Ana Sayfa / Yazılar / Tarih / Analizler / Göktürkler Devletinde Kuruluş, Yükseliş, Evreleri Üzerine Genel Analiz
tesad tarih masası yazı

Göktürkler Devletinde Kuruluş, Yükseliş, Evreleri Üzerine Genel Analiz

Giriş

Göktürk devleti Türk tarihi için önemli işlere imza atmış büyük bir medeniyettir. Asya Hunlarından gelen, daha sonra Türk ismini yönettiği topraklarla duyuran köklü kültüre sahip devlettir. Türk adını devletin resmi adında ilk kez kullanarak tarihte kendine bir başka şekilde yer bulmuştur. Neticesinde Asya Hunlarından aldığı devlet töresini, inancını, kültürünü, Orta Asya coğrafyasına bırakmıştır. Etrafındaki çeşitli medeniyetlerle ilişkiler kurmuş, tarihin belki en önemli ticaret yolu olan ipek yolunun bir kısmına hâkim olmuştur. İçinde güçlenen çeşitli Türk boylarını bir arada, bir bayrak altında toplamıştır. Gelenekleri kendisinden sonra hâkim olacak olan Türk devlerine model olmuştur. Sonuç olarak, Türk devletlerinin hangi modele benzediği konusunda temel argümanlar bulunmakla beraber Göktürk devletinin sistematik yapısının modern Türk devletlerinin sistemleriyle yüksek oranda benzeştiği söylenebilir.. Türk milletine ad verme şerefi kazanan Göktürklerin tarihi, bağımsız devlet olarak yaklaşık iki yüz yıl sürmüş, yıkılışlarından sonra yine iki asır devam etmiştir. Türk milleti ve kültürü Göktürk Dönemi’nde her bakımdan sistemli bir şekilde ortaya çıkmış, bir bakıma günümüze kadar tarihine yön vermiştir.[2]

 

1. Göktürk Devleti’nin Kuruluş Dönemi

Genel bilgilere bakıldığında Göktürklerin, Hunlardan geldiği onların bir kolu olduğu açıkça belirtilmiştir. İlk yerleşim yerlerinin ise Altaylar olduğu düşünülmektedir. Göktürklerin meydana gelmesi her şeyden önce bir efsane odaklıdır. Ve bu efsanelere çeşitli Çin kaynaklarından ulaşabiliyoruz. (Chou Shu, Suei Shu, Pei Shih, T’ung Tien, Ts’e-fu, Yüan-kuei, Tsu-chih T’ung-chien vs.)[3] Efsanelerden ise en dikkat çekeni kurt atadan türeme olayıdır. Bu olayın bir benzerinin Asya Hunlarında da görülmesi, Türk destanlarına konu olması Göktürklerin, Hunlardan sonra Orta Asya Türk tarihinde kurulmuş bir devlet olduğunu bize açıkça göstermektedir. Bu efsaneyi özetlemek gerekirse;

Göktürkler, Hunların bir boyudur. Komşu devlet tarafından saldırıya uğradı. Küçük büyük, kadın erkek hepsi öldürüldü. Sadece bir oğul sağ kaldı. Küçük olduğu için askerler öldürmeye kıyamadılar. Kollarını ayaklarını keserek bir bataklığın içine attılar. Bir dişi kurt vardı. Her et getirişinde hepsini ona yedirip besledi. Bundan sonra kurtla çocuk münasebette bulundu. Kurt gebe kaldı. O komşu ülkenin kralı çocuğun yaşadığını öğrendi. Tekrar adam gönderip öldürtmek istedi. Askerler tam çocukla kurdu öldürecekken, kurt doğaüstü güçleri olduğu için denizin doğusunda bulunan dağa uçarak gidip kondu. Bu dağ Turfan’ ın Kuzeybatısında idi. Dağın içinde mağaraya benzeyen bir oyuk vardı. Kurt onun içine girdi. Burada on tane erkek çocuk doğurdu. Bunlar büyüdüklerinde dışarıdan evlendiler. A-shih-na, bunlardan birinin adıdır. Birkaç nesil geçince çoğaldılar. Hep birlikte oradan çıkarak Altay Dağları’nın Güney eteklerine yerleştiler. Juan-juanların demir işleri ile uğraştılar. Altay Dağları’nın şekli Miğfere Benzediği için, miğfere de onların dilinde Türk dendiği için unvanları Türk oldu..[4]

tesad tarih masası yazı göktürk

Göktürklerin kuruluş yani varoluş efsanesini kısaca bu şekilde özetleyebiliriz. Kuruluş efsanesinde göründüğü gibi çeşitli motifler bize Asya Hun devletini anımsatıyor. Asya Hun devletinin Orta Asya coğrafyasında bıraktığı, Türk medeniyeti sancağını Göktürkler büyük bir başarıyla taşımış, hatta Türk devletleri açısından model devlet olmuştur. 542 yılında Göktürklerle ilgili olarak başlayan bilgiler, birden bire kesilir, 552’de tekrar başlar. Bu tarihten öncesine dair ifadelere göre Bumin’in boyunun kuvvetlendiğini görmekteyiz. Göktürkler bahsi geçen yıllarda Juan-juan’lara vassal bir şekilde bağlılığını devam ettiriyordu. Fakat ilerleyen yıllarda güçlenen Göktürkler yavaş yavaş bu bağlılığa son vermek için diş geçirmeye başlamıştı. Fakat aynı süre zarfında Töles boyları diye adlandırdığımız bu grubun bir ayaklanması söz konusu olacaktır.[5]  Bu ayaklanmayı Göktürk hakanı Bumin bastırmıştır. Bu bastırma çok büyük bir stratejik hamledir. Geniş açıdan bakıldığında, Töles gücünü itaat altına almıştır. Ve Juan-juan’lara güçlerinin eşit olduğunu fark ettirmiştir.Bunun akabinde Juan-juan devletine karşı bir “Töles” ayaklanması bastıran (546) Bumin’in, Juan-juan hükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek için onun kızı ile evlenmek arzusunun kabaca reddedilmesi üzerine, Batı Tabgaç (Wei) prensesi ile evlendikten (552 başları) sonra, resmen “il-kağan”  unvanını alması ve böylece, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi Ötüken merkez olmak üzere hakanlığın kurulması 552 yılında vaki olmuştur.[6]

Ani bir şekilde Juan-juan’lara saldıran Bumin artık geri dönüşün olmadığını çok iyi biliyordu. Bu şekilde saldırının hemen akabinde Göktürk devleti Türk tarihi sahnesinde kurt başlı sancağı ile kurulmuş bulunuyordu. Bumin kağan devletin kurucusu olmuştur. Kendisi bir demirci ustasıdır. Belki de bu coğrafyada bir demirci ustasının kurduğu devletin etkileri günümüz Türk devlerine kadar gelecekti.Bumin hakkında, Juan-juan’ ları yendikten ve İl Kağan unvanını aldıktan sonra her hangi bir malumata tesadüf edilmemektedir. Bütün kaynaklar bu konuda yetersiz kalmakta ve devletin kuruluşundan hemen sonra öldüğü neticesine varılmaktadır.[7]

2. Göktürk Devleti’nin Yükseliş Dönemi

Devletin kurucusu Bumin Kağan’ın vefatı üzerine oğlu Kara Kağan (K’o-lo) geçti. Fakat Kara Kağan dönemi olduğundan da kısa sürdü. Kara Kağan’ın kardeşi Mukan Kağan’ın tahta geçmesi ile en parlak Göktürk hâkimiyeti dönemi başlamış oldu.Mukan Kağan’ın şahsiyeti hakkında bütün Çin kaynaklarının geçtiği müştereken verdiği zeki, bilgili, taktikçi oluşu, askerini iyi kumanda edişi, olağanüstü cesurluğu tahtta kaldığı yirmi yıl içinde kendini gösterecektir.[8]

Mukan, babası ve ağabeyinin politikasına devam ederek Juan-juanların üzerine saldırma yolunu seçti. Çünkü bu kavim Göktürkler için tehlikeli idi. Aynı şekilde Mukan Kağan’ın iktidarı da sıkıntı altına giriyordu. Türk kağanlığı hâkimiyeti bölgesini terk eden Juan-juan’lar Kuzey Chi devletine sığındı.Göktürkler, iyi bir ticaret anlaşması karşılığında onların Çin’de yaşamalarına razı oldular.[9]Göktürklerin Kuzey Chi devleti ile yakınlaşması bu devletin rakibi Batı Wei devletini bir telaşa düşürdü. Bu iki Çin hanedanlığı arasında Göktürkler ile iyi münasebetler kurma yarışı başladı. Mukan burada tercihini yaptı. Ve ülkesinin eski dostu Batı Wei devleti ile Göktürk devletinin münasebetlerini daha samimi hale getirmek için çalışmalar yapmaya karar verdi.Çin devletinin bir düzen içinde olamaması, iki ayrı hanedanlık ile yönetilmesi Göktürk devletinin yararına olmuştur. Merkezi bir karar alamayan Çinliler her zaman ikili bir görüşte kalmaya mahkûmdu. Kesinlikle Mukan Kağan bu siyasi dağınıklığı çok iyi değerlendiriyordu. Bu iki ayrı Çin hanedanlığının karşısında Asya Hun törelerini istisnasız kullanan, Töles gibi Türk boyları gücünü yanına alan Göktürk devleti siyasi üstünlüğünü Çin topraklarına hissettiriyordu.Mukan Juan-juan’lara olan kinini geri çevirmiyordu. Bu sefer onlara çok ağır bir darbe indirmiştir. Son hükümdar, A-na-kuei’in küçük kardeşi Teng-shu-tse ve yanındakilerdi.[10]Onlar çaresiz bir şekilde Göktürk devletinin dostane ilişkiler sürdürdüğü Batı Wei devletine sığındılar. Batı Wei devleti çaresiz bir şekilde onları geri vermek zorunda kaldı. Mukan kağan son hükümdarı öldürmüştür.

Göktürklerin sağlam bir şekilde devletleştiğini gören Kuzey Chi imparatoru aralarında barış antlaşması olmasına rağmen karşı savunma tedbirleri almaya başlamıştı. Yaklaşık 510 km uzunluğundaki Çin seddini tamir ve yeni duvarlar inşa etmek için bir milyon sekiz yüz bin kişiyi görevlendirdi. [11]550’li yıllar Göktürkler için çok önemlidir. Mukan kağan Kırgızları ve Kıtanları itaat altına almıştır. Aynı zamanda İpek yoluna bu dönemde hâkim olunmuş Göktürk devleti ticaret bakımından parlak bir düzlüğe girmiştir. Akhun (Eftalit) devleti tarih sahnesinden silinmiş, İpek yolunda söz sahibi olunmuştur. Akhun seferi büyük ihtimalle İstemi Yabgu ile birlikte gerçekleştirildi.[12]

Akhun devletinin yıkılması ile Göktürkler ile Sasani iş birliği süreci ortaya çıktı. İki devlet bu dönemde etkili iletişimde bulundular. İstemi Yabgu ’nun kızı İran sarayına imparatoriçe oldu.[13]

Sasani devleti ile Göktürklerin iş birliği çok uzun sürmedi. Anuşirvan’ın memnuniyetsizliği ve Göktürk elçilerini sebepsiz yere öldürmesi artık Göktürkler için bitiş noktasıydı. Göktürk devleti bu olaydan sonra Bizans devleti ile siyasi anlamda iş birliği fikrinin üzerine gitti. Bunun üzerine İstemi Yabgu, Bizans’a döndü ve İstanbul’a Soğdlu ipek taciri ve diplomat Maniakh[14] başkanlığında bir heyet gönderdi[15]. İmparator II. Justinos, İstemi ’nin mektubunu Türkçe okutmuştur. Fakat Bizans ile ilişkiler daha sonra soğumuştur. Özellikle İstemi yabgunun vefatında yas halinde olan Göktürklerin rahatsız edilmesi en önemli faktörlerden olmuştur.Mukan Kağan döneminde Göktürk devleti ciddi bir şahlanış içine girmiştir. En önemlisi Töles boyarının bütün Türk boyları ile bağlanmaları ve Çin’in baskı sürecine alınması, aynı zamanda Soğdlular ile yapılan ticari ilişkilerde Göktürklerin pazarlarının ve ekonomilerinin süreklilik anlamında yükselişi söz konusu olmuştur. Tüm bu sıralanan olaylar Mukan kağan dönemini, Göktürklerin parlamasını sağlaması olaylarıdır. Mukan, ölmeden önce oğlu Ta-lo-pien yerine kardeşi Taspar’ı (T’a-po) tahta vasiyet etti.[16] Çok güçlü bir devlete kağan olmuştur. Her anlamda Orta Asya bölgesinde ağırlığını hissettiren Göktürkler, kuvveti ile Çin devletini zora sokmuştur. Taspar hakkında Çin kaynaklarındaki ilk kayıt “Mukan Kağan zamanından beri onun ülkesi çok kuvvetli olduğu için, Çin’i zora sokan, sıkıştıran” şeklindedir.[17]Göktürk devletinde meydana gelen bu taht değişikliği Çin’de hazır bulunan iki hanedanlığında yakın takibindeydi. [18]Taspar çok kuvvetli bir devletin tahtına oturmuştur. Ve Çin yönetiminde bulunan iki hanedanlık sülalesini de itaat altına almayı başarmıştır. Bu arada devletin çatırdamasına yol açtı. Çok tehlikeli bir girişime yola meydan verdi. Devletinin Çin gibi zengin ve kalıcı olacağı düşüncesine kapılarak, Budizm’in etkisinde kaldı.Bir Budist pagodası (yüksek tapınak) yaptırttı ve Nirvana Sutra gibi, adı geçen dinin kutsal kitaplarını Türkçeye çevirtti. (575 yılı).[19]Taspar Kağan’ın bu girişimini Türk devlet töresine yani, Asya Hun devletinin devamı olan bir medeniyete kabul ettirmesi oldukça zordu. Kaldı ki, din değiştirme girişimini başaran tek Türk hükümdar Uygur devrinde Bögü Kağan’dır.[20]Ama halkın ve meclisin (toy) bunu benimsemekte sıkıntı çıkarması hakanın elindeki gücü almış ve Göktürk devleti askeri, siyasal, sosyal anlamda bir çöküş evresine girmek durumunda kalmıştır. Bu olay Orhun[21] ve diğer kitabelerde açıkça anlatılmıştır. Becerikli iş bilen aynı zamanda yüce Gök Tanrı tarafından kutsanmış bu hakanların arından beceriksiz hakanların gelmesi Göktürk devletinin sonu olarak tarihe not düşülmüştür.

 

Sonuç

Esas olarak Göktürklerin tarih sahnesinde var olması, Asya Hun devleti medeniyeti ve kültürünün açıkça bu devletin tüm sosyal, siyasal alanlarına yansıması şüphesiz Türk tarihi için en önemli sayfalarından, örneklerinden birisidir. Türklerin bağımsızlığına düşkün bir millet olduğunu anlıyoruz, fakat boyların kendi aralarında birlik içinde hareket kabiliyeti geliştirdiği zaman siyasal sonuçlar aldığını da önemli olarak tasdik ediyoruz.

Hülasa, Göktürklerin kuruluşunda Töles boylarının itaat altına alınması, bu Türk boyları ile Juan-juanların etkisiz hale geldiği de açıkça ortadır. Burada en önemli isim devletin yabgusu, İstemi Yabgudur. Çünkü hiçbir zaman bağımsızlık aklına olmamış her zaman devletin ağır sözlerini söylemiştir. Belki de devlet; kurucusu Bumin kağanın vefatının akabinde, Mukan Kağan döneminde en parlak dönemini yaşayıp, tarihi ipek yolunda söz söylemiş ise şüphesiz büyük amca[22] sayesinde ve kararlığında olmuştur. Devletin kuruluşu, yükseliş evresi genel analiz bakımından ele alınmış ve çeşitli çıkarımlar geliştirilmiştir.

Kaynakça

Kaynakça

AlkanC. Alkan, B. Y. Türklerin Serüveni, Az Kitap, (2018), İstanbul, S.48.

Kafesoğlu, İ. Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, (1977),Ankara, S.96, 98,.

Öztuna, Y. Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Türkler, Babıali Kültür Yayıncılığı, (2012),istanbul, S.21.

Taşağıl, A. Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, (1995), Ankara, S.19, 29.

Taşağıl, A.Göktürkler Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayınları, (2002),İstanbul, S. 2, 29.

Taşağıl, A. Kök Tengri’nin Çocukları,Bilge Kültür Sanat, (2013), İstanbul, S.125,133.

Dipnotlar

[1]Karabük Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih bölümü Öğrencisi.

[2] A. Taşağıl, Göktürkler Türk Tarih Kurumu, Yeni Türkiye yayınları, 2002, s. 29

[3]A.Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, 2013, s. 125

[4] A.Taşağıl,Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat 2013, s. 125

[5] Töles boyları ana hatlarıyla; Genel Türk boylarına verilen isimdir. Bu boylar Göktürklerden sonra Uygur devletinin kuruluşunda da yer alacaklardır.

[6] İ. Kafesoğlu,Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, s. 96

[7]A. Taşağıl,Göktürkler Türk Tarih Kurumu,Yeni Türkiye Yayınları, 2002, s. 18

[8]A. Taşağıl, , Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, s. 19

[9]A. Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat , 2013, s. 129

[10]A. Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları , Bilge Kültür Sanat, 2013, s. 129

[11]A. Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat 2013, s. 129

[12]A. Taşağıl,Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, s. 20,21

[13]İ. Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 1977, s. 97

[14] Maniakh, Soğd asıllı bir elçidir. Tarihte bu, Orta Asya’dan Doğu Roma’ya giden ilk resmi heyetin başkanıdır.

[15]İ. Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü,Ötüken Neşriyat , 1977, s. 98

[16]A. Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat , 2013, s. 133

[17]A. Taşağıl, Göktürkler I, Türk Tarih Kurumu, 1995, s. 27

[18] C. Alkan, Türklerin Serüveni , Az Kitap, 2018, s. 36

[19]A. Taşağıl,Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, 2013, s. 133

[20] C. Alkan, Türklerin Serüveni  Az Kitap ,2018, s. 48

[21] İlim tarihinin harikulâde keşiflerinden birine konu  olan kitabeler, Baykal Gölü’nün güneyinde,  şimdiki Moğolistan topraklarında, Göktürkler ’in merkezi Ötüken yakınlarındaydı. “Göktürk Alfabesi” denen millî Türk alfabesiyleyazılmıştı. Öztuna, Cumhuriyet Dönemi Öncesi Türkler,Babıali Kültür Yayıncılığı, 2012, s. 21

[22] Büyük amca benzetmesi, İstemi Yabgu için kullanılmıştır.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Arda İsmail Karaaslan

Arda İsmail Karaaslan
TESAD Tarih Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir