Ana Sayfa / Makale Çevirileri / Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 9. Bölüm

Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 9. Bölüm

İngilizce aslından çeviren: Feyza Nur Atabay

Güncel Konular

Uluslararası ilişkilerde güç çalışması, birçok konu üretmiştir. Aşağıdakiler bunların arasında sayılabilir; kutuplaşma ve dengeleme, askeri gücün rolü, yapısal güç ve inşacılık.

Kutuplaşma Ve Dengeleme

Soğuk Savaş’ın sonu ve iki kutuplu dünyada “süper güçlerden” birinin dağılması, güç dengesi teorisine ilginin yenilenmesine yol açtı. Bu teori –ya da onun varyantlarının bazıları- Soğuk Savaş’ın ani gelen sonunu açıklayabilir mi? Güç dengesi teorisi post-Soğuk Savaş dünyasına ilişkili miydi? Güç dengesi teorisi uluslararası sistemin gelecekteki evrimlerini öngörebilir mi?

Bazıları, güç dengesinin dinamiklerinin çok kutuplu güç dağılımına yol açacağını ileri sürüyorken,(Layne, 1993; Maersheimer, 1990; Waltz, 1993), diğerleri post-Soğuk Savaş dünyasını tek-kutupluluğun nitelemesini bekliyordu (Ikenberry, Mastanduno ve Wohlforth, 2009; Wohlforth, 1999). Brooks ve Wohlforth (2008), Birleşik Devletler ve diğerleri arasındaki güç eşitsizliğin dünyanın tek kutuplu olabileceği kadar büyük ve uzun bir süre böyle sürmesinin muhtemel olduğunu ileri sürer.

Başkaları, güç dengeleme sürecinin geleneksel askeri yetkinlikleri dengelemekten başka yöntemler kullanarak çalışmaya devam edeceğini savunurlar. Bu “yumuşak dengeleme”, Birleşik Devletlerin gücü üzerinde bir kontrol sağlar (Pape, 2005; Paul, 2005).

Son yirmi yıl boyunca, güç dengesine yönelik yenilenen ilgi bilginler arasında çok bir uzlaşı sağlamadı. Bir yazar, konu hakkındaki son çalışmaların, “güç dengesi” ve “dengeleme” öbeklerine daha fazla analitik berraklık vermek için on yıllardır yapılan teşebbüslere rağmen, “iyi bir ilerlemenin olmadığını” belirttiğini ileri sürüyor (Nexon, 2009: 334). Diğer bilginler, “hem sistemsel sonuçların hem de devlet davranışlarının doğrudan, dengeleyici davranışların sistemsel hegemonları önlediği şeklindeki güç dengesinin ana hipoteziyle çeliştiği” kararına varıyor (Wohlforth et al, 2007). “Kutup” kelimesiyle ne denmek istendiği sorusu bile tartışılmaktadır. Wagner’a göre:

İki-kutupluluk ve çok kutupluluk hakkındaki bütün tartışmalar ve münakaşalara rağmen, “tek-kutupluluğun” muhtemel sonuçlarından bahsetmemek göze çarpan bir gerçektir, Soğuk Savaş’ın sonundan beri ne Waltz ne de bir başkası uluslararası sistemin “kutuplaşmasının” ne olduğunu niteleyemedi. Ve üstelik hiç kimse farklı kutuplardaki devletlerin sistemde farklı şekilde hareket ettiği iddiasını destekleyecek geçerli bir argüman sunamadı (Wagner, 2007: 21; 1993).

Askeri Güç

Birçok yazar, uluslararası siyaset öğrencilerinin çağlar boyunca askeri güçle meşgul olması konusunda yorum yaptılar (Art ve Waltz, [1971] 1999; Sprout ve Sprout, 1945, 1962, 1965; Wagner, 2007; Waltz, 1979; Wright, 1955, [1942] 1965). Savaş, uluslararası ilişkiler bilginlerinin özel alanları olarak baktıkları önemli bir fenomen olmasına rağmen, uluslararası ilişkiler alanı askeri güçle meşguliyetinin bedelini ödedi. Askeri gücün önemi abartıldı; askeri-olmayan güç formlarının rolü küçümsendi; ve uluslararası ilişkiler alanı diğer çevrelerdeki güç çalışmalarından izole olmasıyla fakirleşti.

Uluslararası ilişkiler çalışmalarında askeri gücün ayrıcalıklı yeri, uluslararası politikalardaki kuvvetin “merkeziliğine” (Art, 1996; Baldwin, 1999; Wagner, 2007); “savaş başlatma yetkinliği olarak güç çalışmasına” (Cline, [1975] 1997); “gücün son şekli” olarak kuvvete (Gilpin, 1975, 1981); ya da “askeri kuvvetin tehdidi, kullanımı ve kontrolü” olarak uluslararası güvenlik çalışmalarına (Walt, 1991: 212) referansla gösterildi ve kuvvetlendirildi. Askeri kuvvet üzerindeki geleneksel vurguyu eleştiren Keohane ve Nye ([1977]2001: 15) bile kuvveti gücün diğer araçlarına baskın olan unsur olarak betimlemektedir.

Gücün diğer formlarının kıyaslanması gereken temel ölçüm çubuğu olarak kuvveti seçme eğilimi, Lasswell ve Kaplan (1950: ix, 76, 85, 92, 94) tarafından desteklenen yaklaşımda ana temadır. Onların şiddetin rolüne özel bir dikkat vermelerine rağmen, “gücün her zaman ya da genellikle şiddete dayandığını” tekrar tekrar reddettiler ve “gücün çeşitli zeminlere dayandığını”, “gücün formlarından hiçbirinin geriye kalan hepsi için temel olmadığını” ve “siyasal olgunun yalnızca, gücün her zaman ve her yerde aynı olduğu şeklindeki tekçi kavramla elde edilen sahte-basitleştirme tarafından engellenebileceğini” ileri sürdüler. Lasswell, Kaplan ve onların ortaya çıkardığı ilişkisel güç analizi geleneğinin enerjik çabalarına rağmen, uluslararası ilişkilerdeki çağdaş literatür sık sık, askeri gücün rolünü abartmada önceki çalışmalarla aynı eğilimi gösteriyor (Baldwin, 1995; Mearsheimer, 2001; Ray ve Vural, 1986; Walt, 1991; Waltz, 1979).

Uluslararası politikalar çalışmasında askeri güçle meşgul olma, ekonomik devlet yönetimi (economic satecraft) gibi gücün askeri-olmayan formlarının ihmal edilmesine yol açmaktadır (Baldwin, 1985). Ek olarak, bu ironik şekilde askeri devlet yönetimi (military statecraft) anlayışını da kısıtlamaktadır. Askeri gücün ne zaman kullanılması gerektiği sorusu, alternatif devlet yönetimi araçları göz önüne alınmaksızın cevaplandırılamaz (Baldwın, 1995; 1999/2000). Bundan dolayı, askeri-olmayan güç formlarının ihmal edilmesi, askeri gücün kullanılması gereken koşulları anlamamıza engel olur.

Çevirmen Hakkında

Feyza Nur Atabay / TESA İngilizce Çevirmeni

Marmara Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü Mezunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir