadece yeteneğin değil, aynı zamanda sıkı çalışmanın sonucudur: Bir hedefe ulaşmak için kendime neyi göze almalıyım? Bunun için ne kadar ısrarcı olmalıyım ve buna ne kadar dayanabilirim?

Psikologlar, birinin Grit’i olup olmadığını belirlemek için belli başlı kişilik analizi testlerine veya anketlerine başvurabiliyor. Duckworth’un test görevlileri şöyle bir cevap vermektedir: “Yeni projeler hakkında sık sık hevesleniyor ve kısa bir süre sonra ilginizi kaybediyor musunuz?” veya “Yıllardır üzerinde çalıştığınız bir hedefe hiç ulaştınız oldu mu?” Araştırma ekibi cevaplardan yola çıkarak kişinin Grit sahibi olup olmadığını, kimin liderlik vasfına sahip olduğunu okul notlarından veya IQ seviyesinden daha iyi belirliyor. (Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi: Duckworth ve etc., 2007). Başka bir bulgu: Yaşlı insanlar genellikle gençlerden daha fazla bu Grit ve dayanıklılığa sahiptir – tecrübeli olsun olmasın yaşlı insanlar. Böylece Grit buna göre eğitilebilir.

İlk adım, statik bir öz imajdan dinamik bir öz imaja geçmek olabilir. “Çince konuşamıyorum” demek yerine “henüz yapamıyorum”. “Sunumlarda kendime güvenmiyorum” demek yerine “bunu değiştirebilirim!”. Bir hedefe giderken hatalar yapacağımız çok bariz bir olaydır ve bunda da bir sorun yoktur. Hata yapmayı göze alanlar daha uzun süre dayanıklı kalırlar.

Birçok insan da bu yüzden büyük hedeflerden kaçarak uzaklaşırlar. Ancak her gün dünden biraz daha iyi olmaya çalışırsanız başarısızlık korkusunu kaybedersiniz ve daha fazlasını beklersiniz. Son olarak sosyal çevre burada önemli bir role sahiptir. Çok fazla cesaret sahibi olan insanlar bunu başkalarına da bulaştırır. Aynı zamanda hedeflere daha uzun süre sadık kalır ve yaşanan aksaklıklar yüzünden de cesaretleri kırılmaz.

2. Dikkatinizi Dağıtmayın

Öğrendiklerini dikkatlice kaydetmeyenler, bilgilerine daha sonra erişmekte zorlanacaktır. Herkes bunu anlıyor fakat maalesef günlük yaşamda çok azı bunu uyguluyor. Daha iyi konsantrasyon için önerilen genel çözümler basittir: E-postalarınızı kapatın ve akıllı telefonunuzu başka bir odada bırakın. Kahve, 20 dakikalık şekerlemenin yanı sıra (Zbl Arbeitsmed: Walzl, 2007) uyanık kalmanızı sağlayan dikkat uyarıcı iyi bir dosttur. (Fizyoloji Eğitiminde Gelişmeler: Peeling & Dawson, 2007). Böylece herkes daha konsantre bir şekilde çalışmak için uygun koşulları yaratmış olur. İnsanlar meşgul oldukları işlerde dikkatlerini toplayarak kalmayı öğrenebilirler mi?

İleri Yaşlara Kadar Dinç Kalmak: Süper Yaşın Sırrı Nedir?

Michigan Üniversitesi’nden Scott Rogers ve Jan Jacobowitz, yaptıkları araştırmayla bu soruya cevap olabilecek bir ipucu buldu. Yıllardır stresi yönetmek için kullanılan “farkındalık meditasyonunu” incelediler. Başlangıçta “farkındalık eğitiminin” avukatların etik açıdan zor durumlarda nasıl daha etkili bir şekilde çalışmasına yardımcı olduğu sorusunu araştırdılar. Ayrıca günlük meditasyonun farkındalığı arttırabildiğini fark ettiler (Nevada Hukuk Dergisi: Rogers & Jacobowitz, 2015). Deneklerden belli bir nesneye konsantre olmalarını istediler. Örneğin, aldıkları nefese değil de nefesi aldıklarında şişen karınlarına odaklanmalarını talep ettiler. Ne zaman dikkatleri dağılırsa veya stres altında kendilerini kaybederlerse yapacakları şey tekrar nefes aldıklarında şişen göbeklerine odaklanmaları olacaktı. Bu kadar kısa bir eğitimle aşırı büyük ve hızlı etkiler beklenemez. Deneyimli bir meditasyoncu bile bir ömür boyu farkındalığı uygular. Ancak, bu tür egzersizleri düzenli olarak günlük yaşama entegre edenlerin stres ve kriz anlarında kendilerini kaybetme olasılığı daha düşüktür.

3. Meydan Okuyun!

İnsanlar ne kadar çok yeni şeyler öğrenirse bir o kadar dayanıklı olurlar ve ne kadar iyi konsantre olurlarsa öğrenmeleri de o kadar kolay olur. Ancak bu yeterli değildir: Hayatınız boyunca beyninizi zorlayacak yeni mücadelelerle karşılaşırsanız, biraz da şansla “süper yaş”lı olmanız çok daha mümkündür. Bu terim ABD’li nörolog Marsel Mesulam’dan geliyor ve beyin performansı 25 yaşındaki sağlıklı çocuklara benzeyen 65 ve hatta 80 yaşındaki insanları tanımlıyor. Akranlarına kıyasla hafıza testlerinde önemli ölçüde daha başarılılar ve daha uzun süre konsantre olabilirler. Bu insanların sırrı nedir?

2016 yılında, Felicia Sun ile çalışan araştırmacılar, “süper yaş”ların beyinlerini incelediler (Journal of Neuroscience: Sun ve diğerleri, 2016). Tipik olarak bazı beyin bölgeleri yaşla birlikte incelir ancak “süper yaş”larda bu bölgeler genç yetişkinlerin alanları kadar kalındır. Bununla birlikte, bu anormallikler genellikle bilişsel süreçlere atanan (ve örneğin çapraz bulmacalarla eğitilebilen) yerlerde meydana gelmedi. Bunun yerine ekip, insular korteksin ve singulat korteksin belirli bölümlerinde beynin duygularla ilişkili bölgelerinde anormallikler buldu ve diğer şeylerin yanı sıra, bunlar fiziksel veya zihinsel nitelikteki zor görevlerle karşılaştığımızda aktif hale gelirler.

Bir beyni hangi zorluklar bu kadar genç tutabilir? Lumosity veya CogniFi gibi şirketlerin çevrimiçi öğrenme fırsatlarıyla bu soru etrafında bütün bir endüstri gelişti. Hatta bir reklam vaadi bile ortaya çıktı: “Eğlence ve oyunlarla dikkati, hafızayı ve düşünmeyi geliştirin.” Gerçekten de oyuncular zamanla sayıların sırasını ezberlemede veya yanıp sönen noktaları takip etmede daha iyi hale geldiler. Ancak becerilerini başka alanlara taşıyamadılar, yani ayıltıcı farkındalık oluşmadı. Bir araştırmaya göre bu etkinliklerin hiçbir “transfer etkisi” yok ve zihinsel performanstaki iyileşme, yalnızca bilgisayar oyunları oynayan kontrol grubundan farklı değildir (The Journal of Neuroscience: Kable, 2017).

“Süper yaş” araştırmasının ortak yazarı Lisa Feldman Barrett, New York Times’da “süper yaş” için daha iyi bir ipucu veriyor: “Bir şey için sıkı çalışın! Yeni bir dil veya enstrüman öğrenin. Bir maraton için antrenman yapın (egzersizin beyin performansı üzerindeki etkileri belgelenmiştir) veya Kant okuyun. Ne olursa olsun, acıyana kadar, yorulana ve hayal kırıklığına uğrayana kadar. Acıyana kadar yapın ve sonra biraz daha fazlasını yapın. Kendinize bir ömür boyu meydan okursanız, süper bir beyin için şansınız olur.”

4. Zihinsel Duvarları Yıkın

Hayatta şimdiye kadar öğrendiğimiz her şey düşünme tarzımızı şekillendiriyor. Beynimiz gelen uyarıları filtreler, yeni bilgileri mevcut bilgilerle karşılaştırır ve yalnızca bir kısmının bilincimize nüfuz etmesine izin verir. Bu, düşüncemizi çok etkili kılar ve yolumuzu bulmamıza yardımcı olur. Ancak uygulanan düşünce kalıpları yaratıcılığı engeller çünkü aynı zamanda yeni şeyler hakkında artık açık fikirli olmamamıza da sebep olur. Zekice icatlar ve geleceğe yönelik fikirler yine de normlardan belli bir kopuşu gerektirir. Maceracı bir deneyde araştırmacılar, yaratıcı düşünceyi teşvik etmek için bu molanın nasıl sağlanabileceğini test ettiler.

Beyin Uyarımı Yoluyla Daha Yaratıcı Mı Düşünüyorsunuz?

Allan Synder, Sophie Ellwood ve Richard Chi, ada yeteneği olarak da bilinen Savant Sendromu adı verilen nadir bir beyin anormalliğinden ilham aldılar. Bu sendroma sahip kişiler, belirli alanlarda inanılmaz becerilere sahiptir ancak diğer alanlarda tamamen yeteneksizdir. Beynin sol lobunda işlev bozukluğu meydana gelirken, sağ lobu baskın olma eğilimindedir. Üç bilim adamı, Savant sendromlu kişilerin daha az önyargılı (ve dolayısıyla daha yaratıcı) olduklarını düşünüyorlardı çünkü beyin anormallikleri engelleyici yorum filtrelerini bastırıyor.

Bu hipotezi araştırmak için Savant sendromu olmayan insanlarda anormalliği simüle ettiler. Sol lobdaki sinir hücrelerini geçici olarak engellemek ve sağdakileri uyarmak için kafa derisine elektrotlar bağladı. Ekip daha sonra deneklere, normalde tüm insanların yalnızca yüzde beşinin çözebildiği bir yaratıcılık testi sundu. Ancak bu testi 33 kişiden 14’ü geçebildi.

Araştırmacılar tesadüflere inanmak istemiyorlardı. “Elektrotlardan geçen hafif akım akışı sinir hücrelerinin davranışını değiştirir.” diye açıklıyorlar. Yaklaşık bir saatlik zaman aralığında, denekler farklı bir bilişsel stile erişebilirler. Deneyin sonuçlarını açıkladıkları makalenin adı “Yaratıcılığı Açmak” – “bir düğmeye basarak yaratıcılık.”

Böylesine radikal bir teknik günlük kullanım için değildir ancak eski düşünce kalıplarından çıkmak için başka teknikler de vardır. Bu, son zamanlarda çocuklarla yapılan çok daha zararsız bir çalışmanın sonucuydu. Amerikalı psikologların deneyi rol çeşitliliği hakkındaydı. Küçük test deneklerine hayatta farklı roller oynayabileceklerini hatırlattılar: Bir arkadaş ya da kız kardeş olarak, bir kız ya da bir komşu olarak. Bunun yerine, ikinci bir çocuk grubuna vücutlarının farklı kısımlarını hatırlattılar. Daha sonra yapılan bir yaratıcılık testi, dikkate değer bir farkı ortaya çıkardı: Rol grubundaki çocuklar giderek daha yaratıcı çözümler buldular. Psikologlar, kişinin kendi kimliğine farklı bakış açılarından bakarak bile hayata karşı daha açık görüşlü olmada katkıda bulunabileceğini söylüyor (Developmental Science: Gaither vd., 2019).

Deneyler defalarca şunu gösteriyor: Bir kalıptan çıktığımızda daha yaratıcı oluruz. Sadece zihinsel olarak değil, fiziksel olarak da. Örneğin bir deneyde, test deneklerinden yaratıcı güçlerini serbest bırakmak için sanal bir dünyada duvarları aşmaları istendi (Bilinç ve Biliş: Wang ve etc, 2018). Diğer çalışmalarda, fikir akışını teşvik etmek için belirli hareketleri de gerçekleştirmeleri istenmiştir (Journal of Experimental Psychology: Slepian & Ambady, 2012). Çünkü, rol perspektiflerini değiştirmek gibi, hareket de yaratıcılığı teşvik eder.

Stanford Üniversitesi’nden psikologlar Marily Oppezzo ve Daniel Schwartz, test deneklerine, yürürken ve otururken mümkün olduğunca çok düşünmeleri gereken konular verdi. Sonuç etkileyiciydi: Yürürken fikirler, ortalama yüzde 60 daha fazla yaratıcıydı (Journal of Experimental Psychology: Oppezzo & Schwartz, 2014).

En Son Ne Zaman Yaratıcı Oldum?

Beyin uyarımı yerine yürüyüş yapmak yaratıcı fikirlerin gelmesinde yardımcı olabilir. Bir Alman-Amerikan araştırma ekibinin uyguladığı başka bir deney daha var. Deneklerinden makarna türleri ve diğer öğeler için alışılmadık isimler bulmaları istendi. Basit bir soru onlara yardımcı oldu: “En son ne zaman yaratıcı oldum?” Önceki yaratıcı ilham durumlarını hatırlayanlar, mevcut görevde özellikle daha hızlı yaratıcı isimler buldular. Görünüşe göre bu düşünce yaratıcı zihniyeti harekete geçirdi (Journal of Experimental Social Psychology: Sassenberg vd., 2017).

5. Çeşitlilik Mükemmelleştirir

Öte yandan, öğrenme sürecinde aynı şeyi tekrarlarken ve sürekli aynı şeyi uygulamaya devam etmek ne kadar monotondur. Gerçekten bu böyle olmak zorunda mı? Bir pas alıştırması yapmak veya tartı oynamak zorunda kalan herkesin bildiği gibi, tekrar etmeden yapamazsınız. Ancak yeni araştırmalar, aynı şeyi defalarca tekrar etmenin o kadar da etkili olmadığını gösteriyor. Johns Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın gösterdiği gibi öğrenme sürecini biraz değiştirmek daha etkilidir.

Yeniden pekiştirme, sinirbilimcilerin var olan anıların çağrıldığı ve yeni bilgilerle değiştirildiği süreç olarak adlandırdığı şeydir. Ekip, bu sürecin motor becerilerini nasıl etkilediğini test etmek için kuvvet dönüştürücü adı verilen küçük bir dijital cihaz kullandı. Denekler cihazı elleriyle sıkarak bilgisayar ekranında resim yaptılar. İlk grup belirli desenleri boyamak için eğitildi ve ilk seanstan altı saat sonra aynı eğitim seansını tekrarladı. Öte yandan ikinci grup, bilinçli olarak farkında olmadan her denemede sıkma kuvvetini biraz ayarlamak zorunda kaldı. Araştırmacılar, cihazı gizlice farklı bir şekilde ayarlamışlardı ve bunun bir etkisi oldu.

Küçük değişiklik nedeniyle, ikinci gruptaki test denekleri kuralları diğerlerinden neredeyse iki kat daha hızlı ve iki kat daha kesin olarak öğrendi (Current Biology: Wymbs et al., 2016).

İki kat daha hızlı öğrenmek mi? Kulağa mükemmel geliyor değil mi? Nörolog ve yardımcı yazar Pablo Celnik, bunun günlük yaşamda nasıl işe yarayabileceğini bir örnekle anlatıyor: “Tenis eğitiminde küçük değişiklik ıslak topla ve ıslak zeminde bazen güneşli bir günde ve bazen yağmurda oynamak olabilir.” Normalden farklı bir top veya biraz daha ağır bir raket de öğrenmeyi teşvik edebilir.

Hafıza Şampiyonlarının Tüyoları

Yine de metot öğrenme performansındaki bireysel farklılıkları telafi edemez. İnsanlar farklı verimlilik seviyelerinde öğrenirler (Psikolojik Bilim: Zerr ve diğerleri, 2018). Yavaş öğrenenler, tekrarlanan alıştırma yoluyla gelişebilirler. Örneğin sadece ustalaşmadığınız kelimeleri değil, aynı zamanda bir öğrenme ünitesine ait olanları da tekrar ederseniz, bir hafta sonra iki kat daha fazla kelime hatırlayacaksınız (Journal of Memory ve Dil: Karpicke ve Roediger, 2007). Yine de hızlı öğrenenler konuyu daha uzun ve daha iyi hatırlayabilir. Yetenek muhtemelen bunun sebeplerden biridir. Ek olarak verimli öğrenenlerin dikkatinin dağılma olasılığı daha düşüktür (Cerebral Cortex: Nelson ve diğerleri, 2016).

6. Hafıza Sarayı İnşa Edin

Zihinsel güçleri insanüstü görünen insanlar her zaman olacaktır ancak bazen en azından onlardan numaralar öğrenebilirsiniz. Örneğin hafıza şampiyonları, terimleri veya dizileri ezberlemek için belirli bir öğrenme yöntemi kullanır. Lokus yöntemi, beynin çağrışımsal yapısını kullanır: İnsanlar görüntüleri gerçeklerden veya sayılardan daha kolay hatırlayabildiğinden konunun anahtar terimleri zihinsel olarak bir yere bağlıdır.

Bir oda hayal edin, daha sonra bir rota planlayın. Şimdi ezberlemek istediğiniz şeyi bir hafıza sarayınızda bir şeyler ile bağlayın. Mesela yeni federal eyaletlerin adlarını güneyden kuzeye hatırlamak istiyorsanız, ağzınızla başlayın. Örneğin: Thüringen sosislerinin tadı güzel. Rota, giyecek “eşyalar” ile vücudun üst kısmına doğru devam ediyor -sesler Saksonya’ya benziyor. Şimdi sıra ellerde: Baş parmağınızla otostop yapmak istersiniz. Sağda: Saksonya- işte burası. Rotayı ezberledikten sonra, öğrendiklerinizi gelecekte tekrar tekrar hatırlayabileceksiniz.

Bilimin son birkaç yılda topladığı tüm bilgiler motive edicidir çünkü beynin bir ömür boyu nasıl değişebileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, şu her zaman için geçerlidir: Çok pratik yaparsanız çok fazla değişirsiniz. Az pratik yaparsanız, neredeyse hiç değişmezsiniz. Bu da bizi tekrardan dayanaklı olmaya veya araştırmanın dediği gibi Grit sahibi olmaya davet ediyor.

Yazar: Filipa Lessing

Kaynak: ZEIT Online