Ana Sayfa / Çeviriler / Makale Çevirileri / Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 6. Bölüm

Güç ve Uluslararası İlişkiler / David A. Baldwin 6. Bölüm

İngilizce aslından çeviren: Feyza Nur Atabay

Gücü ölçmeden önce, bir güç kavramına sahip olmalısınız. Uluslararası ilişkiler alanında, devletlerin sıralanmasına izin verecek tek bir boyut üzerinden gücü ölçme arzusu, sıklıkla kavramsal analiz yoluyla ya da kavramsal analizden önce gerçekleşir. Frey (1989), gücü ölçmenin zorluğunun, araştırmacıları, sıklıkla çalışmayı daha kolaylaştırmak amacıyla gücü yeniden tanımlaya yönelttiğini belirtiyor.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER TEORİSİNDE GÜÇ 

Uluslararası politikaların doğasının, güç ilişkileri tarafından belirlendiği önermesi, sıklıkla “Realizmin tanımlayıcı özelliği” olarak ifade edildi (Wendt, 1999: 96-7). Bununla birlikte, Wendt, bunun realizme has bir özellik olmadığını savunur. Neo-liberaller, Marksistler, post-modernistler, inşacılar, bağlılık teorisyenleri, küreselleşmeciler ve feministler, hepsi, güç konuları üzerine düşünürler. Burada bu teorilerin hepsindeki güç ilişkileri yaklaşımını incelemek için bir teşebbüs yapılmayacak. Tartışma üç en bilinen ve etkili teoriyle sınırlandırılacak: güçler dengesi, neorealizm ve realizm.

Klasik Güçler Dengesi Teorisi

“Güç dengesi”, Peleponezya Savaşı’nın başlangıcını açıklamak için Tukidides tarafından kullanıldı,18.yy’da David Hume (1742) tarafından bir yazıda konu edildi ve bugün bile uluslararası ilişkiler teorisyenlerinin ilgisini çekmeye devam ediyor (Brooks ve Wollforth, 2008; Claude, 1989; Guzzini, 2000; Kaufman, Little, ve Wohlforth, 2007; Little, 2007; Moul, 1989; Nexon, 2009; Paul, Wirtz, ve Fortman, 2004; Schweller, 2006; Walt, 1987; Waltz, 1979). Birçok farklı teoriler “güçler dengesi” etiketini taşımalarına rağmen, kavramın kendisi “göreceli siyasal güçteki değişimlerin gözlemlenebilir ve ölçülebilir” olduğunu ima eder. (Wright, 1965; 743).

Bununla birlikte, tam olarak neyin gözlemlendiği ve ölçüldüğü konusu muğlâk kalmıştır. 19.yy’da Richard Cobden, “güçler dengesi” kavramının, göreceli güçleri dengelemede hangisine göre- toprak genişliği, insan sayısı, zenginlik derecesi-, her bir devletin sıralanacağını belirten bir tanıma sahip olmadığı için, yanıltıcı olarak gözden çıkarılabilir olduğunu savundu (aktaran. Gulick, 1955: 27). Pollard ( 1923: 58) kavramın “hemen hemen hiçbir şey anlamına gelmeyebileceği ve yalnızca farklı insanlar tarafından farklı anlamlarda ya da farklı zamanlarda aynı insanlar tarafından farklı anlamlarda değil bir de aynı zamanda, aynı kişiler tarafından farklı anlamlarda kullanıldığı sonucuna vardı”. Morgenthau (1960: 167) güçler dengesini ayrıntılı olarak tartıştı ve kavramın dört farklı şey anlamında kullanımını itiraf etti. Birileri, bir yazar bu kavramı anlamsız (Guzzini, 2000) olarak bir kenara bıraktığı zaman umutsuzluğa meylederken, bir başkası problemin “onun anlama sahip olmaması değil ama birçok anlama sahip olması olduğunu iddia eder (Claude, 1962: 13; Haas, 1953). Bu kavramsal karmaşanın açıklığa kavuşturulması teşebbüsü bu bölümün kapsamı dışındadır.

Güçler dengesi teorisinin hangi versiyonu olduğundan bağımsız olarak, bu teori bir ilişkiden ziyade bir mülkiyet olarak güç fikri kararlı şekilde işlendi. Diğer türlü olması zor olabilirdi çünkü ilişkisel güç kavramını kullanarak güçler dengesi teorisini yorumlayıcı herhangi bir teşebbüs derhal gücün çok-boyutluluğundan kaynaklanan zorluklarla ve bu boyutların açıklanacağı değerlerin standart ölçülerinin yokluğuyla karşı karşıya kalabilirdi. Sovyetler Birliği’nin yaptığı gibi askeri gücünü arttırmak için iç piyasasındaki kaynaklarını boşaltan bir ülke varsayın, onun askeri gücü, onun ekonomik gücünün azalmasıyla eş zamanlı yükselebilir. Gücün kapsamına ve alanına ekleme yapma zorluğu düşünülürse, toplam güç dengesi üzerindeki net etki nasıl hesaplanır? Guzzini’nin (1998, 2000) kavrama anlamsız demesine yol açanlar tam olarak bu zorluklardır.

Güçler dengesi teorisinin anlamlı olduğu ölçüde, bu, belirli bir politika-ihtimal çerçevesi içinde kullanılan belirli bir güç kaynağı olarak güç kavramsallaştırmasına yani savaş kazanma kabiliyeti bağlamında düşünülen askeri güce dayandırıldı (Claude, 1962;Gulick, 1655; Mearsheimer, 2001; Morghenthau, [1948] 1960; Walt, 1987; Waltz, 1979; Wright, 1965: 743ff). İlişkisel gücün analitik perspektifi, “ ne yapmak için kime Güç?” sorusunu sorar. Güçler dengesi teorisiyle ilgilenmek için bu perspektifi kullanmanın faydalarından biri şu önde gelen iddialara ışık getirmesidir; (1) askeri güç, gücün ölçüsüdür ve (2) savaş kazanmak an önemli şeydir. Yalnızca bu iddialar açıklığa kavuşturulduktan sonra onların hikmetini ortaya çıkaracak verimli tartışmalar yapılabilir.

Çevirmen Hakkında

Feyza Nur Atabay

Marmara Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü Mezunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir